Sibel Alaş

Sibel Alaş

Çevirmen
9.0/10
4.865 Kişi
·
16.135
Okunma
·
5
Beğeni
·
437
Gösterim
Adı:
Sibel Alaş
Unvan:
Çevirmen
Doğum:
Kocaeli, 13 Şubat 1973
Sibel Alaş 13 Şubat 1973, Kocaeli doğumludur.Önceleri Yonca Evcimik'e vokalistlik yapan Sibel Alaş, ilk olarak 1995 Haziran ayında Mustafa Sandal'ın eşliğinde kendisinin ilk albümünü çıkardı.

Aynı zamanda albüme de ismini veren "Adam" isimli parça o zamanlar çok tutulmuştu. 1996 Aralık ayında ikinci albümü "Fem" ile beraber artık söz yazarlığı konusunda da ne kadar iyi olduğunu göstermiştir. Kendine özgü tarzı özel bir hayran kitlesi toplamıştır. 1998 Mart ayında üçüncü albümü "Çocuk"u çıkardığında bazıları albümlerine niçin bu isimleri verdiğini sormuşlardır; Adam, Kadın (Fransızca Femme) ve Çocuk. Burada fem ağız anlamındadır. gonca fem, gonca gibi tam açılmamış güle teşbihen küçük ağız demektir.Sibel Alaş'ın albümlerinde dikkati çeken bir başka husus ismini "sibelalaş" şeklinde yazmasıdır.

1996'da prodüktörü Zeki Aköz ile dünya evine girmiştir. O zamandan bu zamana müziğinin tadı hayranlarının damağında kalmıştı ki 7 yıl aradan sonra 28 Nisan 2006'da yeni bir albüm çıkardı: Carpe Diem (Günü Yakala).

1996'da yapılan 2. Kral TV Video Müzik Ödülleri töreninde en iyi çıkış yapan kadın şarkıcı ödülünü Sibel Alaş almıştır. Yine aynı yıl aynı ödül töreninde sanatçının "Adam" klibi yılın en iyi klibi ödülüne layık görülmüştür. Ödülü, klibin yönetmeni Abdullah Oğuz almıştır.

Aralık 2005'te beyninde AVM (kılcal damarlardan birinde kitle) olduğu ortaya çıkan sanatçının tedavisi devam etmektedir

Alaş'ın henüz iki yaşındayken alıp koruyucu annelik yaptığı Tuğçe adında bir kızı vardır.

Günümüzde kitap çevirmenliğiyle uğraşmaktadır. George R. R. Martin'in Buz ve Ateşin Şarkısı serisini Türkçeye çevirerek adından sıkça söz ettirmektedir.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
847 syf.
·Beğendi·9/10
Açık arayla en sevdiğim kitap. Ardından yüzüklerin efendisi iki kule geliyor. Fantastik kitap sevenlerin mutlaka okuması gereken ilk kitap bence. Konusu olsun karakterler olsun akıcılığı olsun bin kere okusam da bıkmam
850 syf.
·Beğendi·10/10
https://youtu.be/ECewrAld3zw

8. Sezon'a A song of ice and fire'ın dizisinin son sezonuna doğru yaklaşıyoruz. Şunu samimiyetimle söyleyebilirim daha dizi dünyasına böyle bir eser gelmedi.(Bakalım yüzüklerin efendisinin dizisi nasıl çıkacak??) Fantastik evrenler seviyorsanız izleyin, izlettirin.

Şimdi seri tabi ki de dizi ile daha çok kitleye hitap etti. Diziyi izleyen arkadaşlarımız yav zaten biliyoruz ne gerek var kitap okumaya falan. Bu kitap bu dediginizi haklı çıkarır. Küçük küçük farklar haricinde ilk kitabın dizinin ilk sezonu ile bir farkı yok. Olay ikinci kitaptan sonra başlıyor. Yani diziyi izleyip kitaba başlayan arkadaşlar lütfen ikinci kitabın sonuna kadar okuyun.

