Enis Batur

Enis Batur

7.5/10
100 Kişi
·
296
Okunma
·
74
Beğeni
·
6.384
Gösterim
Adı:
Enis Batur
Unvan:
Şair, Deneme Yazarı, Yayıncı.
Doğum:
Eskişehir, 28 Haziran 1952
Şair, Deneme Yazarı, Yayıncı. Şair kimliğiyle bir yandan büyük projesini, "Opera" adlı epik şiirini sürdürürken bir yandan lirik şiirler ve deneysel metinler yazıyor. Denemeci kimliğiyle Türkiye'nin ve dünyanın kültür ortamıyla hesaplaşıyor; kendi öğrenme, kurcalama merakının sonuçlarını okurlarıyla paylaşıyor; içinde bulunduğumuz ortamda bir insanın bir hayat projesi olmasının, bu projeyi sürdürmesinin koşulları üzerinde düşünüyor. Yayıncı kimliği ile 1970'den bu yana Türkiye'nin kültür ortamında bir şeyleri değiştiriyor; Türkçe kitap raflarındaki gedikleri kapatmaya çalışıyor. Yazdıkları ve yaptıklarıyla kimileri için yol gösterici bir ışık oldu, devam etme, kendi yolunu arama gücü verdi. Öte yandan, büyük sermayenin (Yapı Kredi Bankası) emrine girdiği; Kendi "eküri" sini yeteneğe bakmadan gözettiği; çok şey bilme çabası içinde bir şey yapamaz hale geldiği; çok kitap yayınladığı; Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur'un oğlu olduğu için eleştirildi.

Yaşamöyküsü
28 Haziran 1952’de Eskişehir'de doğdu. Çocukluğu Eskişehir ve Napoli’de, ilkgençlik yılları İstanbul ve Ankara’da geçti. 1973’de gittiği Paris’te dört yılı aşkın bir süre yaşadıktan sonra Ankara’ya döndü. Askerliğini Çankırı’da yaptı. 1983’de İstanbul’a yerleşti.

Batur, Çağdaş Kent dergisini 1982’de çıkardı, ilk sayısıyla birlikte dergi sıkıyönetim tarafından yasaklandı. 1983’de Avrupa Ülkeler Ansiklopedisi’ni, 1984’de İslâm Ülkeleri’ni yayına hazırladı, İstanbul’dan Göreme’ye Kültür Mirasımız eklerini Milliyet için yönetti. 1987-88 arası Şehir dergisini çıkaran ekibin başında yeraldı. 1990 sonrası şehir monografilerine yöneldi: İstanbul için Şehrengiz ile başlayan dizide Ankara, Ankara ile Üç İzmir’in çatılarını oluşturdu. Tarih Vakfı’nın İstanbul Ansiklopedisi’ne ve İstanbul dergisine katkıda bulundu. Yeryüzü Sûretleri, Bir Beyoğlu Fotoromanı, Demir Yol sergilerinin sunumlarını üstlendi. İstanbul ile ilgili metinleri, Fransa’da Omnibus’un İstanbul kolektifinde yeraldı, Ara Güler’le birlikte Fata Morgana’da İstanbul des Djinns’i imzaladı. Paristanbul, Türk Edebiyatında Paris, çiftdil yayımlanan Okyanusa Bakan Bir Odada Üç Türk Yazar seyyah-yazar deneyimlerini aktardığı öteki kolektif yayınlardan birkaçı. Bunlara, 2001-2002 döneminde hazırladığı, çift dil yayımlanan iki oylumlu antolojisini eklemek gerekir: Avrupa Güneşinin Doğduğu Yere Yolculuk ve Beş Kıtada Türk Seyyahları.

İlk yazısı 1970'de, ilk kitapları 1973'te yayımlandı.

