Kılavuzu karga olanın pusulasının sağlam olma şansından bi kuple
10/10
·218 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 11:47
"Kim bilir daha kaç kış görürdü bu kentin sokaklarında." Çok karamsar bir giriş... Sevdim mi? Tabii ki. :) Sever içim böyle karanlıkları. Baştan sona bir takip, baştan sona merak ve 'ee şimdi nolcak' hissi ile kopukluk yaşatmayan bir olay örgüsü. Biraz Türk filmi romantizmi, öz mitolojimizden ve tarihimizden harmanlanmış bize has bir hava... Kaderin cilvesinin kitap sonu dokunuşu ve son. Özgün mizah anlayışı olan karakterler kitaplarda favorimdir; neydi o söz, 'inceyi görmek'... hani bir değil iki değil her karakterin ayrı ayrı, farklı açılardan inceyi gördüğü ve nev'i şahsına münhasırlıklar... Keşke seri olsa da ikinci üçüncü kitabı okusak, bu karakterlerden uzak kalmasak dedirten bir içimizdenlik hissi verdi bana. Çünkü tadı Ateş , Su , Hava , Toprak dörtlemesi gibi geldi bana. Tabi ben böyle düşünürken yazarımızın bir ters köşesi ile karşılaşmadım değil. Ama söyleyemem başlarına gelenleri, okumanız lazım. :) O zaman; Keyifli okumalar. :)
Duygu ve Düşünce
Kılavuzun PusulasıOğuz Yılmaz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 2022313 okunma
9/10
··
34 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 11:35
Tıp dehası Ignaz Semmelweis'ın hayatını yazmış Louis-Ferdinand Celine, ki aslında bu, yazarın tıp fakültesindeki bitirme teziymiş... daha sonrasında edebi bir dille basılmış. Çok ilginç, kadın doğumda 19. yüzyılın ortalarında lohusa humması denen bir salgın var ve ölüm oranları bayağı bir yüksek. %30-40 civarı bir risk var çoğu doğumhanede... kadınlar yok yere ölüyormuş. Doktorlar sürekli havadan, sudan ya da yenilen şeylerden deyip bir türlü çözüm getirememişler. Hatta mesele çan sesinden kaynaklanıyor, kadınların duygu durumunu etkiliyor demeye kadar gitmiş... Semmelweis ise bunu sindirememiş ve parçaları zaman içinde birleştirip sebebini bulmaya çok yaklaşmış ama üslubu ve dehası yüzünden asistanı olduğu hocalar tarafından kıskanılmış hatta nefret edilmiş. Daha mikroskobik keşifler ortada yok, mikrobun ne olduğu bile bilinmiyor. Buradan itibaren biraz spoiler olabilir. Semmelweis göremiyor ama art arda doğum yaptıran doktorların/ebelerin ellerini yıkamamasının yani dezenfekte etmemesinin bu enfeksiyon ve ölümlere sebep olduğunu öne sürüyor. Kıyametler kopuyor herkes onu suçluyor ve hatta görevinden alınıyor. Bu kadar basit bir gerçeği bile görememek... adam en son deliriyor tabii. Kendi çağında takdir edilmeyen yüzlerce dehadan sadece biri Semmelweis... Celine'in Nazi sempatizanı olduğunu öğrenince biraz şok geçirdim fakat sanat için okuyacağızdır mecbur. Gecenin Sonuna Yolculuk ve Taksitle Ölüm. Bunlar aklımda. Herkese iyi okumalar.
Edebiyat
SemmelweisLouis Ferdinand Celine · Jaguar Kitap · 2024212 okunma
Reklam
Bazen ağaçlar kitaplardan çok daha değerlidir ve kesilmemelidir.
2/10
·512 syf.··
2026 545. kitabı
Spor lisesinde görev yaptığım dönemde öğrencilerimin akademik başarılarının düşük olması ve özellikle matematiğe karşı ilgilerinin oldukça sınırlı olması nedeniyle en azından okuma alışkanlığı kazanmaları için üzerlerine düştüğüm bir süreç yaşamıştım. O günlerde öğrenciler arasında elden ele dolaşan, herkesin birbirine tavsiye ettiği kitaplardan biri de Mihri Mavi’nin Psikopat adlı kitabıydı. Merak ettim; öğrencilerim okuyor ama ne okuyorlar? Sonuçta insanı sadece çevresi değil, okudukları da şekillendiriyor. Açıkçası gençlerin mutlaka klasiklerle başlaması gerektiğini düşünen biri değilim. Fantastik romanlar, gençlik edebiyatı ya da popüler kitaplar da okunsun. Önemli olan önce kitapla bağ kurabilmek. Ancak bir kitabın popüler olması, iyi olduğu anlamına gelmiyor. Psikopat benim için tam da bu noktada büyük bir hayal kırıklığı oldu. Kitap boyunca karakterler derinlikten uzak, olay örgüsü zayıf ve anlatım son derece yüzeysel geldi. Okurken karakterlerin yaşadığı duygulara inanmakta zorlandım. Sayfalar ilerliyor ama ne karakterler gelişiyor ne de okura düşünsel ya da duygusal anlamda bir şey katılıyor. Hikâye sürekli aynı duygular etrafında dönüp duruyor. Bir kitabın edebî olması şart değil; eğlendirmesi de yeterli olabilir. Ancak bu kitap ne düşündürdü ne de güçlü bir hikâye sundu. Bitirdiğimde aklımda kalan tek şey, yüzlerce sayfa boyunca aslında çok az şey anlatılmış olmasıydı. Öğrencilerimin bu kitabı neden sevdiğini anlayabiliyorum; dili çok kolay, hızlı okunuyor ve fazla zihinsel çaba gerektirmiyor. Fakat tam da bu yüzden gençlerin okuma dünyasını genişletecek, onlara yeni bakış açıları kazandıracak bir eser olduğunu düşünmüyorum. Bir kitabın sürükleyici olması ile nitelikli olması aynı şey değil. Sonuç olarak Psikopat, benim için edebiyat adına herhangi bir
PsikopatMihri Mavi · Martı Yayınları · 20153,958 okunma
Farklı Bir Vampir Öyküsü
8/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 11:37
Robert Louis Stevenson denince çoğu okurun aklına Define Adası ya da Dr. Jekyll ile Bay Hyde gelir. Olalla ise yazarın daha az bilinen ama bence keşfedilmeyi hak eden eserlerinden biri. İlk bakışta klasik bir gotik korku hikâyesi okuyacakmışız gibi başlıyor. Issız bir konak, tuhaf davranışlar sergileyen bir aile, geçmişin gölgesinde yaşayan insanlar ve açıklanması zor olaylar... Stevenson daha ilk sayfalardan itibaren huzursuz edici bir atmosfer kurmayı başarıyor. Kitap boyunca hissedilen o tekinsizlik duygusu, hikâyenin en güçlü yanlarından biri. Ancak Olalla'yı ilginç kılan şey yalnızca gotik atmosferi değil. Hikâye ilerledikçe korku unsurlarının arkasında çok daha farklı bir mesele olduğunu görmeye başlıyoruz: İnsan, atalarından ne kadar kaçabilir? Geçmiş gerçekten geride bırakılabilir mi? Kan bağı, karakterimizi ve kaderimizi ne ölçüde belirler? Stevenson'ın özellikle kalıtım, soyun mirası ve nesilden nesile aktarılan yükler üzerine kurduğu anlatının oldukça başarılı olduğunu düşünüyorum. Bugün bile güncelliğini koruyan bu tartışmalar, kitabın kısa hacmine rağmen düşündürücü bir derinlik kazanmasını sağlıyor. Olalla karakteri de kitabın akılda kalan taraflarından biri. Gizemli, melankolik ve aynı zamanda trajik bir