• Öyle yıkma kendini,
    Öyle mahzun, öyle garip...
    Nerede olursan ol,
    İçerde, dışarda, derste, sırada,
    Yürü üstüne - üstüne,
    Tükür yüzüne celladın,
    Fırsatçının, fesatçının, hayının...
    Dayan kitap ile
    Dayan iş ile.
    Tırnak ile, diş ile,
    Umut ile, sevda ile, düş ile
    Dayan rüsva etme beni.

    Gör, nasıl yeniden yaratılırım,
    Namuslu, genç ellerinle.
    Kızlarım,
    Oğullarım var gelecekte,
    Herbiri vazgeçilmez cihan parçası.
    Kaç bin yıllık hasretimin koncası,
    Gözlerinden,
    Gözlerinden öperim,
    Bir umudum sende,
    Anlıyor musun ?
  • Gör, nasıl yeniden yaratılırım,
    Namuslu, genç ellerinle.
    Kızlarım,
    Oğullarım var gelecekte,
    Herbiri vazgeçilmez cihan parçası.
    Kaç bin yıllık hasretimin koncası,
    Gözlerinden,
    Gözlerinden öperim.
    Bir umudum sende,
    Anlıyor musun?
    Ahmed Arif
    Sayfa 82 - Metis Yayınları
  • Gitgide alışıyorum sana.

    Hiçbir alışkanlık bu kadar güzel olamaz

    Ellerin ellerimden uzaksa nasıl güçsüzüm bilemezsin

    Yanımda olduğun zamanlar;

    sigara dumanı gibi ciğerlerime doluyor,

    alkol gibi damarlarıma yayılıyorsun

    Durmadan başım döüyor verdiğin hazdan

    Alışkanlıklar daima korkutur beni

    Düşün ki ben yaşamaya bile alışkın değilim

    Kendimi kendime alıştıramadım yıllardır

    Fakat şimdi sana alışıyorum

    Alıştıkça özlemim artıyor, daha yoğunlaşıyor.

    Yalnız içimde garip bir korku var.

    Sana alışmaktan değil seni kendime alıştırmaktan korkuyorum

    Bir Gün sana şimdi verdiklerimden daha güzelini

    daha değerlisini verememekten korkuyorum

    Bir gün ansızın ölmekten ve seni, bana olan alışkanlığınla

    yapayalnız bırakmaktan korkuyorum

    Oysaki her zaman ve günün her saatinde

    yanında olmalıyım senin Bana alışmış olmaktan

    pişmanlık duyacağın bir dakikan bile olmamalı

    Bütün zamanlarını zamanlarımla karıştırıp

    emsalsiz bir zaman bileşiminde yaşatmalıyım seni

    Uykularda bile aynı Rüyayı görmeliyiz.

    Her şeyin ve her zevkin yarısı senin olmalı, yarısı benim

    “Bana alış” demeyeceğim Nasıl olsa alışacaksın bir gün

    Şimdi çirkinliğimde güzellikler bulan gözlerin,

    o zaman en güzeli görecek bende! Alışkanlığınla,

    sevginle yepyeni bir “ben” yaratacaksın benden!

    İlk defa sevilmenin ürpertileri içindeyim inan. Sevgimle

    mukayese edebileceğim tek şeyi beni sevmende buldum

    Ömrümde kimse bana sevmenin gerekliliğini öğretmedi.

    Kimseden sevgisini istemedim, verdiler almadım.

    Bencildim bir zamanlar, sevmek benim hakkım diyordum.

    Oysaki şimdi bir zamanlar hiç sevmemiş olduğumu

    kendi kendime biraz da utanarak itiraf ediyorum.

    Asıl büyük sevgiyi seni sevmekte buldum ve sevgim

    senin sevginle değerleniyor, ayrı bir anlam kazanıyor

    Sevgin olmasaydı değersiz bir Cam parçasıydım.

    Sevginle bir aynayım şimdi. Bana bakanlar baştanbaşa

    seni görecekler içimde

    Bir zincirin iki halkasıyız seninle anlıyor musun?

    Aynı kadehte karışmış iki içkiyiz.

    İki kelimeyiz seninle birbirini tamamlayan.

    Her yerde iki olduğumuz için

    bir bütün haline geliyoruz durmadan

    Alışkanlığım devamlı sana çekiyor beni

    Durup durup dudaklarını öpmek geliyor içimden

    Saçlarını okşamak geliyor, ellerini tutmak geliyor

    Kokunun tenime sindiğini hissediyorum geceleri

    Teninin dudaklarımda eridiğini hissediyorum

    Boynunun en güzel yerini benden başkası bilemez artık

    Seni kimse benim kadar benimle bir bütün olduğuna inandıramaz.

