• Hollandalı biyologdan dünya dışı yaşam arayışı için önemli buluş. Amsterdam Özgür Üniversite’de doktora öğrencisi olan biyolog Hollandalı biyologdan dünya dışı yaşam arayışı için önemli buluş. Amsterdam Özgür Üniversite’de doktora öğrencisi olan biyolog Lucas Patty, organik dokunun ışıkta benzersiz bir iz bıraktığını keşfetti. Bilim çevreleri bu buluşu, dünya dışı yaşamın yakın gelecekte keşfi konusunda önemli bir adım olarak değerlendiriyor. Lucas Patty’nin bu hafta sunduğu doktora tezine göre, evde yetiştirilen bir çiçeğe dokunduktan sonra el feneri tutulunca, ışık bir tür tirbuşon haraketi yapıyor. İnsan gözü bu değişimi fark edemiyor ancak Patty’nin geliştirdiği cihaz sayesinde ilk kez bu durum saptanabildi.

    Hollandalı biyoloğa göre, bu tirbuşon haraketi, yaşamın karmaşası içinde bir düzen oluşturuyor. Birbirinin aynısı olan sağ ve sol elin, aralarında ayna işlevi gördüğünü belirten Patty, tıpkı eller gibi birbirinin aynısı olan moleküller bulunduğunu belirtiyor. Canlı dokuların büyüme sırasında sürekli olarak bir şekil aldığını anlatan Hollandalı biyolog, bu yüzden ışığın karakteristik bir şekilde yansıdığını vurguladı.

    Dünya yörüngesine yerleştirilecek teleskop
    Lucas Patty’nin geliştirdiği aygıt, şu anda üniversite çatısından ağaçları ölçüyor. Ancak tez danışmanlarından astrobiyolog Inge – Leos ten Kate ve gökbilimci Frans Snik’e göre, bu aygıt sayesinde 20 yıl içinde dev bir teleskop aracılığıyla dünya dışı yaşam gözlenecek. Hollanda’da yayımlanan Volkskrant gazetesine konuşan Frank Snik, “Bunu ölçerseniz, hayatı ölçersiniz” diyor. Snik’e göre, dünya dışı yaşam arayışında böyle bir yöntem henüz uygulanmadı.
    Hollandalı gökbilimci “Işık spektrumuna baktığınızda, atmosfer dışında oksijen olup olmadığını anlayabilirsiniz” görüşünü dile getiriyor. Astrobiyolog Inge – Leos ten Kate de, geliştirilen yeni tekniğin, dünya dışı yaşamın saptanması konusunda orta ve uzun vadede en umut verici yöntemlerden biri olduğunun altını çiziyor. Tez danışmanları, henüz dünya dışı orman ya da yabancı yosunları algılamak için çok erken olduğu görüşünde. Çünkü günümüzde var olan teleskoplar, dünya dışındaki gezegenlerdeki ışığı ölçemiyor. Aradaki mesafenin çokluğu nedeniyle ışık, yıldızların parlaklığında boğuluyor. Ancak gökbilimci Frans Snik, bu ışığı ölçebilecek hassas teleskopların önümüzdeki 10 yıl içinde bitirilmiş olacağını söylüyor.

    O zaman, Patty’nin buluşunu daha da geliştirip dünya dışında yaşam izlerini arayabileceklerini vurguluyor. Bilim insanlarının hedefi, Hollandalı biyoloğun buluşunu, 2035 yılında dünyanın yörüngesine oturtulan bir teleskopla denemek. Leiden Üniversitesi’nden astronomi profesörü Ignas Snellen ise, yeni buluşun kendi güneş sistemimiz içindeki araştırmalarda daha yararlı olabileceğini savunuyor. Snellen, Jüpiter’in uydusunda daha fazla inceleme yapmak için bu yöntemi öneriyor. Araştırma ekibi gelecek yıldan itibaren bir uçaktan, 3 yıl içinde de Uluslararası Uzay İstasyonu’ndan ölçüm yapmaya hazırlanıyor. Kaynak: (BBC) Beyinsizler Uygulaması
  • -Işık saniyede 300.000 kilometre, yani bizim ölçülerimize göre son derece yüksek bir hızla yolculuk eder. Evren’in ölçülerine göre ise bu çok önemsiz bir hızdır. Işık bize Ay’dan bir saniyede, Güneş’ten sekiz dakikada gelir; oysa en yakın yıldızdan bize ulaşmak için dört yıl, Veda’dan sekiz yıl, kimi gökadalardan gelmek için ise milyarlarca yıl yol almak zorundadır. Şimdi teleskoplarımız çok uzak gökcisimlerini, örneğin parlaklıkları bizim tüm gökadamızın on bin misline varan quasar’ları, gözlemimizi sağlamaktadır. Bunların bazıları 12 milyar ışık yılı uzaklıktadır. Demek ki onları 12 milyar yıl önce bulundukları durumda görüyoruz.
    -Başka deyişle, teleskoplarınızı Evren’in bir bölgesine çevirdiğinizde, aslında onun tarihinin bir anını gözlemlemiş oluyorsunuz…
    -Aynen öyle. Teleskop bir zamanda geri gitme makinesidir. Tarihçilere eski Roma’yı görmek hiçbir zaman kısmet olmayacaktır, ama astrofizikçiler geçmişi gerçekten görebilir, gökcisimlerini eski durumları içinde gözleyebilirler. Orion bulutsusunu (nebula) Roma İmparatorluğu’nun sonlarındaki durumunda görüyoruz. Çıplak gözle de görülebilen Andromeda gökadası ise 2 milyon yıllık bir görüntü… Andromeda’daki yaratıklar da şimdi bizim gezegenimize bakıyorlarsa, onu aynı gecikmeyle görüyorlardır: Yani insan türlerinin ilk ortaya çıktığı Dünya’ya bakıyorlardır.
    Hubert Reeves
    Sayfa 36 - Türkiye İş Bankası
  • Mikroskop mu daha büyüktür; teleskop mu? ...

    Teleskopu zahir mikroskobu batın olarak alırsak teleskop damla ise mikroskop deryadır...
  • Gökadamızda ortalama 400 milyar yıldız olduğunu düşünüyoruz. Ancak temiz bir havada çıplak gözle sadece yaklaşık 5 bin yıldız görebiliriz. Eğer teleskop kullanırsak bu sayı bir milyona ulaşabilir. Uzaydaki gözümüz Gaia (teleskop) ise 1,7 milyar yıldızın konum, uzaklık ve hareket bilgilerini elde etti.
  • Elektronla aynı aileden olan nötrinolar (lepton grubu) evreni, maddeyle etkilesmeden turladıkları için; tespit edilip incelenmeleri ve izledikleri yolun takip edilmesi öyle zor ki, sadece suyla temasa geçtiklerinde yakalanabiliyorlor. Bu yüzden de bu parçacıklara odaklanan IceCube deneyi Antarktika'da, buz ve suyun bolca bulunduğu yerde kuruldu.

    Her saniye vücudumuzdan trilyonlarcası geçip gidiyor. Kozmik bir tesadüf yasanmasa belki hakkında yine bu kadar çok bilgi edinemeyecektik. Eszamanlı olarak IceCube'da alarmlarını caldıran bir nötrinonun hedefe girmesiyle birlikte, yörüngede bulunan baska bir teleskop da aynı yönden yayılmakta olan olağanüstü derecede yüksek enerjili radyasyon tespit etti.

    Görünen o ki bir anda Dünya'ya doğru akın etmiş olan bu nötrinolar uzak bir galaksinin merkezindeki süper kütleli karadelikten yayılıyor. Aşırı aktif olan bu karadelik, yuttuğu her gökcismiyle birlikte jet adı verilen şeyi yapıyor; yani dısa doğru radyasyon saçıyor.

    Bu süper hızlı parçacık jetlerini yayan dev karadeliklere blazar deniyor. YakaIanan nötrinonun bu blazardan yayıldığı anlasıldı.
  • Sonunda oldu! Hayalet parçacık nötrinonun yolculuğunu izleyip kaynağını tespit etmeyi başardık.

    Elektronla aynı aileden olan nötrinolar (lepton grubu) evreni, maddeyle etkilesmeden turladıkları için; tespit edilip incelenmeleri ve izledikleri yolun takip edilmesi öyle zor ki, sadece suyla temasa geçtiklerinde yakalanabiliyorlor. Bu yüzden de bu parçacıklara odaklanan IceCube deneyi Antarktika'da, buz ve suyun bolca bulunduğu yerde kuruldu.

    Her saniye vücudumuzdan trilyonlarcası geçip gidiyor. Kozmik bir tesadüf yasanmasa belki hakkında yine bu kadar çok bilgi edinemeyecektik. Eszamanlı olarak IceCube'da alarmlarını caldıran bir nötrinonun hedefe girmesiyle birlikte, yörüngede bulunan baska bir teleskop da aynı yönden yayılmakta olan olağanüstü derecede yüksek enerjili radyasyon tespit etti.

    Görünen o ki bir anda Dünya'ya doğru akın etmiş olan bu nötrinolar uzak bir galaksinin merkezindeki süper kütleli karadelikten yayılıyor. Aşırı aktif olan bu karadelik, yuttuğu her gökcismiyle birlikte jet adı verilen şeyi yapıyor; yani dısa doğru radyasyon saçıyor.

    Bu süper hızlı parçacık jetlerini yayan dev karadeliklere blazar deniyor. YakaIanan nötrinonun bu blazardan yayıldığı anlasıldı.