Bir şeylerden bahseden bir hiçbir şey
6/10
·184 syf.··
2026 5. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 10:55
(Spoiler içerir) Bir çeşit anı defteri. Amin Maalouf'un kültürleri, gelenekleri birbirine karan dili sayesinde çoğu kez mekanları uzun uzadıya tasvir etmemesine rağmen kendimi o resmin, olayların içinde çok canlı ve renkli bir karede buluyorum. Karakterde bir taraf var. Gerçek, çok gerçek, canlı. Babasının İsyan'da bıraktığı iz, bir yaradan ziyade bir zihniyet. Bu zihniyet İsyan'ın babasının gölgesi altında ondan hem nefret ederek hem korkarak biraz da severek oluşturduğu birincil karakteri. İsyan evden ayrılır, doktorluk okur, cemiyetlere katılır, hep bir yerlerde;savaş, telaş, aşk uğruna bu zihniyetin onda karşılık bulmasını izler. Hiçbir zaman ayakları yere sapasağlam basamaz, küçüklük hayali olan doktorluğu okumayı bile tamamlayamaz, korkularının arkasında aslında uzun yıllar onun için örülmüş ve üzerinde yapışmış bu karakterin farkına varır. Clara'ya aşık olması bu görme sürecine katkı sağlıyor ve mektuplaştıkları dönemlerde bu korkak, yaptığı işte de başarılı olamayan tarafını hep eleştirerek kendine, hayatına, yıllarına yabancılaşıyor İsyan. Babasının hastalanması haberiyle Clara'dan karnındaki oğlunu da bırakarak ayrılması ve araya savaşın girmesi uzun yıllar onu Claradan ayırıyor. Tam ayrıldıkları sırada babasının da vefat etmesi ile hayatında tutunduğu ne varsa yıkılıyor. İsyan'ın akıl hastanesine girmesi, orada yıllarca kalması, zihnini uyuşturmaları, aslında İsyan'ın seçtiği bir çeşit yaşam tembelliği, yaşamamayı seçme, ölüm. Ta ki kızının büyüdüğünü ve onu aradığını öğrenmesiyle yeniden yaşam enerjisini bulana kadar. Bu İsyan'ın geliştirdiği son kişilik, son dönüm noktası. Kızını görme umuduyla hastaneden çıkıyor ve kızını bir daha hiç görmüyor. Tüm kitap beni en çok vuran yer İsyanın hapisten çokıp şehir
Hayata Dair
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202640,2bin okunma
Yabancı ~
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 08:28
“Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum” cümlesiyle çarpıcı bir başlangıç yapıyor yazar. Ve şu cümle ; “Annemi elbette çok severdim; ama bu bir şey ifade etmezdi ki. Sağlıklı bütün insanlar, sevdiklerinin ölümünü az çok arzu etmiştir.” bizi ilginç bir hikayenin beklediğinin habercisiydi Hikaye de kahramanın asıl adını yazmadı yazar ama soyadı vardı. Kendine ve topluma yabancılaşmış bir adamın hikayesi. Hayatı sorgulyan ve anlamsız bulan kahraman sırf topluma ve kendine yabancılaşmasından dolayı yargılanır ve idam edilir Mahkemede şöyle bir cümlesi vardır; “Bu işin benim dışımda görülüyor gibi bir hali vardı. Her şey, ben karıştırılmaksızın olup bitiyordu, kaderim bana sorulmadan tayin olunuyordu ... İyi düşününce söylenecek bir şeyim olmadığını anlamaktaydım. Kendi kendimi seyrediyormuş gibi bir hisse kapıldım.” Bu düşünce ,yabancılaşma kavramını ne kadar benimsediğini anlatıyor... Ve idam kararını duyunca Camus kahramanına şunları söyletir; "Herkes bilir ki, hayat yaşamak zahmetine değmeyen bir şeydir, aslında otuz ya da yetmiş yaşında ölmenin önemli olmadığını bilmez değildim, çünkü her iki halde de gayet tabii olarak başka erkekler ve kadınlar yine yaşayacaklar ve bu binlerce yıl devam edecektir... İnsan madem ki ölecektir, bunun nasıl ve ne zaman olacağının önemi yoktur" Kitap boyunca dünyanın boş ve manasız olduğu vurgulanıyor...Hayat yaşamaya değmez... Yabancı’yı okurken, bütün olağan dışılığına rağmen öykünün doğallığı, kahramanın ölümü kabullenişindeki doğallık ,hiç telaş etmemesi insanı rahatsız ediyor... Kitap , derinlik sevenler için♡
Psikoloji
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Akıp geçen öyküleri özlemişiz
Puan vermedi·126 syf.··
2026 28. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 00:00
Def ve mendil öyküsü son kısımda adeta ışık gibi parlıyor. Her öykü, ortalamanın üstünde tat bırakıyor gerisinde. Naif ve güzel işlenmiş cümleler ile kâh oraya kâh başka yerlere savruluyor gönlünüz.. Alıntı: * O, evdeki herkesin yükselen alçalan duygularının çarptığı bir iskele, günün ilk öfkelerinin, ilk telaş kabartılarının ve yolunu kaybetmiş serseri mayın lafların yapıştırıldığı bir hınç duvarıydı adeta. *
Edebiyat
Def ve MendilAyşe İlker · Ötüken Neşriyat · 202215 okunma
Mahalle Havası
Puan vermedi·152 syf.··
2026 63. kitabı
Şimdi düşün: Mahallede oturmuşuz, çay elimizde, Hüseyin Rahmi’nin Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç romanını konuşuyoruz. Ben diyorum ki: “Arkadaş, kuyrukluyıldız gökyüzünde görünmüş, millet evde dua ediyor, bazıları da ‘dünya bitecek bari evlenelim’ diye koşturuyor!” Yani romantizm değil, resmen kıyamet paniğiyle hızlandırılmış evlilik paketi. Romanı okurken sürekli güldüm. Çünkü karakterler öyle bir telaş içinde ki, sanki kuyrukluyıldız kapıya dayanmış da “Hadi bakalım, kim kiminle evleniyor?” diye yoklama çekiyor. Bir yandan hurafeler, bir yandan mahalle dedikoduları… Hüseyin Rahmi öyle bir anlatıyor ki, sanki yan sokakta komşular kavga ediyor da biz izliyoruz. En komik tarafı da şu: İnsanlar kuyrukluyıldızdan korkarken bile fırsat peşinde. “Dünya bitecekmiş, bari şu kızı kapayım” kafası… Yani romantizm değil, bildiğin survival modu. Sonuçta roman bana şunu düşündürdü: Bizim milletin mizahı hiç değişmiyor. Bugün de bir şey olsa, eminim sosyal medyada “dünya bitiyor, bari sevgili bulayım” diye trend olurdu. Hüseyin Rahmi bunu yüz yıl önce yazmış, biz hâlâ aynıyız.
1000Kitap
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaçHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202525,6bin okunma
8/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 89. kitabı
Hikâye Ankara Esenboğa Havaalanında geçiyor. O gün çalışan dört arkadaş Tunç, Rana, Emre ve Selim görevlerinin başlarına geliyorlar hepsi için sıradan bir gün ama bir anda olaylar değişiyor ve kulede kitli kalıyorlar dışarıyla iletişimleri sıfır sadece pilotlara irtibat kurabiliyorlar ve yanlış bir şey söyledikleri her an farklı bir cezayla karşılaşıyorlar. Uçak düştü mü düşecek mi çarptı mı çarpışacak mı çok gerildim. Kontrol kulesindeki atmosfer çok başkaydı.. Kapalı alan hissi, zamanla yarışma duygusu ve yapılan en küçük hatanın bile büyük sonuçlar doğurabilmesi baya gericiydi Karakterlerin psikolojisi de çok iyi yansıtılmıştı bence. Herkes bir karar vermek zorunda kalıyor ama o kararların ağırlığı sürekli hissediliyor. Özellikle stres anlarında insanların gerçek yüzlerinin ortaya çıkması kitabı daha gerçekçi yapmış Selim’in o sakin duruşu yer yer beni çok şüphelendirdi, Rana ise içlerinde o şüpheyi bana hiç geçirmeyen oldu ta ki o bileti duyana kadar.. Kitapta gerilim sadece olaylardan değil, sürekli yaklaşan bir tehlike hissinden geliyor. Sayfaları çevirirken resmen zaman daralıyormuş gibi hissettim Bazı sahneler gözümde direkt film gibi canlandı. Kontrol kulesindeki telaş, karakterlerin birbirleriyle çatışmaları ve artan baskı hissi gerçekten çok sinematikti. İlk kez Özgen Biçgin okuyan biri olarak, dili baya akıcı buldum. Özellikle teknik detaylarla duygusal gerilimi dengeli vermesi kitabın temposunu hiç düşürmemiş. Severek okuduğum bir kitap oldu. Tansiyonu yüsek kitaplar seviyorsanız kaçırmayın..
Kontrol Kulesi: Son TalimatÖzgen Biçgin · Eksik Parça Yayınları · 20269 okunma
Puan vermedi·177 syf.··
2025 10. kitabı
Dostoyevski'nin Kumarbaz'ını okurken insan ister istemez yazarın kendi hayatını düşünüyor. Çünkü bu hikâyenin arkasında gerçekten yaşanmış bir şey var. Dostoyevski'nin kumar borçlarıyla boğuştuğu dönemde, oldukça kısa bir sürede yazdığı bir roman. Belki de bu yüzden kitapta garip bir telaş ve enerji hissediliyor. Hikâye, Avrupa'daki bir kumar kentinde geçiyor. Başrolde Aleksey var; bir ailenin yanında çalışan genç bir öğretmen. Ama roman ilerledikçe işin merkezine ne aşk ne de para yerleşiyor. Asıl mesele, insanın kendini kaptırdığı şeylerden kurtulamaması. Aleksey rulet masasına oturduğunda sadece para kazanmaya çalışmıyor gibi. Sürekli bir sonraki dönüşü bekliyor. Belki bu sefer her şey değişir diye düşünüyor. Okurken bunun ne kadar tanıdık bir duygu olduğunu fark ediyorsunuz. Kumar oynamasanız bile, hayatın bir yerinde hepimiz "bir kez daha deneyelim" hissine kapılmışızdır. Kitabın en etkileyici tarafı da burada bence. Dostoyevski kumarı sadece kötü bir alışkanlık olarak göstermiyor. İnsanların neden böyle şeylere bağlandığını, neden bile bile aynı hataları tekrarladığını anlamaya çalışıyor. Roman çok uzun değil ama karakterlerin iç dünyası oldukça yoğun. Özellikle Aleksey'in düşüncelerini okurken bazen onunla empati kuruyor, bazen de yaptıklarına sinirleniyorsunuz. Ama hiçbir zaman tamamen uzaklaşamıyorsunuz. Kumarbaz bittikten sonra akılda kalan şey rulet masası değil aslında. İnsanın kendi zaaflarından kaçmasının ne kadar zor olduğu kalıyor.
1000Kitap
KumarbazFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202388,5bin okunma