Enis Batur

Enis Batur

YazarDerleyenÇevirmenEditör
7.3/10
574 Kişi
·
1.466
Okunma
·
177
Beğeni
·
11117
Gösterim
Adı:
Enis Batur
Unvan:
Şair, Deneme Yazarı, Yayıncı.
Doğum:
Eskişehir, 28 Haziran 1952
Şair, Deneme Yazarı, Yayıncı. Şair kimliğiyle bir yandan büyük projesini, "Opera" adlı epik şiirini sürdürürken bir yandan lirik şiirler ve deneysel metinler yazıyor. Denemeci kimliğiyle Türkiye'nin ve dünyanın kültür ortamıyla hesaplaşıyor; kendi öğrenme, kurcalama merakının sonuçlarını okurlarıyla paylaşıyor; içinde bulunduğumuz ortamda bir insanın bir hayat projesi olmasının, bu projeyi sürdürmesinin koşulları üzerinde düşünüyor. Yayıncı kimliği ile 1970'den bu yana Türkiye'nin kültür ortamında bir şeyleri değiştiriyor; Türkçe kitap raflarındaki gedikleri kapatmaya çalışıyor. Yazdıkları ve yaptıklarıyla kimileri için yol gösterici bir ışık oldu, devam etme, kendi yolunu arama gücü verdi. Öte yandan, büyük sermayenin (Yapı Kredi Bankası) emrine girdiği; Kendi "eküri" sini yeteneğe bakmadan gözettiği; çok şey bilme çabası içinde bir şey yapamaz hale geldiği; çok kitap yayınladığı; Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur'un oğlu olduğu için eleştirildi.

Yaşamöyküsü
28 Haziran 1952’de Eskişehir'de doğdu. Çocukluğu Eskişehir ve Napoli’de, ilkgençlik yılları İstanbul ve Ankara’da geçti. 1973’de gittiği Paris’te dört yılı aşkın bir süre yaşadıktan sonra Ankara’ya döndü. Askerliğini Çankırı’da yaptı. 1983’de İstanbul’a yerleşti.

Batur, Çağdaş Kent dergisini 1982’de çıkardı, ilk sayısıyla birlikte dergi sıkıyönetim tarafından yasaklandı. 1983’de Avrupa Ülkeler Ansiklopedisi’ni, 1984’de İslâm Ülkeleri’ni yayına hazırladı, İstanbul’dan Göreme’ye Kültür Mirasımız eklerini Milliyet için yönetti. 1987-88 arası Şehir dergisini çıkaran ekibin başında yeraldı. 1990 sonrası şehir monografilerine yöneldi: İstanbul için Şehrengiz ile başlayan dizide Ankara, Ankara ile Üç İzmir’in çatılarını oluşturdu. Tarih Vakfı’nın İstanbul Ansiklopedisi’ne ve İstanbul dergisine katkıda bulundu. Yeryüzü Sûretleri, Bir Beyoğlu Fotoromanı, Demir Yol sergilerinin sunumlarını üstlendi. İstanbul ile ilgili metinleri, Fransa’da Omnibus’un İstanbul kolektifinde yeraldı, Ara Güler’le birlikte Fata Morgana’da İstanbul des Djinns’i imzaladı. Paristanbul, Türk Edebiyatında Paris, çiftdil yayımlanan Okyanusa Bakan Bir Odada Üç Türk Yazar seyyah-yazar deneyimlerini aktardığı öteki kolektif yayınlardan birkaçı. Bunlara, 2001-2002 döneminde hazırladığı, çift dil yayımlanan iki oylumlu antolojisini eklemek gerekir: Avrupa Güneşinin Doğduğu Yere Yolculuk ve Beş Kıtada Türk Seyyahları.

İlk yazısı 1970'de, ilk kitapları 1973'te yayımlandı.

Milli Eğitim Bakanlığı Yayın Dairesi Başkanlığını (1979-1980), Milliyet'in kültür servisi ve yan yayınlar yöneticiliğini (1983-1984), Milliyet Büyük Ansiklopedi'nin (1986) ve Dönemli Yayıncılık'ın genel yayın yönetmenliğini (1987-1988) yaptı; 1988'den beri Yapı Kredi Yayınları'nda çalışıyor. Yazı, Oluşum, MEB, Tan, Gergedan, Şehir, Sanat Dünyamız, Kitap-lık, Cogito, Arredemento Dekorasyon, Fol gibi dergilerin hazırlanışında sorumluluklar üstlendi; Remzi Kitabevi'nin (1990-1993), TRT'deki "Okudukça" programının (1994-1999) yayın danışmanlığını yaptı;

Açık Radyo'nun kuruluşuna katkıda bulundu ve "Şifa, Şifre, Deşifre" programını gerçekleştirdi; UNESCO'nun "Göreme'den İstanbul'a kültür mirasımız" kampanyasını (1984) yönetti, Cumhuriyet, Milliyet, Dünya, Aydınlık gazetelerinde, Yeni Gündem, P-Eki, Express, 2000'e Doğru dergilerinde 1978-1998 arası düzenli haftalık yazılar yazdı; yurtdışındaki çeşitli dergilerde ürünleri yayımlandı: Poesia, Il Ebbro Quaterno, Letters Internationales, Quarterly West, Tabaccaria, Podium, Kelk, Connaissance des Arts, Talismen, Didale.

Şiirleriyle Cemal Süreya, Altın Portakal, Sibilla Aleramo ödüllerini, denemeleriyle TDK ödülünü kazandı.

Kitaplarından Opera üzerine Ahmet Oktay'ın kitabı İsrafil'in Sûru ve bir sempozyumun bildirilerini biraraya getiren "Opera Odağında Enis Batur Şiiri", yapıtları üzerine yazılmış yazılardan bir seçmeyi derleyen "Otuz Kuş Bakışı", Hatice Aynur'un hazırladığı "Enis Batur Bibliyografyası 1970-1995" ve Cem Akaş'ın "Belkienisbatur" adlı eserleri hakkındaki başlıca kaynaklardır.

Batur, 1998-1999 akademik yılından 2002-2003 eğitim ve öğretim yılına dek Galatasaray Üniversitesi'nde ders verdi.
“Bana kütüphanenizi gösterin: Size kim değilse bile nasıl biri olduğunuzu söyleyeyim...”
Enis Batur
Sayfa 48 - *Sel Yayıncılık
“Neden tutsağıyım kitapların?
Duvarlarımı örten kitap duvarlarıyla hangi güvensizlik duygusuna savaş açıyorum?”
Enis Batur
Sayfa 10 - *Sel Yayıncılık
Evine kitap girmeyen ,eline kitap almayan ademoğlu sayısının dünyanın her noktasında karşı kafede yer alanlardan fazla olduğunu biliyorum.
“Dünyayı yerinden oynatmak için bir dayanak noktası dileyen adam haklıydı. Bizim gibiler, çok genç yaştan başlayarak kendilerini yazının tılsımına inandıranlar, kitaplardan oluşan bir dayanak noktası yaratmıştık kendimize, ondan bir biçimde yoksun kalsak sonsuz bir boşluğa yuvarlanacak, uzayda kaybolan astronotlara dönüşecektik. Nasıl geçerdi günler, aylar, yıllar, kitapsız? İpin ucunu kaçırmaz, hastalanmaz, yanmaz mıydık?”
584 syf.
·Beğendi·9/10
Merhabalar gobeller !! Nassınız? İyisiyiiz işşşallah !! Aman iyi olasınız .. Yarın ülkemizdeki bir kısım çok akıllı zümre tarafından inatla noel zannedilen yılbaşını kutlayıp yoldan çıkacağımız , efenime söyleyim ar , haya ve doğru yol denilen düzlemden sapacağımız için incelemeyi bugünden yazayım dedim .. Noel 'i de göççüh yazayım ki kapı dururken bacadan giren aksakallı zatın da kemikleri sızım sızım sızlasın! Yarın ÇILDIR ÇILDIR ORTAMLAR.. Neme lazım sonra ne olacağı belli olmaz öyle değil mi ?! Görüyorsunuz herşeyler sizin için !! Tuco daha ne yapsın ?!?!

Şimdi efenim .. Kendim kitabı açıp bakmazdan evvel de medyada dönen "Bir Karacahil : Soner Yalçın - VURUN VURUN ÖLMEDİ" adlı linç kampanyasını az buz takip ettim .. Aynı muhabbet , aynı linç kampanyası bundan evvelki kitabı olan Saklı Seçilmişler döneminde de vuku bulmuştu .. Kendim gaz sektöründe çalıştığım için de biliyorum az buz gıda sektörünü ..Bu denli etkilememişti beni söylenenler o yüzden.. Aldım okudum ve cidden hak verdim kendisine kısmen .. Medyada olsun , sosyal medyada olsun , tv sektöründe olsun Kara Kutu için söylenenler öyle bir duruma geldi ki okusam mı okumasam mı diye kararsız kaldım .. Neyse Amazondan verdim siparişi .. %50 indirimle cukkaladım .. Kısa zamanda da okuyup bitirdim .. Kitapta eleştirilecek çok konu var .. En baştan anlaşalım .. Ben olayın tıbbi boyutuyla falan ilgilenecek değilim .. Alanım değil .. Hiçbir bilgim yok bu konuda ..Tıbba dair anca biyoloji dersinde gördüğüm bir takım deyimler ve kelimeler kalmış aklımda .. Alyuvarlarla akyuvarları ,kitabı okuyacak olan dohtur emmiler ve bacılar çarpıştırsınlar .. Tıp litaratürü ile alakalı hiçbir şey okumayacaksınız şu incelemede .. O yüzden gelip bana yok hücre duvarı dibinde kına gecesi yapmaya yeltenen bilmem ne virüsü mü olur ? Aman da kalın bağırsakta yapılan incelemelere göre felanca doktor şu şu ilacı alırsak işsizlik bitecekmiş kıvamında yorumlar yapmış..Ya buna ne diyeceksin?!? Yok efendim alyuvarın teki dişi bir akyuvara abayı yakmış da Parasetamol ekmeğe kan doğramış kıvamında itirazlarla gelmeyin .. Bu arada kitapta işsizliğe son verecek bir yatıştırıcı ya da anti-depresanın muhabbeti hakkaten geçiyor .. Resmen KANIM DONDU !! İŞSİZLİĞİ YEDİRMEYİZ ULAN !! Kapitalizm bizim cenaha dahi el uzatmaya yeltenmiş ?!?! Yok artık deme , okuyunca göreceksin .. İnanılır gibi değil ama CİDDİYİM !!! =))

Nerden başlayalım .. En güzeli bu aşı ve antibiotik karşıtlığı iddaalarından başlamak sanırsam .. Bakın çok AÇIK ve NET altını çizerek ifade etmek istiyorum ki bu kitap içerisinde ne aşı karşıtlığı , ne modern tıp karşıtlığı , ne de antibiotik karşıtlığı var .. Adam zaten kitabı bitirirken , sonlara doğru KABAK gibi yazmış bunu .. Bu kitap aşı karşıtlığı, modern tıp karşıtlığı için yazılmadı diye ...Daha pek çok şeyi yazmış alt alta .. İnceleme uzamasın diye buraya aktarmayacağım .. İsteyen olursa fotoğraflayıp atarım .. Bunu iddaa edecek olan varsa da alnını karışlarım .. Kitapta bahse konu olaylar çok daha değişik ve KİRLİ mevzular .. Tartışılması gerekenlerden.. Şimdi size iki soru soracağım .. Bu iki sorunun nesnesi de , aynı ideolojinin kulvarında koşan farklı öznelerin elinde .. Tıbbı ve tıp sektörünü düşündüğümüzde, sağlık sektörü kimlerin elinde ? Misal Dünya Sağlık Örgütü ! Kime çalışır bunlar ? Kim finanse ediyor bunların eylemlerini ? Kime bağlılar ? Misal bu tıbbi tetkikler için kullanılan araçlar .. Bu röntgen , tomografi cihazları .. O MR cihazları ? Kim üretiyor ? Alımı satımı kimin elinde ? Kim hakim o piyasaya ? Bir kulvarda Rockefeller , diğerinde Bill Gates.. Oynanan futbol .. Kalede de bunlar var, hücumda da .. Bill Gates hem tıbbi tetkik cihazları hem de aşı işinde top koşturuyor .. Rockefeller 'ı defalarca yazdım .. O da aşı işi ile yakından alakalı .. Dünya Sağlık Örgütünü fonlayan yegane adam .. Ve yeryüzünde HİÇBİR güç, içinde Rockefeller 'ın adının geçtiği bir işi bana tamamen doğrudur diye kabul ettiremez .. Şu dahi sorgulamak için yeterlidir benim nazarımda ..Bakın şimdi şuraya kitaptan bir alıntı bırakıyorum ..

"Sağlık hizmetleri , piyasaya bırakılamayacak denli kritik önemdedir."

Kim demiş bu lafı ? Bugün cebimizden algıyla ,vergiyle , manipülasyonla paramızı , emeğimizi hortumlayan kapitalist sistemin EN BÜYÜK SAVUNUCUSU Adam Smith emmimiz !! Orda geçen piyasa lafının ve o piyasada kokoreç tezgahındaymışçasına kıyılıp ekmek arasına süpürülenlerin , GÜNÜMÜZDE bizler olduğunu açıklamama gerek var mı ? Serbest piyasa ekonomisi diye diye , kanımızı şırıngayla en abes yerlerimizden GUP GUP "DEYEREKTEN" nasıl çektiklerini açıklamama gerek var mı ? 80 lerde ve hatta daha öncesinde buna karşı çıkanlara , " sen servet düşmanısın" diyip GOMONİS damgası vurduklarını izah etmeme gerek var mı ? 90 lara gelindiğinde , turgut özal emmimizin KIF KIF GÜLÜP göbeğini kaşıya kaşıya Sağlık ve Sosyal Yardımlaşma Bakanlığının ne hikmetse "SOSYAL YARDIMLAŞMA" kısmını kapattığını sizlere hatırlatmama gerek var mı ?!?! Evet!! Şimdiki "sosyal yardım vermeksizin" devam eden Sağlık Bakanlığımızın tam adı bu idi bir zamanlar!! Bilir misiniz bilmem ? Tevellütten kurtaranlar hatırlar .. Ben hatırlıyorum misal .. Kendi milli aşımızı ürettiğimiz günleri hatırlayanınız var mı misal ? Muhetemeldir ki yok !! Bakın aşı karşıtıymış Soner Yalçın ... Aynı Soner Yalçın'dan devam ediyorum .. Bakın ne diyor ..

80 lerde aşı pazarında dönen para 1 MİLYAR DOLAR ..
2000 lerde 6 MİLYAR DOLAR ...
2015 'te 33 MİLYAR DOLAR ..
2024 'te 45, YAZIYLA -K I R K B E Ş - MİLYAR DOLAR OLMASI BEKLENİYOR !!!!

Hayırdır bilader ?!?! Postapokaliptik bir dünyada mıyız ? Ne oluyor yauw ?!?!? Nedir yani ? Zombi virüsü mü peydah oldu ? İnsanlık kırılıp geçiyor mu salgın hastalıklardan ?!?! 80 ler ila 2000 lerin son çeyreğindeki nüfus artışına bakıyorum .. Bu o da değil !! Bambaşka bir durum bu!!! KİME YAPIYORSUNUZ BU KADAR AŞIYI SAYGIDEĞER CANİKOLAR ?!?!? Bakın biz bunu daha evel de yaşadık .. Dünyalar gozeli , Anadolu'nun gözbebeği , annesinin bir tanesi , Paris'i kıskandıran güzel Yozgatımızda kuş gribine , yok efendim domuz virüsüne yakalanan 3 kişi saptandı ! VER POMPANIN UCUNU MEDYANIN ELİNE !! POMPALA KORKUYU HALKA !! ÇEK BABA ORDAN BİZE BİLMEM NE AŞISINDAN 200 "K" LIK BİR SİPARİŞ .. Fillerle dolu bir bahçeye farenin teki girmiş misali .. Bakın ben önlem alınmasın demiyorum .. Pek tabii önlem alınsın .. Ama yukarda ismini saydığım bu isimlerin elindeki sektör at koştursun diye neden insanımız KEVGİRE döndürülüyor onu soruyorum diyor SONER YALÇIN .. Sadece bu değil .. Pek çok konuyu yatırmış masaya .. Şehir hastanelerinin mantığı nedir misal ? Evet bakınca gurur duyuyoruz .. Geçen gittim Ankaradakine .. Birleşmiş Rezidanslar Birliği kıvamında yapılar .. Ucu bucağı yok!! İşletmeyi sormuş Soner Yalçın .. Hastaneler tükkan , hastalar müşteri yapılıyor .. Sağlıkta parası olan zurnayı çalayor diyor .. Tüm bu sektördeki geçerli akçe ilaçlar.. Kim veriyor buna yetkiyi ?Kim veriyor buna patenti? Amerikadan FDA kurulu ! NEYE GÖRE VERİYOR ? KİM VERİYOR O İLAÇLARIN OLURUNU ? PİYASAYA GİRİŞİNE KİM ONAY VERİYOR TAKIR TAKIR YAZMIŞ ADAM ! SADECE O DA DEĞİL !! O sektörde jenerik ilaçlarda dönen kayıkçı kavgalarını , yapılan çevrilen dolapları , o dolaplar sonunda İMAMIN KAYIĞINA BİNENLERİ , o kayığa binenlerin yakınlarının açtığı tazminat davalarına müteakip küresel ilaç sektöründeki dev firmaların ödemek zorunda kaldığı tazminatları .. Hepsini yazmış .. Şu modern tıbba götünü dönüyor diye eleştiren kesimden , şu yazdıklarıma dair TEK SATIR OKUMADIM ELEŞTİRİ DİYE!! VARSA YAZDIM BEN DİYEN.. BUYUR GEL MIRNIK !!! Anti depresanları yazmış adam .. Geçen arkadaşın hiperaktif çocuğunun ilaçları için şehir hastanesine gittiğimizde ,8 yaşındaki çocuğa yatıştırıcı yazıldığını gördüm .. Antidepresan mıdır bilemicem .. Ama ben şu yaşımda böyle bir olayı ilk kez gördüm .. Bir de demişler ki .. Efenim şunu bir içirin ... Eeee? Geçmezse geri gelin bakalım .. Yauw kardeşim !! İltihap mı kurutuyorsun , irin - cerehat mı akıtıyorsun yaradan ? Bu nasıl bir mantık ?!?! GRİP Mİ ULAN BU ?!?!? Anlamanın imkanı yok !! Bunların hepsini yazmış .. Medya eli ile antidepresan kullanımına özendirme durumlarını falan .. Hepsinin eleştirisi var bu kitapta .. Bu arada zaman içerisinde antidepresan kullanan onlarca arkadaşım oldu çevremde .. Bir tanesi dahi mutlu son yazısını göğüsleyemedi .. Belki tesadüftür ..

