Hece Öykü Dergisi - Sayı 132 (Aralık 2025 - Ocak 2026) 'de "2000 Sonrası Türk Edebiyatında Küçürek Öykü" başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Edebiyatımızda küçüreğe dair her şeyi kapsayan bir kitap yazmayı düşünüyorum. Fotoğrafta önemli eksiklikler var ama yalnızca bir öykü içeren kitaplar bile çalışmama dahil olacak. Yorumlarınızla bu iletimi zenginleştirmenizi, bana küçürek öyküye dair kitap, antoloji, dergi vs. önerilerinde bulunmanızı rica ediyorum. "Her şey" derken, küçürek öykünün isim tartışması dahil, bu türe dair edebiyatımızda yapılmış tüm çalışmaları kastediyorum.
Youtube kanalımı açalı 1 Nisan itibarıyla tam 6 sene olmuş. Bu süre zarfında edebiyat adına olabildiğince kapsayıcı videolar çekmeye çalıştım. Kitap incelemelerinden yazar biyografilerine, anlatım tekniklerinden kuramlara, yazarmış gibi okumaktan yazarlığın kendisine dair 400'e yakın video yayımladım. Bu mecrayı bir edebiyat atölyesiymiş gibi kurgulamıştım, o minvalde ilerledim ve bugüne geldiğimizdeyse 15 bin aboneye ulaşmışız. Kanalı açtığımda henüz kitaplarım yoktu. Bu süre zarfında üç öykü kitabım geldi. Dördüncü eserim de pek yakında. Sözün özü, bugüne kadar yorumlarıyla YouTube kanalıma değer katan ve senelerdir videolarımı takip eden herkese içtenlikle teşekkür ediyorum. youtube.com/@turhanyildirim
Şair Gönül Demircioğlu ve benim ortak kitabımız Arşe Duo 'nun söyleşisi 7 Şubat Cumartesi saat 15.00'te Alakarga Yayınları'na ait Kadıköy Alakarga Kitapçısı'nda yapılacak. Kitabımız dışında düzyazı şiir ve küçürek öyküden de bahsedeceğimiz edebiyat sohbetimize tüm edebiyatsever dostlarımızı bekleriz.
Üsluba sözlük anlamıyla baktığımızda karşımıza, sanatçının kendine özgü anlatış biçimi ifadesi çıkıyor. Bana göreyse edebiyatta üslup yazarın imzası, parmak izidir. Her zaman ilk kitaptan bunu göremesek de üslubun çekirdeğini, ham halini anlayabiliriz. Kimi zaman da daha ilk eserinden belli eder üslubunu yazar. Zaman içerisinde üslup geliştirebilir, değiştirebilir. Yazılan eser sayısı arttıkça üslup da şekillenip kıvamına gelecektir. Vakit geçtikçe imza da kusursuz hale gelecektir. Buna en iyi örnek Sevim Burak'tır. Gazetelerde kalan öykülerindeki üslupla daha sonraki yıllarda yayımlanan Yanık Saraylar kitabının içinde yer alan metinlerin tarzı birbirinden çok farklıdır.
Bu konuyu detaylıca anlattığım videoyu izlemek için: youtu.be/PPSgAHoGGyg
Sapma, daha çok şairlerin kullandığı bir anlatım tekniğidir. Sapmayı normal anlatımın dışındaki kullanımlar, var olanı bozmaya yönelik anlatım tarzı olarak ifade edebiliriz. Bununla ilgili kaynak kitap olarak Şaban Çobanoğlu'nun Modern Şiir Dilinde Sapmalar adlı eserini gösterebiliriz. Özellikle İkinci Yeni şairlerinde sapmalar çokça görülür. Sözdizimi, sözcük, fonetik ve yazım sapmalarının türlü çeşitlerine onların şiirlerinde denk geliriz. Bunun en önemli örneği Ece Ayhan'dır. Bakışsız Bir Kedi Kara kitabının ismi dahi sözdizimi sapması örneğidir. Günümüzdeyse şair Gönül Demircioğlu'nun Çığlıkta Arşe kitabını sapma kullanımı için örnek olarak gösterebiliriz. Düzyazıya geçtiğimizdeyse ismiyle bir sözdizimi sapması olan Sait Faik'in Alemdağ'da Var Bir Yılan'ı, Sevim Burak'ın Afrika Dansı'nı söyleyebiliriz. Günümüzdeyse Demet Fünf'ün Selki adlı novellasını ve keza benim Modern Soslu Postmodern Makarna isimli öykü kitabımı örnek gösterebiliriz.
Bu konuyu detaylıca incelediğim videoyu izlemek için: youtu.be/uwQtKpvpOVg