    Gitgide bu alışkanlığın içinde kaybolduğumu hissediyorum

    Beni yaşadığım zamanın dışına çıkarıyorsun.

    Bir gün tarih öcesinde yaşıyoruz , bir gün bulutların üstünde

    Uzun süren bir baygınlık sonrasının

    o anlatılmaz baş dömesi içindeyim

    Bütün merdivenler birbirine eklendiği zaman

    seninle vardığım yüksekliğe erişemez

    Açılmış bütün kuyuların derinliği

    içimde seni bulduğum yer kadar derin değil

    Alışkanlık kozasını ören bir ipekböceği gibi gitgide tamamlıyor bizi.

    Emsalsiz bir oluşun içinde yuvarlanıyoruz.

    Korkunç bir yangın başladı yüreklerimizde.

    Özlem, kıskançlık, arzu ne varsa içimizde hepsi birdenbire tutuştu.

    Alev almayan bir yerimiz kalmadı.

    Alevlerimiz muhteşem bir kızıllığın içinde yıldızlara kadar uzanıyor.

    Hiç bir Su, bu ateşi södüremez artık.

    Nehirle, denizler boşalsa üstümüze hiç sömeyeceğimizi biliyorum.

    Bu yangın biz birer kor haline gelinceye kadar sürecek.

    Önce bakışlarımız alıştı birbirine, sonra parmak uçlarımız

    Bu oluş tamamlandığı anda yeryüzünde

    bizden güçlüsü olmayacak!

    En mutlu olduğumuz yerde en güçlü de olacağız seninle

    Bu bir sonun değil bir varoluşun başlangıcıdır.

    Geçmişteki tüm alışkanlıkların bana alışmanı önleyemez artık
  • Gözlerinden,
    Gözlerinden öperim.
    Bir umudum sende,
    Anlıyor musun?
    Ahmed Arif
    Sayfa 82 - Metis Yayınları
  • Gözlerinden, gözlerinden öperim
    Bir umudum sende
    Anlıyor musun?
    Ahmed Arif
    Sayfa 146 - İş bankası kültür yayınları
  • Güzel olan
    Her günü seninle tekrar tekrar yaşamak
    Erimek yarını olmayan zamanlarda
    Durdurmak bir yerde bütün saatleri
    Bütün kuralları kırıp parçalamak
    Sonra varmak o yerlere
    Mevsimlere dur demek
    Kar yağarken çiçek açtırmak ağaçlara
    Güneşi bir akşam saatinde tutup bırakmamak
    Sonra doldurmak ay ışığını kadehlere
    Delicesine içmek
    Ve unutabilmek her şeyi ansızın
    Sevmek seni en yücesiyle sevgilerin
    Birlikte geçmiş, gelecek bütün çağları aşmak
    Güzel olan
    Sevmek seni
    Tanrılar gibi
    Seninle Tanrılaşmak...
    Bir gün bu akan sele dur diyeceğim, göreceksin
    Ne bu şehir kalacak
    Ne bu duygusuz sürü
    Bu korkunç kalabalık
    Her vapur seni getirecek bana
    Bütün istasyonlarda seni bekleyeceğim
    Kapılar sana açılacak
    Senin için söylenecek şarkılar
    Şiirler senin için yazılacak
    Her evde bir resmin
    Her meydanda bir heykelin olacak
    Ve sen kimi gün bir rüzgar gibi
    Kimi gün denizler gibi, bulutlar gibi
    Kopup ötelerden, ötelerden
    Yalnız bana geleceksin
    Bir gün bu akan sele dur diyeceğim göreceksin.
    Ben eskimeyen tek güzelliği sende gördüm
    Sende buldum erişilmez hazları
    Yanında sıyrıldım korkulardan, yalanlardan Duyguların en ölmezini sende duydum
    Susuzluğum dudaklarında dindi
    Yalnızlığım ellerinde
    Çoğu gün unuttum açlığımı
    Sende doydum...
    İlk defa seninle bütünlendim, anlıyor musun
    Anladım yaşadığımı her nefes alışta
    Seninle geçtim bütün zamanlardan
    Seninle var oldum
    Eridim seninle bir sonsuz çalkanışta.
    Boynunda bir yer vardır, ben bilirim
    Ne zaman oradan öpsem,
    Değişir gözlerinin rengi
    Yanar dudakların, terler avuçların
    Dökülür kapkara aydınlık gibi
    Omuzlarına saçların
    Gitgide artar kalbinin vuruşları
    Bir musiki halinde dünyamı doldurur
    Ansızın bütün sesler kesilir
    Zaman durur
    Bir baş dönmesi başlar o en yükseklerde
    Her gün seninle yeniden var oluruz
    Eriyip kaybolduğumuz yerde...
    Sesini duymadığım gün
    Yaşanmış değil
    Açan çiçek değil
    Öten kuş değil
    Yüzünü görmediğim gün
    İçimde yıldızlar sönük
    Güneşler güneş değil
    Seni sevmediğim gün
    Seni anmadığım gün
    Olacak iş değil...
    Her günüm seninle geçsin
    O güneşe en yakın
    Kimsenin varamayacağı bir dağ başında
    Uçsuz bucaksız uzak denizlerde
    İnsan ayağı değmemiş ormanlarda
    Uzaklarda, en uzaklarda
    O gemilerin uğramadığı limanlarda
    Işığım ol, alınyazım ol benim
    Vatanım ol, evim ol
    Yeter ki bir ömür boyu benim ol
    Her günüm seninle geçsin...
  • 184 syf.
    ·1 günde·Beğendi·10/10
    Neden bunca zamandır erteledim bu kitabı okumayı? Savsaklığınla meşhursun sen zaten Demet diyor içimden biri.Haklı. Doğrusu, itiraz hakkım değil şimdi.

