James Churchward

James Churchward

Yazar
7.7/10
155 Kişi
·
461
Okunma
·
30
Beğeni
·
1590
Gösterim
Adı:
James Churchward
Unvan:
İngiliz Asker, Araştırmacı, Yazar
Doğum:
27 Şubat 1851
Ölüm:
4 Ocak 1936
James Churchward, (d.27 Şubat 1851) - (ö.4 Ocak 1936), İngiliz asker, araştırmacı.

1930'lu yıllarda yazdığı kayıp kıta Mu ile ilgili Naacal Tabletlerini çözmüş; The Children of Mu (1931), The Lost Continent Mu(1933), ve The Sacred Symbols of Mu (1935) adlı kitapları ile gündeme gelmiştir. Bilinen en ünlü esrarengiz İngiliz yazarıdır. Aynı zamanda uzman bir balıkçı ve mühendistir.

Churchward'a göre, Mu'nun yerini "kuzeyde Hawaii, güneyinde ise Fiji ve Paskalya Adası olarak verdi." O, Mu kıtasının 64.000.000 nüfusa sahip olduğunu iddia etti. Churchward günümüzden 50.000 yıl önce, Mu kıtasının teknolojik olarak çok gelişmiş olduğunu iddia etti. Bu uygarlığın kolonileri arasında Hindistan, Babil, Pers, Mısır ve Maya uygarlıklarının olduğunu araştırmaları ile tespit etti.