Neyse seri 7 büyük hanenin hikayelerini anlatıyor. Bu hanelerin taht oyunlarını konularını ele alıyor. Konu böyle basit açıklanabilir bana kalırsa.

Seri çoğu zaman yüzüklerin efendisi ile karşılaştırılır. Tolkien reis kitap yazmayı bir hobi olarak görüyordu. Ama bu serinin yazarı o şekilde görmüyor.
Yüzüklerin efendisi ne kadar aşık olsam da iyiliğin ve kötülüğün hikayesini anlatıyor. Karakterler siyah beyaz şeklinde. Ya kötü ya iyi.
Ama a song of and fire serisi böyle değil. Karakter diyalogları, betimlemeler, karakter değişimleri, gri karakterler, şehirlerin içlerinde yaşanan olaylar. Bunlar o kadar iyi tasarlanmış ki yazara kufrettiginiz yerler oluyor Yani kitap bir bakıma tolkienin dinsel kitabı olarak tasvip ettiğim silmarrilion'a benziyor.

Kısacası fantastik sever iseniz kesinlikle okumanız gereken bir seri. Tolkien ne kadar kusursuz bir evren yaratıcı ise George R.R Martin o kadar kusursuz karakter, diyalog yaratıcısıdır bana göre Uyarı yapayım birde dizi son sezon olucak. Son 3 sezonda kitaptan çok ayrıldı dizi. Ama büyük ihtimalle yazar seriyi bitiremeyecek
850 syf.
·29 günde·9/10
Öncelikle bir Game of Thrones izleyicisi olarak belki çok geç okudum ama yine de fazlasıyla etkilendim kitaptan.

Klasik "ya dizi/film izlemeden önce okuyacaktın abi kitabı" gibi sözler pek işlemedi açıkçası. Başlamadan önce tereddütlerim vardı, olayları biliyorum nasılsa, tat vermeyecek, kendimi kaptıramayacağım diye korkuyordum. Ama buna rağmen, George amca beni etkilenmeyi, kitabın içinde hapsetmeyi başardı.

Karakter tanıtımları, betimlemeler, olay örgüsü... aksiyon, bol entrika, kan ve savaş..
Bu başlıkların hepsi özenle işleniyor... ilmek ilmek.

Diyar'ın büyük hanelerinin taht kavgası sürerken küçük ailelerin onlara olan bağlılıkları.. Bu da bayağı etkiledi beni açıkçası. Her biri başka planlar peşine düşmeden, atalarının boyun eğdiği haneye sadakatlerini sürdürüyor. Bu savaş uğruna olsa bile..

Diyar'da çok fazla Tanrı var. Bu da ayrı ayrı kültürlere bir gönderme gibi. Kim neye nasıl inanıyorsa inansın George amca kendi inandığı Tanrı'sını karıştırmamış eserine. Ve her hane diğerlerinin Tanrı'sına saygılı.

Hanelerin kendilerine ait bir tarihleri, armaları ve sözleri var. Bu özellikler ince ince işleniyor kitapta. Dizide bulamadığımız, göremediğimiz birçok ayrıntıyı öğrenmek insanı mutlu ediyor.

Fantastik öğeler çok fazla yok ve bu durum okuyucuyu sıkmıyor. Her şey tadında. Asla bıktırıcı usandırıcı diyaloglar yok. Okuyucuyu boğmamak için sürekli karakterler arasında geçişler yapılıyor.