Milli Eğitim Bakanlığı Yayın Dairesi Başkanlığını (1979-1980), Milliyet'in kültür servisi ve yan yayınlar yöneticiliğini (1983-1984), Milliyet Büyük Ansiklopedi'nin (1986) ve Dönemli Yayıncılık'ın genel yayın yönetmenliğini (1987-1988) yaptı; 1988'den beri Yapı Kredi Yayınları'nda çalışıyor. Yazı, Oluşum, MEB, Tan, Gergedan, Şehir, Sanat Dünyamız, Kitap-lık, Cogito, Arredemento Dekorasyon, Fol gibi dergilerin hazırlanışında sorumluluklar üstlendi; Remzi Kitabevi'nin (1990-1993), TRT'deki "Okudukça" programının (1994-1999) yayın danışmanlığını yaptı;

Açık Radyo'nun kuruluşuna katkıda bulundu ve "Şifa, Şifre, Deşifre" programını gerçekleştirdi; UNESCO'nun "Göreme'den İstanbul'a kültür mirasımız" kampanyasını (1984) yönetti, Cumhuriyet, Milliyet, Dünya, Aydınlık gazetelerinde, Yeni Gündem, P-Eki, Express, 2000'e Doğru dergilerinde 1978-1998 arası düzenli haftalık yazılar yazdı; yurtdışındaki çeşitli dergilerde ürünleri yayımlandı: Poesia, Il Ebbro Quaterno, Letters Internationales, Quarterly West, Tabaccaria, Podium, Kelk, Connaissance des Arts, Talismen, Didale.

Şiirleriyle Cemal Süreya, Altın Portakal, Sibilla Aleramo ödüllerini, denemeleriyle TDK ödülünü kazandı.

Kitaplarından Opera üzerine Ahmet Oktay'ın kitabı İsrafil'in Sûru ve bir sempozyumun bildirilerini biraraya getiren "Opera Odağında Enis Batur Şiiri", yapıtları üzerine yazılmış yazılardan bir seçmeyi derleyen "Otuz Kuş Bakışı", Hatice Aynur'un hazırladığı "Enis Batur Bibliyografyası 1970-1995" ve Cem Akaş'ın "Belkienisbatur" adlı eserleri hakkındaki başlıca kaynaklardır.

Batur, 1998-1999 akademik yılından 2002-2003 eğitim ve öğretim yılına dek Galatasaray Üniversitesi'nde ders verdi.
Bu mudur adına Hayat dediğimiz, iki
takvim sayfası arasına sıkışıp kalmış kesit
“Dünyayı yerinden oynatmak için bir dayanak noktası dileyen adam haklıydı. Bizim gibiler, çok genç yaştan başlayarak kendilerini yazının tılsımına inandıranlar, kitaplardan oluşan bir dayanak noktası yaratmıştık kendimize, ondan bir biçimde yoksun kalsak sonsuz bir boşluğa yuvarlanacak, uzayda kaybolan astronotlara dönüşecektik. Nasıl geçerdi günler, aylar, yıllar, kitapsız? İpin ucunu kaçırmaz, hastalanmaz, yanmaz mıydık?”
Ben, iki yanı boş
koltuğundan akan zamanı izleyen adam,
bir uçurum eşiğinde boşlukta sallanıyorum.
''Göğsümde bir sıkıntılı kuş; içimde göz gözü görmüyor. Çaldım kapımı, anahtarlarım içeride.''
"Yaşı alabildiğine genç de olsa, kitapseverin yolu çok geçmeden kitapçı dükkanına çıkardı. Çemberin içine bir kez düşülmeye görsün, kısıtlı gelirine, dar olanaklarına bakmaz, ucundan köşesinden kişisel kitaplığını kurmaya yönelirdi kitap tutkunu. Ara sıra “sosyal davranış” icabı kitapevlerini kolaçan eden, gündemdeki başlıklardan ötesine pek ilgi duymayan insanların uğradığı, içeri girenin anonim müşteri kimliğinde kalmaya yazgılı olduğu dükkanlardan uzak durulur, tam tersine, kapıdan bir gireni ikinci seferde teşhis etmeyi bilen, içeride ne kadar uzun kalırsa o kadar sevindiği her halinden belli olan, “size nasıl yardımcı olabilirim?” soru-cümlesini kurmaktan kaçınan kitabevi sahibinin, çalışanının havayı denetlediği dükkanlar yeğlenirdi. Onlar, en geç üçüncü seferde, olabildiğince yumuşak bir yaklaşımla, mesafe ayarını gözden kaçırmaksızın, uzun erimli olması olası söyleşinin ilk adımlarını doğru hız ve sıralamayla yapmayı bir biçimde öğrenmiş insanlardı. Size sağladıkları açılım, uyumsuzluğunuzu yenmenizi kolaylaştırır, iki seferiniz arasındaki zaman dilimini kısaltmanıza yol açardı. Belli bir süre içinde, nasıl olduğunu anlamaya fırsat bulamadan, Virginia Woolf’un sözünü uyarlarsak duruma, “kendinize ait bir mekan” saymaya başlardınız o kitabevini; içeride, benzerlerinizle karşılaşmanın yarattığı özel bir huzur koşulu hüküm sürerdi; bir de size benzemediğini, dahası tanıdığınız hiç kimseye benzemediğini düşündüğünüz birkaç ayrıksı müdavim görürdünüz orada, zaman içinde bütün gizlerine değilse bile bir bölüğüne yaklaşma şansına erişir, ayağınızın alışmasından doğan mutluluğu perçinlerdiniz.”
Başta, bir yol açmıştım
önümdeki boşlukta, yıldan yıla sabır ve inatla
ilerledim alevlerin arasından - şimdi yılgın,
hiç olmadığım kadar ürkek, yavaş yavaş kendi
dibime doğru batıyorum.
... İyi ama, diyorsun, herkesin aklını
çelen düşünceler olur, insanlar
konuşur, sense hep susuyorsun,
kafan sanki tütüyor, uyuyup
uyumadığı belirsiz bir yanardağın
sessizliği nasıl irkiltirse öyle
“Konuşursanız geri dönüşü yoktur, susarsanız öyle değil: Dilediğiniz an giz kilidini açmak, açılmıyorsa kırmak sonuçta size kalmıştır.”
Enis Batur edebiyatın her alanında çeşitli eserler vermiş bir yazar - şairimizdir. Youtube fenomenleriyle karıştırılıyor olsa da.

Şiirlerini felsefik bir nizamla oluşturmuş. Zor yazılabilecek bir şiir türü kullanmış. Şiirlerinde kendi iç düşüncesinden yola çıkarak, kendisine özel bir teknikle şiirleri farklı bir vücutta hayat vermiş. Şiir sanatı denilen şey aslında Enis Batur şiiridir ancak kapitalist bir sistemde yaşadığımız için bu tarz sanat şiirleri pek hak ettiği yere gelmemiştir.

Tavsiye ediyor muyum tabi ki etmiyorum. Kesinlikle kötü değil çok kaliteli ancak her insana uygun olduğunu düşünmüyorum. Bazı şiirler için belli bir yetkinlik, olgunluk gerekiyor. Ben o olgunluğa ulaşamadım. Belki bir gün olur. Siz kendinizi ulaşmış hissediyorsanız okuyabilirsiniz.


Hiçbir şeye benzemediği söylendi şiirlerimin,
Wallace Stevens'a benzediğim, hiç kimseye
benzemediğim, olsa olsa "II. Yeni'nin devamı",
"III. Yeni'nin ta kendisi" sayılabileceğim -
"delisaçması bir söz ve işaret yumağı" denildi.
Bütün bunlar bensem, bütün bunlar bendim.
Yaktığım kağıtlar, fırladığım kürsüler
ve çekilip dinlediğim kör mağarada
söyleştiğim gölge, örümcek, alter:
Kendimden çekilsem de, gelsem de
kendime farkedilmedi: Ateşin içine
söktüğüm e
Yüzlerce kelime, 212 soru ve anlamakta güçlük çekeceğiniz fakat bir o kadar da içine alacak yanıtlar. Parmak kitap olduğuna aldanmayın, içeriğinde kocaman avuç dolusu anlamlar var. Oldukça da düşündürücü hem. Bir de küçük kitapların (küçük derken sayfaları kısa olan kitapların) bilgiye, aydınlanmaya daha elverişli olduğunu düşünüyorum. Bütün anlamlar bir cümleye yüklenebiliyor. Şiddetle okuyun, pardon şiddetsiz bir şekilde okuyun. Kısacası okuyun. :)
"Yaşı alabildiğine genç de olsa, kitapseverin yolu çok geçmeden kitapçı dükkânlarına çıkardı.Çemberin içine bir kez düşülmeye görsün, kısıtlı gelirine,dar olanaklarına bakmaz,ucundan köşesinden kişisel kitaplığını kurmaya yönelirdi kitap tutkunu..Arasıra 'sosyal davranış' icabı kitapevlerini kolaçan eden,gündemdeki başlıklardan ötesine pek ilgi duymayan insanların uğradığı,içeri girenin anonim müşteri kimliğinde kalmaya yazgılı olduğu dükkânlardan uzak durulur, tam tersine, kapıdan bir gireni ikinci seferde teşhis etmeyi bilen, içeride ne kadar uzun kalırsa o kadar sevindiği her halinden belli olan, "size nasıl yardımcı olabilirim?" soru-cümlesini kurmaktan kaçınan kitabevi sahibinin, çalışanının havayı denetlediği dükkânlar yeğlenirdi."

