Sevk ve İskân Kanuni! sırasında bölgeye göç eden Ermenilerin korunup kollanması hususunda yoğun çaba sarfetmişti. Cemal Paşa, Osmanlımn geleneksel devlet adamı tavrına uygun bir duruş sergileyerek, Suriye’deki Ermenilere yönelik katliamların önlenmesine çalıştı. Hatta, Suriye’de Ermenilere yönelik olası bir katliama yol açabilecek bir hareketi önlemek İçin, bu hareketin öncüsünü idam ettirdi. Açtırdığı yetimhanelerle kimsesiz çocuklara kol kanat gerdi.
Sayfa 318 - Kronik
Tarih
Estetiği Bozmadan
Günümüzün pozitif toplumu yaralanmanın negatifliğini her zaman azaltır.Bu,sevgi içinde geçerlidir. Yaralanmaya sevk edebilecek yüksek her bağlılıktan sakınılır.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Evet bu dünya memleketine ve misafirhanesine gelen herbir misafir, gözünü açıp baktıkça görür ki: Gayet keremkârane bir ziyafetgâh ve gayet san'atkârane bir teşhirgâh ve gayet haşmetkârane bir ordugâh ve talimgâh ve gayet hayretkârane ve şevk-engizane bir seyrangâh ve temaşagâh ve gayet manidarane ve hikmet-perverane bir mütalaagâh olan bu güzel misafirhanenin sahibini ve bu kitab-ı kebirin müellifini ve bu muhteşem memleketin sultanını tanımak ve bilmek için şiddetle merak ederken; en başta göklerin nur yaldızı ile yazılan güzel yüzü görünür: "Bana bak, aradığını sana bildireceğim!" der. O da bakar görür ki: Bir kısmı arzımızdan bin defa büyük ve o büyüklerden bir kısmı top güllesinden yetmiş derece sür'atli yüzbinler ecram-ı semaviyeyi direksiz düşürmeden durduran ve birbirine çarpmadan fevkalhad çabuk ve beraber gezdiren, yağsız söndürmeden mütemadiyen o hadsiz lâmbaları yandıran ve hiçbir gürültü ve ihtilal çıkartmadan o nihayetsiz büyük kütleleri idare eden ve Güneş ve Kamer'in vazifeleri gibi, hiç isyan ettirmeden o pek büyük mahlukları vazifelerle çalıştıran ve iki kutbun dairesindeki hesab rakamlarına sıkışmayan bir nihayetsiz uzaklık içinde, aynı zamanda, aynı kuvvet ve aynı tarz ve aynı sikke-i fıtrat ve aynı surette, beraber, noksansız tasarruf eden ve o pek büyük mütecaviz kuvvetleri taşıyanları, tecavüz ettirmeden kanununa itaat ettiren ve o nihayetsiz kalabalığın enkazları gibi göğün yüzünü kirletecek süprüntülere meydan vermeden pek parlak ve pek güzel temizlettiren ve bir muntazam ordu manevrası gibi manevra ile gezdiren ve arzı döndürmesiyle, o haşmetli manevranın başka bir surette hakikî ve hayalî tarzlarını her gece ve her sene sinema levhaları gibi seyirci mahlukatına gösteren bir tezahür-ü rububiyet ve o rububiyet faaliyeti içinde görünen
1000Kitap
Ordularımızın başarısının sebebini biliyor musunuz? Bizim başarılarımızın sebebi, ordularımızın sevk ve idaresinde fen metotlarını ittihaz etmektir.
Bazı patikalarda tek başına yürümek zordur, özellikle de Compostela'ya doğru. Bu şüphesiz kış aylarının dışında, sürekli aceleci bir kalabalığın toplaştığı yaz aylarında imkansızdır. öte yandan, başkalarının arkadaşlığı beraberliğinde esneklik getirir. Yakınlıklar oluşur ve yürüyüşçüleri yolun bazı kısımlarında bir­ikte yürümeye veya akşamlan hanlarda veya yemekte buluş­ maya sevk eder. Yürüyüşçülerin birbirinden farklı ritimleri soh­betlere ya da adres alışverişlerine mani olmaksızın farklılıklar yaratır. Kalabalıkların katettiği bu uzun yolların sosyalliği bir dayatma değildir. Yol boyunca arkadaşlıklar kurulur, aşklar ya­şanır ve sonlanır. Kalabalığın içinde kendini izole etmeye veya teklifsiz bir gruba dahil olmaya herkes kendi karar verir. Bu bağ­lamda, Camino' da bile, hacılar çoğunlukla akşamlan buluşsalar da, yalnız yürürler ve kendi içlerine sığınırlar. Buna karşılık, hana bitkin halde gelenler için geceler daha kaotiktir: horlayan­ lar, geç gelenler veya erken kalkanlar, onarıcı bir uyku için zorlu alanlar yaratır.
Sayfa 115 - Sel yayıncılık 2023
Felsefe-Düşünce
En tehlikeli insan aldanmış insan... Yanlışa inanmış.
İbni Tahir'in böylesine cesurca dikiliyor oluşu herkesi daha bir korkuya sevk ediyor, olup bitenleri idrak etmekte büyük sıkıntı yaşıyorlardı. "Ordugâha elini kolunu sallayarak girip herkesin ortasında Başvezirimizi bıçakladı. Bir insan sonunda öleceği apaçıkken nasıl bu kadar korkusuzca bir eylemde bulunabilir?" "Dinî hayallere kendini kaptırmış!" "Hayır, hayır bu deliliğin ta kendisi.” En yaşlılar bile böylesine cesurca bir eylemin bir benzerini hatırlamıyorlardı. Bazıları farkında bile olmadan için için ona hayranlık duyar gibiydiler. "Kesinlikle ölümden korkmuyor." "Umursamıyor bile." "Ya da belki de ölümü arzuluyor."
Sayfa 386·Kitabı okuyor