10/10
·202 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2026 15:50
Bir kitabı bitirdiğinizde elinizde kalan tek şey hikâye olmaz bazen. Bazı kitaplar bittiğinde insanı bir sessizliğe iter, etrafındaki teknolojik gürültüden tiksindirir ve gidip kütüphanesindeki tozlu raflara sarılma isteği uyandırır. Fahrenheit 451 benim için tam olarak böyle bir deneyimdi. Yevgeni İvanoviç Zamyatin’in Biz'i, Aldous Huxley’nin Cesur Yeni Dünya'sı ve George Orwell’in 1984'ü ile birlikte "Kara Dörtleme" olarak anılan bu dev eserin, neden içlerinde beni en çok sarsanı olduğundan biraz bahsetmek istiyorum. Her şey aslında Bradbury’nin bir akşam arkadaşıyla yürüyüş yaparken bir polis arabasının yanlarında durup "Ne yapıyorsunuz?" diye sormasıyla başlıyor. Sadece yürüyor olmanın şüpheli bir eylem sayıldığı o andan duyduğu öfkeyle "Yaya" isimli bir öykü yazmış. Sonra o öyküdeki yaya karakterini almış, cinsiyetini değiştirmiş ve karşımıza Clarisse McClellan çıkmış. Clarisse, etrafındaki kerosen kokulu itfaiyeci Montag’a o can alıcı soruyu soran çocuk: "Mutlu musun?" Kitabın ilk taslakları, UCLA kütüphanesinin bodrum katında, yarım saati 10 sente kiralanan daktilolarda, büyük bir aceleyle ve "içsel mantığa" sadık kalarak yazılmış. Belki de kitabın o nefes nefese bırakan, sürükleyici ritmi o daktilo odasındaki aceleden geliyordur. Kitabın ismi için Bradbury epey kafa patlatmış. Bir ara "İtfaiyeci" demiş, sonra "Gece Yarısından Çok Sonra"da karar kılmış ama içine sinmemiş. Sonra kendisine, "Kitaplar kaç derecede tutuşup yanar?" diye sormuş ve ardından bilim insanlarını aramış, kimse kağıdın kaç derecede tutuştuğunu net söyleyememiş. En son bir itfaiye şefine sormuş ve o cevabı almış: "451 Fahrenheit". İşte o andan itibaren bu rakam, tarihin en hüzünlü ve en sert rakamlarından biri haline gelmiş. Bradbury’nin 1953’te (yazım süreci 1950'ler) hayal ettiği dünya, bugün penceremizden baktığımız
1000Kitap
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,4bin okunma
Puan vermedi
Yirmi Dokuzuncu Lem’a’dan İKİNCİ BAB Bu İkinci Bab, "Elhamdü lillâh" hakkındadır. İkinci Bab ile tâbir edilen şu risalecikte "Elhamdü lillâh" cümlesini insanlara dedirten imanın sonsuz fayda ve nurlarından, yalnız dokuz tane beyan edilecektir. Birinci nokta: Evvelâ iki şey ihtar edilecektir. 1. Felsefe, herşeyi çirkin, korkunç gösteren siyah bir gözlüktür. İman ise, herşeyi güzel, ünsiyetli gösteren şeffaf, berrak, nuranî bir gözlüktür. 2. Bütün mahlûkatla alâkadar ve herşeyle bir nevi alışverişi olan ve kendisini abluka eden şeylerle lâfzan ve mânen görüşmek, konuşmak, komşuluk etmeye hilkaten mecbur olan insanın sağ, sol, ön, arka, alt, üst olmak üzere altı ciheti vardır. İnsan, mezkûr iki gözlüğü gözüne takmakla, mezkûr cihetlerde bulunan mahlûkatı, ahvâli görebilir. Sağ cihet: Bu cihetten maksat, geçmiş zamandır. Binaenaleyh, felsefe gözlüğü ile sağ cihete bakıldığı zaman, mâzi ülkesinin kıyameti kopmuş, altı üstüne çevrilmiş, karanlıklı, korkunç, büyük bir mezaristanı andıran bir şekilde görünecektir. Ve bu görünüşte insan pek büyük bir dehşete, vahşete, meyusiyete maruz kaldığında şüphe yoktur. Fakat iman gözlüğüyle o cihete bakıldığı zaman, hakikaten o ülkenin altı üstüne çevrilmiş bir şekilde görünürse de, fakat can telefi yoktur. Mürettebatı, sâkinleri daha güzel, nuranî bir âleme nakledilmiş oldukları anlaşılıyor. Ve o kabirler, çukurlar da, nuranî bir âleme girmek için kazılan yeraltı tünelleri şeklinde telâkki edilecektir. Demek imanın insanlara verdiği sürur, ferahlık, itmi’nan, inşirah, binlerce "Elhamdü lillâh" dedirten bir nimettir. 649 / 655 Sol cihet: Yani, gelecek zamana, felsefe gözlüğü ile bakıldığı zaman, bizleri çürütecek, yılan ve akreplere yedirip imha edecek, zulümatlı, korkunç, büyük bir kabir şeklinde görünecektir. Fakat iman gözlüğüyle
