George Orwell Hatırlamak
‘Büyük Birader’ bizi sadece gözetlemekle kalmıyor; kafamızı karıştıracak, bedel ödememize yol açacak gerçekleri de ayıklıyor. Yok etmek boşluk oluşturacaksa hakikati yeniden üretiyor. Ve bunu aralıksız yapıyor ki biz hata edip yanlış düşüncelere kapılmayalım. 1984 romanının yazarı George Orwell kurgusal bir dünya yazdı; bir karabasan olarak resmettiği ülkede en önemli kurumlardan biri ‘Gerçek Bakanlığı’ idi. Ana karakter ‘Winston Smith’ ve mesai arkadaşlarının görevi; gazete arşivlerini, kitapları, makaleleri ve fotoğrafları yani gerçeği, partinin direktifleri doğrultusunda sürekli değiştirmekti. Dün yaşanan bugün ‘düzeltiliyor’, insanlar da inanmak zorunda kalıyordu. Rejimin hain ilan ettiği veya buharlaştırdığı kişilerin isimlerini tüm tarihi kayıtlardan, doğum listelerinden ve gazete arşivlerinden siler; hiç var olmamış gibi tarihten kazırlardı.  Bu düzende iç ve dış düşmanlar da sıklıkla yer değiştirirdi. Öyle ki vatandaşlar yanlışlıkla bir düşmana övgüler dizerek hain durumuna düşebilirdi. ‘Okyanusya’ en son kiminle savaştaydı, barış ne zaman geldi, yeni savaş hangi ülkeyle ve ne zaman başladı? Doğru bilgiyi ancak Gerçek Bakanlığı bilir. Ve elbette her seferinde tarihin yeniden yazılır. Kitapları yakıp yeniden yazmak, gazete arşivlerini değiştirmek, tarihi vesikaları yeni gerçeğe uyarlamak… Bunlar işin kolay kısmı. Ya zihinler, ya hafızalar… İşte tam burada ‘çift düşün’ devreye giriyor. Birbirine tamamen zıt iki inancı veya gerçeği aynı anda zihninde barındırmak mümkün mü? Tanık olduğun ya da bizzat içinde yer aldığın olayın hiç yaşanmamış olmasını sağlıklı bir zihin nasıl kabullenir?  Mümkün. Bilinçsizliği bilerek seçiyorsan, sistemli biçimde kendini kandırıyorsan ve bunun farkındaysan, mümkün ve kolay. Bunu sistemin nimetleri karşılığında yapanlar, aynı
Duygu ve Düşünce
Kendine çok kötü davranıyorsun çünkü başka bir davranış biçimi sahici gelmiyor çünkü başka bir davranış biçimine tanık olmadın.
Susfera
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ronaldo Messi tartışmasının bitmesine de tanık olduysak yaşlanmışız abi
Milano bunu çok iyi bilir; çünkü günümüzde Alman sopasıyla yargı yoluyla alenen parçalanmış çocuk ve kadın cesetlerine tanık oldu.
Alıntı
Filistinli çocukların sesini duyur!
Filistin toplumu, genç bir demografik yapıya sahip olmasıyla karakterize edilir; 18 yaş altı çocuklar toplam nüfusun %43'ünü, yani yaklaşık 2,47 milyon çocuğu (Batı Şeria'da 1,38 milyon (%41) ve Gazze Şeridi'nde 1,09 milyon (%47)) oluşturmaktadır (2025 yılı sonu itibarıyla). 15 yaş altı yaş grubu ise toplam nüfusun %36,3'ünü, yani yaklaşık 2,02 milyon çocuğu (Batı Şeria'da 1,18 milyon (%35) ve Gazze Şeridi'nde 0,83 milyon (%39)) oluşturmaktadır. (...) İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik devam eden saldırganlığı (7 Ekim 2023 – 1 Nisan 2026), bir neslin geleceğinin sistematik olarak hedef alındığını gösteriyor. Şehit sayısı 72.289'a ulaştı; bunların 21.283'ü çocuktu ve bu da 2025 yılı sonuna kadar tüm kurbanların yaklaşık %30'unu oluşturuyordu. Bunlardan 450'si bebek, 1.029'u bir yaşın altındaki çocuk ve 5.031'i beş yaşın altındaki çocuktu; bu da henüz hayata başlamamış bir neslin gerçek bir yok edilişini yansıtıyor. Öldürme yöntemleri sadece hava saldırılarıyla sınırlı kalmadı; kuşatma, açlık ve soğuk da çocukların canını aldı. Toplam 157 çocuk açlıktan öldü, 25 çocuk da yerinden edilmiş kişilerin çadırlarında donarak hayatını kaybetti ve çoğunluğu çocuk ve kadınlardan oluşan yaklaşık 9.500 kayıp kişinin akıbeti bilinmiyor; enkaz altında kalanlar, tanık veya mezar olmadan yok oldular. Yaralanmalar düzeyinde, çocuklar çifte bir sağlık felaketiyle karşı karşıya. Yaralı sayısı 172.040'a ulaştı; bunların en az 44.486'sı çocuk olup, toplam yaralı sayısının %26'sını oluşturuyor. Savaşın fiziksel sonuçları yıkıcı olmaya devam ediyor; 10.500 çocuk hayatlarını değiştiren yaralanmalar geçirirken, 1.000'den fazla çocukta uzuv amputasyonu vakası yaşandı; üstelik sağlık sistemi tamamen çökmüş ve yardımcı cihazlarda ciddi bir eksiklik söz konusu. Acil tıbbi tahliye sağlanmadığı
Filistin
Çalıştığım kurum ekmek kapım Tigem Susuzluğun umutsuzluğun ve ceylanların coğrafyası bir yanda Türkiyenin en büyük çiftliği öbür yanda mağaralarda barınan sınırdaki hayatlar Atlas ceylanpınarda devlet üretme çiftliğine tanık oldu Atlas sayı 98 mayıs 2001 Allah ve Resûlü en iyi bilendir Allah Teala en çok kitabı Azimüşşanı olan yüce kitabı Kuraanı okumamızı onunla ibadet yüce  etmemizi ister o yüce kitaba uyan susuzluğunu dindirecek ve asırlardır dünyaları yöneten koca islam medeniyeti ve ilmini yeniden yükseltecektir bugün Allah Tealaya ulaştıran istikamet yolu çalışmaktır mağaralarda yaşayan insanlara yurt ve barınma imkânı sağlamaktır Ceylanpınar Tarım İşletmesi Müdürlüğüde insanlara iş olanağı sağlamak ceylanpınarın simgesi olan ceylanlara barınak olmak amacı ile ilk kez 1937 yılında kurulmuştur tarımda lider kuruluş Tigem efendimiz SAV rüya üç çeşittir diyerek bunlardan birincisi Allah’tan bir müjde olan salih rüyadır insanların en büyük isteğidir iş sahibi olmak ve en büyük kazancımızdır elimizin ekmek tutup kimseye minnet etmemek kişinin yaşadıkları rüyasına yansır buyuruyor efendimiz SAV sıkıntısı tasası olmayan akşam evine ekmek götüren kişi en temiz rüyayı görür bugün Suriye devletine 64 km sınırı olan ve sağladığı iş gücü ile rüyaları gerçeğe dönüştürmek isteyen çalıştığım kurum 1984 ten beri devlet bünyesinde tigem olarak çalışmalarına devam ediyor arazi varlığımız 1 milyon 633 bin dekar
Duygu ve Düşünce