Ne sırdır bu da be patron ? Bende herşey tersine gidiyor. Söylediklerine göre küçükken ihtiyara benzermişim; ağırbaşlı, az konuşur bir adam olup ihtiyarlara benzeyen kalın bir sesim varmış.
Ev karanlık kap kacak iğne üstünde
Karısı çocukları var mı yok mu belli değil
Masa iskemle Ocak
Arama öyle şeyleri
Bir sofra bir yaygı
Bir sedir olsun yok mu
Yok o da yok işte
İğreti bir yaşayış içinde adam
Duvarları yalnızlık yemiş bitirmiş
Gökyüzü üstünde yıldızlar daha da üstünde
Kim örtsün damı duvarları kim koysun yerine
Adam bir hiçliğin üstüne uzanmış
kimseler görmez
Kıl bir torba içinde sabunlar kımıldaşır
Sabaha kadar
Adam bıktığını anlayınca hiçlikten
gelsin pencere gelsin duvar
Gelsin karısı çocukları
Islak taşlar sabah işleri
Adam dükkana döner gene
O gerçek dediğimiz şey Işıl Işıl
Yapışık sesler çıkarır şekerlerin üstünde
Epikharmosa'a göre, geçmişte borç almış olan şimdi borçlu değildir;geceden sabah yemeğine çağırılmış biri bugün davetsiz gelir yemeğe çünkü çağıran ve çağırılan aynı adamlar değildirler artık, başka birer adam olmuşlardır.ölümlü bir nesne iki kez aynı halde bulunamaz;çünkü farkedilmez anlık bir değişmeyle bir dağılır, bir toparlanır; bir gider bir gelir.Öyle ki , doğmaya başlayan bir şey hiçbir zaman tam bir varlığa erişemez; çünkü bu doğuş zaten hiç bitmez, bir sona varır gibi durmaz, tohum halinden başka hallere, bir o yana bir bu yana hep değişir durur.insan tohumu ana karnında biçimsiz bir meyve olur önce;sonra çocuk biçimini alır;karından çıkınca memelik bebek olur;sonra bir küçük olandır, sonra bir delikanlı, sonra olgun, sonra yaşlı bir insan, sonra çökmüş bir ihtiyar öyle ki yaş ve ona bağlı oluş hep bir önceki hali bozup dağıtarak yürür.