“Klonlanması gereken insan değil, evrendir. Ancak o zaman, her şey yeniden ve eksiksiz yaratılabilir. Çünkü insan bir sonuç, evrense bir nedendir. Yanlış bir sonucu tekrar yaratmanın hiçbir geçerli nedeni olamaz. Yeniden yaratılacak olan evrenden doğru sonucu elde etmek, tek amaç olmalıdır. Klonlamanın, tedavi amaçlı kullanımı insana asla yeterli gelmeyecektir. Klonlamanın kendisi, bütün ilaçların aşırı dozlarından daha aşırıdır. Tek etkisi yan olandır.”
1000Kitap
Çünkü Allah bildirmemiş miydi; “Eğer yerde, gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı, ikisi de (yer de gök de) bozulup gitmişti.” (Enbiya Suresi: 22) diye. Gerçekleşenler de bu ayetin ifade ettiğinden başka bir şey değildir. Evren makinasının bir parçası, dişlisi, çarkı olan insan, makinaya uymayıp, kendi istediği gibi hareket etmeye çalıştığı sürece de hem makinayı bozacak hem de kendisini mahvedecektir. Böylelikle kendi serbest iradesinin yanlış seçimi sonucunda zulümler, baskılar, sömürüler, işkenceler, haksızlıklar, hastalıklar, felaketler, açlıklar... hayatının ayrılmaz parçası olacak.
Sayfa 26 - Pınar Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Fâtiha-6: اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقٖیمَ ۙ Meali: Bizi doğru yola (İslâm’a) ilet (İslâm ile yaşat). Fâtiha-7: صِرَاطَ الَّذٖینَ اَنْعَمْتَ عَلَیْهِمْ ۙ غَیْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَیْهِمْ وَلَا الضَّٓالّٖینَ Meali: Kendilerine (lütfundan) nimet verdiğin kimselerin yoluna (ilet);{7} (emirlerine âsi olmuş ve) gazaba uğramışların ve sapıtanların değil (Yâ Rabbi).* (Âmin...)** * Yahudiler, hıristiyanlar ve diğerleri gibi.{8} Yahudiler dinlerini merasimleştirdiler, peygamberlerini küçük düşürdüler, devre dışı bıraktılar, hakaret ettiler, hatta bazısını öldürdüler. Hıristiyanlar ise peygamberlerini ilâhlaştırdılar. “Din vicdan işidir.“ diye onu vicdanlara hapsettiler ve dini dünyevîleştirdiler. Halbuki inancın/dinin, kişinin iç dünyasına ait birşey olduğunu söyleyip onu vicdanla sınırlı bir alan içine hapsetmek ve kişiyi, dinî yaşamından engellemek yanlış ve geçersizdir. Çünkü vicdanda olan herşey her yerde var demektir. Bu yönden bunu hegemonik/baskıcı usûl ve üslupla bastırmak insan onurunu zedeleyen bir tavır olmuştur. ** Âmin, “Öyle olsun, kabul eyle” anlamındadır ve “âmin” demek sünnettir. Sesli namazlarda Hanefîler’de imam ve cemaat sessiz; Mâlikîler’de yalnız cemaat sesli; Şâfiî ve Hanbelîler’de imam ve cemaatin sesli okumaları menduptur. Besmele, İmam Şâfiî’ye göre sûreye dâhil sayıldığından sesli namazlarda açıktan okunur. İmâm-ı Âzam ve Mâlik’e göre yedinci âyet “gayri’l-magdûbi...”dir. Dipnotlar: Dipnot 7: bk. 4/69 Dipnot 8: bk. 2/90; 5/77; 58/14
Kitap Alıntısı
Bir Şair Bir Kitap
Mehmet Şah Erincik – Çingene Sabahı ben artık çözerim bu denklemi
İzdiham
"Birçok insan anlamsız bir yaşamın peşinden koşar. Önemli olduğunu düşündükleri bir şeyi yaparken dahi yarı uykuda gibi bir halleri vardır. Bu, yanlış şeylerin peşinde olduklarındandır. Yaşama anlam kazandırmanın tek yolu kendini insanları sevmeye, içinde bulunduğun topłuma adamak, sana anlam ve hedef veren bir șeye hasretmektir.”
Sayfa 37·Kitabı okuyor
Sunuş
İyiyi ve kötüyü doğru bir muhakemeyle, yani aklını ölçüt alarak belirleyen, ahlâki doğruluğa önem veren, ölçüsüz hazları reddetmenin gerçek haz olduğunu bilen ve erdemli yaşayan insan gerçekten mutludur. Bu mutluluk, talihin sunduğu geçici lütuflara sırt çevirdiği ve kaynağını sadece bireyin kendi özüne dönmesinde bulduğu için, sarsılmaz ve değişmez bir niteliktedir. Bu bağlamda, mutlu yaşamak, doğayla uyumlu yaşamaktır. Doğaya aykırı ve erdemlerden uzak yaşamak ise yanlış bir şekilde yaşamın kısa ve eksik olduğu algısını doğurur, oysa yaşam doğru değerlendirildiğinde insana yetecek kadar uzundur. Makam ve şöhret peşinde koşmak, yarını düşünürken bugünü kaybetmek, başka deyişle anı yaşayamamak yasamı kısaltır. Buna karşılık kusurlarımızla yüzleşmeli, erdemli bir yaşam için kendimize dönmeliyiz.
İş Bankası Kültür Yayınları Hasan Ali Yücel Klasikleri, XX.Basım·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı