Famusov Cəmiyyəti, Çatski və Aleksandr Qriboyedov
7/10
·160 syf.··
2026 2. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 01:57
Pyes ilk nəşr olunan zaman böyük senzura ilə qarşılaşmışdı. Pyesin xeyli hissəsi ixtisar edilmişdi. Kitab yalnız yazıçının ölümündən 29 il sonra ixtisarsız nəşr oluna bildi. Bu qədər senzuraya məruz qalmasının səbəbi tənqidçilərə görə bu kitabın Moskvaya qarşı bir böhtan olması idi. Yazıçının kitabda fikirlərini əsas personajın dilində azad şəkildə deməsi tənqidçiləri olduqca narahat edirdi. Aleksandr Qriboyedovun əsərə "Ağıldan bəla" adını verməsi təsadüfi deyil. Əsərdə təsvir olunan Famusov cəmiyyətində rüşvət, yaltaqlıq, rütbəpərəstlik və yalan normal həyat tərzi kimi qəbul edilir. Belə bir korlanmış mühitdə ağıllı, elmli, dürüst olmaq insanın xeyrinə deyil, ziyanına işləyir. (Yazıçı dekabrist idi) Dünyanın müxtəlif ölkələrini gəzmiş, savadlı gənc oğlan Moskvaya qayıdır. Səyahətləri zamanı çox şey öyrənir və mütərəqqi görüşlərə sahib olur. Çatski azad və tənqidi düşündüyü üçün bu cəmiyyətə uyğunlaşa bilmir və onun ağlı, savadı özü üçün bəlaya çevrilir. Əgər o da digərləri kimi kor-koranə itaət etsəydi, cəmiyyətdə asanlıqla yer tapa bilərdi. Pyesdəki obrazlar 2 ayrı sərhəddə dayanır. Biri Famusovlar, digəri isə Çatski. Famusovlar keçmişin əhəmiyyətsiz fikirləri, lazımsız adət-ənənələri ilə yaşayır. Bununla yanaşı, onlar bir tərəfdən də avropalaşmağa, avropalaşmış görünməyə çalışırlar. Çalışırlar demək elə də doğru olmaz bu situasiyada. Anlamadan qəbul edirdilər. Pyesin əvvəlində Famusov və qızı Sofiya olan pərdədə belə bir fikir söyləyir: "Başa sal, qorusun qoy gözlərini, Bir də oxumaqdan nədir ki fayda; Firəng kitabları qoymur o yata, Rus kitabı dərhal yatırdır məni." Burada maraqlı bir istehza var. Famusov firəng kitablarının maraqlı olduğunu qəbul etmir, əksinə, bu kitabların gənclərin beynini boş xəyallarla doldurub onları yuxusuz qoyduğunu iddia edərək
Ağıldan BəlaAleksandr Griboyedov · Qanun Nəşriyyatı · 2020138 okunma
Üç Beş Adımlık Dolu Dolu Bir Dünya
9/10
·112 syf.·
2026 66. kitabı
Dünya yeri geldiğinde üç beş adımlık bir genişliğe sahiptir. İnsanın kanıksadığı bu küçük alan bile birçok anı ve anıyı bünyesinde barındırır. Hayatın küçük ayrıntıları dikkatli bir göz için sonsuz öykülerin rahmine döner. Doğruöz’ün bu kitabı sınırlı bir zamanda ve mekanda okuruna deyim yerindeyse tay-ı mekan ve zamanı yaşatıyor. Kendi geçmişinde keşfe çıkan insanın bir göz kapamalık seyir zevkine davet edilen okur yaşanmışlık ve gerçekçilik sayesinde adeta bazen anlatıcıyla yer değiştiriyor. Hayatın gizini kendi geçmişinde arayan sesin muhakeme, hesaplaşma, tartma, tatma velhasıl yaşam tecrübesi en saf haliyle satırlara yansıyor. Anlatımın zindeliği güçlü entelektüel anlatım başka bir yazarı anımsatırsa çekinmeden arka kapağa bakabilirsiniz. Doğruöz’ün Adnan İslamoğulları ile uyuşan edebi tarzı sayesinde oluşan üslup ortaklığı bazı anlatım parçalarının birleşmesinin önünü açıyor. Yazarların dost olduğu gibi kitapların da dostluğunun vaki olduğu eserde aşikar oluyor. **zafer saraç Üç Beş Adımlık Seyyahlıklar Halil Ziya Doğruöz Zafer Saraç**
Edebiyat
Üç Beş Adımlık SeyyahlıklarHalil Ziya Doğruöz · Ötüken Neşriyat · 20265 okunma
Reklam
Her tanışmayı bir ayrılma say. /796. İnceleme
10/10
·134 syf.··
2026 37. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 16:40
Bitti. Bir kitabı bitirmiş gibi değil de dostlar sofrasında yemek yemiş gibiyim şimdi. Ve uzun zamandır böylesi güzel bir yemek yememiştim. Hiç bu kadar güzel insanı aynı kitapta görmemiştim. Bazı güzellikler vardır anlatamazsın, hangi cümleyi kursan eksik, hangi benzetmeyi yapsan yetersiz kalır. Yalnız insanlar mı, çocukluğumdan bildiğim mekânlara da gittim: “Kastamonu’dayız. Kalenin yamaçlarında, Ali Emre’nin doğup büyüdüğü ahşap ev. Uzakta, Dönüp Bakınca, Şarki, Yangın, Afife, Tay Huylu Gelinler ve Lirik Kızlar Konağı gibi o unutulmaz şiirlerin kaynağı.” Öyle bir “hız ve haz” çağında yaşıyoruz ki biraz durup nefes almaya, etrafımızdaki güzellikleri görmeye vaktimiz kalmıyor. Dur! diyor İbrahim Tenekeci, yürüyerek varacağın birçok yere koşar adım yetişemezsin. Cahit Zarifoğlu düşüyor aklıma, “Bir ömür boyu koşarsın, yetiştiğin sadece nasibindir.” Çok da acele etmemeli, lezzetini ala ala, dost meclislerinden geçerek, şiir gibi kitaplardan içerek ilerlemeli. Tam da öyle bir arayıştaydı ruhum. Hani derler ya, “İlaç gibi geldin,” İbrahim Tenekeci, Hak Sahipleri onun on iki yıl boyunca bir klasörde biriktirdiği yazılarından oluşuyor. Bir insanın hayatına on iki yılda ne kadar güzel insan sığabilirse o kadar sığmış. Nasıl güzel yaşanırsa on iki yıl, öyle güzel yaşanmış! “... dünyanın en iyi tarafı, bir gün bitecek olmasıdır.” Daha kapağı açar açmaz Ahmet Hamdi Tanpınar çıkıyor karşıma, “Günün birinde, kendimi, edebiyattan başka bir işe yaramaz buldum,” diyor Yaşar Nabi’ye yazdığı bir mektupta. İşe yaradığı konuda en iyisi olduğunu bilmeden… “Dün annemin mezarına gittim. Kar yağıyordu.” İki cümle ile yerle bir ediyor Ahmet Kekeç, annemiz bize kar yağsa dayanamazdı değil mi? Oysa annesizlik de bir kar, yitiren kim varsa ağustosun sıcağında dahi yağıyor üzerine. Koşsaydım yetişirdim, diyor
Hak Sahipleriİbrahim Tenekeci · Muhit Kitap · 0172 okunma
10/10
·96 syf.·
2026 3. kitabı
Beslenmeye dair farklı kitaplar ve yazılar okumuşluğum az değildir fakat bu kitap kadar yalın ve öz anlatan, süreci kolay kılan, insana yüklenmeyen ne kitap gördüm ne de yazı. Gün gün hayatımıza katacağımız kolay alışkanlıklarla sağlıklı beslenmeyi sürdürülebilir kılabiliriz. Zaten yazarın amacı da kilomuzun azalmasından çok sağlıklı beslenip sağlıklı hissetmemiz. Böyle bir kitap yazdığı için yazara minnet duydum. Emeğine sağlık. İkinci kitabı bekliyorum.
İnceleme
Diyet Yapamayanların Diyetiİbrahim Halil Tay · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202410 okunma
10/10
·248 syf.··
2026 24. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 21:37
Bir atın gözünden dünyayı, insanlığı görmek, her şeyi bir de atların gözünden sorgulamak… Çocukken çocuklar için sadeleştirilmişini okumuştum, ilkokul ya da ortaokulda olmalıyım, çok beğenmiştim ve yıllar sonra orijinal çevirisinden okumak istedim. Çoğu yerini de storytel’den dinledim, seslendirme yine muhteşemdi, okumak istemezseniz dinleyebilirsiniz Bir tay olan Siyah İnci’nin gençliğine, yaşlılığına; bu süreçte başından geçenlere, sahiplerine, gördüğü insanlara ve yaşadığı olaylara konuk oluyoruz bu kitapta… O kadar güzeldi ki. İnsanın gözünden iyi mi kötü mü, akıllı mı ahmak mı, o kadar iyi anlıyorlar ki… Okurken hep dışarıdan baktım bize, insanlığa yani. Neden onlar kadar içimiz dışımız bir olamıyoruz, neden bizden olmayanlara iyi davranmayı bir fedakarlık gibi görüyoruz? Aslında olması gereken bu… Çocuğundan yetişkine, mutlaka herkesin okumasını öneriyorum, geç kalmış sayılmazsınız
Siyah İnciAnna Sewell · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202411,9bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 13. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2026 18:44
Elveda Gülsarı, Cengiz Aytmatov'un basit ama harikulade anlatımıyla insanı içine çeken müthiş eserlerinden sadece bir tanesi. Her ne kadar bir atın hikâyesi gibi görünse de, özünde; yitip giden zamanın, gençliğin, inancın, emeğin ve aşkın romanıdır. Birbirine paralel iki hayatın, Tanabay ve Gülsarı'nın hikayesi. Tanabay, yıllar süren savaştan sonra zaferle memleketine döner ve gönülden inandığı komünizm devrimi için canla başla çalışmaya başlar. En yakın arkadaşı Çora'nın ricası üzerine yılkı atlarına bakmak için karısı ve çocuklarıyla birlikte dağlara taşınır. Gülsarı ile de orada, henüz gencecik bir tay iken tanışır. Ve zamanla aralarında çok güçlü bir bağ oluşur. Ama bu bağ bir sahiplik değil, yoldaşlıktır. Gülsarı'nın, Tanabay'dan başka insanlara da "yoldaşlık" ettiği süre zarfında iğdiş edilmesi, adım adım yavaşlaması ve nihayet gözden düşmesi, tıpkı Tanabay'ın da yaşlandıkça inandığı değerleri sorgulaması, yıllar boyunca devrime verdiği emeklerinin karşılığını alamaması bir yana, Parti tarafından 'halk düşmanı' olarak ilan edilmesi ve hayatına karşı yaşadığı kırılmaların bir aynası gibidir. Gülsarı'nın nasıl ki bir zamanların dillere destan yorga atı olduğu unutulmuş ise, devrime hayatını adayan hatta bu uğurda abisine bile acımayıp sürgün eden Tanabay da unutulmuştu. Bu yüzden çıktıkları yolculuğun Gülsarı'nın son yolculuğu olduğunu anlayan Tanabay, bir kenara çekilir ve Gülsarı'nın başında oturup bütün bu yaşadıklarını bir bir gözünün önüne getirir. Çünkü Gülsarı'ya edeceği veda sadece bir ata değil, gençliğe, umutlara, hayal kırıklıklarına, kısaca koca bir geçmişe vedadır.
Elveda GülsarıCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202321,1bin okunma
Reklam
Reklam