Mona, bir alıntı ekledi.
28 dk. · Kitabı okuyor

Yüzüm kesin benim yüzümdü ama ilk kez gördüğüm bir yüz gibiydi. Yok, hayır, tam tersi, defalarca gördüğüm bir yüz gibiydi ama benim yüzüm değildi. Açıklamak imkânsız. Hem aşina hem yabancı... o capcanlı ve tuhaf, korkunç tuhaf duyguyu.

Vejetaryen, Han KangVejetaryen, Han Kang
Tuğçe Üstünel, bir alıntı ekledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Hepsini biliyormuş gibi geliyordu ona, yeryüzünden geçip giden ve günahı harikulade, kötülüğü ise mucize dolu kılan o tuhaf korkunç suretlerin hepsini biliyormuş gibiydi. Gizemli bir şekilde onların yaşamlarının kendi yaşamı olduğunu hissediyordu.

Dorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde (Sayfa 166)Dorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde (Sayfa 166)
Mazlum İlhan, bir alıntı ekledi.
 3 saat önce

Şu an içimi saran, sonuçları ve amaçları olmayan çıplak bir insan sevgisi. Acılı bir şefkat duyuyorum, bizi seyreden bir Tanrı'nın duyabileceği cinsten. İnsan denen şu zavallılara, insanlık denen şu zavallı, tuhaf yaratığa yegane bilinçli varlığın şefkatiyle bakıyorum. Ne yapıyor bu kadar insan?

Huzursuzluğun Kitabı, Fernando Pessoa (Sayfa 110 - Can Yayınları)Huzursuzluğun Kitabı, Fernando Pessoa (Sayfa 110 - Can Yayınları)

Yalnız birkaç dakikalık notalar topluluğuydu beni zamanda yolculuğa çıkaran. Ufak bir merhabanın başlattığı serüvende yolun sonunun nereye gideceğini bilmediğimiz fakat daha iyi günleri umut ettiğimiz zamanlardı. Bir gece vaktiydi. Pencereden sonbaharda yolunu kaybetmiş soğuk bir rüzgar geliyor. Yazın bunaltıcı sıcağından yanan bedenlerimize cennetten bir armağan gibiydi. Böyle demiştin seni oysa senin gülüşündü bana en çekici gelen. Çok tuhaf diye düşünmeye başlamıştım sen bilgisayarda şarkı ararken. İnsanların aşk dediği şey değildi sana karşı hissettiğim. Evet aşık olduğum anlar vardı sana ama o an hissettiğim aşktan daha değişiydi. Fazlaydı. Yanımda olmanın verdiği o kendimden eminlik doğru yerdeyim ben dedirten his… tanım edemiyorum. Ama anlatsam sana anlardın beni şarkıyı açtın bir masa lambasının loş ışığı aydınlatıyordu odayı sadece. Pencerenin yanına oturmuş seni izliyordum. Saçlarını başının üzerinde topladın. Birkaç tel isyan edercesine düşüyordu omuzlarına ve sen umursamıyor gibiydin onları gitmek istiyorlarsa giderler dans etmeye başladın yavaşça üzerinde bolca bir tişört, altında ise bir eşofman bu halinle bile muhteşem görünüyordun. Kalkıp yanına geldim yavaşça ve sarıldım. Saçlarının kokusu bir defa daha doğru yerde olduğumu hissettirdi bana. Notalara teslim etmiştik kendimizi şarkı bitti. Başını kaldırdın ve “Seni seviyorum Seninim” dedin.

Noir, bir alıntı ekledi.
6 saat önce · Kitabı okuyor

Göğsünde tuhaf bir his vardı, sanki olmaması gereken bir şeyi topak halinde yutmuş gibi hissediyordu. Kusamadığı gibi, sindiremiyordu da.

Renksiz Tsukuru Tazaki'nin Hac Yılları, Haruki MurakamiRenksiz Tsukuru Tazaki'nin Hac Yılları, Haruki Murakami
Okuyan Karinca, Gulliver'in Seyahatleri'ni inceledi.
6 saat önce · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 6/10 puan

Gülliver bir gezgin. Gülliver denizde yolunu kaybediyor ve bir adaya geliyor. Bu adada 15 santimetrelik yaratıklar var. Bu yaratıklar Gülliver’i esir alıyor. Uzun bir süre orada kalan Gülliver o yaratıkların dilini öğreniyor. Sonunda o yaratıklardan kurtulan Gülliver başka bir adaya geliyor. Bu adada çok büyük dev insanlar var. Burada onların dillerini öğreniyor. O şehirde gösteriler yapmaya zorlayan bir adamın evinde kalıyor. Sonra başka adalara uğruyor. Korsanlar tarafından kaçırılıp bir adaya getiriliyor. Bu adada ata benzeyen tuhaf canlılarla yaşıyor. Bu canlıların çok iyi yaratıklar olduğunu ve insanlarında çok kötü olduğunu düşünüyor. Bu adadan ayrılırken çok üzülüyor ve ailesinin yanına geri dönüyor.

İnsanların hayata dair birçok şeyi keskin ayrımlarla tanımlası ne tuhaf. Anlayamıyorum. Hayat ne siyah ne beyaz. Bu kadar net bir hayat yok. Gri de hayatın içinde mavide. Herşey insan için ve her türlü çeşitlilikde insan için. O tek bir kalıpla, netlikte, sadece zıtlıkla anlaşılacak bir varlık değil.

Kübra Zeybek, bir alıntı ekledi.
7 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ama ruhumuz böyle gökyüzünde uçup dururken yere inip insan küçüklüğü ile karşılaşmak ne tuhaf oluyor.

Onun buz tutmuş insanlığını ısıtıp yumuşatmak kolay olmayacaktı.

Sırça Köşk, Sabahattin AliSırça Köşk, Sabahattin Ali
Halil Yavuz KAYA, bir alıntı ekledi.
7 saat önce · Kitabı okumayı düşünüyor

Ne tuhaf, bela gelip de kapısını çalana kadar, kendisine bulaşmaz sanıyordu insan. Bu da bir insanlık zaafıydı kuşkusuz!

Kanadı Kırık Kuşlar, Ayşe Kulin (Sayfa 35)Kanadı Kırık Kuşlar, Ayşe Kulin (Sayfa 35)