Yazarın bu üç kitabı Türkiye Cumhuriyeti kurucusu M. Kemal Atatürk'ün okuduğu kitaplar arşivinde de yer almaktadır. Atatürk 1930'lu yıllarda Tahsin Mayakon (Mayatepek) Bey'i araştırma görevlisi olarak Amerika'ya yollamıştır. Mu kavmi hakkında bilgi edinmesi için birçok rapor düzenlemiştir Tahsin Bey. En ünlüsü 14. rapordur. Ön Türkler ile Mu kavmi arasındaki bağı sorgulamak babında yapılan araştırmalar sonucu Mu ile Meksika'daki kavimler ve Naacal Tabletleri arasında bir bağ bulunmuştur.
Yaşlı bir Hindu şöyle der: "Bir timsahın dişleri arasından inci kaçırmak ya da birinin başında çelenk gibi duran kızgın ve zehirli bir yılanla tehlikeye girmeden sarılmak, cahil veya inatçı birinin düşüncesini değiştirmekten çok daha kolaydır."
Edgar Cayce, eski Atlantislilerin zihinsel güçleriyle bedenlerini kontrol altında tutabildiklerine dikkat çekiyordu. Bu, yüksek uygarlıktaki ataları Lemuryalılardan kalan kalıtımsal bir özellik olmalıydı. Gerektiğinde fiziksel güçlerini de artırabiliyorlardı. Hipnotize olmuş bir insanın kaslarıyla yapabildikleri şeyler, günümüzün şaşırtıcı olaylarından sayılır, oysa atalarımızdan gelen bu özellik hala bizimledir. Günümüzde çok iyi eğitim almış bazı özel kişiler, bedenlerini kontrol altında tutabilmek için bu yetenekleri hatırlar ve kullanır, vücutlarının kalp atışları ve kan basıncını bile değiştirebilirler. Tibetli rahipler, "Tuomo" dedikleri, beynin aşırı vücut sıcaklığı üretmesi yeteneğini kullanarak, çok soğuk geçen kış mevsiminde bile kışlık giysilere gerek duymadan yaşayabilmektedirler.
Yunan mitolojisinde Poseidon'un rolü, Atlantislilerle olan bağlantıdır. Hem atların, depremlerin tanrısı, hem de dünya insanlarına gemiciliği öğreten deniz tanrısı olarak kabul edilir.
Yunan mitolojisinde Poseidon ve diğer tanrı ve tanrıçalar, insanlar gibi duygulara ve cinsel içgüdülere sahip olarak tanımlanırlar. Güçlü silahlar kullanıp, olağanüstü bir hızla seyahat edebilseler bile insani ilişkileri vardır ama yine de asla ulaşılamazlar. Büyük Zeus'un tanrılarıyla, Mezopotamya'daki tabletlerde "cennetten gelen ziyaretçiler" olarak anlatılmakta olan Sümer Tanrıları arasında büyük benzerlik vardır. Birçok Yunan geleneği ve dini Sümerler'de de yer alır. Bu Yunanistan' a Girit ve diğer Akdeniz adaları yoluyla Anadolu'dan geçmiştir. Eflatun'un anlattığı, Poseidon'un ölümlü bir kadınla evlenmesi konusu, Sümer yazıtlarında belirtilmiş olanlara çok benzemektedir.
İnsanın, ilk defa yeryüzünde Mu'nun topraklarında belirdiğini kesin olarak bulduk. Çeşitli kayıtlar da Mu topraklarının, kutsal kitaplarda geçen Cennet Bahçesi olduğunu kesin olarak ispatlar. Kayıtlara göre Mu'nun toprakları Amerika'nın batısına ve Asya'nın doğusuna doğru uzanır yani Mu, Pasifik Okyanusu'nda yer almaktadır.
Yaratılış efsanelerine tüm dünya halklarında oldukça sık rastlanıyor ve her efsanede birbirinin aynısı olan o kadar çok kısım buldum ki, buradan varılabilecek tek sonuç, tüm bu efsanelerin ortak kökenli olduğu ve Mu'da ortaya çıktığı.
İnsanoğlunun ilk dini, Tanrı ibadetinin basit ve saf haliydi. Sonradan içine sızan aşırılıklar, rahiplerin sorumluluğuna verilen tüm büyük fikirlerin uğradığı kaçınılmaz yozlaşmanın sonucuydu. Esas din, birçok detayla anlaşılmaz hale geldi ve bozulmalarla, uydurmalarla ve yanlış yorumlarla örtüldü.
Anakara’ nın çocuklarının en önemli özelliği, göç ettikleri ya da uzun yolculuklara çıktıkları zaman, her durumda deniz yollarını seçmiş olmalarıdır.
Atlantis'in kuzey ve güney kıyılarındaki erozyon, şimdi okyanusun dibinde olan, ama o zamanlar çok güzel kumu olan kumsallar oluşturmuştu. Kum, erozyonun oluşturduğu bir maddedir ve kıyılar boyunca yalnızca sığ sularda meydana gelir.
Dinler her zaman, sık sık yapılan müdahaleler yüzünden özleriyle uyumsuz hale gelir, yozlaşır; uydurma fikirlerle ve yanlış anlaşmalarla dolup taşar.
400 syf.
·3 günde·Puan vermedi
" Yine de yıllar ilerleyip nesiller birbirini izledikçe, biçare adalıların önceleri sıkıca tutundukları ve çocuklarına aktardıkları gelenekleri de sönükleşti ve sonunda unutuldu. İhtişamlı eski yaşamları, Pasifik'in güvenilmez sularının Mu'yu yeryüzünden sildiği gibi akıllarından silinip gitse de adalıların unuttuğu bu geçmiş, bir gün kim olduklarının öğrenilmesini sağlamak için bıraktıkları işaretlerle varlığını sürdürdü ve böylece de değişmez bir hüküm yerine getirilmiş oldu." (Kitaptan bir alıntı)
James Churcward'ın Hindistan'da keşfettiği Naacal tabletleri ve Meksika'da keşfedilen 2500'den fazla taş tablet içeren koleksiyonu incelemesi, bu antik tabletlerin tercümelerini yaparak insanlığın ana yurdunun Mu Kıtası olduğunu kanıtlayan satırları adım adım okuyoruz.
Elli yıldan uzun bir süre bu tabletler üzerinde çalışmış Churcward, ve tüm araştırmalarını , insanlığa ait ilk kayıtları bu kitapta okurları ile paylaşmış.
Kadim medeniyetlere ait satırları okurken, yıllar öncesinden, din, bilim alanında yaptıkları çalışmaları arkeolojik kayıtlardan okurken bambaşka bir zamanda, bambaşka bir dünyada yolculuk yaptım.
Okumadan geçmeyin dediğim harika bir kitaptı ve bana yine bambaşka araştırma konularının kapılarını araladı. Sevgi ve saygılarımla.
368 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Ulu önderimiz Atatürk'ün merak duyduğu Mu ve Atlantis Uygarlıkları ile ilgili dört kitaptan biri. Üstelik Atatürk kitapların yazarı emekli Albay James Churchward'ı 1930'lu yıllarda Türkiye'ye davet etmiştir. Yazar yaşlı olduğu için davete icabet edememiş olsa da, kitaplarının Türkiye'ye getirilmesi ve dilimize çevrilmesi sağlanmıştır.

Kitabı okuyunca Ata'mın bu konuya neden önem verdiğini şahsen anladığımı düşünüyorum. (Bu arada ona dinsiz diyenin vay haline, okuyan anlar bu sözümü.)

