Bu inceleme biraz spoiler içerecek. Çünkü bu eser, bence spoiler vermeksizin değerlendirilemez.
Öyleyse başlayalım.
Kimsesiz bir çocuk şu Momo. Bu, onu toplumun hastalıklı zihniyetinden koruyor. Onun, saf ve temiz kalmasını sağlıyor. Dolayısıyla bütün psikosomatik hastalıkların nedeni olan o yargılayıcı iç ses, Momo’da hiç bir zaman oluşmuyor.
Momo bu yüzden insanları hiç yargılamadan dinleyebiliyor. Onları sadece anlamak için dinliyor ve bu da insanları tedavi ediyor. Çünkü bütün insanlığın yitirdiği temelde bu dinleyen fakat yargılamayan öz benlik. Hal sebepten aslında Momo, insanın özünü temsil ediyor. Dolayısıyla insanların öz sorgulamaları, öz farkındalıkları, hata ve hattaa öz denetimleri artıyor Momo’yu dinleyince. Çünkü her şeyin özünde durmak, dinlemek, düşünmek, anlamak ve anlaşılmak yatıyor.
Fakat insanların özlerinde bulunan bu olmak temayüllü farkındalık, insanları sahip olma temayülüne evirerek yönetmeyi ve sömürmeyi öngören kapital ben merkezli modernizmin işine hiç gelmiyor. Bu yüzden kapitalizm, Momo’yu direkt hedef alıyor. Kapitalizm, yani kitaptaki adıyla duman gri adamlar.
Yazarın kapitalizmin temsilcisi bu duman adamları; ağzında sigara, elinde çanta, gri tenli, siyah takım elbiseli ve şapkalı iş adamı kisvesinde, duygusuz ve gaddar olarak tasvir etmesi boşuna değil. Zira bugün bütün meslek kollarının ideal çalışan olarak sundukları tipleme tam olarak bu. Dolayısıyla duman adamlar, aslında modernizmin ideal insanı temsil ediyor.
İşe bu temsillerle baktığınızda aslında Momo insanın doğasını, doğal yönünü, dolayısıyla geleneklerini temsil ediyor. Hatta bu mantıkla Momo’un temsil ettiği şeye bir yönüyle din de diyebiliriz. Çünkü insanın doğasının, doğada yarattığı en doğal refleks dindir. Sanıyorum Momo‘nun İsrail karşısındaki Filistin ile