1000Kitap Logosu

şekere dikkat

400 syf.
·
10/10 puan
Müslümanların okuması gereken bir kitap! Gıdalar üzerinden oynanan oyunları, nelere dikkat etmemiz gerektiğini tarihten ve asrı saadetten örneklerle de açıklıyor. Farkında olmadan yediğimiz haram maddeler ahlakımızı ve imanımızı hatta düşünce gücümüzü bile bozabilir. Daha sağlam bir kafa ve kalp için, okuyun derim. :) Kesinlikle un eleklerine ve rafine şekere bakış açınız değişecektir :)))
Şeytan Ye Diyor!
8.9/10
· 100 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
6
176 syf.
·
8 günde
·
10/10 puan
Yaş ilerleyince beden de yorgunluklarını ifade etmeye başlıyor, muhakkak bir yerlerde, birşeylerde bir aksama, bir iz, bir belirti. Benim hayatımın en büyük hastalığı 7 sene önce yaşanmıştı, bir haftadan fazla süren bir hastalıkla tansiyonumun neden yükseldiği, neden düşürülemediği bir türlü ortaya çıkmamış, herşey boşa gitmişti, ta ki evimizin hemen yakınındaki hastaneden bir doktor rahatsızlığımın aslında migren olduğunu söyleyinceye dek. İşin ilginci annem 30 sene boyunca migren hastası olarak yaşamış, babam annemi doktordan doktora taşımış, akupunktur dahil bir sürü tedavi, hatta alternatif tedavi ile ile temas etmişse de nihai anlamda başarılı olamamıştı. Sonu: annem 30 sene boyunca hapçı olarak yaşadı. Günde 2 adet avamigranle yaşadı, 30 sene sonra ise hipertansiyon hastası olduğu ortaya çıktı. Düşünebiliyor musunuz? Bana migren teşhisi koyan sevgili doktor, genç birisiydi, ve samimiydi, kendi cahilliğimle onun gençliği elele, ben de artık bir migren hastası olarak senelerce ayda 3 adeti geçmemek üzere relpax ya da migrex ilacı kullanmaya başladım. Bu senenin mart ayında acilde ölüyordum, şaka maka değil, gerçekten ölüyordum, çünkü tansiyonumu düşüremiyorlardı, ne yaptılarsa düzelmedi, tabii acı gerçek şöyle ortaya çıktı: aslında migren hastası değildim, aslında hipertansiyonum vardı ve kullandığım migren ilacı aslında kalp krizini tetikleyen oldukça tehlikeli bir ilaçtı.Annemle aynı kader. Hipertansiyon tespiti ve doktor muayene ve tetkikleri sonrası hayatımdaki en güzel şey, tabii dodi'min ölümüyle allak bullak ve ardından teyzemin vefatıyla tamamen güzelliğini kaybetmek üzere, başağrılarımın bitmesi oldu. Artık gece yarıları mide bulantılarıyla, baş ağrılarıyla, enseden ya da şakaklardan taarruza geçen ataklarla, ağrılarla uğraşmıyor, mışıl mışıl uyuyordum. Üst üste iki ölüm yaşayıp serseme dönmüş haldeyken bile, bütün yas ağlamaları, taziyeler, ölüm haberinin verilişi,ya da hastanede ölüm beklerken dahi bile ilacın faydasını gördüm. O günden bugüne, yani aylardır başağrısız bir hayatla devam ediyorum. Prof Dr. Tekin Akpolat'ın bu kitabı, sitemizden Oblomov adlı arkadaşın bir önerisi ve kitap hipertansiyonla yaşamak zorunda kalan insanlara yol arkadaşı olmak ve krizi fırsata çevirmek için bir vesile olarak düşünülmüş bir eser. Oblomov da ben de aynı dertten muzdarip olduğumuz için bizim için çok güzel bir derleme olmuş diyebilirim. Kitapta çok bilgi var, çok öneri var, dikkat edilmesi gereken çok nokta var. Hipertansiyon öncelikle kalbimizin kan pompalamasındaki basınçla ilgili bir rahatsızlık, kan basıncının kabul gören ölçüsü 12/8. Tansiyonumuz yani kan basıncımız yüksekse buradaki değerler yükseliyor. Düşükse kan basıncımız olması gerekenden daha düşük oluyor. İkisi de problem. Stres, sıkıntı