Rumeysa

Rumeysa
@Rumeysa777
Puan vermedi·88 syf.··
2024 16. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Ekim 2024 16:18
Altıncı Koğuş, Çehov’un insan ruhunu ve toplumsal adaletsizlikleri mercek altına aldığı bir başyapıttır. Modern dünyanın sıkıntılarını ve bireyin toplumsal yapılardaki yalnızlığını başarıyla yansıtır. Çehov’un felsefi derinlik barındıran bu hikâyesi, sadece akıl hastalığı ve delilik üzerine bir inceleme değildir; aynı zamanda insanlık, ahlak ve toplumun insanı nasıl şekillendirdiğine dair güçlü bir yorumdur. İnsanın sınırlarını ve toplumun delilik ve normallik kavramlarına nasıl baktığını sorgulatan bir eserdir.
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Can Yayınları · 202087,2bin okunma
Rumeysa
Çehov’un bir akıl hastanesinde geçen öyküsü. Başhekim Dr. Ragin, pasif ve Stoacı bir hayat sürer. Akıl hastası Gromov’la felsefi tartışmaları, Ragin’in dünya görüşünü sarsar. Komployla altıncı koğuşa kapatılan Ragin, kendi felsefesinin çöküşünü yaşar ve çaresizlik içinde ölür. Öykü, bireyin toplum karşısındaki yalnızlığını ve sistemin çürümüşlüğünü eleştirir.
Reklam
Ulysses Hakkında Bir Çok Şey
Puan vermedi·653 syf.··
Beğendi
·
2020 10. kitabı
·
120 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2020 16:10
Demek Ulysses’i okumak istiyorsun sorusuna verilen cevap genelde kolay gelsin oluyor. Zor bir kitap Ulysses edebiyatla hafiften haşır neşir olan herkesin bildiği gibi. Eleştirmenler, okuyucular ya da bloglarında kitabı inceleyenler demiyor sadece bunu. Joyce’un kendisi profesörlerin yüzyıllarca ne demek istediğini tartışacaklarını iddia ediyor olanca ukalalığıyla. Evet, adam çalışmış, yazmış, birçok şey denemiş, bir çok farklı yola girmiş, insanları kızdırmış. Hipster’larla karşılaştıranlar bile var. Evet, akademisyenler hala tartışıyor tıpkı tahmin ettiği gibi. Ve evet, Ulysses, üzerinde binlerce kitap, makale, araştırma vb. yazılan bu kitap, modernizmin bir (belki de en önemli) klasiği olmuş ve birçok otorite tarafından yazılmış en önemli romanlar arasında tanımlanıyor. Zor bir kitap ve 1996’da Nevzat Erkmen’in yaptığı çevirinin de okumayı kolaylaştırmadığı bir gerçek. Bu yüzden ilk önce kitaba başlamadan önce birkaç ipucu paylaşayım dedim. Daha önce yazdığım ve kitap hakkında bir ön bilgi içeren yazıya ( sacmaninbagladiklari.wordpress.com/2020/01/12/sacm... ) adresinden ulaşabilirsiniz. İlk önce Ulysses’i neden okumak istediğimizi kendimize sorabiliriz belki. Gerçekten gerekli mi, ya da bir katkısı olacak mı bana Ulysses’i okumanın? Bu soruyu, kitap neden okumalı, ya da klasiklerin bana ne faydası var gibi sorularla karşılaştırabilir ve benzer cevaplar verebiliriz elbette. Ulysses’i okumak isteyen kalabalık da genelde kitabı aşılması gereken bir zirve olarak görür ve bitirdiği gün o tamamlamış/tamamlanmış olma hissini, o tatmini arar. Ne yazık ki o duyguya ulaşamayacaksınız Ulysses bitince. Çünkü yazarımız, o kötü adam James Joyce, kitabın içerisine bağımlılık yapıcı bir madde bırakmış, bitirdikten sonra bölümleri tekrar tekrar
Edebiyat
UlyssesJames Joyce · Kafka Kitap · 20191,461 okunma
Rumeysa
Ulysses’in hafızalara kazınan detayları, sıradan bir günün epik bir anlatıya dönüşmesi, dilin ve anlatımın sınırlarını zorlaması ve karakterlerin insanî derinliğiyle öne çıkar. Molly’nin “evet”i, Bloom’un sıradan ama dokunaklı insanlığı, Stephen’ın entelektüel arayışları ve Dublin’in canlı portresi, romanı unutulmaz kılar. Joyce’un her satırda gizlediği kelime oyunları, mitolojik göndermeler ve mizah, eseri tekrar tekrar okunabilir hale getirir.
