Fatma ayca

Türk Ekonomisi, İkinci Dünya Harbi patlar patlamaz atâlet kanununu bozdu ve bütün temelini dış yardıma bağladı. Halbuki dış yardım, hem de çok daha fazla alınmak şartiyle beş yâhid gelire karşılık yedi vâhid harcama değil, beşini birden tasarruf edip iç bünyedeki gelir-gider dengesini daha sihatle devam ettirme meyzuuydu. Dışarıdan dolar ve sterling ampulleriyle gelen bu sun'i (hormonlar) vücudun iç ifraz guddelerini ve tabii (hormon)larını bozdu; ve memleketi, (ensülin)siz yemek yiyemiyen seker hastasına çevirdi., Halbuki elbette kiyamete kadar devam etmiyeceği malûm bulunan dış yardim, cin fikirli bir ekonomi anlayısı elinde muazzam çapta bir milli depo teskil edebilir. verimin zaman Ve mekânı meçhul, mâceracı yatrımlara girişmeksizin her şey milli bünyeden kuvvet ifraz ede ede âhenkli şekilde yapılabilirdi. Bu depodan da ona hesaplı (doz)lar katılabilir, böylece hâkim ve emin yol tutulabilirdi. ilk bes harb yılında silâh altında tutulan yarim milyonluk ordu, istihsalden istihlâke geçirilmiş kadrosunun belirttiği millî kayba nisbetle, Türk milletinden istenecek yüzde iki enerji fazlası sayesinde idare edilebilirdi. Üstelik harbe girmemiş olmanın imtiyazı, herhangi bir milleti iktisadi plânda ihyaya yeter ve onun bütün ham maddelerine ve en pahalı fiyatlarla mecburî pazarlar açılmış bulunurken milli verimi değerlendirmek bakımından ne formüller bulunmazdı? Bunun için toprak mahsulleri, bazı madenler ve hayvancılk sahalarının başa alınması lâzımdı.
tebliğ
Esasen Hidayet yalnız ve ancak Allah'tan geldiğine göre, Onun bir lütfu sayıldığına göre, bu tür bir mücadelenin( insanlari zorlamak) anlamı da yoktur. Mücerret vahyin tebliğ edilmesi, Hidayet dağıtmak anlamına gelmez; tebliğci belki hidayete vesile olur, o kadar, görevi bundan ibarettir.
Sayfa 151 - Iz yayinevi·Kitabı okudu
Özgürlük & irade
Insan Allah'ın kulu olduğu hususunda bir bilinç taşıyorsa Allah'tan başka her şeyden özgürdür böyle bakınca insan özgürlükten de özgürdür yani özgürlük diye bir kavramı boyun eğerek yerini ve değerini ölçüp biçmeye kalkışmaz
Sayfa 164 - Iz·Kitabı okudu
Her ne kadar Aristo ve Eflatun gibi bazı filozoflar: "Köle, ilk andan köle olarak doğar; efendi de efendi olarak dünyaya gelir. Aristokrat kesimi üstünlüğünü kanından alır. Bu şeref de dünyada sadece Atinalı şu yirmi aileye hastır. Onların sayısı ne azalır ne de artar." deseler de bu dönemde halk felsefenin değil, dinin tesiri altında yaşamaktaydı. İşte din bu şekilde mevcut durumu koruyor, kolluyor ve meşrulaştırıyordu.
Sayfa 62·Kitabı okudu
Alıntı
Bağımlılık eğilimi her insanda vardır ve bu, onun toplumsallaşmış olmasının doğal bir sonucudur. Bir insanın kendi kendine yeterliği ve başkalarına bağımlılığı arasında belirli bir denge olması gerekir. Eger bu denge bağımllık yönüne doğru fazlaca kayarsa ortaya bazı sorunlar çıkar. Bir insan diğer bir insana aşırı oranda bagımlıysa bu onun kendi varoluş sorumluluğunu üstlenmekten kaçınmakta olduğunu gösterir. Böyle biri diğer insana muhtaç olduğu oranda ona yönelik düşmanca duygular da taşır. Çünkiü varoluşunun sorumluluğunu ve kaderini bir başka insana teslim etmiştir.
Sayfa 103·Kitabı okudu