Hafta içinde bir arkadaş meclisine gittim .. Sordular ne okuyorsun diye .. Dedim Kara Kutu .. Mırın kırın ettiler .. Yaa işte o da bu komplo teorilerine fazla daldı da falanda fistan da... İşin içine Rockefeller ya da Rothschild'lerin ismi girince nedense herşey bir anda KOMPLO TEORİSİNE dönüyor !! Norveç'ten gelen ve aynı tayfanın hem üretimini , hem de satışında reklamını finanse ettiği bilmem ne marka çiğnenebilir balık yağı tabletlerinin reklamında oynayan güzel Mankenimiz ," BEN BİR ANNEYİM .. TABİİ Kİ ARAŞTIRIYORUM .. GÖNÜL RAHATLIĞIYLA ÇOCUKLARINIZA VERİN " dediğinde bu milletin GIKI ÇIKMIYOR !! Soner Yalçın , "Hep tartışalım. Tek doğru yok" dediğinde kıyametler KOPUYEAAAH !! AŞI DA AŞI !! AŞI AŞAĞI , AŞI YUKARI !! Öyle yaaa !! Reklamda oynayan sarı gacımız İsviçreli bilimadamlarıyla turneye çıktı gavur ellere , geçti mikroskobun başına , defetti tüm mikropları da TÜRKÜ OLDU DEDİKLERİ BİZİM DİLLERE !!
Her 10 anneden 9 'u da onun gibi memnunumuş!!!
Bak sen baaaaak !?!?
Ne ara geldi bu hap Türkiye' ye ? 1 sene oldu mu ?
Yooo !!
Ne ara kullandı bu 10 anne de memnun oldu 9 'u ?
Bilemeyom!!!

... YERSEN SPOR !!!! Bu arada bu rakamlar normalde bol haneli ve küsüratlı olur ki daha bilimsel ve inandırıcı olsun .. Türkiye 'de , düşünürken halkımızın devreler yanmasın diye onluk sistemden gidilmiş ..ZOHAHAHAHAHAA =)) TAM EKMEK ARASI SOĞAN SENİN ANLAYACAĞIN ARTIK !! =))

İstatistik verilince bilimsel oluyor .. Öyle yaa !! OECD de istatistiklere dayandırıp bir dolu liste yapıyor .. En son , gelir bölü nüfus diyip oluşturdukları listede Meksika , refah oranında Amerika'nın üstünde yer alıyordu ! Hangi Meksika bu ? Amerika 'nın sınırına , açlıktan kırılanlar bizim bu yana geçmesin diye DUVAR ÖRDÜĞÜ MEKSİKA! Nasıl güzel di mi? Pek bilimsel !!! Sıkılmadınız mı salak yerine konmaktan ?!?

Tekrar ediyorum !! Soner Yalçın bu kitapta %100 doğru yazmıştır demiyorum .. Muhakkak ki eksikleri vardır.. Ben olayın siyasal boyutundan bakarak yazdım tüm yazdıklarımı ..Ekonomik ve politik yönünden üç beş örnek verdim sadece ... Ve hak da verdim pek çok noktada .. Ama kısmen ama komple hepimizi ZEHİRLEYİP SUSTURUYORLAR !! Tıbbın şu an önümüze getirdiği gerçekler bir tabu değil ..Tıp bir bilim ve bilim deneme yanılma yoluyla ilerliyor .. Yanlış biliyorsam uyarın .. Bilimde kesin gerçekler yok bildiğim kadarıyla.. Kaldı ki bu kitapta eleştirilen tıp da değil .. Sağlık sektörünün KAPİTALİST SİSTEM ile işley(EMEY)işi .. Herşey tartışılabilir .. Tartışılmalıdır da .. Aklımıza yatmazsa farklı alternatiflere bakarız ..

Şu da bonusunuz olsun ..

https://www.youtube.com/watch?v=k61ch9AP3f8
584 syf.
·11 günde
Bildiğiniz gibi Saklı Seçilmişler kitabında gıda ile ilgili nasıl kandırıldığımızı okuduk, bununla ilgili bol bol konuştuk, düşündük. Yiyecek tüketmek zorunda olduğumuz için elimizden hiçbir şey gelmedi. Kandırıldığımızı bile bile bu gıdaları tüketmek zorundayız.

Ancak bu kitapta bahsedilen ilaç konusunda yapabileceğimiz çok şey var. (Hayvanlara verilen antibiyotiklerin o hayvanın etini tükettiğimizde vücudumuza geçmesi dışında maalesef!)

Tabi kitapta baş aktör yine belli ROCKEFELLER!!!

Soner Yalçın kitap için baya çalışmış, araştırmış. Konuya "endüstriyel tıp" tarihiyle başlamış. Hastaya göre uygulanan tedavi yöntemlerinin nasıl yok edilip herkese uygulanan tek tip "endüstriyel tıp"ın hayatımıza nasıl dahil olduğunu okuyoruz. Bir nevi hepimizi tek yerden çıkan fabrika ürünü gibi algılanmasının nasıl başladığını ve nasıl büyük bir PAZARA dönüştüğüyle karşımıza çıkıyor kitap.
Hepimiz durumun farkındayız aslında, doktora gideriz, grip olduğumuzu söyleriz ve doktor bize o dönemde hangi ilaç revaçtaysa doktor düşünmeden hepimize aynı ilacı yazar ve gönderir. Biz ilacın yan etkilerini sormayız, içeriğinden haberimiz bile yoktur.

