Eğer bir insan her şeyi tanıyıp da Allah’ı (c.c) tanımamış olsa, o
kişi hiçbir şeyi tanımamış demektir. Mârifetin alâmeti muhabbettir.
Kim Allah’ı (c.c) tanırsa, Onu sevmiş olur. Allah sevgisinin alâmeti ise
diğer sevgileri ve dünyayı Ona tercih etmemektir. Allah (c.c) şöyle
buyurmuştur:
“De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz,
hısım akrabanız, kazandığınız mallar, kesata uğramasından
korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah’tan,
Rasûlünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevimli ise,
o zaman Allah, emrini getirinceye (hüküm verinceye) kadar
bekleyin."
Cennetliklere bir münadi şöyle seslenecek: "Sizin için sıhhat vardır, asla hastalanmayacaksınız. Sizin için hayat vardır, asla ölmeyeceksiniz. Sizin için gençlik vardır, asla ihtiyarlamayacaksınız".
/Müslim 2837/
Sure-i Ra'd da şöyle buyuruluyor:
.... الا بِذِكْرِ اللَّهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ (۲۸) )
"Agah olunuz! Ancak Allah'ın zikri ile kalpler mutmain olur." (Ayet:28 den)
Mevlâ Tealâ bu ayette buyurmuş oluyor ki: Bu kalpleri ben yarattım, sağlamlığını da hastalığını da ben bilirim. İlacını da ben bilirim. Bütün doktorlar toplansa ilaçlar yapsalar yine de zikirle mutmainne olmamış kalbin hastalığını gideremez. Ancak zikir ile giderilir.
Ve o şuunatın cilveleri altında mahlukat; daimî bir seyr ü seyelan, bir hareket ve cevelan içinde çalkanmakta ve ehl-i gafletin kulaklarına vaveylâ-i firak ve zevali ve ehl-i hidayetin sem'ine velvele-i zikir ve tesbihi dağıtmaktadırlar.
"Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağırıldığı (ezan okunduğu) zaman, hemen Allah'ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilmiş olsanız, elbette bu, sizin için daha hayırlıdır."