10/10
·382 syf.··
Beğendi
·
2015 7. kitabı
Ben bu kitapla yeniden doğdum... Okumayı sevdim, okur yazar oldum, kendimi buldum... Bu kitabı okuyana kadar yılda dört beş kitap okurdum, bu kitabı okuduğum sene yaklaşık 40 kitap okudum ve 1,5 sendedir aynı tempo ile okumaya devam ediyorum. Farkettiyseniz profil resmimi bu kitabın kapağından aldım, Hayri İrdal olmaktan çıktım Halit Ayarcı oldum... Bu kitap ile bu siteyi buldum, siz okurları tanıdım. Okuduğum kitaplara yorumlar yazdım ama bu kitap benim için özel olduğu için üzerine söz söylemeye sırrımı ifşa etmeye çekindim ve bugün Huzur'u okurken tamam dedim Saatleri Ayarlama Enstitüsü'ne inceleme yazacağım.... Bu kitabı on sene önce üniversitede bir arkadaşım tavsiye etmişti ama okumak yıllar sonrasına nasip oldu. Ama olsun okumaya başlamanın yaşı ve zamanı yok... Biraz da kitaptan bahsedeyim. Konusu Hayri İrdal gibi pasif ve yılgın birisinin Halit Ayarcı gibi aktif ve özgüveni yüksek biriyle tanışıp hayatının nasıl değiştiğini ve Saatleri Ayarlama Enstitüsünü nasıl kurduklarını, başarıyı nasıl yakaladıklarını, o zamanın insanlarını ve toplumunu ince espirilerle hicv ederek anlatıyor. Böyle bir enstitü gerçekten olmayabilir ama bence gerçekten olsa güzel olur. Geçenlerde bir camiiye girdim, camiinin duvarlarında altı tane saat var fakat her biri farklı bir zamanı gösteriyor. Bir müsliman için zaman çok önemlidir. Dakikası hatta saniyesine göre sahuru keser, iftar yaparız. Toplantılara, iş yerlerimize, randevularımıza zamanında gelememe alışkanlığımızdan bahsetmiyorum bile... Zaman tanzimi ve öncekilerin belirlenmesi toplum hayatının düzeni için çok önemlidir. Bu ve benzeri konuları hem deneme hem roman tadında, yer yer tebessümlerle ve yer yer düşüncelerle okuyacağınız güzel bir eser. Mutlaka okumalısınız.
Şiir
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 202352,9bin okunma
Rumeysa
Hayri İrdal’ın Halit Ayarcı ile tanışması sonrası, Ayarcı’nın parlak ama anlamsız fikriyle Saatleri Ayarlama Enstitüsü kurulur. Enstitü, sözde toplumun saatlerini “doğru” ayarlayarak modernleşmeyi sağlayacaktır. Ancak, bu kurumun faaliyetleri giderek saçmalaşır: “saat ayarlama cezaları” uygulanır, “müzikli saat kuleleri” planlanır ve enstitü bir propaganda makinesine dönüşür. Özellikle, enstitünün büyük bir tantanayla açılması ve Hayri’nin bu absürt yapının parçası haline gelmesi, romanın ironik zirvesidir. Hayri’nin kendi hayatını ve ahlaki çelişkilerini sorgularken enstitünün sahte prestijine kapılması, okuyucuda hem gülünç hem de trajik bir etki bırakır. Bu olay akılda kalıcıdır çünkü: - Bürokrasinin ve modernleşme çabasının anlamsızlığını çarpıcı bir şekilde hicveder. - Halit Ayarcı’nın manipülatif dehası ve Hayri’nin naifliği arasındaki tezat, dramatik bir gerilim yaratır. - Enstitü’nün çöküşü (romanın sonunda), Hayri’nin kendi kimlik arayışıyla paralel bir şekilde unutulmaz bir kapanış sunar.
Nihilist Manifesto: Tanrı Öldü!
8/10
·335 syf.··
Beğendi
·
2021 81. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2021 18:37
‘’İnsan aşılması gereken bir varlıktır.’’ (sf. 6) Bana kalırsa tek bir cümle bile bu kitabı okumak için yeterince merak uyandırıcı. Tüm insanlığın kendinden bir şeyler bulabileceği, sindirilmesi pek kolay olmayan, insanın boğazında yumru varmış hissi yaratan, mideye bir yumruk gibi inen, üstüne saatlerce hatta günlerce kafa patlatılması gereken, Friedrich Nietzsche’nin kendisinin dahi en derin, en tepe eseri olarak gördüğü, insanlığın ve zamanının ‘’6.000 adım ötesinde’’ diye (Ecce Homo sf. 79) tanımladığı bir eser #k:241. #133109015 Kitabı okuduktan sonra dünyayı algılayışınızın, çevrenizde olup bitenleri yorumlayış tarzınızın, hayata ve kendinize olan bakış açınızın değişeceğini söylemek pek mümkün. Bu yüzden, okumayı düşünen veya erteleyen kim varsa mutlaka hemen kararını değiştirip bu kitabı okumalı. Merak etmeyin, su biraz soğuk ama girince alışıyorsunuz. Kendinize yapacağınız iyiliklerin başında bu kitabı okumak geliyor, bunu unutmayın. (Tartışmaya açık.) Bu incelemede Nietzsche’nin bu eserinde bahsettiği ve üzerinde ısrarla durduğu Üstinsan kavramına, eserin içeriğine, diline ve neyi amaçladığına, Zerdüşt ve Üstinsan figürlerinin edebiyat dünyasındaki benzerlerine (Gulliver’in Gezileri – Houyhnhnmler ve Halil CibranErmiş), çevirisine, neden iki puanı kırdığıma ve en sevdiğim kısımlarına değineceğim. Çok yoğun, yorucu ve bir o kadar da uzun bir yolculuk olacak ama en sonunda Zerdüşt’ü anlamış olarak ayrılacağız buradan (öyle sanıyorum), kemerleri bağlayın başlıyoruz. ''Putları yıkmak eskiden beri işimin bir parçası.'' (Ecce Homo, sf. 2) Kim ya bu Zerdüşt? Kim ki bizim putlarımızı yıkacakmış? İncil’de şöyle geçer: ‘’Buluttan gelen bir ses, “Sevgili Oğlum budur, O’ndan hoşnudum. O’nu dinleyin!” dedi.’’ — Matthew, 3:17 (Bahsedilen Oğul İsa’dır, Tanrı’nın Oğlu İsa.) Zerdüşt de
Felsefe
Böyle Söyledi ZerdüştFriedrich Nietzsche · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202447,6bin okunma
Rumeysa
Zerdüşt, insanlara "üstinsan" (Übermensch) kavramını öğretir; bu, bireyin kendi değerlerini yaratıp, geleneksel ahlak ve dinin zincirlerinden kurtularak potansiyelini gerçekleştirmesidir. Tanrı'nın öldüğünü (nihilizmin yükselişi) ilan eder ve insanların bu boşlukta kendi anlamlarını yaratmaları gerektiğini savunur. Kitapta, "ebedi dönüş" fikri de öne çıkar: Hayatın sonsuz bir döngüde tekrarlandığı düşüncesiyle, bireyin her anı dolu dolu yaşaması gerektiği vurgulanır.