Hissiz, şuursuz toprak, sizin rızkınızı düşünüp şefkat etmek kabiliyetinden pek uzak olduğundan, toprak kendi kendine açılmıyor, birisi o kapıyı açıyor, nimetleri ellerinize veriyor. Hem otlar, ağaçlar sizin rızkınızı düşünüp merhameten size meyveleri, hububatı yetiştirmekten pekçok uzak olduğundan, âyet gösteriyor ki, onlar bir Hakîm-i Rahîm'in perde arkasından uzattığı ipler ve şeritlerdir ki, nimetlerini onlara takmış, zîhayatlara uzatıyor. İşte şu beyanattan Rahîm, Rezzak, Mün'im, Kerim gibi çok esmanın matla'ları görünüyor.
Psikolojik sınırlarımızı yoklarken ve zorlarken bence unutmamamız gereken en önemli şifre şudur: Biz bu dünyaya sadece "iyi hissetmek" için gelmedik; aksine, ne olursa olsun "iyice hissetmek" için geldik. İster olumlu, ister olumsuz olsun, tüm duygular hayatın vazgeçilmezleridir ve olumsuz olanları uyuşturan her şey, bizi eninde sonunda kendine esir eder.
İnsanlar bizi sevdikleri zaman, davetimizi de severler. Eğer biz kötü örnekler olursak, başkaları niçin kendi hallerini bırakıp bize benzemeye çalışsın ki?
onların kalpleri de
seninki gibi sanıyorsun
herkes o kadar yumuşak
o kadar şefkat dolu olamaz oysa
oldukları gibi
görmüyorsun insanları
olabilecekleri gibi
görüyorsun