Giriş Yap

Alex Haley

Yazar
9.2
733 Kişi
Unvan
Gazeteci, Yazar
Doğum
New York, 1921
Ölüm
1992
Yaşamı
1921de profesör bir baba ile öğretmen bir annenin çocuğu olarak New Yorkta dünyaya gelen Alex Haley, 1937-39 yılları arasında Elizabeth City Teachers Collegede okudu. 1959dan sonra serbest gazeteci ve yazar olarak çalışan Haley, 1962lerde Playboy için seri röportajlar hazırladı. Readers Digest, New York Times Magazine ve Atlantic gibi süreli yayınlara yazı ve araştırmalarıyla katıldı.rnrnÖnceleri başarılı bir gazeteci olarak hayatını sürdüren Haley, önemli bir siyah yazar olarak ününü "The Autobiography of Malcolm X" adlı çalışmasıyla sağladı. Amerikadaki siyah müslümanlar hareketinin ekseninde duran Malcolm X adı, Haleyin anlatısına gerekli canlılığı kazandırmaya gerçekten yetmişti. 1965de yayınlanan bu kitap aslında yazarla kahraman arasındaki ikili görüşmelerin bir ürünüdür. Malcolm X ile ilgili çalışmasında yalnızca bir "özgeçmiş"in, kahramanının ağzından nakledicisi konumunda olan Haley, daha sonraki yirmi yıl sürecek kişisel araştırmasıyla ününü pekiştirdi.rnrnAmerika ve Afrikada yıllar süren araştırmalar sonunda ulaştığı şey, kendi ailesinin kökleriydi. Bu yüzden onun "Kökler" romanına eleştiri çevreleri aynı zamanda bir tarihsel metin gözüyle de bakmaktadır. Haley, bu araştırmasının serüvenini de "My Search for Roots" başlıklı diğer bir anlatısında dile getirmiştir.

İncelemeler

Tümünü Gör
528 syf.
·
15 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
İnceleme
Kökler, yazarın 12 yılda tamamladığı romanıdır. Bir ara ABD televizyonunda 12 bölümlük dizisi yayınlanmış. Kitap o dönem satış rekorları kırmıştır. Bu kitap, diğerlerine göre neden farklı derseniz; Haley, kendi ırkının kökenine inmiş, 7 kuşağını kitapta anlatmıştır. Bu kuşağın sonuncu ismi kendisi olup atalarının ne denli köklü bir geçmişi olduğunu okuyoruz. Afrika'dan Amerika'ya uzanan bu zorlu ve uzun yolculukta kara derililerin yaşadığı bütün zorlukları tüm çıplaklığıyla görüyoruz. Okurken tüyler ürpertici satırlara şahit oluyorsunuz. Irkçılığın hiç tükenmeyecekmiş gibi oluşu yürek sızlatıyor. Beyazların siyahlara olan zulmü ve haksızlığı yine de silemiyor düşüncelerden "bir gün özgür olabilme" umudunu. Yazar sırf geçmişini ve kökenini araştırmak için gemi yolculuklarına çıkıp geçmiş neslinin yaşadığı topraklara kadar gidiyor. Araştırma ve gözlemler elde ediyor. Elde ettiği bulguları not alıyor. Gerçekliği olduğu gibi yansıttığını söylüyor. Bu Pulitzer ödüllü kitap türüne göre diğerlerinden apayrıydı benim için. Hiçbir zaman bu köklü aileyi unutmak kolay olmayacak. Kunta Kinte'yi ve onun soyundan gelenleri... Hâlâ okumadıysanız, bir an önce okuyun derim. "Şu evrensel gerçeği unutmayın hepimiz aynı Yaratıcının çocuklarıyız"
Reklam
732 syf.
·
13 günde
Bu kitap,beyaz siyah ayrımının yani ırkçılığın yaygın olduğu Amerikada eskiden hristiyan olan bir müslümanın hayat hikayesini anlatıyor.Akıcı ve biraz da yorgun... İslam'da bütün müslümanlar kardeştir. Bunun en güzel örneği kabededir. Beyaz,sarı,siyah,Alman Türk...Herkes kardeştir.İslam, din, ırk farkı gözetmeksizin mutlak adaleti emreder.Daha önce Müslüman olmayan birine "Neden Müslüman oldun?" sorusuna verilen başlıca cevaplardır bunlar.
·
732 syf.
·
23 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Eserin kapağına ve sayfa sayısına bakıldığında ağır bir bilim kurgu romanı olduğu düşünülebilir lakin Amerika'da Müslümanlığı yaymış olmasıyla bilinen direniş adamı Malcolm X'in hayatının -kendi ve dostu Alex Haley'in ağzından- anlatıldığı otobiyografik bir eserdir. Yüz yirmi sayfalık bir önsöz bulunmakta ve bu önsözde kitabın özeti, daha doğrusu Malcolm'un hayatının kısaltılmışı ve sonu anlatılmıştır. Çünkü Malcolm, gerçekleştirilen bir suikastle kitabı tamamlayamadan, yaptığı son konferansta kürsüdeyken, Alex Haley'in tabiriyle "kurşun yağmuru" sonucu katledilmiştir. Malcolm aslında bunun olacağını öngörmüş ve son günlerinde dile de getirmiştir: "Bu kitabı basılmış halde okumaya, ömrümün yeteceğini sanmıyorum. " Yedi yüz sayfalık bir kitap, kitapkolik olmayan biri için ağır gelecektir diye düşünülebilir lakin bilinmesi gerekir ki bu bir Tutunamayanlar değil. Mekan tasvirlerinin çokluğu azlığından önce, Malcolm'un sürekli değişen hayatı ve fikirleri, okuru sıkılmaya müsaade ettirmemektedir. Aslında kitapta daha çok İslam-Amerika ilişkisinin konu alınması beklenirken, eserin yüzde yetmişi Amerika'daki siyah-beyaz meseleleri ve Malcolm'un gençlik yıllarında içinde bulunduğu ve geçimini de oradan sağladığı fahişe ve uyuşturucu işinden ibaret. Önsozden sonra, yani asıl bölümlerde Malcolm, çocukluğundan başlayıp anlatmaya koyulmuştur. Çocukluğuna değinmeden önce Malcolm'un nasıl bir Amerika'da dünyaya geldiğini anlatmak gerek aslında. Şöyle ki, o dönemde Amerika'da "başarılı bir siyah" denince akla siyah bir doktor yahut siyah bir avukat gelmemelidir ne yazık ki. Eğer o dönemin Amerika'sında bir bulaşıkçı yahut bir ayakkabı boyacısıysanız, siz başarılı bir siyahsınızdır. Şimdi çocukluğuna gelecek olursak, biri kız beş kardeş ve anne babasıyla küçük bir evde yaşamaktadır Malcolm. Anne ve babası sürekli tartışmaktadır çünkü annesi çok gururlu biridir. Siyahlığından utanmamaktadır. Maalesef ki o dönemde Malcolm'un deyişiyle "Tom Amca" olmak gereklidir. Yani beyazların etrafında pervane olmak ve onlara kölelik yapmak... Para kazanabilmek, dolayısıyla da yaşamak için bu gerekmektedir. Öyle bir durum ki, beyazın üstün, siyahın ise aşağılık olduğu bilinçaltına işlemiş bir durumdur. Malcolm, bunu şöyle açıklar; ten renginin diğer kardeşlerinden açık olduğu gerekçesiyle, en çok şiddeti annesinden gördüğünü ve yine aynı gerekçeyle de babasından hiç şiddet görmediğini söylemiştir. Tabi bu gerekçe, gizli bir gerekçedir. Malcolm'un babası vurulmuştur. Sanırım ya Amerikan polisi ya da eşkiyalar tarafından... ( ikisinin arasında da pek fark yok ya, neyse ) Yetkililer de Malcolm'un annesinin çocuklara bakamayacağını söyleyip çocukları çevredeki çocuk sahibi olmak isteyen ailelere vermişlerdir. Malcolm'un verildiği yer, zaten tanıdığı ve oğullarıyla da arkadaş olduğu koyu Hristiyan bir ailedir. Malcolm bunlarla bir sıkıntı yaşamamıştır fakat büyümeye başladıkça aileden uzaklaşmıştır. Malcolm'un okul hayatına da değinmek gerek. Malcolm'un genel olarak okul hayatı iyiydi, taa ki tarih öğretmeninin derste siyahlarla dalga geçmesine ve bir öğretmeninin de ona avukat olmasının imkânsız olacağını söylemesine kadar. Kaldı ki büyüdükçe hayat gerçek yüzünü ona göstermeye de başlamıştır. Mesela okulda erkekler Malcolm'u bir kenara çekip ondan ahlaksız isteklerde bulunmuşlardır. Okuldaki birkaç kızı ve hatta kız kardeşlerini gösterip Malcolm'un onlara yakışıksız tekliflerde bulunmasını istemişlerdir. Malcolm'a göre bunun nedeni; bu erkekler daha önce bu kızlarla birlikte olmayı denemiş fakat başaramamışlardır. Malcolm da diyor ki: "Onlar kızlardaki o korkunç tabuyu benim kırmamı istiyorlar, sonrasında da artık istedikleri gibi bunu kullanacaklarını düşünüyorlardı. " Atatürk'ün "Amerika'nın zeki ve çalışkan çocuğu" dediği çocuk, o dönemde bu haldeymiş ne yazık ki. İkisi beyaz, ikisi siyah arkadaşlarıyla birlikte bir hırsızlık olayına karışıp yakalanmaktadır Malcolm. Hapishanede sürekli kitap okumakta ve kardeşinden aldığı "Elijah Muhammed" bilgileriyle İslam'ı tanımaya başlamaktadır. Elijah Muhmed kendisinin elçi olduğunu söylemiş ve birçok inanan bulmuştur kendine. Malcolm da bu inananlardandır. Sigara içmeme, domuz eti yememe ve beyazların şeytan olduğuna inanmasıyla Müslüman olduğunu düşünmüş, daha doğrusu zannetmiştir. Malcolm, siyah ırkı ve Elijah Muhammed'i savunmak amacıyla yer aldığı birçok konferans vesilesiyle kısa sürede tanınmış ve ilgi görmüştür. Bu yoğun ilginin sebebi ise onun özgün bir kişilik olmasıyla alakalıdır. Öyle ki o, gerçek bir savunucu. Kitabı okurken izlediğim konuşmalarıyla da ona hayran kaldığımı rahatlıkla söyleyebilirim: "Size saçınızdan, renginizden, baştan aşağıya kendinizden nefret etmeyi kim öğretti? Size Tanrı'nın bize verdiklerinden nefret etmeyi kim öğretti? Burada beyaz adam viskiyi yapar, sonra seni sarhoş olduğun için hapse atar." Bu konuşmada kadınlara da değinmektedir Malcolm: "Açık ve net söylüyorum. Sizi kadınlarımız için öldüreceğiz." Siyah kadın... Malcolm'un tabiriyle "madden zengin, mânen yoksun" Amerika'nın vahşi erkekleri tarafından tecavüze uğrayıp denize atılmış siyah kadını... Malcolm'un yükselişine yeniden gelecek olursak, bu yükseliş Elijah Muhammed'i sinirlendirmiştir. Sonuç olarak Malcolm, camia içinde çeşitli cezalara tâbi tutulmuştur. ( Camiadan bir süre uzak kalmak gibi ) Bu süre zarfında Malcolm, Elijah Muhammed'den soğur ve Hacc'a gitmek ister. Hacc'a gitmesiyle gerçek İslam'ı tanıması kaçınılmaz olur tabi. ( Yani Arapların izin verdiği kadarıyla ) Oradaki o samimi ortam, kimsenin renginden konu açmaması ve çok değer görmesi onu oldukça şaşırtır. Bin bir övgüyle oradan ayrılır ve Amerika'ya döndüğünde şunu söyler: "Sonunda anladım ki, Müslümanları yoldan çıkaran Elijah Muhammed'in kendisidir." Bunun haricinde "İnsan hakları, insanlıktan ne haber?" diyerek insan haklarıyla da daha çok ilgilenmiştir Malcolm. Kendi ırkının gücünü kendi ırkına ispatlama çabasına girmiştir. Irkının beyazlarla evlenmeyi bırakıp kendi soyunu devam ettirmesi taraftarıdır: "Tenleri bir beyazdan daha beyaz olan bu siyahlarla nereye varılmak istenmektedir?" diye sormuştur. Aynı zamanda Amerika'nın İslam'ı tanımasının zorunlu olduğunu, Amerika'yı bu ırk belasından kurtarabilecek tek dinin İslam olduğunu söylemektedir. Malcolm X, yaşadığı dönemde de söylendiği gibi; Amerika'da bir ayaklanmak başlatabilecek, yahut böyle bir ayaklanmayı bastırabilecek tek adam. O "Amerika'yı titreten adam."
·
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42