Ahmed el-Shamsy'nin ikinci bölümde ve eserin başka kısımlarında da (meselâ bk. s. 23, 59, 293) tekrarladığı bir iddia var; o da XIX. asrın başlarında âlimlerin, sonrasında canlandırılacak olan "eski" klasik eserlere “şaşılacak derecede" ilgisiz olduklarıdır. 8Yazara göre bunun sebeplerinden biri XI-XIX. asırlara hakim olan "metinsel skolastisizm", yani medresenin ve ilmiyenin öne çıkardığı kitaplara, onların usul ve muhtevasına mutlak körükörüne) bağlılık (bir tür şerh-haşiye edebiyatı), ikincisi de "epistemolojik ezoterizm", yani "hal ilmi" olan, derunî-iç tecrübeye dayanan tasavvufun kitabı ve okumayı reddeden yahut önemsizleştiren bir karaktere bürünmesidir. 8 Yazar güzel ve doğru örnekler de veriyor. Meselâ "1900'lerin başına kadar İbn Teymiye'nin çok sayıda yazısının [risâlesinin?] neredeyse hiçbiri neşredilmemişti" (s. 271); "Taberi'nin IX. yüzyılda telif ettiği Kur'an tefsiri 1890'larda hiç bilinmiyordu, ancak metin yeniden keşfedilip 1903'te neşredildiğinde klasik tefsirlerin mükemmel örneklerinden biri haline gelmiştir" (s. 356)."s.67
Sayfa 67 - Dergâh Yayınları·Kitabı okuyor
İşaret [293] Herhangi bir şey ile sevinenlerin en yücesi, bizatihi el-Evvel'dir. Çünkü o, yetkinlik bakımından eşyanın en şiddetlisi olduğu gibi algılama bakımından da eşyanın en şiddetlisidir. O, imkân doğası ve yokluktan münezzehtir. Bu ikisi, kötülüğün kaynağıdır. Onu hiçbir şey meşgul etmez. Hakiki aşk, herhangi bir zatın hazır bulunuşunun tasavvuru sebebiyle sevinmektir. Arzu ise, bu sevinci tamamlamaya dönük harekettir. (...) Her arzu duyan herhangi bir şeye ulaşmış olduğu için bir şeyi kaçırmıştır. Aşk ise başka bir anlamdır. el-Evvel, kendisi nedeniyle (lizatihi) âşık, kendisi nedeniyle de âşık olunandır. Başkası kendisine âşık olsa da olmasa da böyledir. Fakat ona, başkası nedeniyle âşık olunmaz. Aksine o, kendi zatı nedeniyle zatının ve pek çok başka şeyin âşık olduğudur. O'nu, onunla sevinçli olmaları ve kutsal akli cevherler olmaları bakımından O'nunla ve kendi zatlarıyla sevinçli olanlar takip ederler.
Sayfa 180
1000Kitap
Reklam
Diocletianus başlangıçta (286'dan itibaren) Augustus olarak yanına bir silah arkadaşı olan Maximianus'u alır ve onu Batı'daki meselelere yetkili kılar. 293'te yine İlirya kökenli iki subay olan Galierus ile Constantius Chlorus, her bir Augustus'a eşlik etmek üzere Caesar ilan edilirler. Her ne kadar bilhassa Doğu'da münferit yetki alanları daha esnekse de, tetrarşi sistemi imparatorluk topraklarının tamamına uygulanır ve en büyük tehdit altında olan sınırlara yakın "başkentler" ortaya çıkar.
Tarih
Hristiyanlar ve yahudiler'de bu emirler yktur. ELHAMDÜLİLLAH
"Beş şey fıtrattandır: Bıyıkları kısaltmak, tırnakları kesmek, etek tıraşı olmak, koltuk altı kıllarını almak ve misvak kullanmak." ( Buhârî, Libâs 63, 64; Müslim, Tahâre 49, 50; Ebû Davud, Tereccül 16; Tirmizî, Edeb 14; Nesâğ Tahâret 10, 11, Zînet ı, 55; ibn Mâce, Tahâret 8; Ahmed b. Hanbeı, 11, 229, 239, 283, 410, 5 89; Abdürrezzâk, el-Musannef, XI, 174; Humeydî, Müsned, II, 418; İbn Ebû Şeybe, el-Musanneİ ı, 178, V, 317; Ebû Ya'lâ, Müsned, X, 273; Tahâvî, şerhli meâni '1-âsâr, IV, 229; ibn Sahîh, XII, 291, 292, 293.)
Din
Kader bize o kadar acımasız olabilir ki, Schopenhauer'in ve Stoacıların bize geri çekilmeyi önerdiği içsel dünyayı mahveder. Trajik çatışmadan muaf olmadığı için bu içsel dünya sığınak değildir. Karşıt görevler arasında sıklıkla paramparça oluruz; dolayısıyla en insaflı ve asil kişi korunmasız hale gelir ve akıl sağlığı bile tehdit altındadır (292, 296, 298). Schopenhauer için feragati ve geri çekilmeyi vaaz etmesi iyi hoştu; o, başkalarına karşı çok az sorumluluğu olan bir çileciydi; ancak çoğumuz yaşamın ağına yakalandık ve harekete geçmekten başka bir şey yapmamızı imkânsız kılan yükümlülüklerimiz vardır (281, 293, 296). Bahnsen, yaşam oyununu sona erdirmeye karar vermeden önce, tüm yükümlülüklerinizin geçersiz olduğundan emin olmanızı tavsiye eder; fakat bu nadiren olur, böylece bu kasvetli dünyada kalmaya mahkûm oluruz (281, 366).
Sayfa 463
Felsefe-Düşünce
293. GAZEL 1) Ey göz ol nergis-i hûn-hâra nigâh etme dahi Rûzigârum gam-ı ışk ile siyah etme dahi (Ey göz, o kan içen göze artık bakma. Benim hayatımı aşk gamı ile daha fazla karartma.) Göz en kuvvetli mecazî aşkı ilham eder. Siyahtır, hakikat yolundan ayırır. Bu göz güzelliği âşıkı manen öldürür. Lâkin ona ne kadar mukavemet ederse o kadar ma'nâ âlemine yaklaşır. Artık âşıkın mukavemeti kırılmaya başlıyor ki gözünü, o nergise benzeyen güzel göze bakmaktan men' ediyor. Göz siyah olduğu için âşıkın hayatını karartıyor.
Sayfa 658 - Akçağ·Kitabı okudu
Reklam
Reklam