“Her yeni insanla kendi öykümüzü yeni baştan yaşarız. Kimse bize yeni bir öykü getirmez. İnsan, insanın öyküsüne katılır sadece. Alaşağı da etse, o eski öyküdür alaşağı ettiği. Bu yüzden her yeni insan yeni baştan kendimizle yüzleştirir bizi. Öykümüzün renk değiştirme vaktinin geldiğini söyler bize gelişiyle. Bu belki de hep hazırlıksız yakalandığımız vakitler bir müjde midir bir uyarı mı, bilinmez. Her değişim, bizden alır bize verir. Mutlaka sonradan özleyeceğimiz şeylerdir bizden alacağı ve mutlaka sonradan özleriz bize vereceklerini.”
Sayfa 358·Kitabı okuyor
Nöropsikoloji açısından bu erteleme, prefrontal korteksin uzun vadeli hedefleri organize eden işleviyle limbik sistemin "şimdi"yi önceleyen eğilimi arasındaki çatışmayı yansıtır. İbadet, zihinde yüksek hedefler kategorisinde yer alırken; gündelik hayat, haz ve acil ihtiyaçlarla zihni oyalayıp ibadeti arka plana itebilir. Kur'an'ın "sâhûn" kelimesi, bu dağınıklığın yalnızca bilişsel bir sorun değil, aynı zamanda varoluşsal bir dağılma olduğunu da haber verir. İnsan, hayatın merkeziyle temasını kaybettiğinde hem zaman hem de kalp dağılmaya başlayacaktır. Sosyolojik bağlamda ise Mekke eşrafı, namaz benzeri ritüelleri gösteriş için sürdürüyor fakat gerçek anlamda bir bağlılık ve süreklilik göstermiyorlardı. Bu nedenle ayetin "sâhûn" eleştirisi, ibadetin formunu hedef almaz; hayata nüfuz etmeyen yüzeysel dindarlığını hedef alır. Kişi, kendi gözünde dindardır; toplumun gözünde de öyledir. Ama ibadet, karakterine dokunmamış, önceliklerini değiştirmemiştir. Bu da surenin ana temasına, yani sosyal adalet ve merhametle desteklenmeyen ibadetin içinin boşalmasına işaret etmektedir. Psikolojik açıdan bu ayet, insanın kendi öz benliğiyle ilişkisine dair güçlü bir uyarı taşır: İbadet, ruhun merkezindeyse insan dağılmaz; merkez kaydığında ise insanın iç dengesi çözülür. "Sâhûn", işte bu çözülmenin sessiz adıdır. Kur'an'ın vurgusu, ritüelin sürekliliğinden önce ve öte, hayatı hizaya getiren bir rehber olup olmadığınadır.
Sayfa 119·Kitabı okuyor
Reklam
Aralarından birinin uykusunda bile tehlikenin kokusunu alabilmesi oğlanlar için bir şanstı. Peter bir anda uyanıp ayaklandı, bir köpek gibi dikkat kesildi ve uyarı çığlığıyla hepsini uyandırdı.
Alıntı
“Ne var ki, bazen her şeyin bitmiş gibi göründüğü bir anda, bizi kurtarabilecek bir uyarı gelir; hiçbir yere açılmayan bütün kapıları çalmışken, yüz yıl boyunca nafile aradığımız, istediğimiz yere açılan yegâne kapıya bilmeden çarparız ve kapı açılır.”
Sayfa 2951 - Cilt 2- 7. Kitap (YAKALANAN ZAMAN)·Kitabı okuyor
Alıntı
Kaderin kötü bir oyun oynamadan önce, kurbanına, tıpkı rakibine gardını alacak zamanı veren kılıç ustasının yaptığı gibi bir uyarı göndermemesine nadir rastlanırdı.
Sayfa 118·Kitabı okuyor
Bil ki,cenazeler basiret sahipleri için bir ibret vesilesidir.Cenazelerde gaflet sahipleri için bir uyarı ve öğüt vardır,fakat gafil kimselerin cenazeleri görmeleri ancak kalplerinin katılığını arttırır.Çünkü onlar sürekli başkalarının cenazesinde bulunacaklarını ve hep kendilerinin dışındaki kimselerin cenazelerini göreceklerini düşünürler;bir gün kendilerinin de bu şekilde omuzlarda taşınacağını hiç hesaba katmazlar.Belki de yakın bir tarihte öleceklerini hesap etmezler.Düşünmezler ki,taşımakta oldukları cenazede Aynen kendileri gibi düşünüyor,uzun uzun emeller kuruyordu; fakat bütün hesapları boşa çıktı,zamanı tükendi,işi bitti.
Sayfa 138·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam