Bunu anlatmaya çalışıyorum çevreme
Herkes mi mutsuz bilmiyorum. Hepsi bir şeylerle meşgul, fazla mesai yapıyor, çocukları, kocaları, kariyerleri, dereceleri, yarın yapmayı planladıkları, satın almak istedikleri, başkalarından aşağı kalmadan sahip olmak istedikleri ve buna benzer şeyler için endişeleniyorlar. Çok az kişi bana gerçekten ‘Mutsuzum’ dedi. Çoğu ‘İyiyim her istediğimi sahibim,’ der. Sonra ben ‘Seni ne mutlu eder?’ diye sorarım. Yanıt: ‘Bir insanın sahip olmak isteyebileceği her şeyi sahibim- bir aile, ev, iş, sağlıklı bir hayat.’ Yine sorarım: ‘Yaşam sadece bundan ibaret mi diye merak ettiniz mi hiç?’ Yanıt ‘Evet bu kadar.’ Israr ederim ‘Öyleyse yaşımın anlamı iş, aile, bir gün büyüyecek ve sizi terk edecek çocuklar, gerçek bir sevgiliden çok bir arkadaşa dönüşecek bir zevce ya da koca. Ve elbette bir gün gelecek iş bitecek bunlar olduğunda ne yapacaksınız?’ Yanıt: Yok. Hemen konuyu değiştiriverler. Hayır aslında söyledikleri: ‘Çocuklar büyüdüğünde kocam -ya da karım tutku dolu bir aşktan daha çok arkadaşım olduğunda, emekli olduğumda her zaman yapmak istediğim şeyi yapmak için zamanım olacak: Seyahat edeceğim.’ Soru: ‘Ama şimdi mutlu olduğunuzu söylemediniz mi? Zaten hep yapmak istediğiniz şeyleri yapmıyor musunuz?’ Yine çok meşgul olduklarını söyleyecek ve konuyu değiştireceklerdir. Israr edersem daima yokluğunu duydukları bir şeyi yanıt verirler.
. Peygamberliklerinin onuncu yılı.. Bu yılı andıkları zaman Allah’ın Resûlü şöyle derlerdi: “ Hüzün Yılı..” Tam yirmi beş yıllık zevce.. O’na bütün ruhunu ve her şeyini veren büyük kadın.. İlk Müslüman ve Meleğin bizzat Allah’tan getirdiği selâma nail insan.. . Namazını bizzat kıldılar; ve mesafelere hayat katan gözlerinde yaş, “ Hatice-tül Kübrâ”nın üstüne atılan kara toprağa uzun uzun bakıp döndüler.. . .
Sayfa 233·Kitabı okuyor
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Beşeriyyetin Fahr-i Ebedîsi buyurmuşlardır ki: “Evlenenler, dinlerinin yarısını yapmışlardır, yarısı için de çalışsınlar.“ Zira zevc ile zevce, sun'-ı ilâhî (Allah'ın yaratış) fabrikasının insan dokuma tezgâhını kurmuşlar, erkek Semâ makamında, kadın Arz makamında olup rûhun gelini olan cesedi dokumaya memûr olmuşlardır. Bu vazife çok ağır, külfetli bir vazife olduğundan, zevk-ı şehvet insâna gaye olarak değil, taraf-ı ilâhîden bu yüklenilecek külfete mukabil bir ücret olarak verilmiştir.
Sayfa 424 - Yaylacık Matbaası 1984 Baskısı·Kitabı okuyor
Doğru eş seçimi...
​“Bahtiyardır o adam ki, refika-i ebediyesini kaybetmemek için saliha zevcesini taklit eder, o da salih olur. Hem bahtiyardır o kadın ki, kocasını mütedeyyin görür, ebedî dostunu ve arkadaşını kaybetmemek için o da tam mütedeyyin olur, saadet-i dünyevîyesi içinde saadet-i uhrevîyesini kazanır... ​Bedbahttır o adam ki sefahate girmiş zevcesine ittiba eder, vazgeçirmeye çalışmaz, kendisi de iştirak eder. Bedbahttır o kadın ki zevcinin fıskına bakar, onu başka bir surette taklid eder. Veyl o zevce ve zevceye ki birbirini ateşe atmakta yardım eder. Yani medeniyet fantaziyelerine birbirini teşvik eder... ​Hemşirelerim! Daire-i meşruadaki keyfle iktifa ediniz ve kanaat getiriniz. Sizin hanenizdeki mâsum evlâtlarınızla mâsumane sohbet, yüzer sinemadan daha ziyade zevklidir. Hem kat’iyyen biliniz ki, bu hayat-ı dünyevîyede hakiki lezzet, îman dairesindedir. Ve îmandadır. Ve âmal-i sâlihanın her birisinde bir mânevî lezzet var. Ve dalâlet ve sefahatte dahi gayet acı ve çirkin elemler bulunur.”
Sayfa 156·Kitabı okuyor
Zevc kelimesi Arapçada esasen "eş" demektir. "Mükemmel bir şekilde eşleşmiş eşler"e zevc denir. Güneş ve Ay "zevceyn"dir. Gece ve gündüz "zevceyn”dir. Dünya ve ahiret hayatı da “zevceyn”dir; birbirini tamamlarlar. Bu hayat ahiret hayatı için bir anahtardır. Ahiret hayatı da bu hayata bağlıdır. Birbirleriyle ilişki içindedirler. İnsanların vücudu ve ruhu zevceyndir; birbirlerine eştir, birlikte çalışırlar. Erkek ve kadın da zevceyndir. Arap dilinde erkek veya hanım olsun, eşlerin her birine genellikle "zevc" denirdi. "Zevce" diye bir kelime yoktu. Bu Kur'ân'da da sabittir. Kur'ân erkek ve kadın için "zevc" kelimesini kullanır.
Din
Ali Bey bu kızı hâlâ görmemiş iken sevmeye, eski karısını aynı saatten unutmaya, zihni zevce-i müstakbelesiyle meşgul olmaya, nihayet teselli bulmaya o on yedi senelik hüzün ve kederden halás olmaya başladı.
Sayfa 96·Kitabı okudu