Necip G.

Necip G.
Native Content Manager @ Demirören Medya “Her okur oturduğu koltukta birer Crusoe’dur.” (Alberto Manguel) "Ben cenneti hep bir çeşit kütüphane olarak düşlemişimdir." (Jorge Luis Borges)
Puan vermedi·50 syf.··
2019 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2019 00:27
İlk defa telefondan inceleme yazıyorum:) Ancak kitabın 1k’da çok az incelemesi var, ben de birkaç satır eklemeden geçmek istemedim. Gerçekten çok şaşırttı bu kitap beni. 50 sayfada böyle bir kurgu, böyle bir anlatım, güzel bir sürpriz son falan derken, beklentimin çok çok üzerinde bir okuma deneyimi oldu. Kitap, genç bir kadın olan Victorie’nin bir yılını anlatıyor. Öyle bir yıl ki, asra bedel diyebiliriz. Victorie, bir sebepten kendini yollara vuruyor ve bu amaçsız seyahati bir yerden sonra onun yaşam biçimi haline dönüşüyor. Arka planda Fransa şehirleri, köyleri, yolları ve tren garları var. Adeta Fransa tur rehberi gibi bir hizmet de veriyor kitap:) Dedim ya, bütün bunları sadece 50 sayfada başarıyor Jean Echenoz ... Tabii işin bu kısmı tamamen yetenekle alakalı bir konu... Böyle bir novella yazıp, okuyanın üzerinde sanki 200-250 sayfalık bir kitap etkisi hissettirmek gerçekten kolay bir şey değil. Bunu Zweig novellalarından biliyoruz pek çoğumuz ama Zweig zaten çok okunan, çok popüler bir yazar olduğu için ve onun bir kitabına başlamadan önce genelde kitap ve yazar hakkında pek çok bilgiye sahip olduğumuz için durumu daha normal karşılıyoruz. Ancak bu ve benzeri keşif kitaplarında böyle etkileyici bir kurguya denk gelmek ayrı bir keyif veriyor... Bana telefondan bu satırları yazmaya iten şey de tam olarak buydu aslında... Kitabı daha fazla okurla paylaşıp yazara kendimce teşekkür etmek istedim:) Keşif kitabı dedim ya, o zaman Helikopter Yayınları hakkında da birkaç cümle yazmazsam haksızlık etmiş olurum... Çünkü az bulunan (veya hiç bulunmayan), az bilinen, dünyanın farklı edebiyat ekollerinden farklı keşif kitapları arıyorsanız bu yayınevinin kitaplarına mutlaka göz atmanızı öneririm. Sevgili Kübra bu
Bir YılJean Echenoz · Helikopter Yayınları · 2012160 okunma
Reklam
Gölgelerin 'düşü' adına! Yol biter ama yolculuk asla bitmez...
Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2019 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2019 14:20
Şubat 2019... İstanbul bembayaz bir kar örtüsünün altında dinleniyor... Bugün çok daha az kişi ayak basıyor sokaklara, kaldırımlara... Daha az araba geçiyor, daha az korna çalıyor caddelerde... Bir Pazar günü... Dışarıdaki beyaz örtüyü üzerime çekip şehir gibi dingin, sessiz sedasız yaşamak istiyorum bugünü... Böyle bir günde yapılacak iki güzel şey var; kitap okumak ve türkü dinlemek... Ben ikisini de yapıyorum. Parayla pul gibi, evle araba gibi, makamla koltuk gibi ayrılmaz bir ikili benim için... Artık kim hangisini tercih ederse... Çünkü mutluluk vaad ediyor her biri... Benim adresim belli... Her neyse... Neşet Baba öyle bir giriyor ki bozlağa, masamdaki yeni demlenmiş çayın bardağı titriyor yanı başımda... Çay kaşığı ritim tutmaya başlıyor dayanamayıp... "Bir yaratmış Allah tüm insanları Ayrılık insanın sözünden olur Ayrı görme gel şu insanoğlunu Her niyet kişinin özünden olur" diye başlıyor bozlak... Dışarıdan baksan dört mısra, içeriden baksan 400 kulaç dibi okyanusun... O kadar derin işte... Ben daha kelamın kerametine eremeden Neşet Baba bir oktav daha çıkıyor yukarı... Belli ki dibini gösterecek bana o engin deryanın; "Güneşi bir kuvvet karartır mı hiç Allah sevmediğini yaratır mı hiç İnsan olan insan darıltır mı hiç Haksızlık haksızın yüzünden olur" Aslında tam burada satırlarımı sonlandırıp veda etmeliyim size... 'Kitabın incelemesi nerede' diye soranlara da, 'yazdım ya işte yukarıda' demeliyim tek kaşımı kaldırıp, bilmiş bir edayla... Okumadınız mı? Böyledir işte bazen... Arayıp da, bir kütüphane arşınlayıp bulamadığınız şey, bazen bir bağlamanın telinde, bazen bir nağmenin tınısında, bazen bir kitabın sayfalarında çıkıverir karşınıza... Ya da 80'lik bir ninenin dilinden düşüverir önünüze; siz hesap kitap yapıp, excel tabloların içinde kaybolup,
Yola Düşen GölgelerMehmet Yılmaz (Samsunlu) · Roza Yayınevi · 2019173 okunma
Tuhaflık bulaşıcı mı, yoksa şehrin genlerinde mi var?
10/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2018 55. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2018 04:24
Yeni yılın kendi adıma ilk kitap incelemesi, geçen yıl okuduğum kitaplar içerisinde beni en çok sarsan, en çok etkileyen, hüzünlendiren, tebessüm ettiren, sorgulatan, çeşitli duygular arasında oradan oraya sürükleyen bu ‘tuhaf’ kitaba kısmetmiş… Lise yıllarından beri, çeşitli zamanlarda kitaplarıyla hayatıma girmiş bir yazar Orhan Pamuk… Bazen büyük bir hayranlıkla bazen de hayal kırıklıkları ile ayrıldım bu buluşmalardan. Bu 8. buluşma ise açık söylemek gerekirse, benim için oldukça özel ve keyifli geçti… Pek çok kitabının ilk baskısına sahip bir okuru olarak, -ki çıktığı gün alıp bitirdiğim kitapları olmuştur, bu kitabı okumak için neden 5 yıl bekledim bilmiyorum… Yeri gelmişken, birkaç ay önce bir Orhan Pamuk etkinliği başlatan (muhtemelen bitmiştir etkinlik) ve bu kitabı okumama vesile olan sevgili NigRa ’ya da en içten teşekkürlerimi gönderiyorum… Yılın ilk kitap incelemesi dediğime bakmayın siz… Yaklaşık 470 sayfa süren bu yolculuğa bir inceleme yazmaya kalksam en az bir 70 sayfa da bana gerekirdi derdimi tam olarak ifade edebilmek için… O yüzden sıcağı sıcağına dilim döndüğünce paylaşmak istedim kitaptan bana kalan tuhaflıkları:) ----------------------- Gündüz yoğurtçuluk gece de bozacılık yapan bir babanın peşinden 60’lı yılların sonunda, kendini ‘taşı toprağı altın’ İstanbul’da bulan Mevlut’un hayatının 40 yıllık bir kesitine tanık oluyoruz… ‘Herkesin hayatı roman olabilir, yeter ki düzgün yazacak biri olsun’ tezini kanıtlarcasına, sıradan bir bozacının sıradan hayatı, Nobel’li bir yazarın elinde modern bir destana dönüşüveriyor… Kitapta ilk dikkatimi çeken şey, Mevlut ile Orhan Pamuk arasındaki tezatlık oldu… Öyle ki, Pamuk İstanbul’un köklü bir ailesinde, her dönemin ‘elit’ semti Nişantaşı’nda dünyaya gelen, bu elit çevrede iyi bir
Kafamda Bir TuhaflıkOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202416,3bin okunma
Her kitapseverin yakalanmak isteyeceği bir 'Kapan'...
