Bugün yağmur yağıyor. Özenle yaptığım saçlarım ıslandı ama nedense canım sıkılmadı, hatta biraz hoşuma bile gitti. Makyajım hafiften aktı, aynaya bakınca “olsun” dedim; yağmurla kavga edecek hâlim yok. Eve doğru yürürken botlarımdan çamur akıyor, her adımda şapırtılı bir ses çıkıyor; bilerek basıyorum bazı su birikintilerine, sanki çocukluğumdan kalma küçük bir alışkanlık. Tam o sırada Celal amcanın köpekleri peşime düşer mi diye düşündüm ama korkmadım; “düşerlerse yağmurda koşarım” dedim kendi kendime. Bugün düşmediler 😄 Kulaklarımda Neşe Karaböcek çalıyor, yağmurla anlaşmış gibi, ikisi birlikte yürüyüşüme tempo tutuyor.
Biraz üşüdüm, montumun yakasını kaldırdım, ellerimi ceplerime sıkıştırdım ama yine de içim üşümedi. Yağmur serin ama insanın içini ferahlatan bir serinlik bu. Sokaklar daha temiz, insanlar daha sakin, ben de kendime daha yakınım. Islanmış olabilirim, saçlarım bozulmuş olabilir ama yüzümde durup dururken beliren o gülümseme yerli yerinde. Bugün yağmur yağdı, ben yürüdüm, biraz üşüdüm, biraz güldüm. Günün özü buydu galiba.