İnsanın dünya sahnesine ilk çıkış yeri olduğu düşünülen Mu Kıtası hakkında, evrim teorisini çürütecek kadar bilimsel, titiz araştırmaların sonucu olan harika bir kitaptı. Okumanız gerekli diyorum.
400 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
#kitapyorum

Yazar kayip kita mu hakkindaki ilk arastirmalari yapan kişi. Nagamaya dilinde yazılmış tabletleri tasfir etme çabasıyla ortaya çıkarmaya çalışıyor kitabın da. Yazar neredeyse hayatının tamamını 50 yılını bu işi araştırmaya adamış ve insanlığın uygarlığının başlangıcının m.ö 5000 de başlar tezini taça atmaktadır. Sanılanın aksine insanlık tarihi çok çok eskiye 75-100 bin yıllara dayanmaktadır. Yazar aslında insanlık ve dünya tarihi için çok çok önemli biri. Tesla insanlığa elektriği nasıl hediye ettiyse james churchward da insanlığa bu araştırması ile çok büyük bir hediye vermiş. Kitabın da bundan 20.000 yıl öncesine ait dünya haritası çok detaylı olarak verilmekte ve göç yolları da detaylı olarak gösterilmekte. ATATÜRK yazılan kitapları özel olarak oluşturduğu bir grup insana çevirttirmiştir. Kitabın orjinal ve çeviri halleri Anıtkabir de sergilenmektedir. Tahsin mayatepek adlı kişiyi sırf bu konuyu araştırması için meksika büyükelçisi olarak atamıştır ve inanılmaz kanıtlar bulmuş kendileri. Kitap ve bu konu ile ilgili bahsedilecek o kadar çok şey var ki, bilen birileri ile bu konuşmak da ayrıca keyifli oluyor. Bana sadece bu kitabı önermek düşer artık gerisi de size kalmış.
404 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Atatürk'ün yurt dışından getirtip tercüme ettirerek okuduğu kitaplardan bir tanesi. Bildiğim kadarıyla kitabın bazı yerlerine de yazara katılmadığını gösteren notlar almış ki acizane ben de aynısını yaptım.

Öncelikle 1933'de yazılmış bir kitapta bu kadar bilgi bulacağımı zannetmiyordum.

James Churchward asker, balık ve maden bilimcisi olmasının yanında kaşif özelliğinin doruklara ulaştığını gösteren bir kitap diyebilirim.

Yazar 1900'lü yılların başlarındaki tarih-arkeoloji-jeoloji-antropoloji...v.s bilimlerinin konu ile ilgili hemen hemen her bilgisine başvurarak, kendisinin de araştırmalarını harmanlayarak güzel bir çalışma yapmış.

Kitapta herhalde beynimden vurulduğum bölüm olarak Yunan Alfabesi'ni Mu dili ile tercüme ederken, alfabedeki harflerinin anlamlarının Mu kıtasının yok oluşunu anlattığı bölümü söyleyebilirim.

Yazarın "zorlama" "ari beyaz ırk" dayatmasını bir kenara bırakırsak, insanoğlunun ilk defa Mu denilen ve şu an Pasifik Okyanusunun tam ortasında bir zamanlar deprem ve volkanik patlamalarla yok olan bir kıtada "insan halinde" yani evrimleşmeden ortaya çıktığı, bütün insanlığında bu kıtadan dünyaya yayıldığı görüşünü Mısır, Yunan, Meksika, Amerika, Çin...v.s gibi birçok yerden kaynaklar ve arkeolojik buluntularla kanıtlamaya çalıştığı bir kitap.

Kitabın içerisinde birçok dinden bahsederken sadece bir defa İslam'dan bahsetmesi, daha çok Tevrat'tan alıntılar yapması, masonluğa göz kırpması ve kitabın sonunda evrim teorisini alt etmeye çalışması dikkatimi çekti diyebilirim.

Atatürk'ün meşhur Türk Tarih Tezi'ni ortaya koymak istemesinin bir sebebi de bu kitap olabilir.

Bir kaç bölümde tekrarlar olduğu için biraz sıkılabilirsiniz. Fakat genel anlamda kendinizi vererek hele bir de bu konulara meraklıysanız heyecanla okuyacağınız bir eser.

Merakla okudum. Tavsiye ederim.
336 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Tek kelime ile harika baş ucu bilgi dolu kitap.