Cümlelerime burda son verirken, George amcaya selam eder ve diziyi izleyen herkesin okumasını tavsiye ederim..
850 syf.
·Beğendi·9/10
Bu zamana kadar okuduğum fantastik romanların arasında en farklısını okudum diyebilirim. Yazarın kendi oluşturduğu bir dünya oluşu ve roman içinde anlatılan belli başlı olaylar haricinde de tam manasıyla fantastik roman okudum diyemiyorum. Daha çok 12. YY İngiltre'sinin romanını okudum gibi hissettim kendimi roman boyunca. Çünkü iyi ve kötünün mücadelesinden çok entrikaların döndüğü harika romandı. Neden diye soracak olursanız biliyorsunuz ki en büyük fantastik eser Yüzüklerin Efendisi'dir ama Yüzüklerin Efendisi'nde Rohan'ın veya Gondor'un arka sokaklarını, sokaklarda duran karnı açları veya hırsızları ya da varsa eğer genelevlerini yahut da Gondor'un konseyinin kurulup gelir - gider konuşmalarının konuşulduğu sayfalar okuyamayız yada Gondor'un borcu var gibi cümleler de okuyamayız. Çünkü Yüzüklerin Efendisi ve diğer birçok fantastik eserde sadece gerçek iyiler ve gerçek kötüler vardır ve onurlu iyilerin karanlık kötüye karşı amansız destansı mücadelesi anlatılır. Buz ve Ateşin Şarkısı'nda ise yukarıda saydıklarımın yanında kibirli ve açgözlü insanlar ile oluşan entrikalar romana bambaşka bir hava katmaktadır ve dediğim gibi farklı fantastik özelliğini de buralardan almaktadır. Bende romanı çoğumuz gibi dizisinden sonra keşfettim. İlk sezonu izlememe rağmen (kalanları kitaplardan sonra) 800 küsur sayfa boyunca heyecanlanıp sayfaları arka arkaya çevirmeye başladım. ALLAH'tan HBO Seriyi diziye aldı da(repliklere kadar aynı) bizde Epsilon sayesinde kitapları düzgün bir çeviri ile okuyabiliyoruz. Düzgün çeviri demişken romanın çevirişi başarılı denilecek düzeyde. Roman çevirmenine baktığımda Sibel Alaş ismini görünce ister istemez bir ön yargılı olmuştum sonuçta her ne kadar 95 - 98 yılları arasında şarkılarını beğenerek dinlesek de çevirmen isminde Sibel Alaş'ı görünce insan bir acaba diye düşünüyor. Sibel Alaş'ın ilk çevirişi diye biliyorum sonuç olarak ilk çeviride böyle büyük bir kitabın hakkını Sibel Alaş tamamen vermiş bence. Çeviride hata yokmu tabiki var mesela kilolu bir adamın göbeğinin puding gibi sallanıyor denilmesi veya kazıklar dikilmişti yerine kazıklar kakılmıştı denilmesini garipsemedim desem yalan olmaz. Ama çeviri romanı gerçekten okutturuyor. Sonuç olarak romanı haliyle de serisini kesinlikle okumalısınız.
847 syf.
·26 günde·Beğendi·10/10
Oğlumun kitaplığından alıp,okuduğum bu kitap harika çıktı!
Oğlum daha orta okulda iken aldırmıştı. İlk üç kitabını kuzenleriyle gayet seri bir şekilde okudular, kitaplar elden ele geçti.Ben o zamanlar ben de okurum dedim ve kaldı.Sitede yapılan okuma etkinliği sayesinde kitap ve yazarıyla tanıştım.
ilk kitap dizinin 1.sezonuna ve 10 bölümüne denk geliyor. Önce bölüm bölüm kitabı okuyup,dizinin 10 bölümünü de seyrettim.
Gerçekten çok güzel ve fantastik bir kitap. Bir taht ve çevresindeki entrikalar,olaylar,savaşlar... Her yerde olduğu gibi kitapta da kötü insanlar bol :)
Keyifli okumalar diliyorum...
847 syf.
·27 günde·Beğendi
Merhaba, ilk incelememin bana vermiş olduğu yetkiyle birazcık heyecanlanıyorum.

