Okur Musun

Okur Musun
@Okur_Musunn
Okur Musun Kayseride 12 yıldır kitap okuyan ve kitap değerlendirmesi yapan bir topluluk.120 öğrenci ile kitap değerlendirmeleri yapıyoruz. Kendini tanımak, hayatı anlamlı kılmak için eğitim yoluyla bir gelecek inşa etmeyi amaçlıyoruz.
8/10
·232 syf.··
2023 10. kitabı
1940'ların İtalyası savaşa girip girmeme konusunu tartışıyordu. Müttefikleri olan Almanya'nın yeni bir harekata başlayacağı zamanlar, batıyı istila edecekleri zamanlarda İtalyanların üstünde kara kara bulutlar dolaşıyor, birçok kişiyi umutsuzluğa sürüklüyordu. İşte yazar Buzzati bu şartlar altında kitabını yazdı. O da bu sıralarda orduya yazılmıştı. Kitabında da savaş öncesi psikolojiyi görebiliyoruz. Kitabın konusu, Teğmen Drogo'nun Bastiani Kalesi'ne atanması ile başlıyor. Büyük umutlarla kaleye giden Drogo, zaman geçtikçe diğer askerler gibi kuzeydeki düşmanın saldıracağı günü beklerken buluyor kendini. Beklemekle geçen koskoca bir ömür, askerliği değil beklemeyi meslek edinmişlerin kalesi Bastiani. Ancak birçok asker gibi Drogo'yu da oraya bağlayan anlamsız bir umut var. Bu umut, onları yiyip bitiriyor. Hayatlarının en güzel zamanlarını kuzeyden gelecek düşman için harcıyorlar. Kitap, kuzeyden gelecek düşmanı beklemekle geçerken bu bekleyişin yavaşlığında ilerliyor. Sanki yazar, bu bitmek bilmez bekleyişi okura da yaşatmak istemiş. Kitap bu ağırlıkta ilerlerken bize verdiği en önemli mesajı şudur: harekete geçmek. Anlamsız bekleyişlerin hiçbir faydası yok, o halde yapmak istediklerimiz için beklemenin ne manası var? Bizim toplumumuzun da hayatı hep beklemekle geçmiyor mu? İş bul, evlen, çocuk yap, emekli ol ve öl. Bizim hayatımızı bu monotonluktan uzaklaştıracak neler var? İşte bunu düşünüp yola koyulmanın tam vakti, Drogo bekledi de ne oldu?..
Edebiyat
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,9bin okunma
Umudun peşinde…
7/10
·174 syf.··
2023 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Ağustos 2023 18:40
Bir umudun peşinde koca bir ömür… Karakterimiz beğenmediği o ıssız kaleye sadece dört ay içinde alıştı ve alışkanlıklarının tutsağı oldu, konfor alanından çıkamadı, karşısına fırsatlar çıkmasına rağmen bir şeyleri değiştirmek için çabalamadı ve böylece bir ömür geçti. Yaptığı şey bir umudun peşinde sadece beklemekti, pasif bir bekleyiş. Bir gün gelecek ve işe yarayacaktı, o gün bütün bu bekleyiş anlamlı hale gelecekti, peki ya bugün ? Yarınlar uğruna bugünü tüketti. Bu kitabı okuduktan sonra kendime sordum; ben bugünümü güzelleştirmek için neler yapıyorum, yarın için koyduğum hedefler uğruna bugünümden vazgeçmeden çabalıyor muyum ?
Edebiyat
Tatar ÇölüDino Buzzati · Can Yayınları · 199619,9bin okunma
Tatar Çölü
Puan vermedi
Umut ve umutsuzluk, biz insanoğlunun yaşamında, her dönem sürekliliğini koruyan kavramlardır. Bu iki kavrama karşı geliştirdiğimiz kişisel yorumlar ve bu kavramları kişisel olarak deneyimleme biçimlerimiz de bizleri sürekli olarak varoluşsal kaygılara sürüklemektedir. Dino Buzzati’nin yazmış olduğu Tatar Çölü kitabı da bu varoluşsal sıkıntılara sebep olan iki kavramın yol açtığı karışıklığı varoluşçu bir bakış açısı ile ele almış. Roman bu bakımdan önemli çünkü varoluşçu edebiyatın önemli eserlerinden biri olarak kabul ediliyor. Umut ve bu umudun kişinin hayatında bırakmış olduğu derin etkisi... Bu etkinin ne gibi bedellere sebep olduğu konusu… Tatar Çölü’nde Buzzati, eserin ana karakteri Drogo Giovanni’den hareketle bize, Freud’un kuramsal öğretisinde olduğu gibi, modern insanın yaşamını belirleyen iki temel umudu göstermektedir: bunlar hayatta kalmak ve başarmak. Maalesef ki romanın sonunda, her iki umudun da karşılıksız olduğu ortaya çıkıyor ve insan yaşamının iki temel ve doğal güdüsünün insanı insan yapmak için yeterli olmadığı görülüyor. İkinci dünya savaşı sonrası varoluşçu edebiyatın ana teması olan umutsuzluk ya da umudun gerçekçi olmayışının da habercisi olan bu roman, bize somut bir öneride bulunmuyor. Herkesin kendine ait bir Bastiani Kalesi ve Tatar Çölü var. Bir de yolunu gözlediği, hayatına anlam katacak Tatarları. Kitaptaki kale bizim iç dünyamız, Tatarlar da yaşama anlam katacağına dair beklentilerimiz gibi. Bizi hayatımızdan alıkoyan o beklentilere ulaşabileceğimize dair umudumuz ve yanlış inançlar... Umut bazen tehlikeli olabiliyor. Umut etmek güzel olsa da daha güzel şeylerin de olabileceğine dair bir inancı mantık ile gerçekçilik çerçevesinde düşünmek daha sağlıklı. Aksi halde inatla tek bir şeye, tek bir kişiye anlam yüklemek
Felsefe-Düşünce
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,9bin okunma
Puan vermedi·249 syf.··
2023 3. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2023 00:00
Thomas More, İngiliz devlet adamı, hukukçu ve filozof olarak tanınıyor. Ütopya kelimesini ilk olarak More kullandı. Olmayan yer, hayali mekan anlamına geliyor. İlk sayfalarda "Çalmak ve öldürmenin aynı cezayı aldığını gören ne yapar?" sorusuyla bizleri düşündürtüyor. Basit suçların cezasının, ölüm olmaması gerektiğini savunur. "Bu sebeple ağır suç işleyenler kölelikle cezalandırılır. Çünkü onların çalışmaları ölmelerinden hayırlıdır." Mülk sahipliğinin ortadan kalkmasıyla memleketin zengin ve eşit olacağı düşüncesi hakimdir. Toprak, mallar ve hatta çocuklar ülkenin ortak malıdır. Şahsi mülkiyeti tamamen kaldırmayı amaçlamıştır. Fakat ne yazık ki, bana göre bu mümkün değildir. Altın, gümüş gibi değerli madenler Ütopya halkı için hiç önemli değildir. Tarım, bilim ve sanat Ütopya'da büyük öneme sahiptir. "Savaşta kazanılan şerefi en büyük şerefsizlik sayarlar. Onlara göre şanlı zafer, oyun - düzen gücüyle yani akılla yenmektir." Ülke genelinde sıkı bir disiplin anlayışı vardır. Şehirden çıkmak, gezmek, evlenmek, boşanmak gibi her durum için yöneticiden izin alınması gerekmektedir. More özgürlüğün hakim olduğu bir ülke anlayışını yansıtmaya çalışmış olsa da, sıkı bir yönetim ve kontrolcü bir düzen ortaya koymuştur. Her şey, herkes ve her durum kontrol edilmektedir. Bu sebeple, bana göre mümkün ve yaşanılabilir bir düzen değildir.
1000Kitap
UtopiaThomas More · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202024,7bin okunma
9/10
·249 syf.··
2022 28. kitabı
More'dan önce birçok kez hayali evren tasavvuru yapılmıştır. Her evren yaratıcısı için ideal bir toplumu oluşturur, ancak gerçekte bizler o idealleri ne derecede kabul edebiliriz? Thomas More; İngiliz siyasetçi, düşünür ve hukukçudur. Dönemin İngiltere'sinde önemli görevler almıştır. Hayatına baktığımızda neden böyle bir ideal evren yaratma ihtiyacı duyar ki diyebiliriz. Aslında More'un Erasmus ile olan arkadaşlığı bu çerçevede çok önemli bir yere sahip. Bu ilişkileri arkadaşlıktan da öte, dostluk mertebesinde bir ilişki. Aralarında geçen yazışmalar elbette fikirlerini de etkiliyor. Böylece kralın mutlak iktidarına şiddetle karşı çıkıyor, bu yüzden ülkesinden bir süre uzaklara gitmek durumunda bile kalıyor. Ancak hayat onu kilisenin yağlı urganından kaçıramıyor... Utopia evreni Platon'un Devlet'inden çok farklı. Platon'un Devlet'i tam bir aristokrat hakimiyetine sahipken More halkın her bireyini eşit görmüş ve bu çerçevede bir evren oluşturmuş. Bu evrende tartışabileceğimiz birçok konu var, günümüz şartlarında kabul edemeyeceğimiz türde fikirler olduğu gibi "bu uygulansa çok güzel olur" diyebileceğimiz konular da var. İşin aslına baktığımızda More çağının çok ötesinde bir metin ortaya çıkarmış. O dönemde bunu düşünmek ve yazmak çok kıymetli. Peki biz bu kitaptan ne öğrenebiliriz? Öncelikle özel mülkiyet kavramını ele alabiliriz. Günümüz dünyasında insanlar arasında gelir dağılımı çok adaletsiz bir haldeyken Utopia'daki fikirler bize anlamlı bir yol gösterecektir. Elbette ortak mülkiyet bizim dönemimize oldukça ters, ancak bir kısım azınlık aşırı zengileşirken çoğunluğun yoksullaşmasına da göz yummamalıyız. Kitapta geçen şu cümleyi çok önemsiyorum: "Büyük çoğunluk yoksulluk içinde kıvranırken, doymak bilmez bir avuç insana memleketin bütün zenginliklerini sömürten bir
Sosyoloji-Düşünce
UtopiaThomas More · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202024,7bin okunma