• 144 syf.
    ·4/10
    https://www.instagram.com/mimirtells/ (Kitap incelemeleri ve tavsiyeleri için.)

    Sürgün Gezegeni'nde iki tane belirgin ırk vardır: Tevarlılar(izcanlılar da deniyor) ve Alterralılar(yabansoylular). Kitabın ana karakteri Rolery adında bir Tevarlı kız. Ithaki Yayınları Bilim Kurgu Klasikleri serisinden olsa da kitap daha çok fantastik gibi geldi bana. Kitapta Rolery ve Agat adındaki Alterralı arasında imkansız aşk teması ve aynı zamanda bu gezegende kurtulma teması işlenmiş. Şimdi gelelim asıl en önemli kısıma. Ursula ile tanışalı çok oluyor fakat ben en çok Yerdeniz serisine bayıldım. Bu kitap bana bitmemiş veya aceleye getirilmiş gibi geldi. Her şeyi bir anda önünüzde buluyorsunuz ve daha ne olduğunu anlamadan kitap bitiyor. Ayrıca kitap bana hiç sürükleyici gelmedi. Fikir güzel, potansiyel varmış ama sonuç olarak başarılı bir eser çıkmamış. Ursula'ya başlamak için kesinlikle yanlış bir kitap ayrıca İthaki Bilim Kurgu Klasikleri serisi içinde de çok sonra okumanız gereken bir kitap. Onun yerine Cesur Yeni Dünya, Zaman Makinesi, Maymunlar Gezegeni gibi kitapları tavsiye ediyorum. Daha fazla uzatmaya gerek olmadığını düşünüyorum. Kısacası beğenmedim kitabı ve çok da tavsiye etmiyorum.
  • Ne olurdu birbirimize birkaç sene sonra tesadüf etmiş olsaydık! O zaman hayatımız belki bambaşka bir şekil alırdı. O zaman sana tabi olur ve bundan zevk duyardım. Fakat şimdi, hiçbir faydası olmadığını bile bile, yanlış ve manasız bulduğum şeylere oyuncak olmak, bütün sevgime rağmen imkansız...
  • 512 syf.
    ·15 günde·Beğendi·9/10
    -Çok çok hafif derecede spoiler vardır.-

    "Sirk, haber vermeden gelir. Gelmeden önce hiçbir duyuru yapılmaz, kimseye haber verilmez. Dün yokken, birden ortaya çıkar."

    Heyecanlı heyecanlı kitap okumayalı bayağı oluyordu ki imdadıma Gece Sirki yetişti. Kütüphanede karşılaştık Gece Sirki ile ve Okuyan Muggle Gözde'nin sevdiğini bildiğimden tereddüt etmeden aldım kitabı.

    Arka kapağındaki tanıtım yazısı da oldukça merak uyandırıcıydı. Sadece gece yarısı açılan bir sirk ve hiçbir sirkte görülmemiş çadırlar... Kesinlikle kitaba tav olmuştum ve başladım okumaya.

    Başladım başlamasına ama kendimi kitaba kaptırmam beklediğimden uzun sürdü, yaklaşık 150 sayfa kadar. Kitap kötü olduğu için değil, aksine çok sevdiğim ve genelde fantastik olan kitaplarda hep böyle oluyor. Yazar, kitaptaki evreni tanıtmadan okuyucuyu birden olayların ortasına atıveriyor ve parçaları birleştirmek okuyucuya düşüyor.

    Daha çocukluklarından itibaren bir karşılaşma için eğitilen iki sihirbaz Celia ve Marcoyu, daha önce eşi benzeri görülmemiş bir sirk oluşturmak için bir araya gelen bir grubu ve olaylara nerede ve nasıl dahil olacağını pek kestiremediğimiz Bailey adında bir genci okuyoruz. Hikaye üç farklı koldan, üç farklı tarihte ilerlediği için başta zor geliyor biraz hepsine bütün olarak bakmak ama okudukça parçalar yerine oturmaya başlıyor ve bir bakıyorsunuz ki kendinizi çoktan o evrenin içinde kaybetmişsiniz.

    Baştan itibaren bahsi geçen "karşılaşma" benim beklediğimden çok farklı ve bu farklılığa bayıldım. Ben Harry ve Voldemort gibi yüz yüze kozlarını paylaşmalarını beklerken çok daha sihirli ve anlamlı bir karşılaşma oldu. Aşık atışmasına benzettim ben biraz, ikisi kendi bildikleri şekilde sihri kullanarak sirke eklemeler yaptılar. Onlar yaptıkça ben sirke aşık oldum, keşke gerçek olsa da kırmızı atkısını takıp şafak sökene kadar sirkin tadını çıkaran bir rêveur olsam diye düşündüm. Ayrıca iki sihirbaz arasındaki rekabetin imkansız bir aşka dönüşünün ağır ağır oluşu benim açımdan Gece Sirki'ne bir puan daha kazandırdı.

    Sirkte birbirinden farklı ve birbirinden büyülü o kadar çok çadır vardı ki betimleme okumayı pek de sevmeyen ben, yazar o çadırları tasvir ederken sadece okumadım gerçek manada o çadırları görebildim. Rüyalardan çıkmış gibiydi çadırlar. En sevdiklerimden biri koku çadırı oldu sanırım.

    Gece Sirki kesinlikle beklediğimden daha güzeldi. Olayların bağlanışı, sihrin ve sirkin işleyişi, o tarihi hava, tüm karakterler... Her şey birbiriyle tutarlı ve bütünler nitelikteydi. Keşke seri olsaydı ve bu evrende, bu karakterlerle daha çok zaman geçirebilseydik ama bu sefer de şimdi olduğu kadar etkileyici olmazdı, biliyorum. Bir okur asla tatmin olmuyor, gerçekten iflah olmayız :D

    Gece Sirki'ni okuyanlara en sevdiğiniz çadırın ne olduğunu, okumayanlara ise ilginizi çekip çekmediğini sorarak yorumumu burada noktalıyorum.
    Keyifli günler!^^

    Daha Fazlası için https://periodiclibrary.blogspot.com
  • 1256 syf.
    ·Puan vermedi
    "Paranızı, paranın alabileceği şeylere harcayın. Zamanınızı ise paranın satın alamayacağı şeylere harcayın".

    Aralık ayın da ilk ciltten başlayarak, Ocak 2. ve Şubat 3.cildi okuyarak toplamda 1407 sayfa olan Murakami maceram böylelikle bitmiş oldu. Ben ayrı ciltler de okumayı tercih ettim. Tek cilt olanı büyük boy olduğu için 1256 sayfa.
    Sayfa sayısı hiç gözünüzü korkutmasın kitaba başlayınca nasıl bitti anlamadım.
    İmkansız denilecek kadar ütopik, şaşırtıcı derecede fantastik, oldukça heyecanlı ve 1Q84 yılına gitmek isteyecek kadar cezbediciydi.
    Kitabın kurgusu, olay örgüsü ve seçilen karakterler oldukça başarılıydı.
    Şimdi düşünün yaşadığımız 2019 yılı, ama bir kanaldan geçip paralel evrene gidiyorsunuz ve bir cemaat var. (Ne kadar tanıdık) İyiliğe değil tabi ki kötülüğe hizmet ediyor. Siz de onların liderini yok etmeye, şiddet gören çocukları ve kadınları koruma altına alan bir ekibe dahil olmak ister miydiniz?Ben isterdim️
    Kötülerin cezalandırıldığı, söz de inançların insanları sömürmediği ve adaletin var olduğu bir evren de kim olmak istemez ki.
    Ve tüm bu olumsuz olayların içinde 10 yaşında başlayan, ve 20 yıl içinde daha da güçlenerek saklandığı yerden çıkan bir aşk var ki, ne söylenebilir 🤷‍️
    Murakami benim için dinlenme duraklarımdan, sevdiğim, kalemini farklı bulduğum, müzik zevki ile ruhumu doyuran yazarlardan.
  • 176 syf.
    ·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
    Hadi hep birlikte birazcık hayal gücümüzü geliştirelim zamanının gerisine şu anki olduğumuzdan farklı biri olarak babalık ve annelik duygusunu her an yaşamaya hazır biri olarak gidelim.

    Tarih 15 nisan 1452'yi gösteriyor.çocuğunuzun ağlama sesini duyuyorsunuz; içiniz kıpır kıpır ilk defa göreceğiniz için içinizde hoş bir heyecan girdabı oluşuyor ve bununla beraber yaşadığınız diğer bütün duygular girdaba sürüklenip heyecan girdabında boğulmanıza neden oluyor..

    ve o an gelip çatıyor elinize çocuğunuzu alıyorsunuz tarifi imkansız bir mutluluk kaplıyor içinizi, heyecanınız yerini huzurlu bir mutluluğa bırakıyor.
    Ve gözlerinin içine baktığınızda diğer bütün çocuklar gibi etrafını keşfetmekle meşgul olduğunu görüyorsunuz.ilerde bir çok başarıya imza atacak bu dahi bebeğin ismini kendisine yakışır bir isim olan leonardo (anlamı=aslan) koyuyorsunuz.

    Düşünün şimdi elinizde tuttuğunuz bu sevimli masum çocuğun Leonardo Da Vinci olduğunu bilseydiniz; ona duyduğunuz sevgi, yetiştirme tarzı ve eğitimi nasıl farklılıklar gösterirdi .?
    şimdi yeniden zaman yolculuğunu yapıp günümüze dönelim.


    Sıradan bir insanın işinde uzmanlaşması ömrünü alabiliyorken bazılarımız nasıl oluyorda birden fazla alanda başarılı olabiliyor; bknz: matematik, astronomi, biyoloji, müzik,resim...=Leonardo Da vinci

    peki kim bu Leonardo Da Vinci?

    (15 nisan 1452 -2 mayıs 1519) rönesans döneminde yaşamış italyan hezârfen.
    Döneminin önemli bir düşünürü mühendisi, mucidi, matematikçisi, anatomisti, müzisyeni, heykeltıraşı, botanisti, jeologu, kartografı, yazarı ve ressamı.
    Resim çalışmalarını ilerletmek için anatomi ve perspektif çalışmaları yapmış.
    Kuşların kanat ve kas yapısındaki hareketle, insanların da belli bir düzenek sayesinde uçabileceği düşüncesini geliştirmiş ve bunlarla ilgili bazı araştırmalar yapmış.
    Aynı zamanda balıklar gibi insanların da su altında yaşayabileceğine dair düşüncelerden yola çıkarak ilk denizaltı projelerini geliştirdiği görülmüş.Ama insanlığın bunu gemileri batırmak için kullanabileceğini düşündüğü için bu projeleri paylaşmamıştır.
    Hem sağ elini hem sol elini çok iyi bir şekilde kullanabilen dahinin IQ sününde 180 ile 220 arasında olduğu tahmin ediliyor.




    67 yıllık ömrüne bu kadar başarıyı sığdırmış bir insanın sırrı ne olabilir ? zamanda yolculuk yapıp olduğunuz yaştan geriye doğru sarın yaşam filminizi ne tür başarılara imza attınız?
    kendinizi hangi konuda geliştirdiniz ?

    Bu tür kitaplar okuduğum zaman bu soruları sık sık soruyorum kendime ve cevabından pek memnun kalamıyorum.

    kitapta bu önemli dahinin eserlerine çalışmalarına ve en önemlisi kendisini geliştirmek isteyen bireylere çok güzel rehberlik yaptığını görüyorsunuz.Gelişime ,bilim ve sanata merak duyan herkesin okuması gereken bir kitap.
    özellikle ressam olmak isteyen kişilerin muhakkak okuması gerektiğini düşündüğüm bir kitap;Resim sanatı hakkında bilinmeyenleri son derece yalın bir dille açıklıyor
    kitapta altını çizdiğim çok fazla alıntı oldu. Mona lisa tablosunu duymayanımız ve yüzünü görmeyenimiz kalmamıştır herhalde. Bu eseri 4 ile 10 sene arasında bitirdiği söyleniliyor ve tablonun içindeki sırlar halen bile çözülmemiştir


    içinde bulunduğumuz an, hem geçmiş, hem de gelecektir. bunun için geçmişteki hatalarımızdan ders çıkarıp geleceğimizi daha iyi şekillendirmek için bu anı en verimli şekilde kullanmamız gerektiğini ve bunu yapmanın en iyi yoluda evrensel dahilerin kitaplarını okuyup düşüncelerini kendimize yol gösterici bir ışık olarak kullanmamız gerektiğidir.
    Ve böylece karanlık olarak gördüğümüz geleceğimizin nasıl aydınlığa kavuştuğunu fark edip hayret edeceğiz.



    Kitaptan güzel bir alıntı ile sonlandırmak istiyorum
    ''İnsanoğlu, zamanın uçup gitmesine yas tutup onu çabuk geçmekle suçlarken hataya düşer.
    Çünkü geçerken de her şeye yettiğinin farkında değil.''
  • "Dedemin zamanına dönersek, kendini bok gibi hissettiğinde şöyle düşünürdü, "hey, bugün berbat bir günümdeyim. Ne yapalım hayat böyle, ben samanları havalandırmaya devam etmeliyim." Ama ya şimdi? Şimdi beş dakikalığına bile kendinizi bok gibi hissetseniz son derece mutlu ve harika hayatları olan insanların 350 fotoğrafıyla bombardıman ediliyorsunuz, bu durumda hatanın sizde olduğunu hissetmemeniz imkansız kuşkusuz."