Taht oyunları oynanmaya başladığında ya kazanırsın ya da kaybedersin, bunun ortası yoktur.
~Cersei Lannister

Kitap efsaneydi, özellikle son kısımlarında ok yağmuruna tutuldum diyebilirim. Adından da anlaşılacağı üzere entrikalarla dolu, ensest ilişkilerin yaşandığı bir kitap.
Bazı kısımların hâlâ etkisinden çıkamadım. Fazla mı duygusalım ne? Yine çok bağlandım karakterlere. 27 gün gibi uzun bir sürede bitirsemde sıkılmadım okurken.

"Barış tatlıdır leydim... ama hangi şartlarda? Eğer ertesi sabah kılıcını baştan dövdürmen gerekecekse onu bir saban demirine vurmak anlamsızdır."

***Kitabı okumadıysan aşağıya geçme))***

Bilmiyorum siz nasıl düşünüyorsunuz ama Jon Kar' a haksızlık yapılmış bence. Jon dışlandığı için gitti Gece Nöbetçileri' ne. Yazar Bey harcadın çocuğu.

Ned' in öldüğüne de inanamıyorum. Kitap bitti ben hâlâ bir yerlerden çıkacak modundayım. Kafası kazığa geçirilmiş Elif, nereden çıkabilir artık? İlk oku burada yedim zaten. Ölüm şeklini yakıştıramadım ona, at üstünde ölmek yakışırdı onurlu bir El' e, savaşarak. Şimdi "Kür Şad mıydı sanki" diyebilirsiniz tabii. Bir Kür Şad değildi ama onurlu bir El' di...

"Kral ölür, El gömülür"

Peki Sansa' nın Joffrey' e olan aşkına ne demeli? Erkek kalmamış gibi yapıştı çocuğa. Dinlesene kızım babanı. Sana Kışyarı'nda iyi bir koca bulacaktı işte Allah'ım ya ./ Joffrey de Joffrey, al sana Joffrey! Çocuk bildiğin kelle koleksiyonu yapmış kendisine. Vallahi Lannister Hanedanı' ndan bir cüceyi sevdim gerisi Robb' un kılıcından geçsin (amin)

Gelelim Dothraklılara))
Khal Drogo aklıma geldikçe ne oldum dememeli, ne olacağım demeli mi desem ne desem bilemedim. Ama kesin olan bir şey var ki o da şu: İyilik kitapta bile yaramıyor insana yemin ederim. Bakın mesela Starklar kurtları sahiplendi, kurtlar çocukları korudu.

Dany seni kurtarsın, karşılığında hem bebeğini al hem kocasını mala çevir maegi. Mirri Maz Duur, kendine göre haklı sebeplerin olsada, kötülük konusunda Cersei ile yarışırsın.

Ejderhalara falan hiiiiç girmiyorum. O kısmı "Nasıl yani ya?" diye diye okumuştum.
624 syf.
·17 günde·Beğendi·10/10
Adeta sevgilimden ayrıldım.
İçimde adsız bir burukluk.
Zamansız terkedilmişliğin acıtan gururu.
Tamam olmaya alışmış ruhumda bir eksiklik.
Ne zaman kavuşacağımı bilmediğim bir sevgili.
Önümde çabuk geçmeyecek sayısız günler.
Saçmasapan bir şeyler...

Birileri elini çabuk tutmalı.
Ben sevgiyi uzaktan uzağa yaşayamam.
Kavuşmalı.
Yeniden sarmaş dolaş olmalı.

Son kitabı bitirme süremin uzunluğu asla sıkıldığımdan falan değil.
Aksine çok akıcı, heyecanlandırıcı ve merak uyandırıcıydı.

Bu sefer spoiler vermeyeceğim ama neredeyse bütün kişiler, olaylar, uçurumun kenarında asılı kaldı. Yazar onları iter mi, çeker mi bilemiyorum ama elini çabuk tutsa iyi eder.