Din
Lem'alarBediüzzaman Said Nursî · Envar Neşriyat · 20115,7bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ahhh üzümlü kekim Xu Sanguan
9/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
Nasıl güzeldin nasıl beni derinden etkiledin sen böyle kanını satan adam Xu Sanguan Küçük ve yoksul bir kasabada kendi halinde yaşayan Xu Sanguan iki arkadaşı Genlong ve A Fang ilkkanı satmaya gittiğinde genç bir delikanlıydı. Kanını nasıl satması gerektiğini ilk arkadaşlarından öğrenmişti, kanını satmadan önce ne yapması gerektiğini, kan alım şefine nasıl davranması gerektiğini, hediyelerle onun gönlünü feth etmesi gerektiğini. Kanını sattıktan sonra ne yiyip ne içmesini de arkadaşlarından öğrenmişti. Ve kanını ilk sattığı zaman parayla ne yapacağına da karar vermişti, evlenecek bir kız bulacaktı kendine, bulduda Xu Yulan namı değer “Kızarmış Börek Güzeli” evlenip üç tane erkek çocukları oldu. Ama yoksulluk ipek fabrikasında çalışan Xu Sanguan peşini bırakmadı ilk evlenmek için kanını sattığında bir dahanı satmayacaktı. Ama sonrasında ailesini geçindirmek için sattı kanını, yıllar geçip büyüdüğünde de sorunlar ve dertler peşini bırakmayınca kanını yıl yıl satmaya devam etti.  Kanıyla kurduğu ailesini kanıyla besledi, ve bir gün kendisi için kanını satmak istediğinde artık kimsenin onun kanına ihtiyacı yoktu. Az güldüren çok düşündüren bir eser okudum kitap dostlarım, çok güzeldi, severek okudum okumak isteyenlere de şiddetle tavsiye ediyorum. Bir babanın ailesi için yapamayacağı hiçbir şey yoktur, bunu eseri okuduktan sonra daha iyi kavradım okumak isteyenlere şimdiden keyifli okumalar.
Edebiyat
Kanını Satan AdamYu Hua · Jaguar Kitap · 20184,417 okunma
10/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 59. kitabı
Yirmibirinci Lem'a İhlas hakkında (Onyedinci Lem'anın Onyedinci Nota'sının yedi mes'elesinden Dördüncü Mes'elesi iken, ihlas münasebetiyle Yirminci Lem'anın İkinci Nokta'sı oldu. Nuraniyetine binaen Yirmibirinci Lem'a olarak Lemaat'a girdi.)Bu Lem'a lâakal her onbeş günde bir defa okunmalı.بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِوَلَا تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ ر۪يحُكُمْ ٭ وَ قُومُوا لِلّٰهِ قَانِت۪ينَ ٭ قَدْ اَفْلَحَ مَنْ زَكّٰيهَا ٭ وَ قَدْ خَابَ مَنْ دَسّٰيهَا ٭ وَلَا تَشْتَرُوا بِاٰيَات۪ى ثَمَنًا قَل۪يلاًEy âhiret kardeşlerim ve ey hizmet-i Kur'aniyede arkadaşlarım! Bilirsiniz ve biliniz: Bu dünyada, hususan uhrevî hizmetlerde en mühim bir esas, en büyük bir kuvvet, en makbul bir şefaatçı, en metin bir nokta-i istinad, en kısa bir tarîk-ı hakikat, en makbul bir dua-yı manevî, en kerametli bir vesile-i makasıd, en yüksek bir haslet, en safi bir ubudiyet: İhlastır. Madem ihlasta mezkûr hâssalar gibi çok nurlar var ve çok kuvvetler var.. ve madem bu müdhiş zamanda ve dehşetli düşmanlar mukabilinde ve şiddetli tazyikat karşısında ve savletli bid'alar, dalaletler içerisinde bizler gayet az ve