Doğa

Doğa
@Dienatura
@naturealized
Delice geldiğini biliyorum ama bir kez bir oğlan duygularımı çok fazla incitmiş ve ben bir metronun önüne atlamayı istemiştim. Bu- nun yerine biraz katatonik oldum böylece hiçbir şey duymadım. Sa- nırım başka birine zarar vermektense kendimi öldürüyordum. (Bo- lünmüş Benlik, R.D. Laing) Halk genelde muhabirleri zavallı bulur ama ajan deyince iş de- ğişiyordu. Büyülenmiş gibi herkes takır takır çözülüyordu. En ol- mayacak bilgileri en önce geçiriyorlardı. Paranoya'nın ters diyalek- tiği diyordum ben buna. Rolüme daha çok ısınarak etrafı kestim. hiçbir belirten, hiçbir öteki, hiçbir ayna ve hiçbir ' Anne'nin doyuramadığı ölüm içgüdüsüne tanıklık eden.' Poetik ' ise;' Sembo- lik'e karşı koyan ama onu saran bir süreç. Yitik bir saflığın hayaleti gülümsüyor mutsuzlugumuza Şiir sesle anlamın arasındaki duraksamadır Benim gördüğüm kadarıyla gezegenin iflas etme tehlikesiyle birlikte (doga Himalaya'nın tepelerine kadar kirlenmiştir) müthiş bir mistik ihtiyaç ve mutlak degerlere bir gereksinim ortaya çıkmıştır. Ortalıkta karton insanlar dolaşıyor ve 20. yüzyıl avantgardo " sız kapaniyor. Islamiyet'ten utanan Türk aydınlarına gelince daha çok bir Doğululuk kompleksi ve sınıf düşme korkusudur bu kanımca- geceleri yatmadan once birkaç kez yüksek sesle" Ben kültürel şizofre nim " diye tekrarlasınlar. AŞK, INSANIN KENDİ KENDİNE YAPTIĞI DANS Aşk çok dikkatli kullanılması gereken bir sözcük Lale Müldür'e gō- re. Çünkü bazı durumlarda stratejik anlamlan olabiliyor. " Aşk kav- ramı olmasa âşık olur muyduk, diye düşünüyorum bazen. Zaten ro- mantik aşk kavramı Batı'da sonradan ortaya çıkmıştır; 12. yy'da bir icatur yani. Bir tür" gerilla hareketi " olarak başlamış, trubadurlar ta- rafından yayılmıştır. Kiliseye karşıdır, bu yüzden acı çekme ve ölüm duygusuyla iç içe geçmiş gibidir.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Tanrı olsaydin onlara el çarpmamaları soylerdin. Onlara boş ellerle yapilacak en faydalı isin tutunmak olduğunu söylerdin. Ama sen bir tanrı değilsin. Bir annesin… Yıldızlara, yer yer mavi-beyaz ışıyan geceye bakıp geceye nasil olup da karanlık denebildiğine şaştın. Sanat denen sey bu mu? Hissettigimiz seyin kendimize ait oldugunu zannederken sonunda bizi hasret içinde arayıp bulanin başka biri oldugunu düşünerek duygulanmak? Houdini Londra Hipodromunda kelepçelerinden kurtulmayı basaramayinca, karısı Bess onu uzun uzun, tutkuyla öptü. Bunu yaparak, kocasina onu kurtaracak anahtari vermisti. Eğer bir cennet varsa bence böyle bir şey. Bir yaşamın içinde bir insanin yanında bir insan. Buna parataksis deniyor. Gelecek deniyor. Geldik sayılır. Sana bir hikâyeden çok bir gemi enkazı anlatiyorum; parçalar suyun üzerinde yüzüyor, nihayet okunabiliyorlar.
