Sanatçının, eserlerinde tüm dünyaya hitap ederken aynı zamanda tüm insanlığı konu etmesi için herkesin bildiği, müşterek gerçeklerden konuşması gerekir. Deniz, yağmur, ihtiyaç, arzu, ölüme karşı savaş: Bizi birbirimize bağlayan şeyler bunlardır. Beraber tanık olduğumuz, acısını birlikte çektiğimiz konularda benzerliğimiz daha çok ortaya çıkar. Hayaller insandan insana değişir fakat dünyanın gerçekliği, herkesin
ortak gerçekliğidir.
Gazze ve Batı Şeria işgalini tanımlarken, psikiyatrist Eyad Sarraj (Gazze Toplum Ruh Sağlığı Programı'nın kurucusu) şöyle yazıyordu:
Bu işgal, şunları içeriyor:
• Üç aydan fazla süreyle ülkeyi terk edersen iptal edilen bir kimlik numarası ve oturma izniyle yaşamak;
• Taşıyıcısının "tanımsız bir uyruk" olduğunu belirten bir seyahat belgesine sahip olmak;
• Her yıl iki kez istihbarat tarafından "rutin sorgu"ya çağrılmak ve kardeşlerine dair muhbirlik yapmaya ikna edilmeye çalışılmak;
• Gazze'deki mülteci kampındaki evden sabah 3'te çıkıp, kontrol noktaları ve barikatlardan geçerek başkalarının yapmak istemediği işleri yapmak, akşam yorgunluktan yığılıp kalmak ve birkaç saat sonra yeniden yola düşmek;
• Çocuklarının, babalarının gözlerinin önünde tükürülüp dövülmesine tanık olup, ona duyduğu saygıyı yitirmesi;
• el-Halil'de bir Yahudi yerleşimcinin, Peygamber'in (adının) üzerine tükürmesini görmek."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sık sık, sadece kendi çıkarlarının dikkate alınmasını “adil” gören topluluklara tanık oluyorum. Oysa kul hakkı her insan için geçerlidir. Müslüman olsun olmasın, insana yapılan her türlü haksızlık kul hakkı yemektir.
Sayın seyirciler, oyun çoktan başladı.
Artık sahnede gördüklerinizle yetinmeyeceksiniz.
Çünkü her perdenin ardında saklanan bir gerçek vardır.
Size size düşen yalnızca izlemek değil, tanık olmak.
İyi seyirler!