gibi, fazla fiziksel aktivite gibi geçici sebeplerle tansiyon yükselebiliyor ya da artabiliyor, bu yüzden bunlar gerçek belirleyici özelliği göstermiyor. Ancak en yaygın hastalıklardan birisi olan hipertansiyonun en önemli özelliği kendini belli etmemesi. örneğin ben 22 tansiyonla yaşadığımı bilmiyordum. Vücut yaş ve direnç özelliği, genetik artılar sayesinde bu yükü taşıyabilir, ama bir gün çökmesi de kaçınılmaz. Çoğumuz kan basıncımızı ölçtürmediğimiz ya da düzenli takip ettirmediğimiz için bu hastalığa sahip olup olmadığımızı bilmiyoruz. Zaten kötü olan da bu: hastaların çoğu farkında değiller, aslında tansiyon hastası olsalar da haberleri yok, çünkü vücut kan basıncı yükünü taşıyor...ta ki bir gün çökene dek. Hipertansiyonun iki çeşiti var: 1. esansiyel yani primer tansiyon yani sebepleri belli olmayan, hastalığa ya da bedende bir aksama bağlı olmayan tansiyon 2. başka hastalıklar sebebiyle başgösteren hipertansiyon. Hipertansiyon hastalarının %90-95'i birinci gruptan geliyor, ve bir çoğunun hasta olduklarından haberi olmayabiliyor bile. Prof. Akpolat hemen çözümleri sıralıyor: 1- Düzenli olarak kan basıncımızı ölçeceğiz. Ben tansiyonum yükselince anlıyorum ya da artık tansiyonum yükselmiyor, demek yok. Düzenli ölçüm yapılacak. 2- Hareket edeceğiz. en basiti: yürümek. Bu konuda her gün bu çalışmayı yapamazsak bile birkaç günümüzü mutlaka ayıracağız. Adımsayar programlar ile olayı takip konusunda ısrarcı olacağız. 3- Şekere veda ediyoruz. Hepsini aynı anda bırakamazsak bile parça parça, ama kararlı olarak bunu yapacağız. 4- Tuza veda edeceğiz. Tuza veda etmek demek sofradan tuzu kaldırmak demek değil. Sofradan kalksa bile ekmekten yemeklere dek herşeyde tuz var. 5.000 sene önceki insanların günlük tuz tüketimi 150 gr. civarı. Günümüzde sadece ekmekte 1 gr tuz var. Düşünün. Tuz şekerden bile daha önde geliyor önem açısından. Mutlaka bırakmak zorundayız. 5- İçki içenler içkiyi bırakmak zorunda. 6- Sigara içenler sigarayı mutlaka bırakıyor. 7- Stresle mücade edeceğiz. Bu konuda %100 hakimiyet zor, ama elden geleni yapabilmek gerekiyor. 8- İlaçlarımızı genelde aynı zamanda almaya çalışacağız. Kendi istediğimiz gibi ilaç kullanımını değiştiremeyiz. Kitap kan basıncı nasıl ölçülür, hangi aletler kullanılabilir, nelere dikkat etmeliyiz gibi bir çok noktayı aydınlatıyor. Kitapta profesörün özellikle, tekrar tekrar altını çizdiği noktalar ise kesinlikle ama kesinlikle düzenli kan basıncı ölçümü yapılması ve bunların takibi(e-nabız sitesinde devlet artık şeker, tansiyon, kalp atışı ölçümlerini kaydediyor ve bunları doktorlar görebiliyor). Kesinlikle hareket ve spor, özellikle de düzenli yürüyüş egzersizleri, örneğin günde 10,000 adım atarak yürümek. Bir de muhakkak ama muhakkak tuzun hayatımızdan çıkarılması. Bu üçü en çok tekrar edilen, en çok altı çizilen noktalar. Su tüketimi, ilaç kullanımında önemsenmesi gereken noktalar gibi başka önemli konular da dile getiriliyor. Prof. Akpolat eğer yaşama biçimimizde gereken değişimleri sağlayabilirsek yani çıtayı yükseltebilirsek ilaç kullanımımızda azalmalar meydana gelebileceğini ama bunun asla doktorların müdahalesi ve izni olmadan gerçekleşmeyeceğini söylüyor. Yani aslında iyileşmek mümkün, ama hayatımızı sağlıklı bir şekilde özetle yukarıda yazılan şekilde yeniden biçimlendirmek zor. Bu yüzden ilaçsız hayat zor gibi.
