Joyce’un eserinde olup biten nedir? Gösteren, gösterilenin içini doldurur. Gösterenler iç içe geçtiği, birleştiği ve birbirine karıştığı içindir ki -Finnegans Wake'ı okuyun
Analiz aşkın özü itibariyle narsisistçe olduğunu gösterir; nesnesel denen şeyin tözünün, aslında arzuda kalıntıyı oluşturan şey, yani arzunun nedeni olduğunu ve bu tözün arzuyu tatminsizliği, hatta olanaksızlığıyla ayakta tuttuğunu ele verir.
Karşılıklı olmasına rağmen aşk güçsüz, iktidarsızdır, çünkü Bir olma arzusundan ibaret olduğunun farkında değildir; bu da bizi, ikisi/onlar arasındaki ilişkiyi (la relation d’eux) kurmanın olanaksızlığına götürür. Hangi ikisi, kim onlar? - iki (deux) cinsiyetI cinsel organ
Size küçük bir hikâye anlatayım, Picasso’ya âşık olan bir muhabbetkuşunun hikâyesini. Bu aşk nereden mi anlaşılıyordu? Muhabbetkuşunun ressamın gömleğinin yakasını ve ceketinin ceplerini kemirme biçiminden. Bu muhabbetkuşu aslında insan için esas olan şeye âşıktı, yani kıyafetine. İnsanların gezinen elbiseler olduğunu düşünen Descartes gibiydi.Elbiseler, bunları çıkardık mı, sefahat vaat eder. Fakat mitten başka bir şey değildir bu. Elbiseler yokken bir bedenden zevk almak Bir’i neyin meydana getirdiği sorusunu, yani özdeşleşme/kimlik meselesini değinilmeden bırakır. Muhabbetkuşu kendini, giyinmiş haldeki Picasso ile özdeşleştiriyordu.
Aşkla ilgili her şey için de aynısı geçerlidir. Elbise keşişi sever, çünkü ikisi ancak böyle bir olur. Başka bir deyişle, elbisenin altında olan, beden dediğimiz şey, belki de sadece objet a adını verdiğim kalıntıdır.