Mu ülkesinde; beyaz veya buğday tenli, koyu iri gözlü, yumuşak bakışlı ve düz siyah saçları olan son derece güzel beyaz bir ırk baskındı. Bu beyaz ırkın dışında az sayıda da olsa sarı, kahverengi veya siyah tenli insanlar da vardı. (Troano yazması, Codex Cortesianus)
Gür bir bitki örtüsü tüm diyarı yumuşak, tatlı ve huzur verici yeşil bir örtüyle sarıyordu. Ağaç ve çalılardaki parak, hoş kokulu çiçekler, manzaraya renk ve detay katıyordu. Uzun yapraklı palmiyeler, okyanusun sahillerini kuşatıyor ve nehir kıyılarını takip ederek adamın kilometrelerce içine doğru sıralanıyordu.
240 syf.
·Beğendi·8/10
Rüya gibi bir kitaba var mısınız? İlk insanlar ve din ilişkisi ele alınıyor. Bir Yaratıcı ve varoluşunu ona borçlu insanlar. Sonra insanın sahip olduğu bir tin, bir ruh olduğu keşfedildi. Antik döneme ilişkin her konu hepimizin çok ilgisini çeker bence. Yani o devirdeki insanların yaşantısı, kullandıkları -en ilkel bile olsa- teknoloji, buluşlar gibi konular hepimizin ilgisini çeker, öyle değil mi?

Churchward’ın geçmiş yüzyılda yaşaması ve böyle bir eseri kaleme alması çok ilgimi çekmişti. Zaten bunun meyvesi de gün bitmeden ortaya çıktı ki kitap bitti diyebilirim. Kitabın içeriğine baktığımızda dikkat çeken birkaç nokta var. Bu eser 1870 yılında yazılmaya başlanıyor. Biz 2019 yılının yarısını da geçtik. Neredeyse son çeyreğe gireceğiz ve bizim akademisyenlerimiz -içiden akademisyen demek de gelmiyor ya neyse- halen daha tek bir konuyla ilgileniyorlar, SİYASET! Ondan sonra da yok Batı özentisi, yok Batı ne veriyor falan. Kardeşim, siz de yayımlayın böyle eserler, sizde insanlara faydalı bilgiler verin, insanlar kendi bilim adamlarını okumayı, kendi insanından bilgi ve hizmet almayı severler. Siz de Bilime ve Uygarlığa katkıda bulunacak çalışmalar yapın. Tek çalışmanız rant olursa kısa sürede cebinizi doldurur kimseye faydalı olamazsınız işte.

Her neyse, durum bundan ibaret. Geçmiş dönemdeki birinin ağzından o devrin şartlarıyla bilime bakış açısını merak ediyorsanız -ki çoğumuz ederiz geçmişe dönük unsurları- kaçırmamanız gereken bir eser. Ayrıca belirtmek istiyorum, adını unuttum üzgünüm, yazarın bir kitabının da Atatürk tarafından çevirisinin yapıldığı ya da yaptırıldığı bilgisine ulaştım. Yani boş bir yazar değil. Mutlaka 1 tane bile olsa yeni bilgi verecektir. Keyifli okumalar, mutlu geceler dilerim. Kendinize iyi bakın, esen kalın. Şimdiden bayramınız kutlu ve mübarek olsun!
400 syf.
·8/10
nikola tesla nasıl tüm dünyaya elektriği hediye ettiyse bu arkadaş da büyük ve çok titiz bir çalışmayla dünyaya gerçek tarihini hediye etmiştir. Günümüz popüler tarihi der ki: insanlığın uygarlaşması yazının sümerler tarafından bulunuşu ile mö. 5000'de başlar.

j. churchward tam 50 yıl boyunca tüm dünyayı gezerek araştırmasını yürütmüştür ve ulaştığı sonuç yukarıdaki önermenin tamamiyle dışındadır.
der ki insanlık tarihi bundan daha eskidir. 75-100 bin yıl civarındadır. tüm günümüz insanları mu kıtasından çıkan göçlerle dünyaya yayılmıştır.
mu ve atlantis birer efsane değil gerçektir ve tufan felaketiyle her ikisi de sulara gömülmüştür.
tüm dinlerin ve dillerin kökeni mu dinidir ve günümüze kadar büyük dönüşümlere uğrasa da bağlantılar çok açık şekilde görülebilir.
j. church bu söylediklerinin tamamını topladığı yazıt, belge, mit, efsane mezar taşı, çanak çömlek gibi parçaları birleştirerek elde etmiştir. mesela kitabında günümüzden tam 20.000 yıl öncesinin dünya haritasında çok detaylı olarak atlantis kıtasının göç yolları göstermektedir.
aslında devrim niteliğinde olmasına rağmen günümüz inanç, siyaset, ekonomi tutumlarına çok ama çok zıt bir yönde durduğu için hakettiği önem gösterilmemiştir. eğer gerçek bir indiana jones varsa bu adamdır diyebilirim :)
400 syf.
·Beğendi·8/10
Yaklaşık 50.000 yıl önce insanlığın yaşadığı ilk yer olan Hawaii’nin kuzeyinde bitir yerlerden Fiji ve Paskalya adalarına kadar uzanan bir kıta ve Yunan, Kalde, Babil, Pars, Mısır ve Hindu medeniyetlerinden daha öncelere dayanan bu kalıntılar tarihi bilgimizi yeniden gözden geçirmemiz gerektiğini söylüyor.
400 syf.
·180 günde·Puan vermedi
kitap pasifik ateş çemberinde mu adında bir kıtanın varlığını anlatmakta. tarihi, coğrafi ve arkeolojiye merakı olanlar okuyabilir. anlaşılmaz bir dili yok. sadce tabletlerin neler anlattığına çok ayrıntılı değinmiş orada biraz sıkılabiliyor insan.okumak isteyenlere şimdiden keyifli okumalar.
272 syf.
·Beğendi·8/10
Arefe gününde de kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bu ikili kitabın sonuna da geldik. Bayramınızı en içten dileklerimle en baştan kutlamak istiyorum.

Geçmişe olan merak bende öyle etki yapmış ki, bu kitabın daha ilk sayfasında açar açmaz gülümsediğimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bilemiyorum daha önceden görüp görmediğiniz ama sizinle çok beğendiğim bir görseli paylaşmak istiyorum:

https://i.hizliresim.com/BOLL2G.png

Bu amcamız bir Kızılderili Şefi, Peter Wapato. Tam 90 yaşında. İlk defa gerçekliğinden emin olduğum bir resmini gördüm ben bu adamların diyebilirim.

Kitabın içeriğine dalarsam çıkamayacağımdan korkuyorum. O yüzden girmeyeceğim. Gene dopdolu olduğunu belirtmekte fayda var. Taramaları bayramdan sonraya kalacak gibi, memlekete gitme planı yapıyorlar. Şoför olarak gideceğim, şimdiden gözüm yoruluyor 12-13 saate. Meraklısı ve temin etmek isteyenlere elimden geldiğince yardım edeceğimi belirterek sizlere veda ediyorum. Esen kalın, mutlu kalın, keyifle okuyun..

Yazarın biyografisi

Adı:
James Churchward
Unvan:
İngiliz Asker, Araştırmacı, Yazar
Doğum:
27 Şubat 1851
Ölüm:
4 Ocak 1936
James Churchward, (d.27 Şubat 1851) - (ö.4 Ocak 1936), İngiliz asker, araştırmacı.

1930'lu yıllarda yazdığı kayıp kıta Mu ile ilgili Naacal Tabletlerini çözmüş; The Children of Mu (1931), The Lost Continent Mu(1933), ve The Sacred Symbols of Mu (1935) adlı kitapları ile gündeme gelmiştir. Bilinen en ünlü esrarengiz İngiliz yazarıdır. Aynı zamanda uzman bir balıkçı ve mühendistir.

Churchward'a göre, Mu'nun yerini "kuzeyde Hawaii, güneyinde ise Fiji ve Paskalya Adası olarak verdi." O, Mu kıtasının 64.000.000 nüfusa sahip olduğunu iddia etti. Churchward günümüzden 50.000 yıl önce, Mu kıtasının teknolojik olarak çok gelişmiş olduğunu iddia etti. Bu uygarlığın kolonileri arasında Hindistan, Babil, Pers, Mısır ve Maya uygarlıklarının olduğunu araştırmaları ile tespit etti.

Yazarın bu üç kitabı Türkiye Cumhuriyeti kurucusu M. Kemal Atatürk'ün okuduğu kitaplar arşivinde de yer almaktadır. Atatürk 1930'lu yıllarda Tahsin Mayakon (Mayatepek) Bey'i araştırma görevlisi olarak Amerika'ya yollamıştır. Mu kavmi hakkında bilgi edinmesi için birçok rapor düzenlemiştir Tahsin Bey. En ünlüsü 14. rapordur. Ön Türkler ile Mu kavmi arasındaki bağı sorgulamak babında yapılan araştırmalar sonucu Mu ile Meksika'daki kavimler ve Naacal Tabletleri arasında bir bağ bulunmuştur.

Yazar istatistikleri

  • 30 okur beğendi.
  • 461 okur okudu.
  • 28 okur okuyor.
  • 298 okur okuyacak.
  • 16 okur yarım bıraktı.