İşit beni yıldız bebeğim bebek yıldızım
Esirgeme el uzatışını güçsüzlüğüme
seçilmiş olan eline
Zor yaşayanın teslimine !
Az bir sevgiyle al beni gökyüzüne, o görkemli
mabede yönetici çemberinin içine !
Yıldız tutkunum sana
Senelerden beri hiç kimseye bir tek kelime söylemedim. Halbuki konuşmaya ne kadar muhtacım. Her şeyin içinde boğmaya mecbur olmak, diri diri mezara kapanmaktan başka nedir?
Bir ruh, ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize, aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden, meydana çıkıyordu... Biz ancak o zaman sahiden yaşamaya, -ruhumuzla yaşamaya- başlıyorduk. O zaman bütün tereddütler, hicaplar bir tarafı bırakılıyor, ruhlar birbirleriyle kucaklaşmak için, her şeyi çiğneyerek, birbirine koşuyordu.
Bilirim ama, biz alışamadık ki bu çeşit sevince. Bilemeyiz ki bu çeşit sevincin tadını, tatmadık ki. Düşünmeye başlayalı beri bir gün sarhoş olmadan gülmedik ki. Böyle irkiliriz işte dışarıdan görünce sevincin gösterisini.