Dünyadaki nesnel parçalanmışlıkları ahlaki iyinin ve kötünün, iyimserliğin ve kötümserliğin ötesinde kavramamızı sağlayan trajik kategorisinin ikinci bir özelliği bugün mutluluk fikri üzerinden yürüyen güncel budalalıkları gülünçleştirebilmesidir. Epey moda olan bu öğretiler, ne olursa olsun, nerede olursak olalım mutlu olabileceğimiz konusunda nazik telkinlerde bulunurlar; çünkü mutluluk sadece bize, bizim küçük öznelliklerimize bağlıdır, bilgelik ve "pozitif psikoloji" alıştırmalarıyla elde edilebilir. Ahlak Metafiziğinin Temelleri eserinde Kant'ın dediği gibi: "Eğer ilahi Kayra mutlu olmamızı isteseydi, bize akıl bahşetmezdi." Bununla paralel olarak, Flaubert, 13 Ağustos 1846'da Louise Colet'ye yazdığı mektubunda sağduyu ve espriyle şöyle diyor: "Hayvan olmak, egoist olmak ve sağlığı yerinde olmak: işte mutlu olmanın üç şartı. Ama eğer ilki değilseniz hiç şansınız yoktur.
753. Enes radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre o şöyle dedi: ​“Hz. Ömer’i halife iken, elbisesinin iki omuzu arasındaki yırtığına birbirine tutturulmuş üç yama dikilmiş bir şekilde gördüm.”
Din
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim her sabah ve her akşam üç defa şöyle derse, ona hiçbir şey zarar vermez: Bismillâhillezî lâ yedurru measmihî şey’ün fil ardı velâ fissemâi vehüves semîul alîm İsmi anıldığında, yerde ve gökte hiçbir şeyin zarar veremeyeceği Allah’ın adıyla. O her şeyi duyar ve her şeyi gerçek mâhiyetiyle bilir.”
Ebû Dâvûd, Edeb 99, 100, nr. 5088; Tirmizî, Duâ 13, nr. 3388.
"İlk acınası sefilimi gördüğümde on üç yaşındaydım." Tarihçi başını yana yatırdı. "Biz bozukkan terimini tercih ediyoruz." "Özür, vampir," dedi Gümüşaziz gülümseyerek. "Yoksa bir şekilde, ne tercih ettiğinizin zerre umurumda olduğu izlenimini mi verdim?"
Sayfa 38
Halk sırça köşkün enkazını çabuk temizlemiş, dünyada onsuz da yaşanabileceğini anlayarak eski hayatına dönmüş, işini yine arasından seçtiği adamlara gördürmüş, ama sırça köşkün kötü hatırasını uzun zaman zihninden çıkaramamış. İhtiyarlar çocuklarına ondan bahsederlerken, şu nasihatı vermeyi unutmazlarmış: "Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa, onun yıkılmaz, devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter."
Sayfa 141·Kitabı okudu
Sırf havada kalabilmek için dakikada üç bin kere kanat çırpan sinekkuşları gibi çabalamaktan yoruldum.
Sayfa 41·Kitabı okuyor