Bana mektup yazmasından hiç hoşlanmıyorum. Ağzından çıkan sözcükler ne denli acı, kırıcı da olsa havaya karışır gider. Ama kâğıda yazdıkları masamın çekmesinde hiç gücünü yitirmeden duruyor, çekmeyi her aralayışta, yüzüme uğursuz cehennem soluğunu üflüyor.
Konforsuz kültür, lüksü olmayan güzellik, fabrika esirliği getirmeyen makine, maddeye tapılmayan ilim, insanlara sonsuz şekilde zekalarını, ahlak duygularını ve erkekliklerini yitirmeden, gelişme imkanı verecektir.
Hayatta erişebilecek en uzak, görkemli yüksekliğin, aile sofrasında zevkle içilen bir tas çorba, koltuğa kurulup örülen bir kazak, pencereden karın yağışını seyret-mek, çamaşır yıkamak, hep birlikte yaşanılan insanlarla birlikte gülebilmek kadar önemli olmadığını bilmek ama gene de daha çok öğrenmek, kavrama gücünün sınırlarını amansızca zorlamak, bir ülkü sahibi olmak ve kendinden bir şeyler yitirmeden birleşebilmek mümkün. Kavga arkadaşları edinmek, sonra onlarla birlikte savaşabilmek.