Yakındır
Her şeyden vergi alınan bu zamanda hâlâ hava üzerine vergi konulmamış olmasına ne dersin ?
Sayfa 137·Kitabı okudu
Osmanlılardan önce Bizans'ın son döneminde ve Balkan feodal rejimlerinde köylünün içinde bulunduğu koşullar, bir çözülüşü göstermekte idi. Osmanlılar gelmeden önce askeri sınıfa ait pronoja topraklarında, manastırlara veya büyük feodallere ait topraklarda köylü birtakım ağır angaryalar altında idi. Eski Osmanlı kanûnnâmelerinden çıkardığımız sonuçlara göre, Osmanlı'nın devraldığı bu rejimlerde pareikos durumundaki köylü, toprak sahibine yılda bir araba odun, bir araba ot, yarım araba saman sağlamaya, arabası ile hizmet vermeye ve haftada iki veya üç gün efendisi için angarya çalışmaya mecburdu. Para ekonomisinin gelişmiş olduğu kıyı bölgelerinde veya büyük şehirler dolaylarında, daha Osmanlı öncesi dönemde bu hizmetler karşılığında belli bir para alındığı, yani Batı-Avrupa'da olduğu gibi köylü ile senyör arasında şahsî bağlılıkların gevşediği, angaryaların paraya dönüştüğü görülmekte idi. Çoğu zaman bu son durum, paraya ihtiyacı olan senyör için olduğu gibi köylü için de yeğlenmekte idi. Bu akım, Osmanlıların merkeziyetçi imparatorluğu kurulduğu zaman daha da hızlandı. Bazı bölgelerde, eski angarya hizmetler bırakılmakla beraber, Osmanlılar prensip olarak köylü üzerinde angaryaları kaldırdılar ve hepsi için belli bir tek resim 22 akça çift resmini koydular. Bu resim, tam çifti olan her köylü ailesinin belli hizmetler karşılığı yılda bir ödemek zorunda olduğu belli bir vergi idi. Çift-hane sistemi diye adlandırılan bu politikanın, Osmanlı yayılışını kolaylaştırdığına kuşku yoktur.
Sayfa 319 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Görünürdeki amaç hak ve adaleti götürmek , insanları kula kul olmaktan kurtarıp yeryüzüne islam nizamını hakim kılmaktı . Oysa davanın bu olmadığı daha Ebu Bekir’in ilk savaşlarında ortaya çıkıyordu . Ridde , yani peygamberin ölümüyle “İslamdan dönenlere “ karşı başlatılan savaşın asıl nedeni kabilelerin İslamı reddetmesi değil , merkezi otoriteye karşı çıkmaları ve vergi vermeyi reddetmeleriydi . Kendini peygamberin Halife’si ilan eden Ebu Bekir , kabilelerin peygambere tabi oldukları gibi tabi olmasını ve ona verdikleri bir deve ipini dahi kendisine de vermek zorunda olduklarını iddia ederek onlara savaş açtı . Dava İslamın hakimiyeti değildi ; öyle olsa bunların çoğu zaten Müslümandı..
Sayfa 125·Kitabı okudu
Din
Geleneksel tarımın temeli olan emek birimi, hiç kuşkusuz, ev-lenmiş ve çoluk çocuk sahibi olmuş erkek köylünün simgelediği köylü ailesidir. Bu rejimde, köylü aile ünitesi esas itibarı ile, koca, kadın ve çocuklar ve çoğu zaman evlenmiş oğullarla torunlardan oluşur; bu "patriarchal" ve "patrilineal" bir aile tipidir. Koca, aile ekonomisinin, işletmenin son söz sahibi ve örgütleyicisidir. Ekonomik örgüte hâkimdir. Devlet, vergi mükellefi olarak onu tanır. Buradan toplumumuzda bugün bile, hiç olmazsa kır sektöründe patriarchal aile tipinin neden hâkim aile tipi olduğunu anlıyoruz. Osmanlı Devleti, kocası ölen kadının erkek evladı yoksa, elinden tarla arazisini alır ve başka bir köylüye aktarır. Eğer dul kadın, oğulları çalışma çağına gelinceye kadar, ırgatla idare edebilirse, onu bîve adıyla işletmenin sahibi tanınabilir. Birçokları genel kanûnnâmede, müzevvec yani evli erkeğin, neden o kadar önemli bir yer tuttuğunu açıklayamamışlardır. Bütün Osmanlı tahrîrlerinde, yani vergi kaynaklarını belirleyen defterlerde, vergi-nüfus sayımında hâne, aileyi temsil eden kocanın adıyla tespit edilir.
Sayfa 246 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Bizans ve Osmanlı imparatorluklarında vergileme, öküz sayısına göre yapılmakta idi. Salgın sonucu öküzü ölen köylü çaresiz kalır, fakr u zarurete düşer ve hükümet anlayış göstererek vergi affına giderdi.
Sayfa 246 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Genellikle vergiler, bölgeden bölgeye ve ayrı hukukî statüye tâbi gruplara göre değişmekte olup vergi kanûnları yerel örfü izlemiştir; çoğu kez Osmanlı örfî kanûnları, göçüp gitmiş olan devletlerden, Bizans ve Sırp devletlerinden kalan kanûnlardan ibarettir. Bu kanûnlar, fetihten hemen sonra yapılan memleket tahrîrinde, tahrîr emîni tarafından yerinde yapılan araştırma ve soruşturma sonucu tespit olunur ve pâdişaha arz olunup onun tarafından onaylanarak kanûnlaşır. Onun için, vergi sorunları ortaya çıkınca ilkin her sancağın kendi kanûnnâmesi göz önüne alınır.
Sayfa 236 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih