"Uyu, zavallı çocuk, yeşil eski çuvalı,çalışma masasının kenarında, karanlık çamurlu sokaklarda, küçük nazlı çocuğun daima esneyen yüzü karşısında,geçen o zahmet ve sıkıntı saatlerinden sonra şu sıcak, temiz yatağın içinde, ışıklı mai bir gökyüzünün bârân-ı elması altında, doğmasını beklediğin ümit güneşini görmeye çalışarak;derin, uzun bir avunma uykusuyla uyu.."
"Herkes ne diyecek? Fakat bu ana kadar herkesten ne gördüm ki...Bana en yakın olanlar dahil olmak üzere, bu herkes dedikleri şey beni üzmekten, hayatımı manasız bir hale sokmaktan başka ne yaptı?"
"Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu gururumuzun, salaklığımızın uydurması...İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu...İçimizde şeytan yok...İçimizde acizlik var...Tembellik var...İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey:hakikatlari görmekten kaçmak itiyadı var..."