karakter. Hikâyenin merkezindeki duygusal çatışmaların önemli bir kısmı onun üzerinden şekilleniyor. Bu yönüyle eser, yalnızca bir korku hikâyesi değil; aynı zamanda kader, fedakârlık ve insanın kendi doğasıyla mücadelesi üzerine bir anlatı hâline geliyor. Bununla birlikte kitap kusursuz değil. En sık dile getirilen eleştirilerden biri finalinin oldukça açık uçlu olması. Hikâye boyunca kurulan bazı gizemlerin, aile geçmişinin ve karakter ilişkilerinin daha ayrıntılı işlenmesini isteyen çok sayıda okur var. Ben de özellikle son bölümde hikâyenin biraz
OlallaRobert Louis Stevenson · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20255,6bin okunma
9/10
·325 syf.··
2026 4. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 01:07
Son zamanlarda okuduğum en iyi kurgu ve duygu romanı diyebilirim. Kitapta çok küçük bir IQ ile doğan Charlie’nin bilimsel bir deneye maruz kalarak, deney boyunca yaşadıkları konu edilmiş. Konunun hassasiyeti, ele alınış şekli, samimi dili, sürükleyiciliği okuyucuyu etkisi altına alıyor. Özellikle bazı cümleleri okurken yutkunabilirsiniz, gözleriniz dolmakla da kalmayabilir. Kesinlikle okunası bir kitap.
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,8bin okunma
8/10
·296 syf.··
2026 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 00:37
Bu etkileyici eserin okuma yolculuğunu ✯Bellisperennis✯ hocam ile birlikte gerçekleştirdik. Kitaba dair ortak pencerelerimizi ve iki farklı okuma deneyimimizi aşağıda paylaşmaktayım. ✯Bellisperennis✯; Bir kitabın daha sonuna geldim. Öncelikle neleri beğendiğimden ve nelerin beni zorladığından bahsetmek istiyorum. Açık konuşmak gerekirse, kitabın bazı bölümlerinde anlatım fazlasıyla uzatılmıştı. Bu nedenle okuma temposunun düştüğünü hissettiğim ve zaman zaman sıkıldığım yerler oldu. Ancak buna rağmen kitabın ana fikri ve geçmişi, zamanı değerlendirme biçimi o kadar özgün ve etkileyiciydi ki kesinlikle okunmaya değer bir eser olduğunu düşünüyorum. Özellikle “hafıza kliniği” fikri ve insanlığın geçmişe sığınma arzusu son derece başarılı, hatta yer yer tüyler ürpertici bir şekilde işlenmiş. Bunun yanı sıra kitap boyunca pek çok yazar, düşünür ve devrimciden verilen örnekler anlatıyı zenginleştiriyor. Geçmişe dair hatıraların izini sürerken, tarihin önemli kırılma noktalarına ve savaşlara da değinilmesi kitaba ayrı bir derinlik katmış. Eğer yavaş ilerleyen ama son sayfasını kapattığınızda zihninizde yeni kapılar açan, uzun süre üzerine düşündüren kitapları seviyorsanız bu kitabı listenize mutlaka ekleyin. Son olarak, bu kitabı benimle birlikte okuma nezaketinde bulunan Ömer Faruk İnceler hocama da teşekkür etmek istiyorum. Bu yolculuğu paylaşmak kitabı benim için daha da anlamlı kıldı. Daima kitaplarla ve sevgiyle kalın :) Ömer Faruk İnceler ; Zaman Sığınağı ’na başladığımda içimi ısıtan Alzheimer hastaları için kurulmuş o şefkatli geçmiş klinikleri fikri, sayfalar ilerledikçe beni çok şaşırtarak tam bir kaosun ortasına bıraktı. Aslında insanlardaki yalnızlığın verdiği acıyı dindirmek adına çok vicdani, çok insani bir çözümdü. Ama Georgi Gospodinov öyle bir şey yapıyor ki, o masum kaçış alanını alıp tüm
Zaman SığınağıGeorgi Gospodinov · Metis Yayıncılık · 01,725 okunma
Reklam
Reklam