Puan vermedi·64 syf.··
2018 47. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2018 02:54
Edebiyatımızda https://1000kitap.com/yazar/vusat-o-bener 'in de içinde olduğu bir 'ıssız adamlar' kuşağı var... Böyle kendilerini çok ön plana çıkarmayan, kendi dertlerini, kendi meşreplerince kaleme alan yazarlar... Böyle bir anda karşınıza çıkıverirler sizin... Kimi daha fazla açar kendini, kimiyse çok daha kapalıdır. Zordur onların zihin dünyasının içine girmek... Çaba ister... Bazı okurlar yılmadan o çabayı gösterirler; gerekirse dönüp dönüp yeniden okurlar... Benim gibi bazıları da ayaküstü bir tanışıklıkla yetinirler... Sitede pek çok okur dostumuzun Vüs'at O. Bener okuduğu bir dönemde, Liliyar hanımın başlattığı etkinlik #32384995 sayesinde bu kuşağın bir yazarıyla daha tanışma fırsatı buldum. Kendisine buradan içten bir teşekkür gönderiyorum... Lakin dedim ya, benim bu yazarlarla ilişkim biraz gel-gitli olduğundan 64 sayfalık bu küçük öykü kitabıyla başlamayı tercih ettim. 21 kısa öyküden oluşan Kapan , Palto adlı bir öyküyle başlıyor... Daha bu ilk öyküde, farklı bir şeyler okuyacağınızı hissediyorsunuz... Bu 'farklılık' ve 'özgünlük' hissi, en son öyküye kadar peşinizi bırakmıyor... Öykülerde ilk dikkatimi çeken şey, kısa cümleler oldu. Sırtında uzun uzun anlamlar taşıyan kısa cümlelerdi bunlar... Uzun bir yaşanmışlığın dışarı taşırdığı küçük izlerdi... Sanki 'ben ne kadar anlatırsam anlatayım, sen yine de anlamayacaksın' der gibiydi bana... Bener'in öyküleri çok neşeli öyküler değil... Kelimeler, ifadeler, yağmur getiren kara bulutlar gibi... O satırları alıp bir röntgen cihazına soksanız, yalnızlık, hiçlik ve kırgınlıklar belirir beyaz ışığın önünde... Ancak bu karamsarlığa sizi de ortak edecek kadar gerçekçi bir üslup... Çünkü hepimiz içimizde az ya da çok
Edebiyat
KapanVüs'at O. Bener · Yapı Kredi Yayınları · 2018881 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2018 45. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 24 Ağustos 2018 00:39
Kitap üzerine detaylı bir inceleme yapmak yerine olabildiğince kısa tutarak aklımda kalanları toparlamak niyetindeyim... Tarık Tufan çok sık karşıma çıkan bir yazardı. Bu kitabı da hakkında edebi anlamda fikir sahibi olmak için alıp okudum. Okumaya sabah başladım ve günün büyük bölümünde dışarıda olmama rağmen gece bitirdim. Kitapta 1-2 sayfalık (bazen 1-2 cümleden oluşan) toplam 68 deneme var. Pek çok farklı konuya değindiği için yazarı ve fikirlerini tanıma noktasında iyi bir başlangıç kitabı olabilir. Ancak Cemil Meriç ya da Galeano seviyesinde deneme kitapları okuyanlar için bu kitap oldukça yavan gelebilir. Çünkü şahsen, bir deneme kitabı yazmak için daha fazla birikim, tecrübe ve zihin açan fikirler olması gerektiğini düşünüyorum. Mesela Eduardo Galeano , Aynalar: Neredeyse Evrensel Bir Tarih kitabını ömrünün son demlerinde yazmış. Kitabın sayfalarında ilerledikçe, yılların verdiği bilgeliği ve oradan zihinlere yansıyanları berrak bir su gibi görebiliyorsunuz... Cemil Meriç 'i zaten konuşmaya gerek yok... Bir Cemil Meriç kitabı okumak, bir üniversite bitirmek gibi bir şey... Tarık Tufan’da ise böyle bir birikim ya da fikir üretkenliği göremedim açıkçası. Kitaba başlamadan önce nasılsam, bitirdikten sonra da öyleyim. Bana kattığı yeni bir bakış açısı olmadı. Oradaki eksikliği daha süslü cümlelerle, yani estetikle dengelemeye çalışmış. Kitabın adı Yasin sûresinin 20-21. ayetlerinden geliyor. Kitapta yer yer İslami bakış açısına uygun fikir ve figürlere yer verilse de bu kitap sadece muhafazakarlar için yazılmış dersem yazara haksızlık etmiş olurum. Dediğim gibi, genele hitap eden pek çok konu var. Ancak Gazze, Kudüs gibi muhafazakar kesimin daha fazla hassasiyet gösterdiği bazı 'anahtar kelimeler' içi
Bir Adam Girdi Şehre KoşarakTarık Tufan · Profil Yayıncılık · 20199,9bin okunma
Reklam