Uzun bir sessizlikten sonra gelen o ilk kelimeyi Bir insan gibi bir er gibi gören Karşılayıp konuklayan kadın muştu sana Ateş almış günü geçik resmi yapraklar gibi Bir dağ ucuna yığılmış o kent ki Seni en çarpık bir düşmanlıkla Karşılamaya hazırlanmakta Öyleyse ey bir kelime doğuran kadın Muştu sana Yankı yapan kutlu kadın muştu sana Bir meleğin bir sözünden gebe kalan kutlu kadın Ayrılığın şiddetinden gebe kaldın Aydınlığın artışından oldu İsa Artık çıkabilirsin temmuz öğlesine ama Üç gün yüce bir oruca borçlandırıldın En çok konuşman gerektiği anda Ayazmaların aynasında boy gösteren Dişbudak ormanı gibi azgın bir kalabalık Önünde o ulu konuşmanı yapacakken Bir yaratış susmasına adandın Yalnız işareti serbest bırakan Doğurman cinsinden bir oruca borçlandın Çocuk erdi Su durdu Muştu sana Hadrianus'un kütüphane mermeri Çeşme oldu aydınlık bir kuşluk kitabına Çocuğun mucize alfabesine Loş aralıklarda
Şiir
Şu anda saltanattan uzaklaştırılmış bir şah, daha önce ise ömür boyu şaşaaya mahkûm edilmiş bir kişi olduğunu hissetti.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Geride bıraktıklarına odaklanırsan önünde seni bekleyenleri göremezdin. Hayat da tam bu kaybettiğin yerde başlarda işte. Kaderden de medet umamazsın o anda. Sen gayret etmezsen o senin için kılını bile kıpırdatmazdı. En dibe vurduğunda yanan canın, daha fazla gidecek yerin olmayışın ve yalnızlığın yukarı çıkmaktan başka çare bırakmazdı insana. İşte orada hayat,yeniden daha hızlı ve bir o kadar güçlü başlar. Ağlaya ağlaya, belki de kanaya kanaya...O yüzden...Şu ana bir işaret koydum. Bu andan sonra sadece önüme bakacaktım. Bakmak zorundaydım.
Sayfa 128
genel, soyut, belirsiz ama net
Ölüme mahkum olanlar bile genellikle ancak son anlarında bunu hissederler. Aklının bir kenarında hep vardı ama genel, soyut ve belirsiz bir şekilde duruyordu. Çünkü dikkatini bu düşünce üzerinde toplamıyordu. Şu anda ise öleceği düşüncesiyle ürperiyor, titreme geliyor, ateş basıyor.
...mutlu olduğunu bilmemek, şu anda var olma dışında hiçbir şeyi umursamamak belki de mutluluğun gerçek tanımıydı...
Yine de yaşamının anlamı pek doyurucu gelmemektedir. Neden özgürlük, diye sorar kendine, hep geriye dönük, önceden kazanılmış, denetimli bir şey olsun? Neden şu anda peşinde koşulacak bir özgürlük yok?