— İlerde kitap falan olmayacak. Herşeyi internetten okuyacaksın.
dedi, dediğinden pek emin, kaşları kalkık, elleri dijital adam.
Birden ürperdim. Ne yani? Artık kitap okunmayacak mı? Usum bunu içine sığdırmakta zorlanıyor.
— İnternet kullanmayan n’apıcak?
sorusunu serdim masanın rengârenk nakışlı örtüsüne.
— İnternet kullanmayan kalmayacak.
"Sana seni bırakmayacağımı söylemiştim ve artık senin bu hayatla ve çok daha fazlasıyla baş edebileceğini de biliyorum. Yanımda olmanı istiyorum, Devin. Mümkünse kendi isteğinle," derken tehlikeli bir sırıtış yüzüne yerleşti.
Korku ve beklentiyle ürperdim. Az önce beni yerle bir eden duygularım, durduramadığım bir selin altında kaldı ve yerine yepyeni duyguların oluşmasını sağladı. Nasıl olup da onun tek bir sözüyle kendimi daha güçlü ve yenilmez hissedebiliyordum?
"Beni zorla tutamazsın."
Güldü ve çıkan bu ses beni baştan aşağı sarstı. Karanlık, yoğun ve o kadar lezzetliydi ki ağırlığımı ona bıraktığımı fark etmem bir anımı aldı. Boğazımdaki tutuşu sıkılaştı.
"Kaçmayı dene, küçük kuş. Hazırım," dedikten sonra eğildi ve dudaklarıma geleceğimi elimden çalan bir öpücük bıraktı.
Sayfa 258 - Cringe ama etkili omg tapmasal şeyler yaşıyorum hani dkdbjdbd·Kitabı okuyor
Cesaretimi toplayıp yola bakmayı başardığımda, bizzat kurduğum belalı bir oyuna girmek üzere olduğumu hissederek ürperdim ve içimden tam olarak şöyle geçirdim: Bela ne güzel kelime.
Soğan 100 lira dedikleri ân ürperdim. Şu, daha birkaç yıl önce 4-5 liraya aldığımız soğan... O da mı 40 sene öncesine göre 1000 misli pahalılaşanlardan?..
Şu 500 ilâ 1000 misiller arasında et, ekmek, yağ, sebze, kira ve elbise başta geliyor.
3-4 nüfuslu bir ailenin günde birtürlü yemekle 3 odalı bir apartmanda geçinebilmesi, barınabilmesi için muhtaç bulunduğu gelir gayet fakirâne, gayet kanaatkârane bir hesapla ayda 25 bin liradır. İsteyene bu hesabın bir demet maydanoza kadar dökümünü verebilirim.
3-4 nüfuslu bir ailede tek türlü yemeğe tekabül eden bu harcayış, ihtikâr kazançlar «müstesna» hangi derecenin ücretiyle karşılanabilir?
Bugün oturdum ölümü düşündüm
Kirli, acı bir su gibi yürüdü içimde
Dokunduğum, gördüğüm her şeye sindi
Ürperdim, korktum ve biraz şaşırdım
Bugün oturdum ölümü düşündüm
Yağmur altında ya da karanlıkta
Bir başıma kalmış gibi.
Sevgilim böylesine alımlıyken
Güz kuşlarının güneye doğru akıp gideceği yol
İyice belirmişken gökyüzünde
Onarırken, sararken hayat
Çocukların incinmiş gülüşlerini
Artık her park yeri bir apartman inşaatı
Her sokak bir otomobil nehriyse de.
Bugün oturdum ölümü düşündüm
Soğuk camlara dayayarak yüzümü
Kuşağımın acısını, kefenlenen gençliğimizi
Yaşayan ya da artık yaşamayan dostları
Bugün oturdum ölümü düşündüm
Örterek yüreğime kara bir tülü.
Bugün oturdum ölümü düşündüm
Kapkara bir gece penceremi dalarken
Öleceğini bile bile karşı koymanın onurunu
Yiğitliğin, özverinin, sevginin
Arkadaşlarımın yüreklerinden çıkan özsuyunu.