.
..
.Aslında kitap güzel başlamıştı, farklı konusu ile de heyecanlandırmıştı ama ne yazıkki aynı heyecanla devam etmedi benim için..Fazlasıyla seveni vardır eminim çok da güzel tespitler var içerisinde ama çok büyük beklenti içerisindemiydim bilmem sevemedim.. Yer yer bunaldım atladım incecik bir kitap dağ oldu sanki..Belki daha sakin daha anlayabileceğim bir zamanda yeniden elime alırım bilemiyorum..
Hiç tanımadığınız birinden zengin mi zengin kitaplarla dolu bir kitap evi size miras olarak bırakılsaydı ne hissederdiniz? Hayali bile son derece heyecan verici bana kalırsa. İşte Enis Batur eserinde tam da böyle bir durumdan söz ediyor. Bizzat kendisine hiç tanımadığı ve adının dahi söylenmediģi birinden miras olarak kalan kitaplarla dolu bir ev, yakınında da küçük bir okuma kulubesiyle karşılaşınca hissettiklerini, kararsızlıklarını ve yaşadığı güzelliklerin yanında sorunları paylaşıyor eserinde okuyucuyla.

Kitap Evi, sadece iki kelime ama içinde ne zenginlikler barındırıyor sevgili okur. Hele ki bu kitap evi sağlam bir koleksiyoncu tarafından uzun bir süreç içinde oluşturulmuş nadide baskıları barındırıyorsa bünyesinde. Kitap Evi'ndeki zenginliklerin yanı sıra okumak ve okuyucu unsurlarına dair birtakım ayırt edici özelliklere de yer verilmiş. Kitabın sayfalarını çevirirken her sayfada ben olsam ne yapardım diye düşünmekten alamadim kendimi. Zira böylesine kıymetli bir emaneti yere göğe sığdıramaz insan. Bunun yanı sıra, ilim aşkıyla tutuşan ve kendisine kalan mirasla bir sürü kitap satın alan Kâtip Çelebi geldi aklıma. Kitap sevgisi nelere kâdir! :)

Enis Batur'u ilk kez okuyan biri olarak tarzına hayran kaldıgımı söyleyemem. Konunun gerçekçi olması ve bu doğrultuda ele alınması güzel bir yön fakat cümlelerin çoğunlukla uzun ve karmaşık bir şekilde sunulması zihni bulandırıyor. Ayrıca Kitap Evi'ne dair pek çok sorunun cevapsız kalması ve eserin sonunun da fazlasıyla müphem bırakılması hoşuma gitmedi. Böylesine güzel bir malzeme çok daha farklı unsurlarla zenginleştirilebilirdi. Umarım hepimize bu tarz güzel miraslar kalır diyerek keyifli okumalar diliyorum. :)
Eskilere bir göz atayım istedim, liste yapıyordum, eğer deneme seviyorsanız bir göz atmanızı tavsiye ettiğim kitaplardan biridir kendisi. İyi geceler.
.
.
. "Kediler mağrurdurlar gerçekten de. Alis'in dediği gibi onlar "krallara bakabilirler" ve bir şairimizin tamamladığı gibi "hatta onları tırmalayabilirler" de.
Kralların yaşadığı ülkelerde, insanların kedilerden öğrenebilecekleri bir şey vardır."
Bir çırpıda okumak için malesef pek uygun bir kitap değil. Fakat başucu kitabı yaparak, yatmadan önce bir kaç deneme okuyabilirsiniz. Başlayıpta yarım bıraktığım ilk kitap diyebilirim kendilerine. Dili oldukça akıcı fakat bir çırpıda okunmuyor.
Memnu:yasak, mıntıka:alan, yer, bölge anlamındadır.Tanpınar üzerine yazılmış kitapların çoğunu okudum.Batur’un bu eserinde farklı bir tat aldım desem yeridir.Enis Batur’un kendine has üslubu kitaba sinmiş.Bilgiyi okurun sofrasına sunup soru işaretli düşünce yıldırımlarını zihne düşürürken “-evet bunu ben niye düşünmemiştim dedirtiyor insana-“ beynin fırtınası bütün şiddetiyle esiyor..Akıcı ve sürükleyici bir kitap olmuş.Keyifle okudum.
Deneme okumak bir beyin tutuşmasıdır ki şu an yaşıyorum ve metni okuduktan sonra aşağıdan bir şıkkı seçme zorunluluğum varmış hissindeyim. Her cümle, yeni bir yazar ve eser kıyasıyla kendini tanımlıyor. Enis Batur'un dediği gibi bir kıvılcımla doğup büyüyor her deneme ve yine o kıvılcıma dönüyor. Başladığın noktaya tekrar ulaşma çabasıyla sorular sorgulamalar... Yazı, yoruyorsa beni ve yazdırıyorsa bana mükemmeldir, inanılmazdır. Hele de henüz 24. sayfasında geziniyorsam 385 sayfalık kitabın.