zaîf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde, gayet ağır ve büyük ve umumî ve kudsî bir vazife-i imaniye ve hizmet-i Kur'aniye omuzumuza ihsan-ı İlahî tarafından konulmuş; elbette herkesten ziyade bütün kuvvetimizle ihlası kazanmaya mecbur ve mükellefiz ve ihlasın sırrını kendimizde yerleştirmek için gayet derecede muhtacız. Yoksa hem şimdiye kadar kazandığımız hizmet-i kudsiye kısmen zayi' olur, devam etmez; hem şiddetli mes'ul oluruz. وَلَا تَشْتَرُوا بِاٰيَات۪ى ثَمَنًا قَل۪يلاً âyetindeki şiddetli tehdidkârane nehy-i İlahîye mazhar olup, saadet-i ebediye zararına manasız, lüzumsuz, zararlı, kederli, hodfüruşane, sakil, riyakârane bazı hissiyat-ı süfliye ve menafi'-i
Alıntı
Lem'alarBediüzzaman Said Nursî · Söz Basım Yayın · 20205,7bin okunma
10/10
·69 syf.·
2026 5. kitabı
İnsan ve Hayat dergisinin Ocak sayısını okurken kendimi sıradan bir dergi okumasından ziyade, manevi bir yolculuğun içinde buldum. Bu ayki sayı, Şırnak’taki Cudi Dağı ve Sefine bölgesi üzerinden Hz. Nuh aleyhisselâmı anlatıyor. Sayfalar ilerledikçe zaman geriye doğru aktı ve ben de Nuh aleyhisselâmın yaşadığı çağlara doğru yürüdüm. Cudi Dağı’ndan Cizre’ye uzanan anlatım, sadece bilgi vermiyor; oraların dokusu, havası ve ruhu da satırlara sinmiş. Cizre’ye ilk bakış, sokakları, camileri ve özellikle Ulu Cami manzarası öyle güzel anlatılmış ki, gitmeden görmüş gibi oldum. Bazı detaylar var ki zihnimde hemen yer etti. Kavrulmuş karpuz çekirdeği gibi küçük bir ayrıntı bile bölgenin kültürünü ve sıcaklığını hissettirdi. Esselam’ın kabrinin ziyareti anlatılırken ise sanki ben de oradaydım; o manevi havayı satır aralarından hissettim. Dergide beni en çok etkileyen bölümlerden biri, Atlantik’i 89 defa geçen denizci kaptan Mahmut Mutasım Yazıcı’nın namaz vakitleri rasadı oldu. Denizlerde kaptanlık yaparken namaz vakitlerine gösterdiği hassasiyet ve bu konuda yaptığı çalışmalar beni derinden etkiledi. Nergis çiçeği bölümü,“Neden okuruz sahiden?” sorusunu bırakan Okumayan Adamın Günlükleri yazısı ve kıyasın insanı nasıl yorduğunu anlatan Kıyas Anatomisi bölümüyle bu ayki sayı, beni durdurup düşünmeye sevk etti. Bu ay İnsan ve Hayat dergisi, sadece okunan değil; hissedilen ve iz bırakan bir sayı oldu. Kitapla kalın efendim ..
İnsan Ve Hayat - Sayı 191 (Ocak 2026)İnsan ve Hayat Dergisi · Çamlıca Basım Yayın · 202522 okunma
5/10
·346 syf.··
2026 2. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2026 00:00
Cash Wall, özellikle lise olmak üzere Glenna Dobbs'a okul hayatı boyunca zorbalık yapmış, kasabanın sevilen altın çocuğu. Glenna'nın gazeteci babası kasabanın çok sevdiği polis şefinin yasadışı işleri olduğunu ifşalıyor. Glenna babasını korumak için haberi kendisi kaleme almış gibi yapsa da kasabalılar polis şefine iftira attıklarını düşünerek aileyi dışlıyor. Bu polis şefi aynı zamanda Cash'in vaftiz babası ve Wall ailesi de kasabada çok seviliyor. İşin diğer yüzü ise Cash, aslında çocukluğundan beri Glenna'yı seviyor. Sadece her şeyi eline yüzüne bulaştırıp duruyor. Glenna sevgilisinden ayrılınca Cash son bir hamle yapıyor ve onu kasabaya karşı koruyacak kişi olmayı öneriyor. Hikayesinden zaman zaman keyif alıp genel olarak sıkıntısız okudum, bitirince ise hemen unuttum. Cash'in kasabanın favori şapşal, haylaz çocuğu havasını çok sevdim. Bunun dışında her şey ortalamaydı.
Against a WallCate C. Wells · Independently Published · 20212 okunma