İşlenen suça sessizlik, o suça iştirak etmektir..
Puan vermedi·107 syf.··
2026 11. kitabı
Yazar, bu kitapta büyülü gerçekliği bir kenara bırakıp gerçeğin soğuk yüzünü gösteriyor bizlere. Zaten ölümün yüzü hep soğuktur öyle değil mi? Marguez, kaderin insan üzerindeki ağırlığını, toplumsal sessizliğin nasıl bir suça dönüşebileceğini bizlere tüm çıplaklığı ile anlatıyor. Basit bir hikaye sonu önceden bilinen fakat içerisinde derin bir mesaj taşıyor. Bilinene müdahale edebilecekken toplumun kayıtsız kalması kaderci yaklaşımı eleştirilmiş. Söylesenize asıl katil kim ola ki? Bıçağı tutanlar mı? Yoksa sessiz kalanlar mı? Doğrusu bana göre suç bazen bıçağı tutan elde değil, sessiz kalan toplum vicdanındadır. Yazar mağdurun gerçekten suçlu olup olmadığını belirsiz bırakarak, asıl odağı toplumsal çürümeye ve insanların sorumluluk almaktan kaçınmasına çekmiş ki bu açıdan roman basit bir cinayet romanı değil, insanlığın suskunluğunu bir toplumun vicdanını gözler önüne seren güçlü bir esere dönüşmüştür. Kanaatimce bu yüzden edebiyat ödülüne layık görülmüş. Öyle olmasaydı bile yinede çokça değerli bir kitap olarak raflarda yerini alacaktı. Çünkü günümüzde bile toplumun kanayan yarası olan bir konuya oldukça güzel bir şekilde dikkat çekmiş. -Bana bir önyargı verin, dünyayı yerinden oynatayım. Dilan Yamaç Kırmızı Pazartesi Gabriel Garcia Marquez
1000Kitap
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,4bin okunma
Son Tanık
Puan vermedi·436 syf.··
2025 186. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2025 11:46
Glenn Meade 'in 2014'te yayımlanan ve Ali Cevat Akkoyunlu tarafından Türkçeye çevrilen Son Tanık Bosna Savaşı'nın (1990'lar) karanlık yüzünü, Omarska Kampı'ndaki soykırımı merkeze alarak işleyen etkileyici bir tarihi gerilim romanı. Yugoslavya'nın dağılışı sırasında Sırp güçlerinin işlediği katliamlar, aile sırları ve adalet arayışı, gerilim dolu bir tempoyla örülüyor. Meade, savaşın insan ruhundaki yaralarını özlem, ihanet ve direnişi çarpıcı diyaloglarla işliyor. Meade'in imzası olan detaylı araştırma, Bosna'nın acısını bugüne taşıyor. Gerçek olaylara meraklı, duygusal gerilim sevenler için zorunlu okuma; insanı sarsan, düşündüren bir eser. Bu kitabı okurken daha evvel okuduğum Osman Balcıgil'in İncir Kuşları kitabı da aynı konu üzerine okumuş olduğum kitaplardan biri henüz okumamış olanlara bu kitabı da okumalarını öneriyorum. Kitabı okumam için Referans olan, okur arkadaşım,Bahar hanıma teşekkürlerimi arz ediyorum. Kitapta beni en çok etkileyen bölüm, LANA JORAN'IN GÜNLÜGÜ Adım Lana joran ve bu benim öyküm. Ben, kocam ve iki sevgili çocuğumuz, hepimiz öleceğiz. Dünyanın ıstıraplarımıza kayıtsız kalacağından emin olduğum gibi, öleceğimizden de eminim. Onun için bu satırları bizi kurtarmaları umuduyla değil, acılarımızın kaydı olması amacıyla yazıyorum. Eğer dünya bunca masumun katledilmesine tanık olacaksa ve eğer öyküm tek bir insanın bile öldürülmesini engelleyecekse, o zaman zahmetlerime değmiş olacak. Önce, tarihin tekerrürden ibaret olduğunu öğrendiğimi belirtmeme izin verin. Bundan yıllarca önce, Nazi toplama kampları keşfedilip, fırınlarının hala milyonlarca masumun öldürülmesinin sıcaklığını taşıdıkları anlaşıldığı zaman, dünya böyle bir şeyin bir daha asla tekrarlanmayacağına söz vermişti. Oysa, şimdi o söz unutuldu. Çünkü bizimki gibi yüz binlerce
Edebiyat & Roman
Son TanıkGlenn Meade · Kırmızı Kedi Yayınları · 2014804 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2025 13. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 24 Ağustos 2025 13:54
Elime aldığım gibi hemen bitirebildiğim bir kitap. Akıcı ve güzel. Aslında kitap beş yaşındaki bir çocuğun gözünden bize hapishane hayatını anlatmaktadır. Öyle ki yer yer gerçekçi ve çocuksu durumları büyüklerine yazdırdıkları mektuplar aracılığıyla gözler önüne serer. Kitabın ana karakteri Barış ve kendisine çok yakın hissettiği ve annesinden bile daha çok vakit geçirdiği en yakın arkadaşı İncidir. Kitabın asıl anlatımı İnci’nin tahliye olmasıyla başlar. Tahliye olduktan sonra Barış’ın yaşadığı duyguları , basit görünen ama akla gelmeyen durumları mükemmel bir gözlem yeteneği ile okullarına aktarmıştır. Ve bu mektupları okurken adeta sizde beş yaşındaki bir çocuğa dönüşüyorsunuz. Kitabı okurken yer yer yer duygulanacaksınız kah ağlayıp kah güldünüz noktalar olacak. Ama şu gerçeği çok iyi yaşayacaksınız : Hapishane hayatı yaşayan çocuklar şu an ne durumda, gerçekten psikolojileri bu durumları kaldırabilecek yaşta mı veyahutta çocuk yaşlarında onlara ait bir oyuncağı var mı ? Gibi çeşitli sorularla kendi kendinizi muhakememeye alabilirsiniz. Ki alın almalısınız da. Yazarın gayesi zaten bu değil midir ? Söylesenize arkadaşlar diyesim geliyor .Barış’ ın tüm sitemi , yaşadıkları , inciye anlattıkları hep bundan değil midir ? Söyleyin sevgili okurlar bir uçurtmayı bile kıskanan insanlara sizin de iki sitem dolu mektubunuz olmaz mı ? Güneşi görmenin bu kadar önemli olduğu , basit görünen bir simit parçasının bile insana nasıl mutluluk verdiğini , bir kağıtla bir kalemin insana nasıl dert ortağı olduğunu nasıl anlayabilirdik ? Kitap o kadar güzel o kadar nakış nakış işlenmiş ki okuduktan sonra şöyle şöyle cümleler kurabilirsiniz kendi kendinize. İleride bir gün böyle durumları yaşayan çocuklar için umut olacağım. Umudun vücut bulmuş haldeyim ben. Evet ülkenin dört bir
Edebiyat
Uçurtmayı VurmasınlarFeride Çiçekoğlu · Can Yayınları · 202417,3bin okunma
9/10
·200 syf.··
2024 22. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 15 Ağustos 2024 00:00
Söylesenize “Artık kesinlikle biliyorum” dediğiniz ne ya da neler var? Yani kendiniz, hayat ya da herhangi bir şey hakkında. Yazar Oprah Winfrey’ e de bir programında bu soru sorulmuş. O gün bu soruyu cevaplayamamış ama tam 16 yıl sonra artık kesinlikle bildiklerini bu kitaba aktarmış. Hayatından ve deneyimlerinden yola çıkarak bizlere ilham veren hikayelerini sunuyor. Aynı zamanda insanın kendisiyle bağ kurmasını sağlıyor. Ben de kesinlikle biliyorum ki bu kitap dönüp dönüp tekrar okunacak bir kitap. Ben e-kitap uygulamasından dinledim ama bu kitabın kitaplığımda mutlaka olmasını istediğim için webden siparişimi de verdim. Canı gönülden tavsiyeyle okumanızı çok isterim. Defterime de not aldığım bazı alıntılar: “O zamanlar şimdi bildiklerimi bilseydim, yürüdüğüm yoldan şüphe duymakla tek bir dakika bile kaybetmezdim.” “Eğer sizi iyileştirecek ve tamamlayacak, içinizdeki o değersizsin diyen sesi susturacak birini arıyorsanız vaktinizi boşa harcıyorsunuz. Neden mi? Çünkü zaten değerli olduğunuzu bilmiyorsanız, arkadaşlarınızın, ailenizin, eşinizin sizi buna tamamen inandırmak için söyleyebileceği hiçbir şey yoktur.” “Hayatımızı son kez gözden geçirirken, yapılacak liste kalmadığında, koşturmaca bittiğinde, e-posta kutularımız boşaldığında, kalacak tek değerli şeyin sevip sevildiğimiz olacağını artık kesinlikle biliyorum.” Ve kitapta Oprah’ın hala zırıldamadan dinleyemediğim dediği şarkıyı arka fona ekledim. “Oturmakla dans etmek arasında bir seçeneğin olduğunda, umarım dans edersin” diyor şarkı. Artık kesinlikle biliyorum dediğim ne var diye ben de düşünüyorum hala. Bildiğim bir kaçını yazayım. Artık kesinlikle biliyorum ki; sevgi inanılmaz bir güçtür. Nezaket, tüm ruhlara işleyebilen mucizevi bir değerdir. Artık kesinlikle biliyorum ki; bazen bir gülümseme veya
Artık BiliyorumOprah Winfrey · Doğan Novus · 2016643 okunma
10/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2025 24. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Ağustos 2025 19:15
Ve eğer kadınlar ve kız çocukları, var oluşlarının önemli bir noktasını sağlayan babalarının kollarında bile kendilerini güvende hissedemeyip sevgilerinin kirliliğinden şüphe duyacaklarsa, söylesenize neyi korur bu insanlık?
Edebiyat
MathildaMary Shelley · Can Yayınları · 20251,208 okunma
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2025 11. kitabı
Psikoloji gerçekten de bir Labirent gibi. Üstelik her bir insana göre değişen bir labirent. Söylesenize, birden fazla labirentte kaybolma olasılığınız kaç? %50? %20? Ya da %100 mü? Peki ya bu labirent hayatın verdiği bir cezaysa? Nasıl çıkılır bundan? Bu labirentin içinde yaşamak mümkün mü? Ezgi karakterimiz de hayatın ona verdiği labirent cezasından kurtulmaya çalışıyor. Fakat çıkış pek de kolay bulunmayacak. Yalanlar, unutulanlar, hatırlanmak istemeyenler. Hepsi etrafında dolaşmaya çalışacak, kendiyle olan savaşı başlayacaktı. Ezgi karakterimiz küçük yaştan beri yazmakta. 18 yaşına bile gelmeden çoktan istediğine ulaşmıştı. Bir evi, bir arabası, ailesi vardı. Ortaokul kabusu ve geçmişini tamamiyen kapatmış, liseye geçmekle yeni bir sayfa açmıştı. Değişmeyen şeylerde vardı tabiki. Babası... Hayatın sınav olarak gönderdiği bir insan. Ne babası ne de geçmişi onu bırakmak istemiyordu. Onunla beraber hayatta kalmak istiyorlardı. Ezgi bir gün trafik kazası geçirerek hafıza kaybı yaşar. Bu hafıza kaybı ile 'mükemmel hayat' ona geçici bir süreliğine sunulmuştur. Fakat yalanlarla birlikte. Ezgi hatırlama sürecinde bu kadar karmaşık bir labirentten kurulabilecek mi? Geçmiş ile barışabilecek mi? İşte bu soruları bilmek istiyorsanız kitabı okumaya başlamalısınız.
KayıpZeynep Sey · Martı Yayınları · 0614 okunma