07.12.14,02:21
Merhabalar‍️ Frenhofer olmak kitabından sonra gelen Bekçi yazara biraz daha ısınmamı sağladı. Kitabın dili güzeldi, anlatımının sadeliği hoştu ama yine de kitap beni bir Zülfi Livaneli'nin denemeleri kadar çekmedi. Sanki bir şeyler ekstikti ama ben bu eksikliğin bir kaç kitap sonra kapanacağını umut ediyorum. Seni sevmek istiyorum Enis Batur.
Bu kadar kısa bir yorum yazmak istemezdim ama inan aklıma yazacak bir şey gelmiyor, arka kapağı buraya kopyala yapıştır yapıp laf kalabalığı etmek istemem, edenleri hiç anlamıyorum zaten googledan bir kaç saniye içinde bulacağın şeyleri neden koyayım ki? Neyse
Kitaba puanım:3/5⭐
Akıcı,anlaşılır tarzda.
Patates hakkında bir takım araştırma-incelemelerinden bahseden diyalog tarzında bir kitap.
Hatta günümüzden şöyle bir örnek verecek olursak; Arif ve 216 filminde patates ile ilgili bir sahne geçer.Gerçi kitabın yazılış tarihinde böyle bir film henüz yoktu. Patatesin mucizesi..

Yazarın biyografisi

Adı:
Enis Batur
Unvan:
Şair, Deneme Yazarı, Yayıncı.
Doğum:
Eskişehir, 28 Haziran 1952
Şair, Deneme Yazarı, Yayıncı. Şair kimliğiyle bir yandan büyük projesini, "Opera" adlı epik şiirini sürdürürken bir yandan lirik şiirler ve deneysel metinler yazıyor. Denemeci kimliğiyle Türkiye'nin ve dünyanın kültür ortamıyla hesaplaşıyor; kendi öğrenme, kurcalama merakının sonuçlarını okurlarıyla paylaşıyor; içinde bulunduğumuz ortamda bir insanın bir hayat projesi olmasının, bu projeyi sürdürmesinin koşulları üzerinde düşünüyor. Yayıncı kimliği ile 1970'den bu yana Türkiye'nin kültür ortamında bir şeyleri değiştiriyor; Türkçe kitap raflarındaki gedikleri kapatmaya çalışıyor. Yazdıkları ve yaptıklarıyla kimileri için yol gösterici bir ışık oldu, devam etme, kendi yolunu arama gücü verdi. Öte yandan, büyük sermayenin (Yapı Kredi Bankası) emrine girdiği; Kendi "eküri" sini yeteneğe bakmadan gözettiği; çok şey bilme çabası içinde bir şey yapamaz hale geldiği; çok kitap yayınladığı; Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur'un oğlu olduğu için eleştirildi.

Yaşamöyküsü
28 Haziran 1952’de Eskişehir'de doğdu. Çocukluğu Eskişehir ve Napoli’de, ilkgençlik yılları İstanbul ve Ankara’da geçti. 1973’de gittiği Paris’te dört yılı aşkın bir süre yaşadıktan sonra Ankara’ya döndü. Askerliğini Çankırı’da yaptı. 1983’de İstanbul’a yerleşti.

Batur, Çağdaş Kent dergisini 1982’de çıkardı, ilk sayısıyla birlikte dergi sıkıyönetim tarafından yasaklandı. 1983’de Avrupa Ülkeler Ansiklopedisi’ni, 1984’de İslâm Ülkeleri’ni yayına hazırladı, İstanbul’dan Göreme’ye Kültür Mirasımız eklerini Milliyet için yönetti. 1987-88 arası Şehir dergisini çıkaran ekibin başında yeraldı. 1990 sonrası şehir monografilerine yöneldi: İstanbul için Şehrengiz ile başlayan dizide Ankara, Ankara ile Üç İzmir’in çatılarını oluşturdu. Tarih Vakfı’nın İstanbul Ansiklopedisi’ne ve İstanbul dergisine katkıda bulundu. Yeryüzü Sûretleri, Bir Beyoğlu Fotoromanı, Demir Yol sergilerinin sunumlarını üstlendi. İstanbul ile ilgili metinleri, Fransa’da Omnibus’un İstanbul kolektifinde yeraldı, Ara Güler’le birlikte Fata Morgana’da İstanbul des Djinns’i imzaladı. Paristanbul, Türk Edebiyatında Paris, çiftdil yayımlanan Okyanusa Bakan Bir Odada Üç Türk Yazar seyyah-yazar deneyimlerini aktardığı öteki kolektif yayınlardan birkaçı. Bunlara, 2001-2002 döneminde hazırladığı, çift dil yayımlanan iki oylumlu antolojisini eklemek gerekir: Avrupa Güneşinin Doğduğu Yere Yolculuk ve Beş Kıtada Türk Seyyahları.

İlk yazısı 1970'de, ilk kitapları 1973'te yayımlandı.

Milli Eğitim Bakanlığı Yayın Dairesi Başkanlığını (1979-1980), Milliyet'in kültür servisi ve yan yayınlar yöneticiliğini (1983-1984), Milliyet Büyük Ansiklopedi'nin (1986) ve Dönemli Yayıncılık'ın genel yayın yönetmenliğini (1987-1988) yaptı; 1988'den beri Yapı Kredi Yayınları'nda çalışıyor. Yazı, Oluşum, MEB, Tan, Gergedan, Şehir, Sanat Dünyamız, Kitap-lık, Cogito, Arredemento Dekorasyon, Fol gibi dergilerin hazırlanışında sorumluluklar üstlendi; Remzi Kitabevi'nin (1990-1993), TRT'deki "Okudukça" programının (1994-1999) yayın danışmanlığını yaptı;

Açık Radyo'nun kuruluşuna katkıda bulundu ve "Şifa, Şifre, Deşifre" programını gerçekleştirdi; UNESCO'nun "Göreme'den İstanbul'a kültür mirasımız" kampanyasını (1984) yönetti, Cumhuriyet, Milliyet, Dünya, Aydınlık gazetelerinde, Yeni Gündem, P-Eki, Express, 2000'e Doğru dergilerinde 1978-1998 arası düzenli haftalık yazılar yazdı; yurtdışındaki çeşitli dergilerde ürünleri yayımlandı: Poesia, Il Ebbro Quaterno, Letters Internationales, Quarterly West, Tabaccaria, Podium, Kelk, Connaissance des Arts, Talismen, Didale.

Şiirleriyle Cemal Süreya, Altın Portakal, Sibilla Aleramo ödüllerini, denemeleriyle TDK ödülünü kazandı.

Kitaplarından Opera üzerine Ahmet Oktay'ın kitabı İsrafil'in Sûru ve bir sempozyumun bildirilerini biraraya getiren "Opera Odağında Enis Batur Şiiri", yapıtları üzerine yazılmış yazılardan bir seçmeyi derleyen "Otuz Kuş Bakışı", Hatice Aynur'un hazırladığı "Enis Batur Bibliyografyası 1970-1995" ve Cem Akaş'ın "Belkienisbatur" adlı eserleri hakkındaki başlıca kaynaklardır.

Batur, 1998-1999 akademik yılından 2002-2003 eğitim ve öğretim yılına dek Galatasaray Üniversitesi'nde ders verdi.

Yazar istatistikleri

  • 74 okur beğendi.
  • 296 okur okudu.
  • 13 okur okuyor.
  • 309 okur okuyacak.
  • 9 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları