Beyza Nur, bir alıntı ekledi.
5 saat önce

Sırtım Ağrı Dağı'na, yüzüm İran'a çevirili. Ne garip! Burada Türk bayrağı, orada İran bayrağı. Bu toprakları şu dikenli teller mi ayırıyor? Oysa şu ağacın kökü bu tarafta, dalları öbür tarafa sarkmış, ağacın umrunda değil.

Nar Ağacı, Nazan BekiroğluNar Ağacı, Nazan Bekiroğlu

Türkçülük Bayrağı / H. Nihal ATSIZ
Türk duygusu her Türkçüye en tatlı kımızdır;
Türk ülküsü candan da aziz bayrağımızdır.

Bayrak ki onun gölgesi Bozkurtları toplar;
Bayrak ki bütün kaybedilen yurtları toplar.

Nerden geliyor? Tanrıkut’un ordularından!
Lakin bize bir beyt okuyor kutlu yarından:

Darbeyle gönüllerde yatan ülkü silinmez!
Atsız yere düşmekle bu bayrak yere inmez!…

Ercan İntaş - Ben Deliyim
https://youtu.be/YqlAcdBphFs

Ben deliyim… 

Yorgun ve yalnızım kaldırımlara misafirim…
Gecenin gözleri üzerimde.
Denizin ortasında küçük bir
adayım, yüzme bilmem… 

Yüreğimi bir yere bırakmışım, 
bıraktığım yerden çok uzaklardayım. 
Kapıları kapatmışım üstüme,
sürgüleri beynime çekmişim.

Hey… Hey sana diyorum!
Sabreden derviş! 
Bir koç'um ben,
Bana da sabretmeyi öğretsene?

Ben deliyim, ama çok şey bilirim. 
Renkler ve zevkler hiçbir şey ifade etmez bana…
Sonların başladığı yerden, 
Başlangıçların son bulduğu yere gidiyorum.
Kara bir tren gibiyim yani, bir istasyondan bir
istasyona, hep aynı raylar üzerindeyim…

Ben deliyim… 
Yağmurun yağması benim için romantik değildir,
ben kurşun yağmurlarını bilirim. 
Benim güneşim batmaz,
dünyam dönmez, 
Ay'ım hep mehtap halindedir,
Rüzgârlarım doğudan eser…
Kadehime doldurduğum hüzünle sarhoş olurum,
Mezem ise bir dilim umut…
Ezbere bilirim yaşamayı, 
Yaşarken savaşmayı…

Ben deliyim… 
Benim mevsimim değişmez sadece bahardır,
Kuşlardan sadece güvercini bilirim, 
Yüreğim kanatlarıyla beraber çarpar.
İnsanlardan yalnız çocukları severim, 
Onları da büyüyünceye kadar..

Ben deliyim… 
Bir çift göze, bir güler yüze taparım…
Bulmacaya benzerim..


Bağıra bağıra şarkılar söylerim, 
Sessiz sessiz şiirler yazarım. 
Bilmediğim yerlerin,
Tanımadığım kişilerin resimlerini çizerim…

Ben deliyim… 
Kendimle sohbet eder,
Kendi kendime gülerim.
Telefon kulübeleriyle kavga ederim.
Asfaltın siyahında kaybolup,
Düşüncelere dalarım.
Çıkmaz sokaklarda kendimi ararım,
Bir de güzel hayaller kurarım…

Hayal kurmayı çok severim,
Sonra hayallerimle beraber suya düşerim. 
Suya düştü der, hayıflanırım..

Ben deliyim… 
Çayım sekiz şekerlidir,
Sigara üstüne sigara yakarım.
Parayı sevmem ama para için çalışırım.
Çalışırken annemi düşünürüm ağlarım..
Alnımın teri gözyaşlarıma karışır…
Babamın otobüsüyle geçmişe yolculuk yaparım…
Babamı özlerim…

Ananemin masallarıyla ,
Annemin radyodan ezberlediği 
Türk sanat müziği şarkılarını hiç bıkmadan defalarca dinlerim..
Dört yaşında aşık olduğumu,
Ablamla vardiyalı kullandığımız çadır bezinden çantayla okula başladığımı görürüm..

Sonra babamın 
Başımı hiç dayamadığım omuzlarında uykuya dalarım.. 
Rüyalar görürüm uyandığımda hiçbirini hatırlayamadığım…

Ben deliyim…
Güzel bir yaşam benim için anlam taşımaz,
Ben köyleri ve yürekleri yakılmış insanlar görürüm.
Kimsenin düşmanı değilim kimseye dost olmadım..

Ben yabancıyım bana..
Söyleyemediğim düşüncelerim vardır..
her akşam ayrı bir meydanda 
Atatürk heykelinin karşısında,
Olmayan aklımı darağacına asar, ipini çekerim….

Ben deliyim..
Ben buralara ait değilim.
Dağları sırt sırta vermiş bir ülkem,
Surlarla çevrili bir şehrim,
On ikiden sonra volta attığım caddelerim
Kızıl sakallı bir dayım bir de kara saçlı yarim var benim..

Ben deliyim…
Çizilmiş sınırları reddetmişim.
Ben Hakkaride düşen çığ,
Şırnak'ta kömür yatağıyım,
Eskişehir'de tabut hücre 
Nevşehir'de pari bacalarıyım..

Maraş'ta katliam 
Marmaris'te orman yangınıyım.
Tunceli'de ozanların sazı 
Erzurum yaylasında çoban kavalıyım 
Diyarbakırlı yedi kardeş burcu 
Akhisar'daki o zeytin ağacıyım,
Şekerini yediğin…

Almanya'da yıkılmış bir duvar 
Amerika'da bağımsızlık heykeliyim 
Fransa'da yıllanmış bir şarap 
İngiltere'de özgürlük meydanıyım 
Somali'de aç bir çocuk 
Hollanda'da bir gram kokainim, 
Irak'ta mülteci kampı 
İran'da rejim muhalifi bir demokratım,


Alnımdaki üç renkli bayrağı göğsümün kafesinde 
özgürlük türküsü öten yaralı kuşla dalgalandırırım.. 
Ölüm kurşun olup yağar üstüme, 
binlerce kez öldürülmüş ama ölmemişim.
ben sıratın cambazı,
doğal bir felaket,
Sosyal bir belayım..

Ben deliyim.
Duygularım hep sansüre uğramış,
Bir fahişenin hayatı gibi yalancıdır gözyaşlarım…

İplerim inceldiği yerden koptu kopacak
Ve ufacık bir bakış boğazımı düğümlendiririr.
Kimi özlediğimi bilmeden hasretin en yoğun halini yaşarım.
Ahh içimden dağıtmak gelir,
dağıtamam ya, 
Kendimi dağıtırım.

Gözlerimin kahverengisi gitgide koyulaşır,
insanlarınki kankırmızılaşır.
Bakamam kimsenin yüzüne, 
sevgiye muhtaç bir yavruya dönerim
Kalbim titrer..

Ben deliyim..
Susturucu takılmış bir silah,
Saati durmuş bir bombayım..
Haykırırım ama duyuramam sesimi…

Yine de sardığım tütünde, 
Yaktığım cigarada bulurum
Mutluluğu…
Sonra yine hatırıma gelir,
Yahu ben sigara içmem ki!?
Dumanı şehrimin üstüne iner efkarım ağlamamaya yemin etmiş gözlerim,

Ben deliyim..
Unutulmuş bir hatıra 
Sonu dramla biten üç bölümlük bir komedi dizisiyim
Çorbama kinimi doğrar,
öfkemi kaşıklarım.
Zehir kokan bir gül biter dudaklarımın arasından,
Başımı göğe kaldırırıp bakışlarımı çivileyip gökyüzüne seni seyrederim,
Sonra bir bidon gök kuşağı döküp üstüne yakarım seni 
Külünle birlikte zamana savrulurum.

Ben deliyim…
Zülfüm her gece ihanetler rıhtımında ciğerinin üzerinde sevdasını kurşuna dizer..
Geceyi ikiye bölerim bir parçasına gece yarısı derim
Öbür parçasına yürek yarısı..
Şafaktansa bir parça aydınlık koparıp ekmeğime sürer.
Üstüne demli bir kuş cıvıltısı içerim..
Sonra hayatın adını yalan koyarım…
Ben yüreklerde ünlem,
Kafalarda soru işaretiyim.

Ben deliyim…
Bağrı taşlarla dolu bir toprak parçasıyım.
Bir uçtan bir uca kurumuşum.
Karınca yuvaları ve ayak izleriyle süslüdür tenim…

Kar yağar üşür, 
güneş vurur kavrulurum.
Kimisi tükürür, kimisi öper;
Tükürene mezar, öpene lalezâr olurum..
Ben nehirlerin yatağı,
Dağların mekanı,
Şeytanın babasıyım..

Ben deliyim…
Mutluluğu uzaktan seyrederken,
cebimde küçük umutlar biriktiririm, 
gözlerimin kapının eşiğine 
Duvardaki fotoğraflara takıldığı saatlerde 
Kendimi param parça olmuşluğun,
tükenmişliğin koynunda bulurum. 
İşte o zaman hayat acı kahve tadı verir, 
Hep içime atarım,
Amma!
Kendimi içine atacak yer bulamam.
Anlamayana az gelirim,
anlayana çok…

Ne yarınlar bir şey bekler benden,
Ne de ben bir şey beklerim yarınlardan

Gizem Toso, bir alıntı ekledi.
11 May 00:06 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Üç gündür Akdeniz 'de dolaşıyorum. Türk bayrağını çekmiş bir gemiye rast gelmedim. Yunan bayrağı, İngiliz bayrağı, İtalyan bayrağı, Fransız bayrağı. .. Nerede Oruç Gaziler, Turgut Reisler, Barbaroslar, Piyaleler, nerede?

Çağlayanlar, Ahmet Hikmet Müftüoğlu (Sayfa 81)Çağlayanlar, Ahmet Hikmet Müftüoğlu (Sayfa 81)
Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
10 May 01:27 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Kaşgar elçisi Hoca Töre'yle birlikte yola düşen bu Osmanlı savaş timini taşıyan gemi, Süveyş Kanalı'ndan geçerek Hint Okyanusu'na açılmış ve Hindistan'ın Bombay şehrine varmış, heyet, getirdiği yardım malzemeleriyle karaya çıkmıştır. İngilizlerin önlerine çıkarttığı binbir müşkilat ve eziyeti güç bela atlattıktan sonra nihayet Kaşgar'a varmışlar ve Müslümanların sevgi gösterileri ve gözyaşları arasında şehre girmişlerdir.

Seyyid Yakup Han'ın 100 pare top atışıyla selamladığı Osmanlı yardım heyeti, bu gelişiyle Orta Asya İslam âlemine adeta yeni bir hayat aşılamıştır. Doğu Türkistan'a gönderilen ay-yıldızlı Türk bayrağı, Kaşgar semalarında dalgalanmakta, hutbe Osmanlı padişahı adına okutulmakta ve basılan paralarda Osmanlı hakimiyeti açıkça belirtilmektedir.

Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı, Mustafa ArmağanAbdülhamid'in Kurtlarla Dansı, Mustafa Armağan
Ferya Fertelli, Hüseyin İnan'ı inceledi.
09 May 23:12 · Beğendi · 10/10 puan

TURHAN FEYİZOĞLUHÜSEYİN İNAN
ERİKLER ÇİÇEK AÇTIĞI ZAMAN-DEDE

1949’da Sivas’ın Gürün ilçesine bağlı Bozhüyük köyünde doğmuş.İlk ve ortaokul öğrenimini Pınarbaşı’nda,liseyi Kayseri’de okumuş.1966’da ÖDTÜ İdari Bilimler Bölümünü kazanmış.
Zaten içinde olan hak adalet kavramlarıyla dolu başlayan eğitim hayatı,okuldaki fikir kulübüne üye olması ve kendi düşüncesinde olan arkadaşlarıyla birlikte hayattaki ideallerine kafa yormalarıyla bundan sonraki hayat çizgisini belirlemiş ve bu yolda ilerlemişler.Çünkü kitap her ne kadar HÜSEYİN İNAN’ın hayat hikayesini anlatıyor gibi görünsede 68’liler olarak bildiğimiz Hüseyin’ler,Deniz’ler,Yusuf’lar,Sinan’lar,Mahir’ler ve daha nicelerini muhteşem yalın bir dille anlatmış yazar Turhan Feyizoğlu.

Sıralamalarda Vietnam kasabı olarak bilinen Kemer’in Türkiye’ye büyükelçi olarak atanması,Bu gençlerin havaalanından göndermek çabaları.ÖDTÜ rektörü Kurdaş’ın bütün bunlara rağmen Komer’i üniversitede ağırlamasıyla başlıyor.Komerin arabasının yakılması,İstanbul’da Amerikan askerlerinin 6.Filo gemisiyle konumlanması ve Deniz’lerin 6.Filo Defol eylemleri.

Devrimci gençliğin o dönemde okul ve dışarda yaşamış oldukları tüm ayrıntıları kitapta bulmak mümkün.Hüseyin İnan adında tüm devrimci gençliğin adları anılıyor tarih tarih,gün gün.Bu uğurda kaybedilenler ve mücadeleye devam edenler.

“KAHROLSUN EMPERYALİZM,YAŞASIN TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE HALKLARI”

Diyen vatan hainliğiyle devleti yıkmakla suçlanan bu gençler gerçektende vatan haini miydi?Bu gibi soruların cevabını çok güzel vermiş kitap.

Yaşları 23 ve 25 arasında,Türkiye’nin en zeki insanlarının binbir zorlukla girdikleri okullarda,eğer şimdi yaşıyor olsalardı,yüksek makamlarda,cepleri çok şişkin,malvarlıkları hayli yüksek,olarak yaşamak varken,köylü,işçi,emekçi,zanaatkarın derdine niçin düştüler acaba?Üstelik orantısız güç ve imkanlarla.
“ölen bedenlerimiz olacak,fikirlerimiz sonsuza kadar taşacak” şiarını edinmiş,bizim kararımız çoktan verilmiş bizi asacaklar diyecek kadar korkusuz,ölüme giderken bile Hüseyin avukatlarından Toprak Reformunu isteyecek kadar vatan haini.Yakalandığında valinin ne yapacaksınız sorusuna:

“Biz bağımsız Türkiye ideali için mücadele ediyoruz.Bunu sağlayıp başta Amerikan emperyalizmi olmak üzere,ülkemizi sömürenleri kovduktan sonra,Sosyalist Türkiye’yi kuracağız.Babam da sömürücü v dağıtıma önce babamın malvarlığından başlayacağım.”

Diyecek kadar vatanhaini.

Kitapta mahkemeye sundukları ekler bölümünde anlatılanlar,bu inanılmaz deha ve bilincin,Önce Osmanlı’dan başlayarak,sonra tüm dünyadaki ekonomik,siyasi bir çok alanda ülkelerin tarihlerini,Amerikanın ülkemiz ve dünya ülkeleri üzerinde kurdukları sömürü politikalarını ve daha sonra idam edilecekleri tarihi kadar yansımalarını Okurken,hayranlığım binlerce kat arttı.Günümüz modasıyla kopyala yapıştır mantığıyla değil,pozitif bilim ışıgında değerlendirmeler okudum.

Ölüme gülümseyerek gitmeleri,idam sehpasına yürüyüşleri ve son dakikaya kadar onurlu dik duruşları okumuş olduğum her iki kitaptadır Onur’un resme dökülmüş haliydi.O gençleri yetiştiren annelerin ellerinden öperim.

Hüseyin İnan’ın son sözleri:”Ben şahsi hiçbir çıkar gözetmeden halkımın mutluluğu ve bağımsızlığı için savaştım.Bu bayrağı bu ana kadar Şeref’le taşıdım.Bundan sonra bu bayrağı Türk halkına emanet ediyorum.Yaşasın işçiler,köylüler ve yaşasın devrimciler.Kahrolsun faşizm.”

Simurg Atlantis ELF (ϜϓſϞ), bir alıntı ekledi.
03 May 11:58 · Kitabı okudu

Türkçülük bir bayrak gibidir; tıpkı Türk bayrağı gibi. Bu bayrağı, vatanın her köşesinde durmadan dalgalandırmak her Türk’ün ilk ve milli vazifesidir.”

Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Mustafa Kemal AtatürkAtatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Mustafa Kemal Atatürk