İyi Ki Tansiyonum Çıktı
Okuyacaklarıma Ekle
2
32
GLÜKOZ Glükoz beynin en gözde yakıtıdır. Gün boyunca tatmin edici bir seviyede işlevlerini yerine getirmesi için şekerin beyne düzenli olarak iletimi gereklidir. Hızlı salınan karbonhidratlardan (örneğin, beyaz şeker, beyaz ekmek, şeker, bisküvi ve kek) ne pahasına olursa olsun uzak durulmalıdır, çünkü çabucak glü-koza dönüşüp beyni azar azar beslemektense şekere boğarlar. Bu sebepten, gazlı bir içecek içtikten sonra kısa süreliğine “canlı” hissetseniz de bu enerjiklik halini genellikle bir “baygınlık” takip edecek, bu da dikkat sürenizi azaltacak ve şiddetli bir asabiyete yol açacaktır. En iyi glükoz kaynakları; kepekli pirinç, meyve, sebze, tam buğday makarnası ve yulaf ezmesi çorbası gibi yavaş salınan karbonhidratlardır.
1
160 syf.
·
Beğendi
·
10/10 puan
byerbayenes
Canan Hocamın boş beleş bilgiler vermediğine bir kez daha emin oldum. Eğer kitap okumayı biliyorsanız dostlar sizde sağlıklı bir kaynakça arıyorsunuzdur. Kitap hocamız yine çok mühim ama gözden kaçırdığımız meselelere dikkat çekmiş. Mesela şu şeker meselesi beni iyice tedirgin etmeye başladı etrafımda şekere meyilli herkese telkin etmeye başladım. Şeker benim için Vatan Haini derecesine gidiyor Şaka bir yana Bizim Sağlık Bakanlığımız Uyuyor Bunuda Farketmiş Olduk. Sağlıklı Günler
Karatay Diyeti
Okuyacaklarıma Ekle
DR. MEHMET ÖZ'DEN ÖĞÜTLER
1. Sigara içeni ameliyat etmem. Sigarayı bırakmayan hastayı kesinlikle tedavi etmem. Sigaranın belki de en büyük düşmanlarından biriyim. Çünkü insani öldüren bir şey. Hasta kendini öldürmeye karar verdiyse ben ne diye onun için uğraşayım ki, şifa bekleyen onca hasta var, enerjimi onlara harcarım. 2. Sevgisiz insanin kalp riski yüksek. İnsanlara severek kızarım. Herkesin de böyle yapmasını tavsiye ederim. Çünkü sevgisiz, kötülük düşünen, beddua ve küfür eden insanın kalp krizi riski ve ölüm oranı çok daha yüksek. 3. Dua etmek insanı iyileştirir. Ben inançlı biriyim. Her ameliyatımda mutlaka dua ederim. Bence duanın, meditasyon, şifa gibi, iyileştirici özelliği var. Ameliyat sonrası hastalarıma da mutlaka dua ettiriyorum. Bunun sağlıklarına çabuk kavuşmalarında müthiş bir etkisi var. 4. Doğu tıbbı çok gerekli. Ben de "klasik" tip adamıyım ama alternatif yani tamamlayıcı tıp yöntemlerini reddetmiyorum. Akupunktura yüzde 100 inanıyorum. Çinliler bu minnacık iğnelerin sırrını çözmüş. Ama bu tür tamamlayıcı tedavilerde insanın istemesi çok önemli. Doğu tıbbında özgür irade ön planda. 5. İdeal sağlık göstergesi olarak, kadınlar için ideal bel ölçüsü 82 santimdir. Eğer 93 santimi geçerseniz, sağlık riskiniz artar. Erkekler için ideal ölçü ise 88.5 santimdir. 101 santimden yukarısı sağlık riski demektir. 6. Hipnoz etmeden ameliyat etmem. Ben ve ekibim ameliyatlarım öncesinde hipnoz kullanıyoruz. Çünkü hasta heyecanlanıp kalp krizi geçirebiliyor. Sakinleştirici verdiğimde de sorunu geçici olarak çözmüş gibi oluyorum ama kökenine inmediğim için problem devam ediyor. O nedenle hipnoz yapıp sorunun kaynağına iniyorum. Hasta daha çabuk sağlığına kavuşuyor. 7. Her gün aspirin içmeli. Hayatımda ilaç kullanmadım. Zorda kalmadıkça kimseye de tavsiye etmem. Ama herkese her gün mutlaka bir aspirin içmesini salık veriyorum. Ben de içiyorum. Aspirinin kanı sulandırdığını biliyorduk ama simdi yeni faydalarını da öğreniyoruz. Örneğin, vücuttaki birçok doku tahrişini önlediğini yeni öğrendik. Aspirin ömrü uzatıyor. Sağlıklı Beslenme Dikkat Edilecek Önemli Konular Çay yerine ıhlamur içilmeli. Günde en fazla iki çay ya da kahve içebilirsiniz. Fazlası zararlı. Ancak ıhlamur kesinlikle zararlı değil, dilediğiniz kadar için. Sarımsak müthiş bir bitki... Vücudu koruyan hücreleri destekliyor,tansiyonu düşürüyor. Sarımsaktan çıkan maddeyi yüksek tansiyonlu kişiye kullandığımızda, tansiyonu hemen düşüyor. Her gün birkaç diş sarımsak yenmeli. Başka bir mucize sebze de ayşekadın fasulye. Türkiye`de bol üretilen bu sebze bence her öğün, özellikle de çiğ olarak mutlaka sofrada bulunmalı. Vücuda müthiş yararlı bir bitki. Semizotu da içindeki Omega 3 nedeniyle son derece faydalı. Çiğ yenirse, daha da yararlı. Biz her gün ailecek öbek öbek çiğ semizotu yiyoruz. Et yiyecekseniz, yanında mutlaka çiğ domates de olmalı. Çünkü domatesin içindeki Lcyopin adli antioksidan, etteki zararlı Omega 6`ları yararlı hale dönüştürüyor. Kayısı çok yararlı ancak günde bir avuçtan fazla yenmemesi gerekiyor. Karpuz ve kavunda ise ince bir dilim tercih edilmeli. Üzüm ve muz, çok yüksek dozda şeker içerdiği için daha az tüketilmeli. Her sabah aç karnına içilen bir bardak ılık suyun ardından bir avuç ceviz çok iyi gelir. Ben her sabah alıyorum. Artık sütün de `Sağlıklı olanı" çok zor bulunuyor. Hayvanlara verilen hormon ve antibiyotikler süte karışıyor ve saflığını yok ediyor. Çocuklara soya sütü içirilmeli. 35 yaşın üzerindekilere sütün içindeki laktoz pek iyi gelmiyor. Laktozu alınmış süt yerine ise de bol bol su içilmeli. Balık hariç, kırmızı etle beyaz et aynı. Çünkü hem danaya, hem de tavuğa yüksek dozda hormon ve antibiyotik veriliyor. Et yenecekse, hepsi yenebilir. Fark etmez! Beyaz pirinç ve beyaz un son derece zararlı. Çünkü her ikisi de yanınca şekere dönüşüyor. Yani ha avuç avuç toz şeker yemişsiniz ya da pilav ya da beyaz undan yapılan ekmek... Arada fark yok. Pilav ve ekmek için esmer un ya da esmer pirinci tercih edin. Lahana zayıflamak için çok ideal. Hazmı zor olduğu için tıkar ve kalorisi çok düşük. Şişmanlık en az sigara kadar tehlikeli. Hatta sigaradan da çok. İdeal kilodan daha düşük kilolu olan insanlar uzun ömürlü oluyor. İdeal rejimler haftada 1 kilo verdiren rejimlerdir. Diğerlerine aldanmamak lazım. Eğer haftada 1 kilodan fazla kaybediliyorsa, vücuttan sadece su kaybediliyordur, dikkat!.
1
1