Trevor önceki gece hayatini kaybetmişti; iki parçaya ayrildim, diyordu mesaj. iki parça, koltuğumda otururken düşünebildiğim tek şey buydu, bir insani kaybetmenin bizi, yani yasayanlari, nasil daha fazla, iki parça yapabildiği. Sarkilarin bir köprü olabileceğini söylerler, anne. Ama bence sarkilar aylynı zamanda üzerinde durduğumuz zemin. Belki de kendimizi düşmekten alıkoymak için sarkı söylüyoruzdur. Belki kendimizi alıkoymak için. Sokagin karsisinda oturan adam Paris'te egitim görmüş bir konser piyanistiydi. Steinway' ini avlusuna cikarip aksamlari bahçe kapisi açik piyano çalardi. Ve köpegi, o ufak sivah köpek, surama filan geliyordu, ayaga dikilip dans etmeye bas-lardi. Küçük dal gibi bacaklarıyla topragin üstünde pıt pıt daireler çizerdi, ama adam köpeğe hiç bakmaz, çalarken gözlerini kapal tutardi. Bu o adamin gücüydü. Kendi elleriyle gerçekleştirdigi mucizeyi umursamiyordu. Orada, yolda oturur ve sihir oldugunu düsündügüm seyi seyrederdim: Müzigin bir hayvan bir insana dönüstürmesi. O kaburgalari sayılan, Fransiz muzigi eşliğinde dans eden köpege bakar ve her seyin mümkün oldugunu düsünürdüm. Her seyin. Adam çalmayı biraktiginda, kuyruğunu sallayan kopegin yanina gittiginde ve açik agzinin içine ödül mamasini koyarak köpege bu insani beceriyi kazandiran seyin müzik degil açlik, sadece açlik oldugunu bir kez daha kanitladiginda bile buna inaniyordum. Her seyin mümkün olduguna. Belki de aynalara yapnizca -ne kadar aldatici olursa olsun- güzellik aramak için degil, gerçeklere rağmen hala burada oldugumuzdan emin olmak için bakiyoruzdur. Içinde hareket ettigimiz avlanmis bedenin henüz yok edilmediginden, kazınıp silinmediginden emin of-mak için. Kendini hala kendin olarak görmek, yok sayilmamis insanlarin bilemeyecegi bir sığınaktır. Hayatta oluşumuzun
Her kar tanesinin birbirinden farkli oldujunu soylerler, ama kar firtinast hepimizin üstünü ayn sekilde örtüyor. Norvecteki bir arkadasim, yesilin dogru tonunu bulmak için firtinada de-sari gikan ve bir daha geri dönmeyen bir ressamin hikävesini anlatmisti. Sana yaziyorum, çünkü ben giden degil, elleri bos geri dönenim. Hatirayi sona erdirmeye çalıyorum. Ama sonsuzluk hakkinda bilmen gereken sey, onu geri alamayacagindir. Sonuna kadar kalmama izin ver, dedim tanriya, o zaman ödesmis oluruz. Gitmek istiyordum, dur demek. Ama itiraf etmenin bedelinin bir cevap almak oldugunu öğrenmiştim. Basarılı olman isteyecekler, ama asla onlardan daha basaril olmanı degil. Tasma kayışının üzerine kendi isimlerini yazacaklar ve sana gerekli diyecekler, acil diyecekler. Rüzgârdan, cüretkârligin dilini, engelleri nasil kendimi onlarin etrafina sararak açacagimi ogrendim. Bu yolla eve ulasabilirsin. Inan bana, bugday eleyebilir ve yine de bir çiftçi çocugun yumrugunun yumusak kismindaki kokain tozu kadar mechul kalabilirsin. Ama bazi hiçbir seyler kendilerinden sonra gelen her seyi degistirir. Vietnamcada birini özlemekle birini hatirlamak aynı kelimeyle ifade ediliyor: nho. Bazen telefonda bana Con nhó me không? dive sordugunda, sanki Beni hatirlyor musun? demissin gibi geliyor ve irkiliyorum. Seni hairladigimdan daha çok özlüyorum. Sana politik olmanin sadece öfkeli olmak, dolayistyla sanatsız, derinliksiz, "ham" ve boş olmak demek oldugunu soylecekler. Politik olandan utanarak, Noel Baba' dan ya da Paskalya tavsanindan bahsediyormuş gibi bahsedecekler.
Asaletim de sizin olsun baylar, rezaletim de! Beni bir sutyen lastiğiyle asın. İnanın kendimin “Yokluğunda çok kitap okudum” Bana birkaç hayati meseleyi ödünç ver kalbim Görüş günlerinde seninle konuşabilmem için. Kalbim neden ben? Sırf sevinsin diye seni bir kere bile Elinden tutup parka götürmedi. Hüzün neydi sanki o zaman Artık kullanılmayan dikiş makinesi annemden kalma. Ölüm neydi sanki o zaman Bir önseziden başka. Evden kaçabilirsin artık çocuk, ama kaderden asla! Babam Çıkarılmış bir adam bütün fotoğraflardan Kader neydi sanki o zaman, Masada açık unutulmuş Turuncu kulaklı bir makastan başka. Uzun bir dize dayardı hayat her sabah karnıma Şiir için düelloya gelmiş bir sevgili gibi, Sorardı: Daha yazacak mısın? Hayır derdim, Artık yazmayacağım. Ama şöyle denir: Kılıç çeken kılıçla ölür.