By bir yıldırım gibi bakışlarıma düşen Bir de senin yüzünden yanacak şimdi Gülşen Ya hayatıma giren bu akkor zinciri kır Ya da omuzlarıma çöken hicranı kaldır Bana vuslat ve bahar çöller kadar yabancı Sarıyor afakımı hasret, hüzün ve sancı Her köşede bir yangın kavuruyor içimi Her adım, karanlığa gömüyor sevincimi Belki de parçalanır kılıcın ahıyla kın Kanatları kırılır sessizlik kartalının Ey hüzünlü göklerin altında ağlayan kır Bu hal, seni de bir gün tenhalara bırakır Bir harabe ararsan yıllar boyu: İşte ben Divaneler gibiyim hummalı bir düşte ben Gölgesi üzerimde bilmem ki hangi canın Gözyaşları sızıyor içime bir mahyanın
Son mektup
Ey yâr, bu mektubu aldığın demde Kara topraklara verdim kendimi... Her şey bana engel oldu âlemde, Bir colkun nehirdim, yıktım bendimi. Benim gönlüm doğuştan deliydi; Başka dünyaların şaşkın seliydi... Bunun böyle olacağı belliydi... Her şey biter sel yerine döndü mü... Dünya durmaz, bahar olur, kış olur, Belki senin gözün biraz yaş olur, Ben garibim, benim gönlüm hoş olur, Sevdiklerim ayda yılda andı mı... Yldız olur sana ışık tutarım. Bülbül olur pencerende öterim. Yer altında belki rahat yatarım Yer üstünde çektiklerim dindi mi... Şimdi yaşamayı tatlı bulursun, Koşarsın, gülersin, tez yorulursun, Bir gün olur yine bana gelirsin Deli gönlün yaşamağa kandı mı...
Sayfa 35 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ahmet Hasim gozunden Atam
Gazi Yeni harflere dair ilk defa fikir teatisi için Dolmabahçe Sarayı'na davet edilenler içinde Gazi'yi bizzat görmeye gidenlerden biri de bendim. Heyecanım çoktu. Fotoğraf merceğine zerre kadar itimadım yoktur. Bundan dolayı fotoğraf makinesinin keşfiyle portre ressamının vazifesine son bulmuş gözüyle bakanlara hak vermek bence zordur. Şekil ve madde ışığın yansımasma göre anbean değişir. Bu bakımdan hiçbir çehrenin vasıfları belirli bir tek görüntüsü yoktur. Fırça sanatkan çizeceği çehre üzerinde uzun müddet hayatın gelgitini gözlemlemek ve onu birçok değişirnlerinde kaydetmek yoluyla sonunda gerçek kimliğin gizli hatlarını sezmeyi ve görmeyi başarır. Fotoğraf bu zihni analiz ve sentez gücüne sahip değildir. Onun için hassas cam üzerinde çizilen şekle bir belge değeri yüklenemez. Gördüğüm fotoğrafiara kıyasla biraz şişman, biraz yorgun, biraz hatları kalıniaşmış bir vücuda karşılaşacağımı zannederken, kapıdan bir ışık dalgası halinde giren yoğun bir kuvvet ve hayat görüntüsüyle birden gözlerim kamaştı: Gözbebekleri en garip ve esrarengiz madenierden yapılmış bir çift gözün mavi, sarı, yeşil ışıklarla aydınlandığı asabi bir çehre . . . Yüzde, alında, ellerde bir sağlık ve bahar rengi . . . Düzgün taranmış, noksansız, sarı, genç saçlar . . . Bütün zemberekleri çelikten, ince,yumuşak, toplu, gerilmiş, terütaze bir vücut. Altı yüz senelik bir devri bir anda ihtiyarlatan adamın çehresi, eski ilahlarınki gibi, iğrenç yaşın hiçbir izini taşımıyor. Alevden coşkun bir nehir halinde köhne tarihin bütün enkazını süpüren ve yeni bir alemin meydana gelmesine yol açan fikirler kaynağı baş, bir yanardağ zirvesi gibi, taşıdığı ateşe kayıtsız, mavi sema altında sessiz ve gülümseyerek duruyor! Kendi yarattığı şimşekli bulutlardan, fırtınalardan ve etrafına döktüğü feyizli sellerden
Tüm alacakaranlıklar sonuncuymuş gibi, günbatımında tüm renkleri koyulaştıran son bir ışığın haber verdiği görkemli can çekişmelermiş gibi görünür. Deniz laciverttir... Yol donmuş kan rengi, plaj sarı. Yeşil güneşle her şey ortadan silinir, bir saat sonra kumullardan ay akar. O zaman bir yıldız yağmuru altında taşkın geceler başlar. Bazı bazı kasırgalar geçer içinden, şimşek­ler kumullar boyunca akar, göğü soldurur, kumun üzeri­ne ve gözlerin içine portakal rengi ışıltılar yerleştirir. Ama bu dediğim paylaşılamaz. Bunu yaşamış olmak gerekir... ♡♡
Ben öyle, yetiniyorum bu yaşamla işte Son dizesi yazılmamış o tufan şiirlerinin Burukluğu her ne kadar kaldıysa da içimde
yanına bu sevdayı al bile diyemedim sana son baharımda kal bile diyemedim
Şiir