• Hayatından silmek istediklerini gerçekten sil,
    Çünkü geri dönüşüm kutusunda bekletirsen;
    Sistemini yavaşlatır.

    Adam Fawer
  • “Hayır.Çünkü anladım ki bu ülkedeki sorun, bilgi ya da anlayış eksikliğinden kaynaklanmıyor.Öğretebileceğiniz hiçbir şey yok.Her şeyi sizden benden daha iyi biliyorlar ama kötü niyetliler.Bildiklerini okuyorlar.Bu ülkede karar sistemini elinde bulunduranlara hiçbir şey yapamazsınız.Çünkü halk salak ve saf ... “
  • "Neden Dünya Güneş'ten 93 milyon mil uzakta?" diye sorabiliriz ama aslında muhtemelen "Nasıl oluyor da Dünya Güneş'ten 93 milyon mil uzakta?" diye sormak istiyoruzdur. Başka bir deyişle Dünya'nın bugünkü konumuna gelmesine yol açan fiziki süreçlere ilgi duyuyoruzdur. "Neden" sorusu, örtülü olarak amacı düşündürür, güneş sistemini bilimsel terimlerle anlamaya çalıştığımızda da ona genellikle amaç atfetmeyiz.
  • “Dickens’ ın Kasvetli Ev romanında bahsettiği Londra’ da her taraf ‘kir’ içindedir ve her yerde hastalık vardır. Romanın yayımlanmasından(1852) altı yıl sonra mühendis Joseph Bazalgette, Londra sokaklarının altında kanalizasyon sistemini inşa etmeye başladı. Hiç kürek sallamamasına, hiç kaldırım taşı kaldırmamasına, hiç metal boru lehimlememesine rağmen Dickens’ ın Victoria dönemindeki büyük sağlık reformuna katkıda bulunduğunu söylemek abartılı olmayacaktır. Şehrin sakinleri aynı sokaklarda yürüyor ve pek çoğu hiç farkında olmasa da ayaklarının altında Victoria döneminde döşenmiş kanalizasyon sistemi var.”
  • BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

    Bilge Kral kitabına böyle başlamış benim de çok hoşuma gitti ben de bu güzel söz ile başlamak istedim.

    Kral dediğimize bakmayın kendisi kralcılık sistemine karşı tamamıyla demokrasiyi desteklemiştir.

    Kendisini Bosna katliamında ki Türklere yazdığı mektupla tanıma fırsatım oldu ve bazı zekice sözleri misal,
    “Ve her şey bittiğinde, hatırlayacağımız şey; düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır.”
    sözü kendisi hakkında bir sempati oluşturdu ve bu kitabı okumaya başladım.

    İlk olarak 32.sayfada mucizeleri ve Mehdi'yi reddetmiş ve Mehdi'nin müslümanların tembelliğinden ortaya çıktığını belirtmiştir lâkin hadislerde Mehdi konusunda söylemler bulunmaktadır bu konuya katılmıyorum.

    Japonya ile Türkiye karşılaştırmıştır, şöyle bir söylemde bulunmuştur savaştan sonra ikisi de aynı konumdayken Japonya'nın çalışarak birinci sınıf bir ülke haline geldiğini Türkiye'nin ise üçüncü sınıf bir ülke olduğunu ifade etmiştir lâkin kaçırdığı durum coğrafi konumdur.

    Harem sistemini çok eşlilikle bağdaştırmış bu konu da tartışılır.

    Türkiye'nin gerilemesini alfabesine sahip çıkmadığı için olduğunu söylemiştir evet doğru bir söylem kesinlikle Osmanlıca unutulmuş diller arasına girmemeliydi ama tek neden kesinlikle bu değildir.

    Kadın ve anne için söylediklerine katılıyorum.
    Genel olarak görüşlerine katıldım okunması gereken bir kitap tavsiye ediyorum.
  • ''Modern kapitalist gelişmenin her türünün küçük üretimi tasfiye ederek büyük ölçekli üretim yönünde eğitim gösterdiğini ve sosyalist bir toplum sistemini olanaklı ve gerekli kıldığını ortaya koymuştur. Bize, köklü adetlerin, siyasi entrikaların, çapraşık yasarın, karmaşık doktrinlerin örtüsünün altında sınıf mücadelesini, bütün çeşitliliği içinde mülk sahibi sınıflar ile mülksüz kitle, yani bütün mülksüzlerin önüne düşecek olan proletarya arasındaki mücadeleyi keşfemeyi öğretmiştir. Devrimci bir sosyalist partinin gerçek görevini berraklaştırmıştır: Toplumu yeniden biçimlendirmek için planlar oluşturmak değil, kapitalistler ve çanak yalayıcılarına işçilerin durumunu düzeltmeleri için vaazlar vermek değil, komplolar hazırlamak değil, proletaryanın sınıf mücadelesini örgütlemek ve nihai amacı proletaryanın siyasi iktidarı fethi ve sosyalist toplumun örgütlenmesi olan bu mücadeleye önderlik etmek.''
  • Kitabın yazarı Plutarkhos (MS 46-119), tarih yazımını kökünden etkilemiş olup, antik döneme dair çok sayıda eseri olan ve güvenilir metotlar izleyen bir tarihçidir.

    Bu kitabı da aslen "Paralel Hayatlar" ismiyle yazdığı, ikili biyografi karşılaştırması yapan tarih kitabının bir bölümüdür.

    Kitabın konusu olan Lykurgos (MÖ 800-730) ise gerçekten ilginç bir kişilik. Çok alçak gönüllü olmasıyla tanınan ve kendisine verilen tahtı dahi başkasına bırakabilecek kadar hırstan uzak yapısıyla halk tarafından sevilmiş biridir. Daha sonra başta Girit olmak üzere bir çok ülkede bulunmuş ve mevcut siyasi yapıları incelemiştir. İdeal bir düzen sistemini aklında yarattıktan sonra ülkesi olan Sparta'ya geri dönmüş ve uygulamak üzere işe girişmiştir.

    Bu dönemde Sparta'da yaşananları uzun uzun anlatabilirdim, ve çok da ilgi çekici olurdu, fakat kitapta bunlar zaten var ve okuması da çok eğlenceli. Kendinizin okumasını isterim.

    Bu kitabın bende bıraktığı izlenim ise şöyle; aslında MÖ 8. yüzyılda denenmiş bir komünist devlet modelidir anlatılan. Şehir devleti olan Sparta'da bu uygulanabilmiş ve halkı tarafından çok taktir edilen bu lider, Lykurgos, da sonunda tanrısal bir seviyeye çekilmiştir. Komünist fikrin yanında, Nazi dönemini ve "saf, gelişmiş ırk" yaratma çabalarını andıran çok sayıda reform da yapılmış ve yeni doğan nesillerin "bozuk" olanları imha edilmiştir. Sağlam kabul edilenleri ise ailelerinden alınmış, "milletin çocuğu" olarak tam bir savaşçı makine olarak yetiştirilmiştir. Yani dönemin Sparta Devleti yarı komünist- yarı nasyonal sosyalist bir yapıdadır.

    Bu kitapta Plutark'ın ne kadar abartıya yer verdiğini bilemiyorum fakat uygulandığı anlatılan "ideal devlet" modeli gerçekten ilginç ve bu işin de MÖ 700'de yapılmış olması da bir o kadar hayret verici. İlgilenenlerin okumasını tavsiye ederim. Zaten çok büyük bir kitap değil, canınız sıkılmadan okuyabilirsiniz.