Halkın veya askerin protesto imkânı yok değildir. İncelediğimiz dönemde askerî grupların protestoları görülmüştür. Çocuk padişah IV. Mehmed'in culûsu (1648), trajik bir sahnede cereyan etmiştir.
Sayfa 61 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Yine de Freud, bu noktada nevroz ve dinî pratikler arasındaki benzerlikler kadar farklılıkları da vurgulamaya özen göstermiş ve “takıntılı nevrozun hususi bir dinin yarı komik yarı trajik bir parodisini sunduğu" sonucuna varmıştır. Aynı zamanda, pek çok hastanın takıntılı eylemler gerçekleştirmesinin bilinçdışı nedenlerinin farkında olmaması gibi, pek çok dindar insanın da kendisini dini uygulamalara iten motivasyonların farkında olmadığını söylemeye devam etmiştir. Hem takıntılı nevrotiklerin hem de dindarların bilinçdışı bir suçluluk duygusuyla motive olduklarını belirtmiştir. Bu suçluluk duygusunun “kaynağını erken dönemdeki belirli zihinsel olaylardan aldığını, fakat sonradan bir tahrik durumunda ortaya çıkan yenilenen ayartmalarla sürekli olarak yeniden canlandığını” ekleyerek bir paralellik daha kurmuştur.
"Şanssız bir dönemden geçtiğinde ve işler istediğin gibi gitmediğinde, kendi hikayenin yazarı olduğunu hatırla. Onu seçtiğin herhangi biriyle, istediğin herhangi bir şekilde yazabilirsin. Ve bu güzel ya da trajik bir hikaye olabilir. Seçim senin."
Bazen hayata en yakın olduğumuz yerle ölüme en yakın olduğumuz yer birbirine karışır; en mutlu ve kederli anların böylesine yakınlığı insanın trajik şaşkınlığı ve güvensizliğidir.