Ayrıca şöyle bir durumu öğreniyoruz kitaptan yan etkiler hemen kendini göstermiyor. Uzun süre sonra çıkan yan etkileri ilaç şirketlerinin bile bilmediğini okuyoruz.
Nasıl mı?
İlacı pazara sokabilmek için yapılan iğrençlikler çok net bir şekilde ve kaynaklar gösterilerek anlatılmış. İlacı onaylattırmak için dağıtılan paralar (bu paraları alan doktorlar) deneylerin kısa sürmesi ve deneyler sonrası raporlarda yapılan değişiklikler. Zaten bunlar ilaç kullanımını sorgulamak için yeterli nedenler.

Konunun siyasi kısmına hiç değinmek istemiyorum, kitabı okuduğunuz zaman ne kadar çetrefilli olduğunu kendiniz göreceksiniz.

Kitap bölümlere ayrılarak belirli ilaçların nasıl pazarlandığını ve zararlarını anlatmış. Bunlara uzun uzun değinmek için can atıyorum aslında ama yazıp yorumlayacaklarım çok çok uzun olacağı için kısa kesmeye çalışıyorum.

Soner Yalçın şunu sormuş neden bu kadar ölçüm var ve ölçüm standartlarını kimler neye göre belirliyor.
Örn: Kolestrol Ölçümü, Tansiyon Ölçümü, Diyabet Ölçümü ve daha daha fazlası.
Ben Hastaneye gidip doktor tansiyonunu ölçün dediğinde başıma gelecekleri biliyorum. Normalde de düşük olan tansiyonumu görünce hemen bir iğne atma sevdasına girer doktorlar ve bunun normal olduğunu anlatana kadar akla karayı seçerim. Misal sizin tansiyonunuz normal zamanda 12'nin üstündeyse ve doktor ölçümünde bunu görürse "endüstriyel tıp"a göre artık siz tansiyon hastasısınız. Ayvayı yediniz ölene kadar ilaç kullanmak zorundasınız.

Yüksek kolestrol hastalarının kullandığı haplar kalp krizi riskini arttırdığı yüzde halinde kitapta var. Yani kolestrolden değil, kalp krizinden öleceksiniz.
Diyabet konusu ayrı bir olay, eğer diyabet teşhisi konulduysa ömür boyu ilaç kullanacaksınız. Yakın çevremde örnekler olduğu için yazıyorum, kolestrol ve diyabet egzersiz ve diyetle çözülebilen rahatsızlıklar. Bununla ilgili örnekler kitapta mevcut.

Tabi ki son dönemde aşı olayı o kadar tartışmalı hale geldi ki buna değinmeden geçmemiş yazar.
Bebeklere uygulanan aşılar ülkemizde 2 yaşına gelmeden bebek uygulanmaya başlanıyor, ancak gelişmiş ülkelerde durum böyle değil.
Aşı satmak için hastalık icat ettiklerini belirtmiş. Misal "kuş gribi" aşı olan hayatlarını kaybettiği rakamsal olarak belirtilmiş. Hepimizin bildiği gibi korku yaratan salgınlar dönemsel olarak piyasaya sürülüyor. Ya da salgın haline getiriliyor!!!
Amaç belli para kazanmak aşı satmak.
Aşının yan etkilerini hiç girmeyeceğim burada kitabı okuyun bir zahmet.

İşin kötü tarafı bizi geçtim doğan çocuklarımızı ilaçlarla, aşılarla zehirliyoruz.Annenin kullandığı antidepresanlar, uygulanan aşılar, çocuklarda dikkat eksikliği gibi nedenlerle dayatılan ilaçlar.
Thamos Stephan Szasz demiş ki:
"Bir çocuğa psikiyatrik ilaç verdiğinde onu tedavi etmezsin, zehirlersin"
İlaçlar tedavi etmiyor, zehirliyor. Neden mi? cevabı kitapta.

Kitabın son bölümünde Türkiye'de ilaç sektörü tarihi, ABD ve AB dayatmalarına ayırmış yazar. Bu bölümün en kötü kısmı biz bilmeden nasıl KOBAY olarak kullanıldığımız mevcut.

Tabi bunlarla kalmamış tıbbı teknoloji, şehir hastanelerine kadar değinmiş. Dediğim gibi yazılıp tartışılacak şey çok. Benim merak ettiğim bu kitabı okuyan doktorların tepkileri.

Kimse size ilaç kullanma, aşı yaptırma, doktora gitme diyemez. Amaç bilinçli olmak. Kitabı okuduğunuzda çok canınız sıkılacak, çok bunalacaksınız ancak vazgeçmeyin. Okuyun, sorgulayın, okumayanlara anlatın.
Kitabı okuyup sinir olup antidepresana başlamayın sakın.

İyi okumalar...
120 syf.
·Puan vermedi
Enis Batur edebiyatın her alanında çeşitli eserler vermiş bir yazar - şairimizdir. Youtube fenomenleriyle karıştırılıyor olsa da.

Şiirlerini felsefik bir nizamla oluşturmuş. Zor yazılabilecek bir şiir türü kullanmış. Şiirlerinde kendi iç düşüncesinden yola çıkarak, kendisine özel bir teknikle şiirleri farklı bir vücutta hayat vermiş. Şiir sanatı denilen şey aslında Enis Batur şiiridir ancak kapitalist bir sistemde yaşadığımız için bu tarz sanat şiirleri pek hak ettiği yere gelmemiştir.

Tavsiye ediyor muyum tabi ki etmiyorum. Kesinlikle kötü değil çok kaliteli ancak her insana uygun olduğunu düşünmüyorum. Bazı şiirler için belli bir yetkinlik, olgunluk gerekiyor. Ben o olgunluğa ulaşamadım. Belki bir gün olur. Siz kendinizi ulaşmış hissediyorsanız okuyabilirsiniz.


Hiçbir şeye benzemediği söylendi şiirlerimin,
Wallace Stevens'a benzediğim, hiç kimseye
benzemediğim, olsa olsa "II. Yeni'nin devamı",
"III. Yeni'nin ta kendisi" sayılabileceğim -
"delisaçması bir söz ve işaret yumağı" denildi.
Bütün bunlar bensem, bütün bunlar bendim.
Yaktığım kağıtlar, fırladığım kürsüler
ve çekilip dinlediğim kör mağarada
söyleştiğim gölge, örümcek, alter:
Kendimden çekilsem de, gelsem de
kendime farkedilmedi: Ateşin içine
söktüğüm e
88 syf.
·1 günde·5/10
“Kargaca”

Gak diyor karga,
Bak, diyor şairler.