Seriye ilk başladığımda araya başka hiç bir kitap almayacağımı söylemiştim, nitekim öyle de yaptım. Buz ve Ateşin Şarkısı ile yattım, kalktım. Bazen çok sıkıldım, bazen özledim, bazen öfkelendim ama bırakmadım ve bitirdim ve bitirdiğime şimdiden pişmanım. Zamana yaysam daha mı iyi ederdim..?

En azından yeni kitapla buluşana değin, okunacaklar listeme aldığım diğer kitapları okumaya başlayabilirim. Çok merak ettiklerim var. 1K’ya kaydolduğumdan beri ilk defa “başka” bir kitap okuyor görüneceğim, bu seri dışında. Acaba Martin’i aldatıyor sayılır mıyım? Muhtemelen sadece ve sadece kendimi aldatırım.

Okuyun.
Okutturun.
Kocaman bir dünyaya giriş yapın.
Ve benim şu anki yaşadığım kötü hissi siz de yaşayın.
504 syf.
·10/10
Seri giderek daha ilginç bir hale geldi. Okumak zor gibi gelse de bölümler hızla akıyor. Nasıl bittiğini anlamadan bu kitap da bitti. Bu seride çoğunlukla hep aynı kişilerden bahsediyor ama bugüne kadar akıllarda oluşan soru işaretlerine ufak da olsa cevap vermeye başlamış yazar. Ayrıca bu cevapsız sorularımızın kısa zaman içinde daha tatmin edici birer cevaba kavuşacağının sinyalini bize vermeye başladı. Bu da bende hemen bir sonraki kitaba başlama hevesi uyandırdı. Ben severek takip ediyorum. Mutlaka okunması gereken bir seri.
608 syf.
·14 günde·Beğendi·10/10
Kitap size mekân ve olayları kesinlikle kronolojik sunmuyor. Okuduklarınızla kafanızda yarattığınız o dünyanın boşluklarını, yeni verilen herşeyi alıp, puzzle misali yerine koyup doldurmak okuyucunun marifetine bırakılmış. (Çok kolay olsaydı sevmezdik zaten.)

Örn; Sam’in Eski Şehir’deki Hisar’a ulaşması hatta Aemon Targaryen’in yolculuk sırasındaki hüzünlü ölümü Kargaların Ziyafeti II’de idi.
Ejderhaların Dansı I’de, Sam, Şebboy ve Üstat Aemon henüz Sur’dalar. Süreç, Jon’un bu kişilerin yolculuğu için aldığı kararın sebeplerini, bedellerini, dahi risklerini çok detaylı işlemiş.

Kısacası, Martin zaman mevhumunu biraz flulaştırmış. Sur’da olanlar, geçmişe gidip şimdiye doğru ilerlerken, Dorne veya Özgür Şehirler’de zaman kavramı olması gerektiği gibi devam ediyor.

Yazar, herşeyden önce üçleme olarak tasarlamış seriyi kafasında. Ve ikinci kitabının adı olarak düşünmüş Ejderhaların Dansı’nı. Sonra gitgide detaylanmış ve 4. kitap olmuş, belki bundan da kaynaklanabilir.

Son kitabıma geçmek üzereyim. Kış Rüzgârları ne zaman çıkar, bilmiyorum. Yazara Allah’tan sağlık, eline kuvvet diliyorum. Çünkü kendisi el yazısı kullanıyormuş. Mesela bu kitap için editörün önüne 1500 sayfalık bir el yazması tomarı bırakmış.

--Dikkat spoiler var—

Dizi ve kitap birbirinden farkedilir şekilde ayrıldı. Üzgünüm ama Jon, Targaryen değil.
Dağ tarafından duvara çarpıla çarpıla öldürüldüğünü sandığımız gerçek Aegon Targaryen, kendisine tâbi bir orduyla, yıllarca süren yaşam gizliliğini arkasında bırakmış, gümbür gümbür Westeros’a geliyor.

Jon, Lord Kumandan olmanın sorumluluğu ile olgunlaşıyor.
Ayrıca, Melisandre’nin son harekati karizmatikti. Mance görünümlü Çıngıraklı’yı yaktıran kadın, Jon’u bir kez daha şaşırtıyor. Ama yine sevilmiyor.

Ramsay Bolton dahil oldu sonunda.
O, kızları kaçırıp, dövüp, ormana bırakan, kaçmaları için mühlet veren ve arkalarından aç tazılarını salan tam bir sosyopat. Ve Theon Greyjoy, Ramsay’in Leş’i. Kendisine üzgünüm ama hiç acımıyorum. (Benim adım Leş, kalleşle kafiyeli.)

Tyrion, Dany’ye ulaşma yolunda ‘hain’ Jorah Mormont’ın eline düşüyor. Dany’nin etrafı tamamen düşmanlarla kuşatılmışken, zekâsıyla ona yol göstermek için farkında olmadan yol alıyorlar..
600 syf.
·6 günde·9/10
Serinin 3.kitabı olup 1200 sayfa ile en uzun kitabı olan Kılıçların Fırtınası joffrey lannister'ın ölümü gibi birçok sansasyonel olayı barındırmaktadır. Birçok yerde diziyle paralel giderken sona doğru (ikinci kısım itibariyle) bazı yerlerde diziden ayrılıklar göstermektir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Sibel Alaş
Unvan:
Çevirmen
Doğum:
Kocaeli, 13 Şubat 1973
Sibel Alaş 13 Şubat 1973, Kocaeli doğumludur.Önceleri Yonca Evcimik'e vokalistlik yapan Sibel Alaş, ilk olarak 1995 Haziran ayında Mustafa Sandal'ın eşliğinde kendisinin ilk albümünü çıkardı.

Aynı zamanda albüme de ismini veren "Adam" isimli parça o zamanlar çok tutulmuştu. 1996 Aralık ayında ikinci albümü "Fem" ile beraber artık söz yazarlığı konusunda da ne kadar iyi olduğunu göstermiştir. Kendine özgü tarzı özel bir hayran kitlesi toplamıştır. 1998 Mart ayında üçüncü albümü "Çocuk"u çıkardığında bazıları albümlerine niçin bu isimleri verdiğini sormuşlardır; Adam, Kadın (Fransızca Femme) ve Çocuk. Burada fem ağız anlamındadır. gonca fem, gonca gibi tam açılmamış güle teşbihen küçük ağız demektir.Sibel Alaş'ın albümlerinde dikkati çeken bir başka husus ismini "sibelalaş" şeklinde yazmasıdır.

1996'da prodüktörü Zeki Aköz ile dünya evine girmiştir. O zamandan bu zamana müziğinin tadı hayranlarının damağında kalmıştı ki 7 yıl aradan sonra 28 Nisan 2006'da yeni bir albüm çıkardı: Carpe Diem (Günü Yakala).

1996'da yapılan 2. Kral TV Video Müzik Ödülleri töreninde en iyi çıkış yapan kadın şarkıcı ödülünü Sibel Alaş almıştır. Yine aynı yıl aynı ödül töreninde sanatçının "Adam" klibi yılın en iyi klibi ödülüne layık görülmüştür. Ödülü, klibin yönetmeni Abdullah Oğuz almıştır.

Aralık 2005'te beyninde AVM (kılcal damarlardan birinde kitle) olduğu ortaya çıkan sanatçının tedavisi devam etmektedir

Alaş'ın henüz iki yaşındayken alıp koruyucu annelik yaptığı Tuğçe adında bir kızı vardır.

Günümüzde kitap çevirmenliğiyle uğraşmaktadır. George R. R. Martin'in Buz ve Ateşin Şarkısı serisini Türkçeye çevirerek adından sıkça söz ettirmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 16.135 okur okudu.
  • 375 okur okuyor.
  • 5.347 okur okuyacak.
  • 208 okur yarım bıraktı.