Benim ütopyam. – Daha iyi bir toplum düzeninde zor işler ve yaşamın meşakkati, onlardan en az acı duyanın, yani en duygusuz olanın payına düşecektir; böylelikle adım adım acının en üst, yüceltilmiş türlerine duyarlı olan ve bu yüzden yaşamın en büyük kolaylaştırılmasından acı duyacak kişiye varılacaktır.
Nostalji hissetmiyorum. İnsanların nasıl ömür sürdüğünü az çok anlıyorum. Önceleri, gençlik zamanlarında insan geleceği hayal eder, ütopyalar kurar. Umutlu olur. Gelecek uzundur ve orada her şey mümkündür. Ömrün sonlarına doğru ise mümkünler denenip tüketilir. Ütopyaya yer kalmaz. İnsan artık elindekiyle, yani koskoca bir geçmişle oyalanır. Ora­da ütopyanın yerini nostalji alır. Ben bunlardan yoksunum. Ne ütopyam ne nostaljim var. Bu durumda ölümü sayılırım, yoksa ben kendi başına bir canlı türü müyüm?
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
ütopyam…
İşçiler dünyayı yönetebilir ve yönetecektir.
Sayfa 199 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 9. Basım ~ Mart 2018·Kitabı okudu
Siyaset
Arthur Schopenhauer
Kısacası cumhuriyet idareleri doğal değil ve sunidir; sadece düşüncenin ürünüdür. Bu yüzden de bütün dünya tarihinde ender istisna olarak karşımıza çıkarlar. Tarihte, küçük Grek, Roma ve Kartaca cumhuriyetleri vardı. Tümü de varlıklarını, nüfuslarının altıda beşini hatta bazen sekizde yedisini kölelerin olmasına borçludur. 1840 yılında altı milyonluk Birleşik Devletler’de bile üç milyonu köleden oluşuyordu. Ayrıca eski dünyada cumhuriyet ile idare edilen devletlerin ömrü, monarşilerle mukayese edildiği zaman hayli kısaydı. Cumhuriyetler son derece kolay kurulur fakat ayakta tutulmaları bir hayli güçtür. Öte yandan monarşilerde durum, bunun tam tersidir. Şayet istenen ütopik tasarımlar ise söyleyeceğim şey: Problemin tek çözümü, akıllı ve soyluların müşterek bir yönetimi, kuşaklar boyunca meydana getirilen yani en soylu erkeklerle en zeki ve entelektüel kadınların birleşmesinden meydana gelen gerçek aristokrasi ve hakiki asalet olduğudur. "Benim Ütopyam", "Platon Cumhuriyetim" işte budur.
Felsefe-Düşünce
insanların nasıl ömür sürdüğünü az çok anlıyorum. Önceleri, gençlik zamanlarında insan geleceği hayal eder, ütopyalar kurar. Umutlu olur. Gelecek uzundur ve orada her şey mümkündür. Ömrün sonlarına doğru ise mümkünler denenip tüketilir. Ütopyaya yer kalmaz. insan artık elindekiyle, yani koskoca bir geçmişle oyalanır. Orada ütopyanın yerini nostalji alır. Ben bunlardan yoksunum. Ne ütopyam ne nostaljim var. Bu durumda ölü mü sayılının, yoksa ben kendi başına bir canlı türü müyüm?
Alıntı
Hey sevgisiz toplum! Kimse kimsenin yerine yaşayamaz. Yüreğindeki 'süveyda'ya sahip çık. Ütopyam ellerinle kur ve koru. Geleceğin olmayacak yoksa.
Pdf
Alıntı