Bak, diyor karga,
Gak diyor şairler.

Anlayana açık, anlamayana örtük...

Neden karga?
Niye bu kadar karga!
İnsan olmaya kalkışan kargadan kılavuz çıkar mı?

5 puanı kitabın kapak tasarımına ve ayrıca “geceyarısı kitapları”nı çok sevdiğim için (bu serideki ilk hayal kırıklığım)veriyorum.Yoksa puanı bırakın hiç bir şey anlamadım ki kitaptan, niye böyle bir kitap yazma ihtiyacı hissetmiş yazar onu da anlamadım. Şu kitabı bir A4 kağıdına yazıp arkadaşlarıma versem ben yazdım diye, çok kitap okuduğum için delirdiğimi ve artık saçmalamaya başladığımı düşünürler.
Okuyup da bir şey anlayan bana anlatsın lütfen, belki de ben anlamamışımdır, olur ya belki de okuduğum kitabın yanında gitmemiştir,ne bileyim belki de yanlış zamandır.

Yazar kitapta karga sevgisini işlemiş, karga ve sevgi de olabilir. Kargalarla ilgili diğer yazarların örneklerini anlatmış.Kitapta sürekli kendi tezlerini başka yazarların sözleriyle destekliyor, sürekli örnekler vererek anlatıyor Enis Batur, bu okuduğum ikinci kitabı ve ikisinde de öyle.

Kütüphane kitabını ne kadar çok sevdiysem bu kitabınıda o oranda sevmedim.

Antologya bölümünden birşeyler paylaşayım sizinle:

Hello Raven
Hello Karga
Sabah-ı şerifleriniz good morning olsun
Rayıha-yı keriham burnuna dolsun
Çıttara mıttara
Çıtı pıtı pıttara
Basmaz mısın mantara :)))

Bir de sayfa 37’de şu değişik gelmişti:
“Can Yücel, aydın olanını antolojim için seçtiğim şiirde La Fontaine’i amuda kaldırmış, ordan ta e=mc2 ‘ye elele gitmişler(di).
Sanatı sittirettik!”

Okuyan bana yardımcı olabilir,Sevgiler :)
584 syf.
·11 günde·Beğendi·8/10
Kitabı okumayanlar ve bu kitaba karşı "olumsuz ön yargıya" sahip olanlar için şu uyarıları yapmam gerektiğini düşünüyorum:
Bu kitap, bir sağlık- tıp kitabı değil.
Bu kitapta şu ilacı kullanın veya şu ilacı kullanmayın diye bir şey yok.
Bu kitapta aşı yaptırmayın, aşı olmayın diye bir şey de yok.
Kısaca söylemek gerekirse bu kitap aşıya ve ilaca düşmanlık yapmak için yazılmadı.

Neden bunları yazarak incelemeye başladım?


Çünkü bazı insanlar bu kitabı, sağlık-tıp kitabı veya aşı karşıtı olarak yazılmış bir kitap zannediyor. Ne yazık ki buna bazı doktorlar da dahil.

İncelemeyi yazmadan önce twitter' da ve çeşitli platformlarda bu kitaba yapılan eleştirilere baktım. Ne yazık ki eleştirenlerin büyük kısmı okumamış. Mesela twitter'da bir tıp öğrencisi arkasına okuduğunu iddia ettiği kitapları dizip ukalâca bir edayla "Soner Yalçın önce benim dizime kadar kitap okusun da ondan sonra konuşsun" diye tweet atmış. Öncelikle şunları diyeyim sağlığımızı böyle birine emanet edeceğimiz için üzülüyorum. Bir tıp öğrencisi nasıl okumadığı bir kitap hakkında 'kulaktan dolma laflarla' hüküm verip, o kitabı eleştirebilir?

Soner Yalçın 29 kasım da yazdığı köşe yazısında bunun gibi eleştirenlere şu cevabı verdi:

"Beni "aşı karşıtı" diye etiketliyorlar!
Bunu yapanlar arasında "Kara Kutu-Yüzleşme Vakti" kitabını okuyan var mı ? Yok .
Kuru gürültü var...
Bilindik ezberlerin tekrarı var..."

Okumadan eleştirenlere kitaptan bir bölümle cevap vermek istiyorum:

"Antibiyotiklere haksızlık yapmak istemem! Sonuçta... Antibiyotikleri kaybedersek, herhangi bir korumaya ihtiyaç duyan zayıf bağışıklık sistemine sahip kişiler hayatlarını kaybeder. Ameliyatlar bile yapılamaz hale gelir... Demek istediğim şu:
Her ilaç gibi antibiyotik konusunda da farkındalık geliştirin, mutlaka bilinçlenin... " S.342

Bunları söyleyen biri sizce aşı veya ilaç düşmanı olabilir mi?

İnceleme uzuyor ama bunları yazmak zorundayım. Çünkü çok fazla eleştiren var.
Yine kitaptan bir bölüme daha yer vermek istiyorum:
"Elbette diyabet tedavisi kontrol gerektirir; mutlaka doktor takibinde kalınmalıdır. İlaçları ne kimse kendi başına almalı, ne de bırakmalıdır. " S. 301

Yine soruyorum kitabında bunları yazan birine ilaç düşmanı demek ne kadar doğrudur?
Soner Yalçın'ın da dediği gibi kuru gürültü yapıyorlar.

Elini vicdanına koyarak bu kitabı okumuş bir doktordan kitap hakkındaki yorumunu dinlemeyi çok isterim. Ama mesleki veya ünvani egosunu yenememiş, isminin önünde doktor veya başka bir ünvan yazan birinin okumadan yaptığı, "kuru eleştirisini" dinleyemem.
Kitabı okuyup eleştiren hiç mi tıpçı yok derseniz. Evet var. Onların görüşlerine da baktım. Birisi kitaptaki teknik bazı bilgilerin yanlışlığından bahsetmiş. Ama ilaçlar hakkında yazılanlar konusunda susuyor. İlaç firmaları hakkında yazılan ifadelerden bahsetmiyor nedense. Bazı doktorlar, bu ilaçların faydalarından bahsetmiş ve bu ilaçlar olmadan bazı hastalıkların tedavisinin olmadığını söylemiş. Soner Yalçın'la tv' de tartışmak isteyen doktorlar da var. Bazı konularda bu doktorların haklı itirazları olduğunu düşünüyorum. Keşke bir tv programında karşı karşıya gelseler :))

Eleştirilere cevap yazalım derken kitaptan bahsetmeyi unuttum :))

Bu kitabın yazılış amacı "sağlığın ekonomi-politiğini" yazmak.
Bu kitapta, ilaç firmalarının masum firmalar olmadığını göreceksiniz. Bu ilaç firmalarının insan sağlığını düşünmediklerini, tek amaçlarının daha fazla kazanmak olduğunu göreceksiniz. Yine bu firmaların, insanları nasıl kullandıklarını, kirli ilişkilerini, bazı sözde doktorların nasıl bu firmaların oyuncağı olduğunu, sırf daha fazla kazanmak için yeni yeni hastalıklar çıkardıklarını göreceksiniz.
Sadece bunlar mı?
Gelişmekte olan ülkelerin yerli ilaç firmalarının nasıl bitirildiğini okuyacaksınız.
Hükümetlerin ellerini kollarını nasıl bağladıklarını göreceksiniz.
Tıp'ın adeta bir 'din' gibi sorgulanamaz hale nasıl getirildiğini göreceksiniz.

Yani kitabın adı boş yere "Kara Kutu-Yüzleşme Vakti" değil.

Şunu da diyeyim. Bu kitabı elinizdeki ilacı bırakmak için okumayın. Sadece "bilinçli bir hasta" veya "bilinçli bir insan" olmak için okuyun.


Son olarak şunları diyeyim:
Bu kitap Soner Yalçın'ın "Saklı Seçilmişler" kitabının devamı niteliğinde bu yüzden kitabı okumadan önce "Saklı Seçilmişler" kitabını okumanızı tavsiye ederim. Çünkü onu okumadan bu kitabı okursanız bir şeyler eksik kalır diye düşünüyorum. Yine de siz bilirsiniz :))
Öncelikle komplo teorisinin TDK anlamına bakalım; “bir kimse, kuruluş veya ülkeye karşı gizlice, zarar verici tuzak kurulduğu varsayımına dayanan düşüncelerin tümü”


KİTAPTAKİ KOMPLO TEORİLERİ;

-Dünyayı yöneten ve her şeye gücü yettiği iddia edilen elitler (Rothschild ve Rockefeller aileleri gibi)
-Büyük olayların arkasında olduğu iddia edilen gizli örgütler (Masonlar ve Illuminati gibi)
-Bilerek yayıldığı iddia edilen hastalıklar (Domuz gribi ve kuş gribi)
-Ciddi hastalıkların saklandığı iddia edilen tedavileri (Kanser ve AIDS tedavisi gibi)
-Önemli insanlara yönelik suikastler (Kennedy gibi)
-Gizli tutulduğu iddia edilen teknolojiler
-Zihin kontrolüne yönelik iddialar
-İklimi ve jeolojik olayları kontrol etmeye yaradığı iddia edilen sistemler (HAARP gibi)

Şimdi bir de şunu açıklayalım;

Dunning-Kruger etkisi; “bir konu hakkında daha az bilgi sahibi olan kişilerin, daha çok bilgi sahibi olan kişilerden daha fazla şey bildiklerini sanmaları”


Gelelim çok gizli(!) kozmik odaya;

“dimes.rockarch.org” isimli internet sitesinden ulaşılabiliyor. Sitedeki çevrimiçi arşivde birçok ülke, kişi ve kurum hakkında belgeler mevcut. 805, Türkiye’nin arşivdeki katalog numarasını temsil ediyor. Arşivde yer alan diğer ülkeler de aynı şekilde numaralandırılıyor. Yani bahsi geçen bu numaralar gizli ya da kozmik kodlar değil, bir kütüphanede aradığınız kitabı bulmanızı sağlayan katalog numaralarından ibaretler. Sitede incelemek istediğiniz dosya ya da kutuları seçip belirli bir ücret karşılığında temin edebilirsiniz.


Genel bilgilendirme yazısıdır. Bölüm bölüm inceleme yapılacaktır
584 syf.
Komplo açlığımı giderdim(!) Soner Yalçın geçim yolunu artık bunun üzerine kurmuş maalesef...Yazık! Binbaşı Cem Erseverin İtirafları gibi bir kitabın yazarının geldiği nokta gerçekten acınası! Kara Kutu tamamen bir komplo kitabı! Komplo fetişiniz varsa tatmin olursunuz!
584 syf.
·4 günde
Tamamen bilgi içerikli, oldukça saran bir kitaptı.
Yakın çevremin ısrarı üzerine alıp, elimden düşürmeden birkaç gün içinde bitirdim.
İnsanı düşündürüyor. Güzel bilgiler edindiriyor.
Tavsiye ederim.
132 syf.
·15 günde·10/10
Efendim yine bir kaplumbağa hızıyla senenin 6. Kitabını nihayet bitirebildim. Aslında nihayet demesem daha iyi, çünkü bitmesini pek istemedim. Çünkü kitap çok güzel. Iyi ki listeme eklemişim ve o listeden seçilip bana hediye olarak gelmiş. :) Kitaptan bahsedecek olursam; her şey bir miras ile başlıyor. Ama ne mirası? Bazı kitaplara yorum yazarken zorlanıyorum, kitabın içeriğini anlatabilirim diye. Velhasıl güzel ve çoğu kişinin hoşuna gidebilecek süper bir miras ve o mirasın gizemli halleri anlatılıyor. Kitabın roman olduğu yazıyor ama yazar öyle bir anlatmış ki, sanki kendi hayatını yazmış. Ya da belki de kendi hayatıdır. (ki bence büyük olasılıkla öyle)

Kitap size farklı yazar tanımak için iyi bir yol gösterici. Ve farklı bilgiler edinmede de aynı. Ben sevdim. Belki siz de seversiniz :)
Bilginin çok gerçekliğin az olduğu çağdayız.Kimin eli kimin cebinde.doğru,bireysel yorumlarda yön değiştiriyor.Soner yalçını okuyunca şaşırıyorsun çok detaycı bu bazen kaybolmana sebeb oluyor.vay anasını be diyorsunuz.Ama tamamen inanmamak gerek.tek gerçek şüphedir.şüphede kalın evde kalın kitapla kalın sağlıklı kalın

Yazarın biyografisi

Adı:
Enis Batur
Unvan:
Şair, Deneme Yazarı, Yayıncı.
Doğum:
Eskişehir, 28 Haziran 1952
Şair, Deneme Yazarı, Yayıncı. Şair kimliğiyle bir yandan büyük projesini, "Opera" adlı epik şiirini sürdürürken bir yandan lirik şiirler ve deneysel metinler yazıyor. Denemeci kimliğiyle Türkiye'nin ve dünyanın kültür ortamıyla hesaplaşıyor; kendi öğrenme, kurcalama merakının sonuçlarını okurlarıyla paylaşıyor; içinde bulunduğumuz ortamda bir insanın bir hayat projesi olmasının, bu projeyi sürdürmesinin koşulları üzerinde düşünüyor. Yayıncı kimliği ile 1970'den bu yana Türkiye'nin kültür ortamında bir şeyleri değiştiriyor; Türkçe kitap raflarındaki gedikleri kapatmaya çalışıyor. Yazdıkları ve yaptıklarıyla kimileri için yol gösterici bir ışık oldu, devam etme, kendi yolunu arama gücü verdi. Öte yandan, büyük sermayenin (Yapı Kredi Bankası) emrine girdiği; Kendi "eküri" sini yeteneğe bakmadan gözettiği; çok şey bilme çabası içinde bir şey yapamaz hale geldiği; çok kitap yayınladığı; Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur'un oğlu olduğu için eleştirildi.

Yaşamöyküsü
28 Haziran 1952’de Eskişehir'de doğdu. Çocukluğu Eskişehir ve Napoli’de, ilkgençlik yılları İstanbul ve Ankara’da geçti. 1973’de gittiği Paris’te dört yılı aşkın bir süre yaşadıktan sonra Ankara’ya döndü. Askerliğini Çankırı’da yaptı. 1983’de İstanbul’a yerleşti.

Batur, Çağdaş Kent dergisini 1982’de çıkardı, ilk sayısıyla birlikte dergi sıkıyönetim tarafından yasaklandı. 1983’de Avrupa Ülkeler Ansiklopedisi’ni, 1984’de İslâm Ülkeleri’ni yayına hazırladı, İstanbul’dan Göreme’ye Kültür Mirasımız eklerini Milliyet için yönetti. 1987-88 arası Şehir dergisini çıkaran ekibin başında yeraldı. 1990 sonrası şehir monografilerine yöneldi: İstanbul için Şehrengiz ile başlayan dizide Ankara, Ankara ile Üç İzmir’in çatılarını oluşturdu. Tarih Vakfı’nın İstanbul Ansiklopedisi’ne ve İstanbul dergisine katkıda bulundu. Yeryüzü Sûretleri, Bir Beyoğlu Fotoromanı, Demir Yol sergilerinin sunumlarını üstlendi. İstanbul ile ilgili metinleri, Fransa’da Omnibus’un İstanbul kolektifinde yeraldı, Ara Güler’le birlikte Fata Morgana’da İstanbul des Djinns’i imzaladı. Paristanbul, Türk Edebiyatında Paris, çiftdil yayımlanan Okyanusa Bakan Bir Odada Üç Türk Yazar seyyah-yazar deneyimlerini aktardığı öteki kolektif yayınlardan birkaçı. Bunlara, 2001-2002 döneminde hazırladığı, çift dil yayımlanan iki oylumlu antolojisini eklemek gerekir: Avrupa Güneşinin Doğduğu Yere Yolculuk ve Beş Kıtada Türk Seyyahları.

İlk yazısı 1970'de, ilk kitapları 1973'te yayımlandı.

Milli Eğitim Bakanlığı Yayın Dairesi Başkanlığını (1979-1980), Milliyet'in kültür servisi ve yan yayınlar yöneticiliğini (1983-1984), Milliyet Büyük Ansiklopedi'nin (1986) ve Dönemli Yayıncılık'ın genel yayın yönetmenliğini (1987-1988) yaptı; 1988'den beri Yapı Kredi Yayınları'nda çalışıyor. Yazı, Oluşum, MEB, Tan, Gergedan, Şehir, Sanat Dünyamız, Kitap-lık, Cogito, Arredemento Dekorasyon, Fol gibi dergilerin hazırlanışında sorumluluklar üstlendi; Remzi Kitabevi'nin (1990-1993), TRT'deki "Okudukça" programının (1994-1999) yayın danışmanlığını yaptı;

Açık Radyo'nun kuruluşuna katkıda bulundu ve "Şifa, Şifre, Deşifre" programını gerçekleştirdi; UNESCO'nun "Göreme'den İstanbul'a kültür mirasımız" kampanyasını (1984) yönetti, Cumhuriyet, Milliyet, Dünya, Aydınlık gazetelerinde, Yeni Gündem, P-Eki, Express, 2000'e Doğru dergilerinde 1978-1998 arası düzenli haftalık yazılar yazdı; yurtdışındaki çeşitli dergilerde ürünleri yayımlandı: Poesia, Il Ebbro Quaterno, Letters Internationales, Quarterly West, Tabaccaria, Podium, Kelk, Connaissance des Arts, Talismen, Didale.

Şiirleriyle Cemal Süreya, Altın Portakal, Sibilla Aleramo ödüllerini, denemeleriyle TDK ödülünü kazandı.

Kitaplarından Opera üzerine Ahmet Oktay'ın kitabı İsrafil'in Sûru ve bir sempozyumun bildirilerini biraraya getiren "Opera Odağında Enis Batur Şiiri", yapıtları üzerine yazılmış yazılardan bir seçmeyi derleyen "Otuz Kuş Bakışı", Hatice Aynur'un hazırladığı "Enis Batur Bibliyografyası 1970-1995" ve Cem Akaş'ın "Belkienisbatur" adlı eserleri hakkındaki başlıca kaynaklardır.

Batur, 1998-1999 akademik yılından 2002-2003 eğitim ve öğretim yılına dek Galatasaray Üniversitesi'nde ders verdi.

Yazar istatistikleri

  • 177 okur beğendi.
  • 1.466 okur okudu.
  • 157 okur okuyor.
  • 1.313 okur okuyacak.
  • 46 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları