Neden hep bir kanıt istiyoruz? Neden hep bir tanık olması lazım? Peki siz söyleyin her şeyin bir kanıtı olsaydı ne değişirdi? Sizce insanlarda değişen şey ne olurdu?
Rivers Bookstore
@River4432
·
Bu dünya, bir görene ihtiyaç duyuyordu. İyiliğin iyi, kötülüğün kötü olduğunu söylemek için, adaletin adalet, zulmün zulüm olduğunu ayırmak için tanık şarttı.
"Aile içi şiddet konusunda ele alınabilecek pek çok konu başlığı var. Ancak bu kitap ülkemizde çok az tartışılmış olan baba kavramına odaklanmayı ve babanın işlevini ele almayı, öte yandan baba şiddetine bir perspektif sunmayı amaçlıyor. Küçük yaşta tanık olunan hatta hedef olunan baba şiddeti, yetişkin hayatta nelere mal oluyor? Yaşananlar çocukluk yıllarında kalıp, üzerlerine çekilen kalın yorganların altında gözden ırak kalarak hiç yaşanmamış gibi mi kabul ediliyor? Baba şiddetine uğrayan kadınların babaları ile ilgili algıları nasıl? Bu durum kendi evlilik ilişkilerine ve kocalarına karşı nasıl bir bakış açısı geliştirmelerine sebep oluyor? Çocuklarına yaklaşımlarını nasıl etkiliyor? Diğer çocukların böyle bir babaya sahip olmadığını fark ettiklerinde neler düşünüyorlar? O günlerden yetişkin dönemlerine neler kalıyor? Hangi duygusal hatta belki bedensel izleri taşıyorlar?
Ferdengeçti çiçeği, bir gün onu keşfedeceklerini ve ona bir isim vereceklerini düşündü.
Hangi çiçeğe gerçek ismi verilmiş ki?"
Han KangVejetaryen
Kitap, hayatı boyunca varlığı neredeyse hiç görülmemiş bir kadının, kendi bedeni ve ruhu için aldığı ilk karar sonrasında yaşadıklarını anlatıyor. Yonğhe gördüğü rüyalar sonrasında et yemeyi bırakır. Genç kadının bu ani kararı ailesi tarafından kabul görmez ve hatta baskı ve şiddetle karşılanır. Et yememek Yonğhe için yalnızca bir beslenme değişikliği değil; yıllar boyunca bedeninde ve ruhunda biriken istismar izlerine karşı sessiz bir tepkidir. Her ne kadar kitabın adı vejetaryen olsa da, Yonğhe sadece et yemeyi değil; hayvansal gıda ve ürünlerin tamamını yaşamından ani bir şekilde çıkarır. Hatta etin kokusuna, insan bedeninin kokusu da dahil olmak üzere tahammül edemez.
Yonğhe, baskıcı bir aile ortamında, sert ve otoriter bir baba ile büyümüştür. Ablası ve erkek kardeşinin payına düşen fiziksel ve psikolojik şiddeti de o yaşamıştır. Yetişkinliğe adım attığında evlendiği erkek ise ona ne bir kadın, ne de bir insan olarak gerçekten değer vermeyen duyarsız bir adamdır. Çevresindeki insanlar Yonğhe'nin kendisine ait bir kişiliği ve iradesi olabileceğini ancak onun vejetaryen -daha doğru bir ifadeyle vegan- olma kararıyla birlikte fark ederler.
Üç kısımdan oluşan kitabın bölümleri; Vejetaryen, Moğol Lekesi ve Alev Ağacı olarak isimlendirilmiştir. Bu bölümlerin üçü de Yonğhe'nin yaşadıklarına şahit olmuş ve hayatında iz bırakmış üç farklı kişinin bakış açısıyla anlatılmaktadır.
İlk bölüm olan Vejetaryen'de olayların başladığı döneme Yonğhe'nin kocasının anlatımıyla tanık oluyoruz. Bu bölümde Yonğhe'yi bu ani yaşam düzeni değişikliğine iten sürecin şimdiki zamandaki yansımalarını görüyoruz.