    Vuslatı beklemekle beslenen, ama bu bekleyişin onu tam anlamıyla bir arife çevirdiği gönlü gam yüklü şair. Hem gamlı hem de her hücresi bile mahcubiyet timsali olan bir adam.
    Öyle ya -çoğumuzun bildiği- bir hikayesi var.
    Ahmet Arif'in Cemal Süreye'ya itibari tam olduğundan kız kardeşi ile -daha birbirlerini görmemelerine rağmen- evlenmek ister. Cemal Süreya' nın aklına yatar, bunu kardeşine iletir. Kardeşi de şaşırır ve abisinin tavsiyesi ile tanışmayı kabul eder. Buluşmak için sözleşirler. Yanına kız kardeşini alan Cemal , bekler durur Ahmet Arif'i, ama yoktur. Gelmez buluşmaya. Eh haliyle kız kardeşi de çok bozulur bu duruma . Geri dönerler. Sonradan Cemal Süreyanın kulağına Ahmet Arif'in gömleği olmadığı için buluşmaya gelmediği çalınır. Bu da kayıtlara 'şairin gömleği' olarak düşer.
    Belki de bundan sebep, bir şiirinde,
    "Utanirim,
    Utanırım ben fıkaralıktan,
    Ele, güne karşı çıplak..." demiştir, kim bilir..
    Hikaye ne derece doğrudur bilemem.Ama bildiğim tek şey günümüzde iki -saçma sapan - kelime yazanların bile bir sürü para kazandığı şu devirde, böyle şairlerin bunca fakirliği çekmesi gücüme gidiyor. Yüreğim yanıyor.

    Kitabını bitirdim ama üzerimdeki tesiri öyle çabuk bitmeyecek buna şüphem yok.

    Kitabındaki hasret, sevgiliyi beklemenin hem huzursuz hem doyurucu hali aldı tam tasanın içine koydu beni. Ama şunu da söylemekte fayda var, Arif'in kitabında sadece ici duygu dolu satırlar barındığını söylemek haksızlık olur.
    Zira içersinde Anadolunun parçası olan çukurovanın tütünü , pamuğu da var, işçilikten yana gelen fakirlikte var, halkın yigitliginden kaynaklı gelen sitem de var, aslında bu sitemin adalet arayışından doğduğunun kanıtları da var. Unutmadan, mahpusluk, ah maphusluk da var..

    Ama sevmek , böylesine sevmek, tutkuyu bu denli hissettirmek , okurken bir kalbi olduğunu insana hatırlatmak takdire şayan. "Bir umudum sende, anlıyor musun?" diyor. Gel de bu cümledeki masumiyeti, sevdayı, beklentiyi, hasreti anlat şimdi..
    Okurken ama böyle şiir olur mu, okuyucuya bu yapılır mi, hiç mi vicdanin yok, olacak iş mi seninkisi Arif! diye epey hayıflandim. Hayıflandıkça da tuttum alıntı paylaştım. Artık paylaşım yoğunlugundan engellencegimi düşünüp tuttum kendimi :D Yine de dayanamadım şiirlerden alıntı ekledim incelememe de. Şimdi de biraz incelemeyi okuyan tasalansın değil mi?

    "Sus kimseler duymasın,
    Duymasın, ölürüm ha.
    Aymışam yarı gece,
    Seni bulmuşam sonra.
    Seni, kaburgamın altın parçası.
    Seni, dişlerinde elma kokusu.
    Bir daha hangi ana doğurur bizi?"

    Ben cok geç kalmışım, siz de daha fazla geç kalmayın, elinizi çabuk tutun efendim!
    Keyifli okumalarınız olsun... (: