Geri Bildirim
  • Gerçekleştirecek düşü olanlar için Bir Varoluş Okulu, bir üniversite kuracaksın…
    Bu Okulda ‘düş’ün var olan en gerçek şey olduğu…
    insanın gerçek diye nitelediği şeyin, kendi düşünün yansımasından başka bir şey olmadığı öğretilecek.

    Bir sorumluluk Okulu kuracaksın eylem filozofları için mutluluğun ekonomi anlamına geldiğini ve zenginliğin, refahın, güzelliğin her insanın doğuştan hakkı olduğunu öğreten bir Okul…

    Sonsuzluğa uzanan bir Okul kuracaksın, nefesim nefesi olacak, adımlarımdan yol bulacak, bir Tanrılar Okulu…
    Dört koldan engellendiğini göreceksin hiçbir saldırı seni korkutmasın ve bil ki, aslında her zorluk ve düşman gerçekte sana senin en yakın müttefikin olduğunu, bu okulun yeri doldurulamaz, tek ve bütün parçası olduğunu gösterecektir.

    Bu kitap

    Bu kitap bir harita, bir kaçış planıdır.
    Amacı, sıradan bir insanın önceden çizilmiş ve geçmişten derin izler taşıyan kader yolunu değiştirmek için dünyanın insanı uyutarak ona dayattığı kurgusundan, varoluşun serzeniş ve suçlama dolu tanımlamalarından kaçarken izlediği yolu size göstermektir.
    Dreamer’la ve onun oğretisiylt tanınmamış olsaydım, bugün böyle hir kitap onaya çıkamaz ve ben tek hir satırını bile kaleme alamazdım.
    Elimden tutarak, beni zaman ve ölüm kavramlarının olmadığı, zenginliğin hırsızları ve hasisleri tanımadığı ‘düş’ün. cesaretin ve kusursuzluğun dünyasına götürdüğü için Dreamer’a şükran borçluyum.
    Bu öze geri dönüş yolculuğunda, vasat düşünceler, olumsuz duygular. ikinci el inançlar, elden düşme yargılar gibi pek çok saçmalığı terk etmem geerekti. “Kendi kendimi alt etmek”, yakından tanımak ve benliğimin daha karanlık olan taraflarını kabullenip göğüslemek zorunda kaldım.
    Gördüğümüz, dokunduğumuz, hissettiğimiz, tüm çeşitliliğiyle gerçek sandığımız her şey. aslında dünyamızın ötesinde var olan görünmez bir evrenin bir sinema perdesine düşen yansımasından ve de onun nedensel gerçeğinden başka hir sev değildir.
    Gözle göremediğimiz şeylerle çevrelendiğimizi, ‘düş’ tarafından yaratılan bir dünyada yaşadığımızı, bizim için önem taşıyan ve gerçek saydığımız her şeyin aslında görünmez olduğunu kabullenmemiz hiç de kolay hir şey değildir.
    Tüm düşüncelerimiz, duygularımız, arzularımız ve hayallerimiz görünmezdir. Umutlarımız, hırslarımız, sırlarımız, korkulanmız, şüphelerimiz, şaşkınlıklarımız, ikilemlerimiz, kararsızlıklarımız ve beğeni, arzu, karşıtlık, aşk ve nefret gibi tüm hislerimiz zayıf ve algılanamaz olmakla birlikte tek gerçek olan varoluşa aittirler.
    Görünmeyen; metafizik, şiirsel ya da mitolojik bir olgu olmadığı gibi, gizemli ya da olağanüstü bir şey de değildir. Ancak “görünmeyen” için. fenomenler veya olaylar dünyasındaki, ya da gerçeğin tabiatı içinde durağan bir oluşum demek de doğru olmayacaktır. İnsanlığın her döneminde, tarihi dönüm noktasının, entelektüel iklimin değişime uğraması, görünmeyenin sınırlarının devamlı olarak genişlemesine yol açmaktadır. Ve “görünmeyen”, sofistike araçların kullanılması sonucunda günümüz bilimsel araştırma konularının arasında daha kapsamlı yer almaktadır.
    Bu kitap, bozguna uğratılmış. Çöküşe geçmiş bir insanlığın içinde sıkça rastlanan türde bir insanın yeniden doğuşunun hikâyesidir. Onun özüne geri dönüş yolculuğu, kayıp bütünlüğünün arayışında top yekûn bir göç hareketidir.
    Bu yolculuğa çıkmanın ilk şartı ise. kişinin içine düştüğü kölelik durumunu fark etmesi ve kabullenmesidir.
    Dünyanın her kösesine yayılmış sefaletten. her tür suçu işlemeye ve savaşmaya kadar dünyada var olan tüm sorunların asıl nedeni, insanlığın duygu ve düşüncelerindeki olumsuzluk halidir.
    Yaşadığımız dünyayı ne yazık ki olumsuz duygular yönelmekledir. Bunlar gerçek dışı duygulardır, üstelik hayalimizin her noktasını ele geçirmiş, durumdadırlar. İnsanın kendi yazgısını değiştirebilmesi için psikolojisini ve doğru kabul elliği inanç sistemini değiştirmesi gerekmekledir kavlıcı, kırılgan ve fani bir zihniyetin yarattığı zorbalığı kökünden çıkarıp alması şartın. Yaşadığımız gezegeni yok etmekle tehdit eden, kanser ya da AİDS değil, insanın kavgacı düşüncesidir. Dünyamızın olağan görüntüsünün arkasındaki gerçek sebep de budur.
    Dreamer’ın işaret ettiği yol ise. tıpkı akıntıya karşı yüzen somon balığının nehirde izlediği yol gibi korkutucu ve hayret verici. yorucu ve keyifli, tuhaf ve gerekli bir yoldur.
    Ben -sıradan diye tanımladığım insan türünden olduğuma göre Dreamer’ın bu felsefesini. Başlarda bütün insanlığa en baştan beri dayatılan genel yasam kurallarına karşı çıkmak gibi algılamıştım: oysa gerçek, bu kuralların evrensel bir düzen tarafından öngörülmüş ve islenmiş olduğudur ve bu da yine hu felsefenin en yüce görüntüsüdür.

    Bu kitap sıradışı bir varlığın rehberliğinde çalışmak ve hazırlanmakta geçen yılların öyküsüdür O’nun bana verdiği ödevlerin en imkânsız görünenini ben bir ödül olarak kabul ettim: Bu. Evrensel bir ‘Okul’un kurulması göreviydi, yani sınırları evrene uzanan bir Üniversite.
  • "Hâfız kime söyleyeyim bu tuhaf durumu...
    Gül mevsiminde suskun bülbülleriz biz.."

    Hâfız-ı Şirâzî
  • Bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu.
    Hep böyle mi bu?
    Bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum, kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer...
    Kafatasımın içini, bir küçük huzur adına
    aynalarla kaplattım, ölü ben'im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden!
    Paniğini kukla yapmış hasta bir çocuğum ben.
    Oyuncağı panik olan sayın yalnızlık kendi kendine nasıl da eğlenir.
    Niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına
    niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına
    niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına?
    "Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna" bir çocuk demiş..
  • Seninki kadar tuhaf bir evcil hayvan merakı olan birini hiç tanımadım.
  • “Bu ömür kervanı bir tuhaf gelir gider
    Kazancın,yaşamasını bildiğin günler;
    Saki, bırak şu yarını düşünenleri
    Geçti gidiyor gece, geçmeden şarap ver.”
  • Sokak yine sessizliğe gömülmüştü, solgun mehtabın puslu ışığında birkaç pencere belli belirsiz ışıldıyordu. Durdum ve bu sessizliği soluğumla içime çektim, tuhaf gelmişti bana, çünkü ardında sır, şehvet ve tehlikenin uğultusu vardı. Bu sessizliğin sahte olduğunu ve bu sokağın kasvet dolu pususunun ardında dünyanın kokuşmuşluğuna dair bir şeyin yanıp söndüğünü açıkça duyumsuyordum...
  • "Ben yalnız kalmaktan çok büyük haz duyan tuhaf tiplerden biriyim.."