İkinci bölüm olan Moğol Lekesi ise Yonğhe'nin eniştesinin ağzından anlatılıyor. Bu kısımda çevrenin skandal olarak karşılayacağı bir olayı okurken, aynı zamanda
Öyle bir coğrafyada yaşıyorum ki siyasi, ideolojik ve saklanan birçok gerçeği ham şekliyle bizzat duyup tanık oluyorum. Toplum her geçen gün bataklığa bulanıyor sayın arkadaşlar, hem de kasıtlı bir yapılanma sonucunda. Yapılan yaptırımlar gerçekten aşağılık bir konumda. Ne yani ideolojinizi ileride ideolojinizle vurmamı mı istiyorsunuz? Oysa insanlarla uğraşmaya hiç tahammülüm yok.
Ninova Yıldız Haritası — Mezopotamya.
Antik Ninova'daki Aşurbanipal kütüphanesinin kalıntıları arasında keşfedildi.
Üzerinde garip semboller, göksel işaretler ve çivi yazısı bulunan bir kil tablet.
Çoğu bilim insanı için bu, uzun bir Mezopotamya geleneğinin parçası olan astronomik bir tablettir; gökyüzünü gözlemleme ve kaydetme geleneğinin bir parçasıdır.
Ancak alışılmadık görünümü, on yıllarca süren spekülasyonlara ilham verdi.
Bir yıldız haritası mı?
Bir göksel rehber mi?
Yaklaşık 3000 yıl önce tanık olunan olağanüstü bir olayın kaydı mı?
Kesin amacı ne olursa olsun, bize Mezopotamya'nın eski halklarının insanlık tarihinin ilk büyük astronomları arasında olduğunu hatırlatıyor.
Teleskoplardan çok önce.
Modern bilimden çok önce.
Gökyüzünü zaten haritalandırıyorlardı.
‘Büyük Birader’ bizi sadece gözetlemekle kalmıyor; kafamızı karıştıracak, bedel ödememize yol açacak gerçekleri de ayıklıyor. Yok etmek boşluk oluşturacaksa hakikati yeniden üretiyor. Ve bunu aralıksız yapıyor ki biz hata edip yanlış düşüncelere kapılmayalım.
1984 romanının yazarı George Orwell kurgusal bir dünya yazdı; bir karabasan olarak resmettiği ülkede en önemli kurumlardan biri ‘Gerçek Bakanlığı’ idi. Ana karakter ‘Winston Smith’ ve mesai arkadaşlarının görevi; gazete arşivlerini, kitapları, makaleleri ve fotoğrafları yani gerçeği, partinin direktifleri doğrultusunda sürekli değiştirmekti. Dün yaşanan bugün ‘düzeltiliyor’, insanlar da inanmak zorunda kalıyordu.
Rejimin hain ilan ettiği veya buharlaştırdığı kişilerin isimlerini tüm tarihi kayıtlardan, doğum listelerinden ve gazete arşivlerinden siler; hiç var olmamış gibi tarihten kazırlardı.
Bu düzende iç ve dış düşmanlar da sıklıkla yer değiştirirdi. Öyle ki vatandaşlar yanlışlıkla bir düşmana övgüler dizerek hain durumuna düşebilirdi. ‘Okyanusya’ en son kiminle savaştaydı, barış ne zaman geldi, yeni savaş hangi ülkeyle ve ne zaman başladı? Doğru bilgiyi ancak Gerçek Bakanlığı bilir. Ve elbette her seferinde tarihin yeniden yazılır.
Kitapları yakıp yeniden yazmak, gazete arşivlerini değiştirmek, tarihi vesikaları yeni gerçeğe uyarlamak… Bunlar işin kolay kısmı. Ya zihinler, ya hafızalar…
İşte tam burada ‘çift düşün’ devreye giriyor. Birbirine tamamen zıt iki inancı veya gerçeği aynı anda zihninde barındırmak mümkün mü? Tanık olduğun ya da bizzat içinde yer aldığın olayın hiç yaşanmamış olmasını sağlıklı bir zihin nasıl kabullenir?
Mümkün. Bilinçsizliği bilerek seçiyorsan, sistemli biçimde kendini kandırıyorsan ve bunun farkındaysan, mümkün ve kolay. Bunu sistemin nimetleri karşılığında yapanlar, aynı