10/10
·504 syf.·
Beğendi
·
2026 16. kitabı
Kapak Kızı'yla başlayan merak, Yeşil Peri Gecesi'yle zirveye ulaştı ve Osman'la da heyecan hiç durmadan, kızgınlıklar hiç bitmeden üçlemeyi tamamlamış oldum. Her kitapta farklı bir Ayfer Tunç kalemiyle karşılaştım ve her bir kitap kurgusu ve üslubu ayrı ayrı etkileyiciydi. Gerçek hayatı okuyormuşum gibi hissettim. Ve şu an şunu fark ediyorum: Osman'ı tek başına anlatmak mümkün değil. Bu üçlemeyi bir bütün olarak değerlendirmek gerekiyor. Ben de bu yüzden öyle yaptım. Okuyanların uzun süre bu üçlemenin etkisinden çıkamayacağını ve Şebnem’i ve Osman'ın kolay kolay unutamayacağını düşünüyorum.
OsmanAyfer Tunç · Can Yayınları · 20208,3bin okunma
Harika
Puan vermedi·536 syf.··
2026 42. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 19:21
Çok büyük ustalıkla yazılmış bir roman.Benim için, Türkiye' nin Ursula K. Le Guin i olan, hanımın harika eseri. Tarz olarak Tom Robbins ' i hatırlatıyor. Çok keyifli bir okuma ama temiz kafa ve hatta not almak ihtiyacı hissettiriyor. Ben not almaya başladıktan 300 sayfa sonra notların bir işe yaramayacağını anladım. :-) "Bir kaç sayfa okur, uyurum..." diyen her 100 kişiden 99'u asla bitiremez diyorum. :-) Öncelikle kitapta hiç bölüm yok. Sahfa denecek bölümlerin yokluğunu geçtim, zaman dilimi açısından da bir bölüm yok. Hatta herhangi bir olayın, sona erdiğini belirten, çift boşlukla oluşmuş satırbaşı bile yok. Hatta sadece; satırbaşları var ve tek boşluklu paragraflar da yok. "Meraklısına model", sevilmeden okunamayacak bir metin ama gerçekten "usta işi" ve bir o kadar da eğlenceli. Okursanız, bittiğine üzlüceğiniz bir eser ve umarım, başka dillere de çevril-ir (-miştir). Ayfer Tunç Hanım' a teşekkürler.
Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa TarihiAyfer Tunç · Can Yayınları · 20195,5bin okunma
Reklam
Puan vermedi·%46 (206/440 syf.)·
Çarpık ilişkilerin bolca yaşandığı bir kitap okuyorum… Kendini narsist bir erkek için heba eden kadınlar… Aslında kendisi olmayı başarabilselerdi… Diğer yandan akademik camianın arkaplanında olan ilişkilerin derinliğinde yaşanan onur kırıcı olaylar… Sonunu merak ediyorum…
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20266,9bin okunma
Hangi “memleket“in hikâyeleri?
2/10
·278 syf.··
2026 12. kitabı
·
393 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 00:00
• Vaktiyle kayıt altına alınmış geçmişi geride bir yerde unutmak, yeni bir tarih yazmak için gerekirse alfabe değiştiririz. (s.10) • Taşranın pek çok şehrinde milletten anlaşılan Türk milleti değil. İyi ki de değil demek mümkün, gel gelelim kazın ayağı pek öyle değil. Etnik kökeni alabildiğine karışık olmasına rağmen “Türk milleti”, millet sözcüğünü çoğu zaman milliyetçilikle birlikte, nefret suçlarını körüklemek, düşmanlık beslemek için siyasi bir anlam yükleyerek kullanıyor. (s.25) • (…) Ne zaman ki içlerinden biri, bir zamanlar bu şehirde Ermenilerin, Rumların, hatta Yahudilerin yaşadığını söylemeye kalkıyor, işte o zaman öfkeleniyorlar. Bu iyi insanların kullandıkları dil, ağızlarında insanlığı parçalayan çarklara dönüşüyor. Söyleyeni söylediğine pişman ediyorlar. 1915’i duymuşlukları yok. Ya da geçmişi mükemmelen silen bir hafızaları var. (s.66) • …onulmaz bir hastalık olarak milliyetçilik… (s.75) *** *** *** Ne kitabın ismi? Memleket Hikâyeleri. Peki sormak lazım. Hangi milletin hikâyeleri bunlar? “TÜRK” milletinin hikâyeleri olmadığı kuşkusuz. Yazar hanımımız ya hikâyelerini yazdığı(nı iddia ettiği) bu memleketi tanımıyor ya da işine böylesi geliyor. Bu hikâyeler, Anadolu'daki, beyni sosyalizm-marksizm çamuruna bulanmamış hiçbir vatandaşın yüreğine dokunamaz. Anca “Allah bizim belamızı versin, niye Türk olarak dünyaya geldik? Keşke başka bir etnik kimliğe mensup olsaydık ama Türk olmasaydık, utanıyorum Türklüğümden, dünyanın en utanç verici şeyi Türklük, Allah biz Türkleri kahretsin,” diye düşünen, dünyayı hâlâ 1950’lerin sağ/sol dünyası olarak görüp yorumlamaya çalışan tatlı su hümanistlerinin yüreğine dokunur. Bırak Anadolu'yu, bu hikâyeler Cihangir’in bir mahalle doğusundan öteye geçemez. Bir de böyle afili bir isim koymuşlar. Yahu Refik Halit Karay'ın
Edebiyat
Memleket HikayeleriAyfer Tunç · İletişim Yayınevi · 2012499 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 12. kitabı
"Insan gençliğini aşka vermezse, gençlik ne işe yarar?" "Ama kaybeden sonunda siz olmuşsunuz." "Kayıp mı? Kaç kişi böylesine sevebilmiştir dünyada?" "Ama bir kucak korla kalan siz olmuşsunuz." "İyi ya boş değildi kucağım." "Ama yandınız, kül oldunuz." "Ama vardım, kül bunun kanıtı." 12 Eylül'ün gölgesinde boğulan bir aşk hikâyesi... Yaşamın kıyısında seyirci olmaktan öteye gidememiş bir erkek... Birbirinin ışığıyla kamaşan iki ayna arasında parçalanan bir kadın... Başkasının gözünde nasıl göründüğünü, iki günlük üzerinden anlatan deneysel bir çalış-ma. Modern zamanların karmaşık insanlık halleri Ayfer Tunç'un usta kaleminden unutulmaz bir edebiyat şölenine dönüşüyor. Suzan Defter, daha önce öykülerinden biri olduğu Taş-Kâğı-Makas'tan azat olmuş, tek başınalığı hak etmiş bir eser.
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,2bin okunma
Puan vermedi·264 syf.··
2026 6. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 21:20
Ayfer Tunç’un Kapak Kızı romanı ilk bakışta bir “güzel kadın hikâyesi” gibi görünse de aslında toplumun bakışlarını, arzularını ve çürümüş yanlarını anlatan çok katmanlı bir roman. Kitap boyunca merkezde Şebnem vardır ama ilginç olan şey, Şebnem’i hiçbir zaman gerçekten tanıyamayışımızdır. Onu hep başkalarının gözünden görürüz. Belki de romanın en güçlü yanı tam olarak budur. Roman TCDD treninde başlayan parçalı anlatısıyla okuyucuyu ilk başta bilinçli bir karmaşanın içine bırakıyor. Her bölümde yeni karakterler, yeni hayatlar ve birbirinden kopuk görünen hikâyeler açılıyor. Ancak ilerledikçe bu insanların ortak noktasının Şebnem olduğu anlaşılıyor. Böylece roman bir “kapak kızı” hikâyesinden çıkıp insanların Şebnem üzerinden kendilerini açığa vurduğu bir toplumsal aynaya dönüşüyor. Bünyamin karakteri arzularıyla vicdanı arasında sıkışmış bir erkekliği temsil ediyor. Şebnem’i arzularken aynı zamanda onu suçlayan zihniyet, toplumdaki ikiyüzlü ahlak anlayışını görünür hale getiriyor. Ersin’de ise kaçırılmış hayat hissi öne çıkıyor. Şebnem onun için sadece bir kadın değil; ulaşamadığı bir geçmişin ve başka türlü yaşanabilecek bir hayatın sembolü gibi duruyor. Selda ise romandaki en kırılgan ve en yalnız karakterlerden biri olarak öne çıkıyor. Onun Şebnem’le olan bağı açık açık anlatılmasa bile satır aralarındaki sessizliklerde hissediliyor. Romanın en etkileyici tercihlerinden biri, Şebnem’in kendi sesinin neredeyse hiç duyulmaması. Okur sürekli onun hakkında konuşan insanları dinliyor ama Şebnem’i dinleyemiyor. Böylece Şebnem gerçek bir kişiden çok, herkesin kendi anlamını yüklediği bir boşluğa dönüşüyor. Erkekler onu arzu nesnesi, kadınlar tehdit ya da merak unsuru, bazıları ise kaçış hayali olarak görüyor. Ancak bütün bu bakışların arasında gerçek Şebnem
1000Kitap
Kapak KızıAyfer Tunç · Can Yayınları · 202013,7bin okunma
Reklam
Reklam