Cemiyette, mesul insan ideali yaratılmadı. Her ferdin bulunduğu yerde, sade vazifesini yapmış olmasıyla halka minnettarlık yüklendi. Mesuliyetin hesabı hayatımızda her zaman kuvvetle ve intikam iradesiyle soruldu; hiçbir zaman mesuliyet hür bir vicdan ideali halinde benimsenmedi.
Adam kalkıyor: “Efendim! Avrupa bizi, Avrupa Topluluğu’na layık gördü.” diyor. Bu söz ve yaklaşımlar, bütün ecdadımızın kemiklerini sızlatan ifadelerdir. Ne demek bu! Kimmiş Avrupa? Nereye girmemize layık görüyormuş? Biz tarihin en şerefli milletiyiz. Biz Avrupa’yı bir şeye layık görürüz veya görmeyiz.