beşer için iki saadete iki eliyle işaret eden hüda-yı Kur'anî der ki: Ey insan! Senin elinde bulunan nefis ve malın senin mülkün değil belki sana emanettir. O emanetin mâliki, her şeye kadîr, her şeyi bilir bir Rahîm-i Kerîm'dir. O senin yanındaki mülkünü senden satın almak istiyor. Tâ senin için muhafaza etsin, zayi olmasın. İleride mühim bir fiyat sana verecek. Sen muvazzaf ve memur bir askersin. Onun namıyla çalış ve hesabıyla amel et. Odur ki muhtaç olduğun şeyleri sana rızık olarak gönderiyor ve senin tâkatin yetmediği şeylerden seni muhafaza eder.
Unutmayalım ki bu dünya Resulallah'ı(s.a.v) bile güldürmedi, bizi mi güldürecek? Yaşadığımız dünya imtihan dünyasıdır. Bizler cefa yurdundayız, sefa yurdunda değiliz. Bunları unutmazsak imtihanlarımız ve dertlerimizle barışık hale gelir ve en zorlu anlarda sahabenin yaptığı gibi Resulullah' ın(s.a.v) çektiklerini hatırlayıp sükun buluruz.
Mustafa Kutlu'nun okuduğum 2. Kitabı..
Başlarda kitaba kendimi veremedim daha sonrasında üstüne giderek kitabı 1 günde bitirwbildüm. Bitirebilmemin sebebi yazarın üzerinde durduğu konuyu daha önce bu şekilde okumamış olmamdan kaynaklı. Süheylanın aşk diye tanımlamış olduğu engine yönelik hissiyatlarının onu kaybettikten sonra maneviyata yönelerek eski hayatını bırakmasını konu almakta. 21 yıllık ömrü hayatımda inişler yaşadım sonrasında çıkışlarımda oldu. Süheyla da kendimden bir şeyler bulduğum için beni çok etkiledi. Aşk diye fâni hayatta çok şeylere bağlanıyoruz, sonrasında bizi sarsacak bişeyler oluyo be ya gerçeğe yönelir insan ya da başka fâni bağlanmalar arar kendine. Süheylanın gerçeğe varışı ve enginin anlama arayışı içinde sonlana hikaye..