...bütün hayatı boyunca düşmanlarını seçme maharetini göstermişti, onların amansız ve yenilmez ol­duklarını düşündüğünde bunun nedeni hiçbir biçimde, hiçbir ba­haneyle başka türlü düşünememiş olmasıdır. Ama hayatta görüş ve düşünceler çok değişir. Sihirli bir fener olan insan gözü görünümleri her yıl değiştirir. Dolayısıyla beyaz görülen bir yılın son gününden siyah görülecek öbür yılın son günü arasında sadece bir gece vardır..
Sayfa 291 - Alfa Yayınları
Edebiyat & Roman
Kierkegaard
İnsan tindir. Ama tin nedir? Tin ben'dir. Ama ben nedir? Ben, kendine bağlı olan bir ilişkidir! Daha doğrusu ben, ilişki içinde bu ilişkinin içsel yöneli­midir! Ben, ilişki olmayıp ilişkinin kendine dönüşüdür. İnsan, sonsuzluk ile sonlunun, geçici ile kalıcının, özgürlük ile zorunluluğun bir sentezidir, kısaca bir sentezdir. Sentez iki terimin ilişkisidir. Bu görüş açısından ben, hala var olmamıştır. iki terim arasındaki bir ilişkide, her terim, bu ilişki ile sürdürdüğü bağıntı aracılığıyla varolduğundan, olumsuz bir birim olan üçüncü bir terim ile olan ilişki ve iki terim, ilişkiye bağlıdır! Böylece ruh söz konusu olduğunda, ruh ve bedenin ilişkisi yalnızca yalın bir ilişkidir. Bunun aksine, ilişki yalnızca kendine bağlıysa, bu son ilişki olumlu bir üçüncüdür ve böylece ben'e sahip oluruz."
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sen bana karaya çıkar çıkmaz -hatta İzmir'den- bir mektup yollayacağını vaat etmiş olduğun hâlde mektup yazmadın. Haydi bu hali, "Söz namus demektir!" düsturuna muvafık olmadığı hâlde mazur göreyim. Aramızdaki arkadaşlığı temsil eden bir lakaydi diyelim!!! Fakat... Hiç sıkılmadan, utanmadan, arlanmadan benden mektup beklemiş olduğunu yazmak... Bilmem ne dereceye kadar yakın bir maziyi hatırlayabildiğine delalet eder? Son görüş ve ondan evvelki telakilerimizde ilk mektubu sen kendin yazacağını söylerdin. Bizim evin önünde... Serin bir bahar akşamı... Birbirimizden ayrılırken sen adresimi almıştın. Ben bu adresi bir kart dö vizit üstüne yazmıştım. Hatırla bunları. Yine ben senin adresini almamıştım. Nedendi bu? Neden almadım? Çünkü, ilk mektubu hemen karaya çıkınca sen yazacaktın. İlk mektupla beraber adresini de bildirecektin. Fakat... Heyhat! Sözünde durmadın. İlk mektubu sen yazmadın. Çünkü, uzun bekleyişlerden sonra sabrımın tükendiğini hissederek sana ilk mektubu -bir kartpostal hâlinde- ben yazdım. Görüyorsun ki söz vermediğim hâlde arkadaşın hatırını sormak, ilk mektubu yazmak nezaketi yine bende kaldı.
Sayfa 11·Kitabı okuyor
Ta en başında başkanlık sistemini istemişti
Tayyip Erdoğan'ın son konuşmaları da bu iş üzerine hırsını vurguluyor: Diyor ki: -Başbakanlık, parlamenter sistem bana yetmez; ABD' deki gibi başkanlık isterim. 'Milli Görüş' gibi şeriatçılığı tescil edilmiş mürteci bir teşkilatı, AKP hükümeti kanatlarının altına alarak koruyor; Cumhuriyet devletinin bakanlık müsteşarlarını, yüksek görevlilerini, deneyimli memurlarını dışlayıp atıyor; yerlerine kendi adamlarını oturtuyor. Laik Cumhuriyet tarafından kovuşturmaya uğramış ya da takip altında bulunan mürteci kimlikli kişileri devlet örgütünün kilit noktalarına getirmek üzerine sürekli eylem devam ediyor. Sağa açılışın en uç noktasında irtica, yani şeriatçılık bulunmaktadır. Bugün Türkiye'deki sağa açılış, kimi İslam ülkelerindeki gibi dinci devleti hedeflemektedir.
Sayfa 13 - Cumhuriyet Kitapları·Kitabı okudu
Alıntı
Şeriatta asıl olan taklidi yermektir (kınamaktır); çünkü o, delilsiz ve burhansız bir uyuştur, takip ediştir. Üstelik mukallid kitleleri arasında yerilen bir taassuba (körükörüne bağlılığa) yol açar. Alimler ameli şer'î hükümlerde taklidin caiz olup olmadığı hususunda ihtilaf etmişlerdir: Bir grup mutlak olarak caiz olmadığını savunmuş ve her mükellefe ictihad etmeyi, onun aletlerini öğrenmeyi farz kılmıştır. Diğer bir grup, hem ictihada gücü yeten hem de yetmeyen için taklidin mutlak olarak caiz olduğunu söylemiştir. Bazı alimler ise şu ayrıma gitmiştir: İctihaddan aciz olan için caiz, ictihada gücü yeten müctehid için ise haramdır; işte bu son görüş râcih (doğruya en yakın) olanıdır.
Yirmisindeyken, hedefleriniz ve amaçlarınız konusunda kafanız karışık ve kesinlikten yoksun olsanız da yaşamın kendisinin ne olduğu konusunda, yaşamda ne olduğunuz ve ne olabileceğiniz konusunda güçlü bir duyguya sahipsinizdir. Daha sonraları... daha fazla belirsizlik, daha fazla görüş değiştirme, daha fazla sahte anılar olur. O zamanlar, kısa yaşamınızı bütünlüğü içinde anımsayabilirsiniz. Daha sonraları, bellek, parça parça bir şey olur çıkar. Bu tıpkı biraz, uçakların bir kaza sırasında olan bitenleri kaydetmek için taşıdıkları şu kara kutular gibidir. Eğer hiçbir şey olmazsa, teyp kendini siler. Bu yüzden eğer gerçekten kaza yaparsanız, bunu niçin yapmış olduğunuz bellidir; eğer yapmazsanız, yolculuğunuzun seyir defteri çok daha belirsizdir.