Bir gün mecliste vekilim diyen biri ile karşı karşıya geldik.
Nedense yurttaş vekili olmayı başaramayanlar dersini almak için hep bana denk geliyor.
Ya da denk gelenler benim gibi dersini verip
‘’Yalakalık, dalkavukluk, yıkama yağlama ,boş övgü uzmanlık alanlarıydı. Onlar yalakalık yaparken seyrettiğimde hayretten bayılacak olurdum, kullandıkları övgü kelimelerinden ördükleri zincir dünyanın çevresini üç kere dolaşırdı.‘’
Dürüstlüğü, kendisini en yakın şeyleri bile sorgulamaya itiyor ve gözde fikirlerini altüst ediyordu. Jocasta'nın ve tanrıların meseleyi daha ileriye götürmemesi için uyarmalarına rağmen kendi korkunç kaderinde aydınlanmayı arayan Oedipus gibi o da kişisel olarak neye mal olursa olsun hakikati arıyordu. "Sizi çok yakından ilgilendiren hiçbir soru bırakmama cüreti, kişiyi filozof yapar" diyordu. Goethe'nin onda fark ettiği şey, bu felsefi cüretle birlikte her ikisi de ruhunun doğal eğilimi olan sadakat ve araştırma dürüstlüğüydü. Sadakat ve dürüstlüğünün, bu mektubunda da görüldüğü gibi ona açıkça ve özgürce konuşma güveni veren nitelikler olduğunu belirtti.
"Ben size herhangi bir şeyi emredip yasaklamadığım sürece beni kendi halime bırakınız. Sizden önceki ümmetleri çok soru sormaları ve peygamberlerine karşı münakaşa etmeleri helak etmiştir. Size herhangi bir şeyi yasakladığım zaman ondan kesinlikle kaçınınız, bir şeyi emrettiğimde de onu gücünüz yettiğince yerine getiriniz."